Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 41
edebiliyorsunuz ya, işte bu hero kendi kendisine elf ve human okçuları sharpshooter'lara upgrade edebiliyor, bir miktar para karşılığında. Bu konuda söylemem gereken, eğer oraya buraya saldırıp madenleri ele geçirmek istiyorsanız bundan çok yapmanıza gerek yok. 30-35 tane sharpshooter'ı 5'e bölerseniz hemen hemen tüm random encounter'lar için yetecek de artacaktır. Burada sayıyı arttırmanın bir anlamı yok. Ben bir kere bu şekilde senaryo kaybettiğim için söyleyeyim dedim. Hero'lar konusunda da ilginç notlar bunlar. Şimdi geçelim Jousting bonus nedir sorusuna. Biliyorsunuz champion'ların böyle bir özelliği var ve pek çok kişi ne olduğunu bilmiyor. Şimdi şöyle, ünite o tu saldırmadan önce kaç kare yol yürüdüğüne bağlı olarak bir saldırı bonusu alıyor, buna Jousting bonus deniyor. Tam sayıyı söylemeye gerek yok ama mümkün olduğunca çok gezip vurun. -Yeni bir random map generator. Oyunu multiplayer oynayanların en büyük sıkıntısı bir süre sonra bütün haritaları ezberlemek ve sıkılmaktır. İşte bunu engellemek amacı ile oyuna
Polat gelme işte
sarma ben söylüyorum bunu bir random map generator eklenmiş. Yaptığı haritalar ne kadar iyi bilmiyorum (denemedim, denesem de anlamam zaten), fakat herkes bu kadar sevindiğine göre demek ki başarılıymış (nabız da yoklarım araştırmacı bir yazar olarak). Söylenecek ama söylemediğim bir şey kaldı mı yeni oyunda diye düşünüyorum.... düşünüyorum.... hayır başka da bir yenilik yok. Yani tabii yeni ırkın hero'ları dışında. Pekiyi bu expansion almaya değer mi? Bence durduğunuz kabahat. Uzun zamandır cd-rom'uma bu kadar doyurucu bir cd girmemişti. Gerçekten 3DO en çok sevdiğim oyun firması olmayı nasıl da hak ettiğini her geçen gün birazcık daha kanıtlıyor. Bir süredir kötü oyun yaptıklarını görmedim. Şimdi de size bir anı anlatayım diyorum. Sırf bunu yazabilecek miyim diye meraktan dakikalardır durmadan kelime sayıyorum. Bundan yıllaar, yıllar önce, ben bir çok yerde daha önce anlatmış olduğum gibi, PC Games diye, PC World ile verilen bir dergide yazı yazmak için Timur Çataklı'ya telefon etmiştim. O da bana ilgi göstermişti, telefonlarını falan vermişti, ve Heroes diye bir oyunu alıp oynamamı söylemişti. Ben ertesi gün Kadıköy'e gittim, her zaman gittiğim yaşlı amcanın bilgisayarcısında (sonra onunla kavga ettik, saçma bir hikaye, yediğim ilk kazıktır hayatta) oyunu bulamadım. Sonra çingene oyun pazarı Yazıcıoğlu'na gittim, çok pahalı oyun çeken bir yerde Heroes diye bir simülasyon buldum ama artık o da ismi doğru mu yanlış mı bilmiyorum. Oyunu çektirip haftanın sonuna kadar harcamam gereken parayı harcadıktan sonra eve döndüm ve oyun çalışmadı. Aynı esnada Timur'u aradım ve oyunu çalıştıramadığımı söyledim, zaten niye bana simülasyon yazdıracağını da hiç anlamadığımı belirttim. O da bana “ya Burçak o dergi çıkmayacak artık o iş bitti, zaten oyununun adı da Heroes of Might&Magic bu arada, da her neyse, yazıyı yazma” dedi. Sonra arayacağımı söyledim, kapattık telefonu. O “ya ismi de M&M olacak” dedi, ama ben haftanın sonuna kadar pudra şekerli sade börek yedim. İşte benim içimde hep böyle bir Heroes'i yazma isteği kalmıştır da, o yüzden HEROES III'e atladım oyunun üzerine, bunu da itiraf edeyim. paylaştık. Bana gitmek düşer artık. Git Burçak, git gitsene. Vi tmm Her bir eride oyun gittikçe
