Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 37
Esin kaynağı olan kitap: Rainbow six - Tom Clancy
Pek çok okuyucu için Jack Ryan modern Amerikan kahramanını simgeler; disiplinli, fakat güçlü, Ryan (ve onu beyaz perdede canlandıran Alec Baldwin ve Harrison Ford), Tom Clancy'yi dünyanın en popüler yazarlarından biri yapmıştır. Fakat Olancy, gizlice, Ryan'ın tam tersi olan John Clark'a da hayat vermiştir. The Cardinal of Kremlin, Clear and Present Danger ve Without Remose'da kendini gosteren Clark, Jack Ryan'ın etkieyici özelliklerinin çoğuna sahip olmakla birlikte, Ryan'a oranla daha karanlık bir karakterdir. Rainbow Six'in başlarından anlaşılabileceği gibi, ex-Navy Seal Clark ve iş arkadaşları vahşi ve ölümcül yaklaşımın terörle mücadelede en etkili yol olduğuna inanmaktadırlar. Clark, “Rainbow 6" kod adlı bir örgüt kurmak için ayrılmıştır. Amerikan, İngiliz, Fransız ve Alman ajanlardan oluşan bu grubun görevi terörle mücadele etmektir. Rainbow örgütü göreve başlar başlamaz 3 terör eylemini engeller ve işe yaradığını kanıtlar. Fakat Rus ajanlarının Rainbow'un işleriyle ilgilenmesi Clark'ı şüphelendirir.. Rainbow Six, Claney hayranlarının isteyebileceği herşeyi bulundurmakta. Üstün Rainbow üyelerinin dışarıdaki düşman dışında kendi aralarında çekişmeleri, değişik uluslardan üst düzey askerlerin fiziki ve ruhi olarak çatışmaları ve daha bir çok şey... Şifte çözümünden mesaj ulaştırmaya kadar bütün casusluk öğeleri işlenmekte kitapta. Ayrıca Rainbow takımının çok iyi bir şekilde anlatılması ve tasviri: Popov adında eski bir KGB ajanı, Avustralya Olimpik Takımı ve bir grup Amerikan bilimadamı ve Clancy sanatsal bir şekilde Shiva'nın gizeminin perdesini aralamaktadır. Clarck Jack Ryan'a nasıl yetişecektir? O gizli düşmanlarla dolu bir dünya için mükemmel bir kahraman olabilir. Bu arada Kitap Türkiyede de "Gökkuşağı 6" adı altında çıktı. Her zamanki gibi iş işten geçtikten sonra.
Yeni adamlar
yeni silahlar rainbow six yeni düşmanlar oSue
Tuğhan ARSLAN giriş sendromunu çoktan atlattığımı sanıyordum ki bu oyun bende apayrı bir sendrom yarattı. Buna Rogue Spear sendromu da diyebiliriz. Tam iki saat otuz yedi dakikadır SWAT kostümümü giymiş bir elimde Flashbang, bir elimde Mouse bir yandan da oyunun SounaTrack'larını dinleyerek “Acaba nasıl bir maymunluk yapsam da oyuna girsem?” diye düşünüyorum. Neredeyse kamuflaj boyalarım akmaya başladı; ancak benim aklıma hala oyunu yere göğe sığdıramayan övgü cümlelerinin dışında bir şey gelmiyor. Sanırım bu da Rogue Spear sendromunun açık bir belirtisi. Şimdi isterseniz biraz (© aman | Rogue £ Spear Sendromu olan biri ile geriye ( dönmeyin). yok çok gittik, yıl 1998. Geçen sene ine bu aylarda hatta biraz daha önce Red Storm'un piyasaya sürdüğü Tom Claney'nin Rainbow Six isimli inür gelişimi lin en büyük öncüsü oldu. in en büyük öncüsü, diyorum; çünkü R6 (Rainbow 6)'dan önce çoğunuzun hatırlayacağı Spec Ops oyunu vardı (Selam Ortak :) ). Ancak ben bu tür oyunların asıl kimliğini R6 ile bulduğuna inanıyorum. Motion Capture teknolojisi böyle bir oyuna mükemmel uymuştu. Ayrıca heyecan hissi, ve yusuf yusuf duygusunu en iyi yaşatan oyunlardan birisiydi R6 (bence diyeyimde bazı cesur yürekler atlamasın). Daha sonra Delta Force, Hidden & gi Onlarda gayet güzel oyunlar ancak Rainbow yeri var. Bilmiyorum belki de SWAT'ların çalı:
iş ndir) bir timi yönetebildiğimiz içindir. Zi yabancı pek çok dergide aldığı ödüllerde oyunun ne kadar başarılı olduğunun bir (belki bu sene bizde ödül veririz :)). Her başarılı oyunun olduğu gibi bu büyük başarının ardından da bir devam oyun gelmese (Eagle Watch görev paketiydi onu saymıyorum) şa: ila öne Ve işte ve olaganüstu bir rainbow six ikinci görevde yağ tankerini ele geçiren Japon, çekik gözlü teröristlerle polemiğe gireceksiniz. Terörist ve diğer karakter animasyonları çok özenilerek yapılmış. Red Storm bu sefer hiç üşenmemiş, tebrik ediyorum. Bir kere animasyonlar Motion Capture, boru değil yani. Ne kadar gerçekçi olduğundan hiç bahsetmeyeceğim bile, Motion Capture sözcüğü yeterli sanırım. Teröristler