Nations WW II
Retro bilgisayarkendime “hadi bir an önce çıksa da oynasak!” demeyip duruyordum. Zırt pırt “geldi mi”, “peki ne zaman gelecek?” soruları sormadığım için milletin de canını sıkmıyordum. İşte sonunda geldi. Biz de rahatlamadık. Psygnosis, Hört! diye çıktı yine piyasaya ve bir simülasyon ile yaptı atılımını. Evet evet, bir simülasyon ile, yani bir benzetme oyunu. Neymiş neymiş? Benzetme oyunu (Engin! Nasılsın canım? İyi misin?) Bu ay bir oyun açıklıyorum. Bu ay bunu açıklıyorum. Bu ay bütün enerjimi bu oyuna veriyorum. Vereyim de oyun da enerji istemiyor ki. Sağlam, sıkı bir makine istiyor. Canım oyunum benim, hadi seni açıklayayım. Hadi bakayım, hadi!
A kendime “hadi bir an önce çıksa da oynasak!” demeyip
OOBAREEEY! Psygnosis, ne yapmışsın sen öyle? O nasıl bir görüntü? O nasıl bir manzara? O nasıl bir gökyüzü? Zaten sen eskiden beri oyunlarda arkadaki manzaralara gösterdiğin özen ile tanınırdın. Burada da bu namına leke sürmemişsin doğrusu. Uçağın etrafında öyle bir ortam var ki neredeyse dışarıyı seyretmekten adam gibi oynayamayacaktım. İşte bu oyunun birinci artısı. Bir diğeri de ne, bi de ne? Uçuş dinamiği. Fazlaca cav cav etmeme lüzum yok arkadaşlar. Buradaki güzelliği anlatmak için sadece
NATIONS WW II
“Levent GÖÇER bir olaydan bahsedeyim, anlayan anlar. Bir Mosquito ile uçuyordum ve bir konvoya saldırmak için dalışa geçtim. Efendice bir iki kamyona havalandırma delikleri açtıktan sonra tam yükselirken, ınının... karşımda bir selvi. “Ülen kim dikti bu ağaçları buraya, geçen sene yoktu bunlar burada!” diyene kadar ağaca girdim. Caaaart! Güm! diye bir sesler çıktı bir yerlerden. Tamam dedim baştan alacağız galiba. Ama öyle olmadı. Uçağım uçmaya devam ediyordu. EeeE? Ne oldu peki? Hemen oyunu dandik yaptıklarını ve bir ağaca tosladığımızı algılayamadığını düşünüp hayıflandım. Ne fesadım! Öyle olmadığını uçuşa 90 derece sola yatmış bir şekilde düz!! ama çaktırmadan irtifa kaybeder bir halde olduğumuzu görünce anladım. Hemen 1'e basarak dış görünüme geçtim ve ABOOOV o ne? Sol kanat kökünden kopmuş. Sağ kanat havaya dikilmiş, sürat motoru toslamış köpekbalığı gibi gidiyoruz. Kısa bir süre böyle uçtum. Ama sonra, sonumuz iyi görünmediği için, birkaç deneme yapayım dedim ve işi daha beter bop ettim. Uçak bir iki yalpa, sonra kontrolsüz bir burgu yaptı. Uçağın burnu yere vurunca uçak bir düz, bir ters takla attı. Camdan fırlayan pilot da havada iki salto atarak yere yattı (uzun sömüre sömüre bitiremedikleri oturuş vaziyeti).
Bu örnekten de anladığımız gibi uçağımız bir bütün olarak ele alınmıyor. Bir uçağı neresinden vurursanız vurun aynı şeyler olmuyor. Uçağın hasar alan yeri tekliyor veya uçuş şekli ona göre bozuluyor. Ne güzel değil mi? Yalnız bu kadar güzel yeniliğin üzerine, biraz şey olmuş ya! Yani nasıl desem, şey olmuş, üstü kaval altı şeşhane olmuş. Bir kere Campaign yani seferberlik kısmı çok tatsız. Öyle bir iki dakikalık siyah-beyaz film göstermekle olmuyor bu işler. Tamam onlarca yeni film bulunmuş, hepsi de ilginç görüntülerle dolu. Ama oyuncuya yeteri kadar seferberlik hissi verilemiyor. Niye verilemiyor söyleyeyim. Bir pilot oluşturup adını yazıyor ve savaştığı tarafı seçiyoruz.