Her neyse, bir de anı
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 40
OF MIGHT&MAGIC ARMAGEDDON'S BLADE GEDDON
zaman. Bir kere bu oyunda campaign oynamanın ayrı bir zevki vardır. Çünkü konu, inanamayacağınız kadar güzel ve dallı budaklıdır. Bilenler vardır, Might&Magic adlı rpg serisi de aynı firmanın aynı dünya üzerinde geçen bir oyunu. Ve bu firma sanırım sözü geçen dünyayı yaratmak için oldukça emek sarf ediyor, çünkü ayrıntıların güzelliklerini gördükçe size inanamıyorsunuz. Ve hikaye çok güzel ilerliyor. Şöyle örnekler vereyim, Heroes of Might&Magic dağılmış krallıkta yapılan savaşın sonunda Lord Ironfist kazanmıştı. Heroes of Might&Magic II'de onun oğulları arasında yapılan savaşı yönettik, biri için savaşan Roland, diğeri ise kötü büyücü Archibald. Might&Magic 6'da Roland'ın kral olduğu topraklarda mücadele ettik. Bu oyunda Heroes II'nin sonunda taşa çevrilmiş olan Archibald'ın heykelini (kendisi eheh) gördük. Ve kralın batıya gittiği bir seferden geri dönmediğini öğrendik. Armageddon's Blade'de ise batıdaki bu seferde bulunan kralı oynuyoruz. Gerçekten hikaye halkaları çok güzel hazırlanmış, bu kadar uğraşmış olmaları bile yeter, ellerine sağlık. İkincisi, campaign'lerde bir önceki bölümlerden kalan hero'larla oynadığımız için bir çeşit "ilerleme, gelişme” hissi yakalanmış, ki bu çok önemli. Yani siz gerçekten o hero'nun istediklerini başarmak istiyorsunuz. Hele Armageddon's Blade'de oyunun içinde orada burada karşınıza çıkan text'lerden öyle çok koymuşlar ki kendinizi kolayca kaptırabiliyorsunuz. Tabii burada hemen bir negatif yönden de bahsetmek istiyorum (etmesem kusurum kalır). Oyunda
campaign'lerde her bölümde aynı tarafı oynamıyorsunuz, bazen karşı tarafı, bazen destek verenleri, bazen onu bazen bunu oynuyorsunuz. Yani bir önceki senaryo öldürmeye çalıştıklarınızı bir sonraki senaryo oynamak zorunda kalıyorsunuz. İşte bundan dolayı, oyunun ruhu birazcık zedelenmiş oluyor, her neyse. Bu konuda en iyisi, yani en güzel hikaye örgüsü, bu açıdan, Heroes II idi. Her neyse, sonuç olarak Heroes III'e geldiğinde konuyla aşikar olanlar tapına tapına oynamışlardı. Aradan zaman geçti, hepimiz her bir campaign'i ve her scenario'yu bitirdik, 3DO da boş durmadı bu arada, o da mutlu olalım diye bir expansion çıkarttı. Neler var bu expansion'da? Bir ırk. Evet bence bu expansion'un en ilginç yanlarından biri. Evreni ışınlana ışınlana gezen elemental'ları zaten eski oyunlardan tanıyorduk. Bu oyunda ise yeni bir kale ve bu ırk karşımıza çıkmış. Tabii eski oyundaki elemental'ların tamamı var, ayrıca onların upgrade'leri, kırmızı yanan koca bir kuş ve melekcikler var. Ne biçim bir tanımdır ben de anlamış değilim önemsemeyin. Şimdi isterseniz bu yeni ırkı inceleyelim. Öncelikle insanın gözüne çarpan iki tane uzaktan saldırabilen ünite olması. Ayrıca bunlar yakın dövüşte de aynı derecede iyiler. Ayrıca yakın dövüşte olan başka elemental'leri de büyüye tamamen dayanıklı magic elemental'ler, en küçük ünite olarak ise melekcikler (bu lafın da ayrı bir hatırası var yer olursa anlatırım), koskoca da bir kuş var, ki zaten buna alışmış olmanız lazım her ırkın böyle kocaman bir kuşu, devesi, ayısı vardır.