korudukları bölgede volta atıp, gidip gelirki bilmem anladınız mı? Ya da ben anlatabildim mi? Programcılar üşenmemiş eski tek animasyonların üzerine dört yüz jüm sırf on dört on beş tane - vurulma, yaralanma : animasyonu var) yeni Mot tion Caj ekler İşi “arada şimdi türde vurulma (ve ölüm) sahneleri görmemiştim. Tüm karakterler vuruldukları yere göre değişik tepkiler gösteriyorlar. Mesela bacağından vurulan birisi ölmüyor (sürünüyor eheh), onun yerine ayağını sürüyor veya topallıyor. Aynı bacağından bir kere daha vurulursa “İngaaaaa!” diye yere yığılıyor. Kolundan vurulursa nişan alma yeteneği azalıyor, kafasından vurulursa düşünemiyor vs. Düşünemediğiniz zaman zaten ölmüşünüz demektir. Böylece espriyi de açıklamış oldum. Ayrıca vurduğunuz yer mesafe ve silah da adamın ölüş şeklini etkiliyor. Mesela önden bir teröristi (veya terörist sizi) iki kaşının ortasından vurduğunda yavaş yavaş arkaya düşüyorsunuz. Veya enseden vurduğunuzda tıpkı filmlerdeki gibi adam önce dizlerinin üzerine çöküyor, bir müddet öyle durup yüz üstü düşüyor. Yakın mesafeden güçlü silahlarla (mesela Desert Eagle) karın bölgesine ateş ettiğinizde de adamlar silahın etkisiyle fırlıyorlar vs. Şimdi bu kadar vahşi sahnenin olduğu yerde acaba KAN da var mı, diye merak etmişinizdir, eminim (en azından psikopatlar etmiştir). Şöyle diyebilirim; kan var, ancak ne çok ne de Ve azaltılıp sansürlenmiş. - Çok gerçekçi ve tam kan fışkırıyor etrafa sıçrıyor, o Kadar. Bü konuda Red Storm'un Web sitesindeki forumda yabancı bebiklerin bu konuda epey bir geyik yaptığına şahit oldum. Bence de en iyisi şimdiki hali. Oyunun grafiklerini ve animasyonlarını gördüğünüz gibi yere göğe sığdıramadım. Şimdi ise Rogue Spear'in asıl hayran kaldığım noktasından yani müziklerinden bahsetmek istiyorum. Oyunun müzikleri için tek kelime ile şunu diyorum “AŞMIŞ” heheh. Gerçekten hiç abartmıyorum, müzikler resmen aşmış. Bir oyun Müziğinden çok, büyük bir Hollywood film müziği gibi. Genellikle heyacanlı Action sahnelerinde hızlı, kritik sahnelerde de kalbinizi deforme eden gerilim Müzikleri var. Ayrıca bir görevi bi inizde çalan ve insana “Vay, be! Ben neymişim?!” dedirten zafer Müzikleri var. Ben bunları Jurassic Park'ın Müziklerine benzettim, bilmem siz de benzetirmisiniz. Oyunun ses efektleri, telsiz konuşmaları ise gayet güzel, hoş. Özellikle de Controls bölümünde size oyunun brifingini anlatan kadının ses tonuna hayranım. Şimdi ben bu kadar oyunu övdükten sonra “Peki oyun zevkli mi?” diye sı ruyorsunuzdur. eminim EVET olur. Ben her oyunu sıkılmadan sonuna kadar oynamam. Beni bilirsiniz oynar mıyım? Hayır. Ama işte Rogue Spear'da on sekiz görev boyunca hiçbir görevde sıkıldığımı hatırlamıyorum. Birkere haritalar çok büyük ve çok detaylı. Gerçi Single Player oynarken çoğu zaman o dev gibi binalarda maceraya atılıp her odaya tek tek giremiyorsunuz (yani girmiyorsuz görev gereği, geziye çıkmadınız ya) haritanın çoğu bölgesini göremeden görevi bitiriyorsunuz; ama orada o odaların olduğunu bilmek sizi o bölümü tekrar tekrar oynamaya teşvik ediyor. Tabi o odalar da öyle boş odalar değil. İçleri mükemmel şekilde dizayn edilmiş ve sırf grafiklerini gözlemlemek incelemek için bile oyunu bırakıp odalar ve değişik mekanlar gezilebilir. Bu haritalardaki mekanların güzelliği, etraftaki detaylı çizimler oyuna ayrı bir zevk katıyor. Özellikle de oyunu Multiplayer oynuyorsanız. Rogue Spear TCP/IP veya biraz yavaş yani LAG da olsa Microsoft Zone (www.zone.com) ile İnternet üzerinden oynanabiliyor. İşi gücü bırakıp bir arkideşimle (Wahşikaplan'a selamlar :) ) oyunu Multiplayer oynama fırsatım oldu. Doğrusu sadece iki kişi ve sırf atraksiyon olsun diye tabancalarla (ve sırf el bombalarıyla) oynadığımız halde müthiş zevk aldığımızı söyleyebilirim. Oyunda tuvalete girip klozetin yanına eğilip pusuya yatmak veya buzdolabının yanına saklanmak nasıl zevkli bir şey tahmin edersiniz sanırım. Şimdi dilerseniz birazda oyunun oynanış biçiminden bahsetmek istiyorum. Brifing ekranlarını okuyarak dinleyerek plan kurma
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.