Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 95
Her şeye rağmen inatla yeniden merhaba! Çok mutluyum. Çünkü başcadının bana hediye olarak aldığı konuşan ayna (Hatırlarsanız benimle konuşmamak konusunda oldukça ısrarlıydı) sonunda konuştu ve bana “Kapa çeneni artık” dedi. Aslında söyledikleri pek hoşuma gitmedi. Ama konuştuğuna göre en azından varlığımı fark etti. Bu da bir aşama... Belki bundan sonraki aşamalarda genç bir cadının hoşuna gidecek şeyler de söylemeyi başarır. Aslında çok şey mi istiyorum ben? Genç ve güzel bir cadı olarak benim de bir iki iltifat duymaya hakkım yok mu? Neden benim aynam da diğerlerininki gibi güzel şeyler söylemiyor? Sanırım sorun bende. Neyse zaten bir süre daha böyle hırçınlık yapmaya devam ederse onu bir sürü küçük parçaya ayırıp cam kumbarasına atacağım. Geçen ay size bazı kelimeler vermiştim, bunları kullanarak bana bir hikaye yazmanızı istemiştim. İşkenceden hoşlanan ne kadar çok okurum varmış benim... Bir sürü hikaye geldi. Hepsi de eğlenceliydi. Ama sadece bir hikaye yayınlayabilecek yerim olduğu için bir seçim yapmak zorundaydım. Aşağıdaki hikayede verdiğim kelimelerin hemen hepsi kullanılmış olduğundan onu yayınlamaya karar verdim.
hele hiç asılmayın!!
Zebani, anahtar, zil, korkunç, radyo, rüya, cadı, sihir, gazete, horoz, araba, süpürge, fil, yıldırım, peri.
aman diyeyim sataşmayın!
KARANLIKTA Yine o korkunç zil sesi, Yetti artık bu gazeteci perilerden. İşleri güçleri o uyduruk haberlerle dolu Magazin forever stili gazetelerini satmak. Son defa olmasını umut ederek kapıyı açmaya yönleniyorum. Kapı koluna elim gittiğinde sanki bir terslik olacağını biliyorum. Kapıyı açmaya çalıştığımda, o da ne kapı kilitli! Anahtar deliğine bakıyorum ve anahtar da yok. Kapı deliğinden dışarıya, satıcı periye bakmak istediğimde ise gördüğüm sadece karanlık. Evin arka kapısına yönleniyorum. Adımlarım giderek hızlanıyor, içimdeki telaşı bastırmam mümkün değil. Kapıya ulaştığımda ise sonuç aynı. Yine kilitli. Neler oluyor burada? Kesinlikle bu bir rüya diye kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum ama duyduğum radyo sesi yeniden heyecanlanmama neden oluyor. İçeriye koşuyorum radyonun bana faydası olabilir mi diye ama radyonun yerinde gördüğüm renkli ve diğer benzerleriyle karşılaştırıldığında oldukça iri gözüken bir horoz. Beynim bu noktadan sonra komutlarını taşımayı bırakıp kendisi vermeye başlıyor. Bu evden çık! Kapılar kilitli olduğuna göre pencereler yardımıyla kurtulabilirim buradan. Pencerelere doğru hızla yol alırken evin villa tipi olmasının ne kadar iyi olduğunu düşünüyorum böyle durumlar için. Pencereye taktırdığım jaluzileri açıyorum ve o an yıldırım çarpmışa dönüyorum. Yine karanlık. Ama normal bir karanlık değil bu. Sanki organik, yaşayan bir karanlık gibi. Pencereyi açıyorum ve karanlığa doğru elimi uzatmadan önce içeri giren yoğun koku ve nem bir an sendelememe neden oluyor. Elimi karanlıkla birleştirmeye çalıştığımda ise sanki saunaya girmiş orada bir şeye ulaşmaya çalışıyormuşum gibi hissediyorum. Pencereden yere doğru baktığımda ise