Gameshow sayı 47, sayfa 28

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 28

Arcade yarışları içinde en uzun soluklusu olan Test Drive altıncısıyla yine karşımızda. Tamam Test Drive uzun soluklu bir yarış serisi olabilir ama soluğunun dördüncüden sonra yavaş yavaş kesilmeye başladığı da bir gerçek. Hatta Test Drive 6 bu serinin son nefesi olmaktan son anda sıyrılmış. Yarış oyunu olan Test Drive'ın kendisi de aslında bir yarış içinde. En güçlü rakibi de Need for Speed. Test Drive'ın aslında yarışa oldukça avantajlı başlamasına rağmen bir süre sonra rakibi Need for Speed'in kendisine tur bindirmesi gerçekten üzücü.

Her şeyden önce şuna hazırlıklı olun. Bilgisayarınız teknolojinin en son harikası bile olsa bu Test Drive 6'ya asla yetmeyecektir. Bunun anlamı, oyun sırasındaki küçük değişikliklerde görüntü bazen birkaç saniyeliğine duracak ve siz oyunu bir süre slide show olarak izleyeceksiniz demektir. Bu süreler, yarıştan filan kopup, kendi kendinize iç hesaplaşmalara girmek ve hayatın anlamını filan düşünmek için yine de kendinizi çok ayın derim. Söz hazır grafikten açılmışken Test Drive 6'nın bu konuda

TEST DRIVE 1988'den beri bitmeyen

test sürüşü ısrarla devam ediyor sınıfta kaldığını söylemek zorundayım. Ama arabaların dizaynı yine de fena değil. Kullanacağınız arabanın rengini kendiniz belirleyebiliyorsunuz. Bu özellikle bizim gibi bayan sürücülerin oldukça işine yarayan bir özellik. O gün giydiğiniz elbisenin rengine ya da ruh halinizin durumuna göre arabanızın rengini değiştirebilirsiniz. Test Drive 6 size normal hayatta gerçekleştiremeyeceğiniz bir fantaziyi gerçekleştirme fırsatı sunmuş. Sunmuş sunmasına da bunu keşke sadece arabanın rengiyle sınırlamasaymış. Evet arabanızın rengini istediğiniz gibi seçebiliyorsunuz ama arabanızı istediğiniz gibi seçemiyorsunuz. İş araba seçmeye gelince Test Drive burda hayatın acı gerçeklerini bir tokat gibi yüzünüze vuruyor. Ne kadar paranız varsa o kadar iyi bir araba alıyorsunuz. Oyunun başında elinizde ne kadar para varsa onun yeteceği bir araba alıyorsunuz. Ama Test Drive 6 hayat dersi vermeye devam edercesine şöyle bir olaya daha girmiş. Çok çalışıp iyi bir oyuncu olup yarışı kazanırsanız elde edeceğiniz parayla arabanızı upgrade edebilir ya da yeni bir araba alabilirsiniz. Arabanızı dört şekilde upgrade edebilirsiniz: motor, fren, lastik ve süspansiyon. Her bir grupta yine dört upgrade seviyesi var. Bu upgrade'ler arabanızın performansını arttırarak yarışı sizin için çok daha kazanılası bir şey haline getiriyor. Ama çalışmayana, yarış kazanmayana bir şey yok. İşte durum burda biraz sıkıcı bir hal almaya başlıyor. Ya ben zaten gerçek hayatın koşturmacasından mücadelesinden kaçıp mutlu olmak için oyun oynuyorum. Burda bile karşıma hayatın gerçeklerini seriyorlar. Oyunda bile hayallerimdeki arabaya kavuşmak için bu kadar uğraşıp duracaksam ne anladım ben bundan? Burada bu kadar uğraşana kadar gider gerçek hayatta hiç olmazsa sonunda gerçek bir arabam olur. Neyse sonuç olarak bu kısmı biraz çabuk geçmek istiyorum. Sinirlerim bozuldu.

Bunun dışında kullandığınız araba sınıfına göre değişik turnuvalarda yarışabilirsiniz. Ama siz de benim gibi arabanızın sınıfını pek öyle yukarılara çekemediyseniz ve diğer yüksek sınıftan arabaların arasında bir süre sonra eksiklik duymaya başladıysanız, intikamınızı bir polis arabası kullanarak alabilirsiniz. Kurallara uymayan arabalara ceza kesmek üzere yollara düşebilirsiniz. Hatta o yüksek sınıftan arabaları herhangi bir kuralı çiğnemelerine gerek kalmadan intikam ateşiyle durdurup ceza kesebilir ve sürücüsünün şaşkın yüz ifadesine bıyık altından gülebilirsiniz. Ya da benim gibi dayanamayıp gülmekten tükürükler de saçabilirsiniz. Ama diyorsanız ki “Benim böyle komplekslerim yok. Ben kendimi bilirim. Başkaları umrumda bile değil”. O zaman size “Challenge” öneririm. Kendi başınıza bomboş yollarda sadece siz ve kronometre... Kendi kendinize bir yarış. Zamana karşı. Tıpkı gerçek hayattaki gibi. Ne diyorum ben? Bırakalım şimdi gerçek hayatı filan. Aslında kendimizi gerçek hayatta gibi hissedelim diye oyunda New York, Londra, Paris gibi gerçek mekanlar kullanılmış. Ama benim kafamı kurcalayan şey ya bazı mağazalar ve yerler bu şehirlerde fazlasıyla popüler(!) ya da grafikler yarış boyunca sürekli tekrar ediyor. Hele bir trafik olayı var ki eminim bu oyunu yapanlar hazırlık aşaması için en az 1 ay İstanbul trafiğini incelemişlerdir. Evet incelemişler ve inceledikleri birçok şeyi de oyunda kullanmışlar. Ama işin en eğlenceli kısmı, 200mph hızla giderken trafikteki bir araca çarptığınızda, çarptığınız araç en az 40m havaya sıçrarken, sizin sadece hızınız biraz yavaşlıyor ve bu arada çarptığınız arabanın havada attığı taklaları sayıp yere düşme süresini hesaplamak için yeterli vaktiniz oluyor. Eh bunu keşfettikten sonra da trafikteki araçları bir o yöne bir bu yöne zıplatarak kendinize yol açmayı bir eğlence

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.