Güçlü bir ırk mı? İlk bakışta hayır. Ama bazı özelliklerini göz ardı etmemeliyiz. Öncelikle Elementalist hero'lar çok kuvvetliler. Oyuna üç spell power ve üç knowledge ile geliyorlar, ki bence bu çok işe yarar bir özellik, yani başı sonu belli değil. Ayrıca şehirlerinde kurabildikleri bir bina sayesinde istedikleri büyü okulunda basic skill alabiliyorlar. Bu ne işe yarayacak? Tabii ki Mage Guild'ınızda çıkan büyülere göre hero'larınızı yönlendirebileceksiniz. Irkın melekcikleri, oyundaki fiyat-performans-üreme açılarından bakıldığında en iyi üniteleri demekten hiç çekinmiyorum. Normalde bir ırkın en çok üremelerinin en büyük sorunu ilk saldırılarını yaptıktan sonra bir kerede yok olmalarıdır, çünkü genelde hero'nuzun skill'leri çok yüksek de olsalar, az hp'leri olduğu için hemen ölürler, saldırıda çok hasar verebilmelerine rağmen. Oysa bu ırkın melekcikleri birisine vurdukları zaman rakip onlara karşı saldırı yapamıyor. Tıpkı devil'lerin özelliği gibi diyeyim, bütün power player'lar hemen anlarlar. Bu ona iki avantaj sağlıyor. Birincisi combat sırasında rakibiniz ne olursa olsun onları öldürmek için bir round harcamak zorunda kalıyor. İkincisi, bunu harcayamayacak durumda olduğu zaman melekcikler iki-üç round hayatta kalıp bilet üzerine bilet kesebiliyorlar. Bu ırkın başka bir özelliği de çabuk çoğalması. İlk başlarda çok önemli değilmiş gibi geliyor yalnız bütün ünitelerin sayıları çok hızlı artıyor. Bu oyunun başında çok önemli olmasa bile (zaten çok para birikmiyor, ayrıca hero'lar da iyi değiller), ileri aşamalarda çok büyük bir avantaj olabilir. Peki bu ırkın dezavantajları neler? Kesin bir şeyler olmalı, değil mi? Birincisi, ben diyorum ki askerleri ortalama olarak çok kuvvetli değiller. Melekcik ve magic elemental dışındakiler çok da aklımda kalmadılar bile. İkincisi ve daha önemlisi, bütün özelliklerini kullanmaları için her türlü madene ihtiyaç duyuyor. Yani deminden beri saydığım her şeyi yapabilmeleri için her madenden biraz lazım. Hem binaları yapabilmek, hem büyü öğretebilmek, hem mage guild için. İşte bu yüzden, kötü diyorum, multiplayer'da oynamak risk diyorum. Hala multiplayer tercihim necro yolunda olacak. Yeni ırk dışında gani gani yeni campaign'ler var, ki bu sefer gerçekten campaign'leri hazırlarken çok özenmişler. Gerçi genel olarak biraz kolay olmuşlar ama yine de çok uzun sürüyor. Gün başlarında ekranda sizi hikayenin havasına sokabilmek için çıkan yazılar çok başarılılar. Hikaye konusunda en iyi olduklarını zaten söylemiştim. E, söyleyecek çok da bir şey kalmıyor işte. Benim tavsiyem ilk campaign'e bakarak yanılmamanız. Bu, diğerlerine göre birazcık daha sıkıcı olmuş gibi geldi bana. Yeni hero'lar. Evet oyunda sayısını tam olarak bilmediğim yeni hero'lar var. Bu arada hazır aklıma gelmişken, bu yeni ırkın gelmesiyle birlikte heroes serisindeki simetri de bozulmuş oldu, yani ilk defa iyi ve kötüler, ya da büyücü olanlar ve olmayanlar, aynı sayıda değil. Neyse bu da bir ayrıntıydı. Yeni hero'lar diyorduk. Evet oyunda, özellikle campaign'de bir sürü yeni hero var. Çoğu multiplayer'da kullanılamayacaklar. Dikkatimi çeken iki tanesini yazayım: Biri Roland'ı ilk oynattığınız senaryoda onun yanında gelen lord. Özelliği, her ünitenin speed'ine +2 vermesi. Bildiğiniz gibi oyunda önce kimin saldıracağını bu sayı belirliyor. Yani bir bakıma, speed'i yüksek olan önce saldırıyor. Bu demek ki adı geçen hero oldukça saçma derecede kuvvetli. Hazır aklıma gelmişken, yeni öğrendiğim bir şeyi de söyleyeyim, eğer iki ünitenin speed'i aynıysa initiative'i saldıran kazanıyormuş. İkincisi ise kendi üzerine senaryolar kurulmuş olan, sharpshooter'lara upgrade edebilen, sanırım ismi Gelu idi, hero. Şimdi şöyle, normalde üniteleri bina olan bir yerde upgrade