evin sanki bir tabana oturmuş olduğunu anlıyorum. Evin içindeki tüm ışık sistemleri çalışmasına rağmen neden dışarısının bu kadar karanlık olduğunu, ışığın neden dışarıyı aydınlatmadığını anlamam da mümkün olmuyor. Pencereden dışarıya doğru adımımı atıyorum ve ilk fark ettiğim bastığım yerin sabit olmadığı, hafif kaygan ve ıslak olduğu oluyor. Bunları düşünmenin bir faydasının olmayacağını bir şekilde hissederek karanlıkta ilerlemeye başlıyorum. Her zaman işe yarayacağını düşündüğüm minik sihirli lambam da yanımda. Ne olursa olsun ışığının bitmeyeceğini bildiğim lambam bu karanlık ortamdaki tek dostum. Kaygan zeminde ilerlerken yukarıya doğru bir tünel gördüğümü hissediyorum. Tabii ki bu da organik. Tünelden bütün çabalarımla yukarı doğru çıkıyorum ve ucunda sanki ışık gördüğüm iki seçeneğe varıyorum. Çok daha tüpe benzeyen, silindirik yolu tercih ederek ilerliyorum ve bir anda kaymaya başlıyorum. Tutunacak hiçbir yer yok. Sihirli lambam elimden kayarken, ışığa doğru kontrolsüzce ilerlediğimi görüyorum. Bundan sonra ise gördüğüm tek şey siyah bir boşluğa doğru yuvarlandığım ve bir filin hortumundan dışarı fırlatıldığımı anlamam oluyor.
Sephiroth
Sephiroth arkadaşımız bu hikayeyi nasıl bir ruh haliyle yazmış, bilmiyorum ama bilinçaltında fillerle ilgili kötü şeyler olduğuna eminim. Belki de küçükken onu gerçekten bir fil yutmuştur ve binbir zorlukla kendini kurtarmıştır. Ama utancından kimseye anlatamamıştır. Ne diyebilirdi ki zavallı çocuk. “Eee hayvanat bahçesine gittim. Sonra bir fil beni yuttu.” Böyle bir olayı paylaşamamak yıllarca bir sır olarak saklamak ne acıdır kimbilir. Ne yapsın o da yıllar sonra başından geçen korkunç olayı bir hikayeymiş gibi bizimle paylaştı demek. Ona kucak açalım. Sonuçta hepimizin başına gelebilecek bir olay bu, Yani küçükken onu fil yutmuş diye bir insanı dışlamak bize yakışmaz. Sephiroth ürkme biz dostuz.... Seni bu halinle seviyoruz... İnsanlara kolaylıkla her türlü derdini anlatmalısın. Anlattıkça rahatlar insan. Ben her zaman iyi kötü ne yaptıysam anlatırım. Mesela başcadının küresini kurcalarken kırdığımı ona hemen söyledim. Benimle o günden beri konuşmuyor ama olsun! Hatta cadı arkadaşlardan birine ödünç aldığım süpürgesini kırdığımı söyledim. O da suratıma bir tane indirdi. Şimdi ne zaman beni görse baş parmağını diğer parmaklarının arasından bana gösteriyor. Sanırım her şeyi anlatma ve doğruları söyleme olayını biraz abarttım. Neyse siz nasıl istiyorsanız öyle yapın. Ama bana hikaye yazmayı unutmayın. Yeni kelimeleri veriyorum. Ne yapayım. O kadar hikaye gelince ben de gaza geldim. Alın bakalım kelimelerinizi... 10 tanesini kullanacaksınız unutmayın olur mu?)
Pis bir cadı
Korkuluk, çiçek, tarla, koyun, adam, yangın, aile evi, sümüklü böcek, para, su, masa, televizyon
Aslında madem bu kadar uğraşıyorsunuz sonunda bir ödülü olmalı öyle değil mi? Ben bir dahaki aya kadar hikayeye ne verilebilir bir düşüneyim. Motivasyon azizim!
nesra(dneton oVerdos E 9 3
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 94
Kuduralım Yarabbi!
H onlar acma kapak ani
Lön!