Eski zaman radyosu gibi bir aletin üzerindeki resimli yuvarlaklara bakıp, seçim yapıyoruz. O da güzel. Gel gelelim o zamanların alet edevatının genel görüntüsünü yansıtmasına rağmen bu türden seçim ekranları oyuncuya bir oyunda olduğunu hatırlatır. Bir eksik de görevi tamamladıktan sonra gelen evrak ve masadaki eşya resimleri. Maalesef her milletin masasında aynı şeyler var, uçak maketi, madalya filan hep aynı. Oyunda bir diğer zorluğu da büyük bir ihtimalle seçenekler arasında gezinirken yaşayacaksınız. Bir diğer aşamaya geçiş için bir “kabul” veya “iptal” seçeneğini boşuna aramayın. Kenarlara yakın oklar var. Bunlara basarak aşamalar arasında gezinebilirsiniz.
OYUNDAKİ UÇAKLAR HAKKINDA Konu seçimi bence olumlu. İkinci Dünya Savaşı'nın havacılık faslı diğer İkinci Dünya Savaşı oyunlarına göre biraz ihmal edilmiş bir konumdadır. En zevkli hava savaşı oyunlarının bu dönemin uçaklarını yansıtan oyunlar olmasına rağmen, uçuş benzetme oyunlarında birinciliği ne yazık ki jet oyunları götürüyor. İkincilik sırası da garip bir şekilde Birinci Dünya Savaşı uçaklarını konu alan oyunlarda. Adet olarak olmasa da tanınmışlık Birinci Dünya Savaşı uçakları da çeviklik ve sağlamlık açısından zayıf, üstelik kalıbına oranla güçsüz motorlar ile donatılmış olmaları sebebiyle anılan şekilde bir savaş yapmaları çok zordur. Oyunda Amerikan, İngiliz ve Almanların hemen hemen en meşhur av ve bombardıman uçakları yer almış durumda. Siz oynarken uçağınızı seçemiyorsunuz. Her görevde size belirli bir uçak veriliyor. Bununla haliyle hoş bir durum değil tabii. Kanaatimce yazılımcılar bunu, oyuncu mecburen de olsa dandik uçaklar ile uçsun da iyilerinin kıymetini anlasınlar diye yapmış olabilir. Bu da bir görüş! Amerikalıların en iyi avcıları haliyle P51 Mustang serisi. Almanların FW190'ları da ölümcül uçaklardan. İhtiyar Spitfire'lar ise diğerlerinden pek geri kalmıyor. Üç tarafın en iyi avcılarını saydık. En acayip bombardıman uçakları ise Amerikalıların B29'ları, İngilizlerin Lancaster'ları ve Almanların Condor'u.
yaklaştıkça etiketler giderek büyür. Atış menziline girince de etiketler silikleşmeye başlar (çok güzel doğrusu, bayıldım). Gerçi oyunun gerçekçiliğini epey bir hasara uğratıyor ama böyle yapmazsanız, uzaktan pire gibi görünen bir uçağın bırakın dost mu düşman mı olduğunu, orada olup olmadığını anlamanız bile zor. Ben onu bunu bilmem, etiketi boş veririm, bende teleskop gibi göz var diyenleri tebrik ediyorum ve onlara kolaylıklar diliyorum. Gerçi onlar da ihmal edilmemiş. Uçaklar uzaktayken üzerlerinde minik minik ışıklar yanıp sönüyor. Böylelikle uçakların uçuş sırasında yansıtmış olduğu güneş ve ay ışığı temsil edilmiş. Bunları takip ederek düşmana da yaklaşabilirsiniz.
Her ne kadar oyun kontrollerini siz tekrar ayarlayabilseniz de ben tekrar yazıyorum: A gaz verir. Z gazı keser. Sayısal tuşlar (numeric keypad) uçağın pencerelerinden farklı yönlere bakmanızı sağlar. Ok tuşları dümenlerinizdir. Bir de kuyruk dümeni