Tabii çekilişe el şakası katılmak için, o anlamsız açma kapaklarını koparıp PC bilmem ne olmasın genç Sümüklü Zehra!
kaça yollarsınız ya... İşte orda kritik nokta açma kapağını sıkıca kavrayıp bağlı bulunduğu metal bölgeden koparmak için ileri geri kopuncaya kadar çevirmektir. İşte hayat da insanlara bazen böyle davranır. Uykusuzsundur. Günlerden Pazar olmuştur artık. Lanet işinizin lanet patronu kusulası bir iş için cumartesi pazarınızı yer. Yorgunsunuzdur. Bir şeyler yapmak ve eğlenceli vakit geçirmek isteyen arkadaşlarınızı çeşitli bahanelerle ekip eve zor atarsınız kendinizi. Üstelik bütün bunlar olmazmış gibi lanet dünyamızın lanet saat dilimi, o gün yaz saati uygulamasına geçeceğinden lanet saatler bir saat ileri alınır. Ve.... Ve “sevgili” editörünüz bir telefonla sizi arar. O sırada kapı çalar, Telefondaki “sevgili” sesi hemen tanırsınız. Size kapıyı açmanızı söyler. Lanet kapıyı ardına kadar açarsınız. Gelen kuryecidir: Kuryeci sabahın 01:30'unda kafanıza bir CD fırlatır. “Bunu size Zebani bey yolladı ve bu şekilde vermemi söyledi”. Kapıyı lanet kuryenin yüzüne kapatıp “sevgili” editörünüzün sesini duymak için telefona dönersiniz. Ama ne duyarsınız? Düt düt düt düüüüt, düt düt düt dür lüt... Her şey ortadadır. Yarın mailbox'unu inbox'unu veya herhangi bir box'ı açtığında bir yazı görmek isteyecektir.
bir sanal oğlan macerası: NOX
NOX Westwood amcamlar Diablo gibi bir oyunla Viyana kapılarına kadar dayanmışken bu mirasyedi bir Nox'umuz Westwoodcular Nox adlı bir oyuna eksikti o da girişmişler. Oyun, Quake'in oldu bir ya söyler söylemesi sıçarcasına büyü yapmak oldukça kolay.
Hey! Lise aşkım Sanaloğlan!
Westwood pabucu yarım çık dışarıya nox oynayalım!
Houston bir problem var! Yanımdan TV'siyle uçarak bir adam geçti!
Ya westwood amca. Oyunu yüklerken uyuttun ama. Oyun süper o ayrı!
FRP oynarken onu ascam bunu kescem deyip de sanarsınız. Sonra çok ibibikten bir şey için iki bir kör adara hormon yapamayanlar dalsınlar bu oyuna. Bir de oyunun bir gün takılırsınız. Gerçi bu oyun size böyle bir yemiş tazmanya canavarı gibi olayı var ki o da NPC'lerin davranışları. Baldur's Gate'deki gibi Non Player Character'ler sana basit koşuyor. Yaratıklar savaşlar anında: katılınca onları da sen yönetmiyorsun... Ki olayın aslı göre en çözülüyor. Herif de senin gibi budur. Eğer sen yönetirsen onlar olur Player Character. Benden iki tane oturtturursan yaratık ölüyor. Şimdi benim eskiden lise dönemimden Zehra diye iler yani kısacası mouse oyunu. Click oraya click buraya. yapıyordu. Ona da rastladım iyi oldu. Zaten oyunun Köşk örebenize, an siz. Ballar Allah için adamcağızların hakkını konusu Hecubah isimli sümüklü Zehra'ya karşı geldi, kuşlar en da yememek lazım. Oyunun savaşıyorsunuz. Ne var bunda? Hepimiz gerçek arkalara tel la. Hadi ha im keyboard'a dizilişi hoş silah hayatta Cadı Loz'a karşı savaşıyoruz da elimize eki aya kadar yıkılın karşımdan değiştirmek veya çok ayıptır dizimizdeki morluklardan öte bir şey geçiyor mu? şu sıralar. Yollayın mail'i geçmiyor. Nox ilginç bir dünya. Etrafta yarasalar cirit www.sanaloglan.com atıyor. Bu tür oyunları bilirsiniz. İki üç şeyi yerinden 9 2 kıpırdatıp puzzle çözdüm ben edasıyla kendinizi akıllı