Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 91
elam hepinize... Hiç lafı uzatmadan apar topar tanışalım. Hayır mı?... Güzeel..... Ben CadıLoz. Ve şu andan itibaren hayatınıza bir cadı girmiş bulunuyor. Eminim bu başınıza çok sık gelen bir şey değildir. Cadı filan deyince sakın beni şu Tatlı Cadı Samantha ile karıştırmayın. Sonradan sizi kurbağaya çevirdiğimde hayal kırıklığına uğramamanız için baştan uyarayım. Tatlı Cadı ymış... Bir cadı nasıl tatlı olabilir aklım almıyor. Cadıysan tatlı filan olamazsın kardeşim. Etrafınızda hala sizi seven insanlar varsa yaptığınız şey cadılık değildir. Gidin kendinize | başka bir uğraş bulun. Cadılığı da ayaklar altına almayın. Zaten zaman | geçtikçe cadılığın tüm inceliklerini ben ve diğer cadı arkadaşlarımla yaşayarak öğreneceksiniz. Diğer cadı arkadaşlar zaman zaman tuhaflaşırlar ama genelde iyidirler. İyi * Yani iyi birer cadıdırlar... Ay yine olmadı... Demek istiyorum ki cadılık konusunda iyidirler. Sakın yanlış anlamayın...Yine söylüyorum iyi ve tatlı cadı diye bir şey yoktur...Şimdi atlayın bakalım süpürgemin arkasına. Sizinle bir sayfa sürecek bir yolculuğa çıkıyoruz. Ama yolculuk sırasında "Karnım acıktı işim geldi", "Bu süpürge çok yüksekten uçuyor korkuyorum..", "Kediniz elimi tırmalıyor", 'Daha çok yolumuz var mı?", “Az önce elimi tırmalayan anlaşıldığı üzere siz ne derseniz deyin ne yaparsanız Yapın ben çırmıklıyor" gibi laflar bir cadının girmesi pratikte size ne kazandıracak veya kaybettirecek. duymak istemiyorum. Ben Bir kere "Hayır" deme hakkınızı kaybettiğiniz kesin. Kazandıklarınıza bir cadıyım anne gelince....Bir sürü hepimizin kafası Zaman zaman bazı şeylere takilir. Bunlar bazen öyle saçma ve küçük şeylerdir ki Kimseye değil...Ona göre. sormaya cesaret edemezsiniz. Sizinle dalga geçeceklerini, yolda yürürken “Bu © saçma soruları soran çocuk değil mi?" diye herkesin
Cadı Nesime gururla lanetler
| | sizi parmakla göstereceğini düşünür, korkarsınız. İçinize atarsınız. Kendi Kendinize o saçma soruları sürekli sorar ama cevaplarını asla | veremeyeceğinizi bilirsiniz. Günler günleri , yıllar yılları, Köpekler kedileri Kovalamış Ve artık bu acıyla yaşamayı öğrenmişsinizdir. Hayat herkes için bir | şey ifade ederken size ifade ettiği tek sey cevapsiz Sörulardır. Sonra bir gün kasabada bir hareketlilik ve | heyecan fırtınası eser, Önce anlam veremezsiniz olanlara... Ne olmuştur bu kasaba halkına. Üzerlerine hele hiç asılmayın!!
yanınızdan geçmekte olan küçük bir çocuğu durdurup sorarsınız " Ne oldu herkese böyle? * Çocuk b yüzünüze sıcak bir gülümsemeyle bakar Ve sadece “O geri geldi” deyip gitmekte olduğu yöne doğru daha hızlı adımlarla kaybolur. Öylece kalırsınız. Kafanızda çocuğun sözleri yankılanır... 'O...o. geri.. geri... geldi...geldi”.... Birden geçmişe dönersiniz. Onun fırtına gibi estiği, herkesin gönlüne taht kurduğu ve vazgeçilmez olduğu günlere...O zamanlar hiç bir şey onu sizden ayıramaz gibi O ve siz sonsuza kadar birlikte... Ancak her şey o lanetli günde değişivermişti... Sonra birden içinde bulunduğunuz ana geri dönersiniz ve tüm gücünüzle Koşarsınız kaybettiğiniz onca zamanı kazanmak istercesine....Ve nefes nefese kendinizi onun karşısında bulursunuz. Tüm heybetiyle karşınızda durmaktadır. Tıpkı eski günlerdeki gibi. İyice yaklaşırsınız ona. Varlığını hissetmek, ona dokunmak için uzanırsınız. Sonra bir sesin "Bayım zıplayıp durmayın yetişemiyorsanız ben alayım" dediğini duyarsınız. “GAMESHOW" ellerinizdedir artık. Sayfalarını büyük bir özlemle çevirirken birden CadiLoz diye bir köşeye takılır gözünüz. "Bu da nereden çıktı?" diye düşünürsünüz. Okudukça sizden bahsedildiğini fark eder dehşete kapılırsınız. Okumaya devam edersiniz. O da ne yıllarca içinize attığınız kimseye soramadığınız sorular burada karşınızdadır... Üstelik cevaplarıyla.
Hey dur sayfayı çevirme...Yıllarca kendi kendine sorduğun sorular ve cevaplarıyla yüz yi aman diyim sataşmayın!
iyim sa yüze gelip korkularının üstüne gitme zamanı gelmedi mi sence....Haydi bakalım..... İşte soruların ve cevapları 1- Sevgili CadıLoz ( Sana kısaca Loz diyebilir miyim? Tamam kızma demem. Peki bundan sonra sorularıma sevgili diye de başlamam. Yaa tamam daha ne yapayım. Lütfen beni eski halime çevirir misin, baş aşağı soru sormak biraz zor oluyor da... Teşekkür ederim.) Ben çok korkuyorum...Yalnız olmaktan, korktuğumu söylemekten korkuyorum, Bana şefkat dolu kollarla sarılacak birine ihtiyacım var. Ama onu bulamamaktan korkuyorum. Aslında bulsam da onu kaybetmekten korkuyorum. Kaybettiğimde yine onun gibi birini bulamamaktan Ben...Ben gerçekten çok tamam... CadiLoz lütfen yardım et bana... Rumuz: Cesur Yürek aman d
Korkarım sen.... ( Ne diyorum ben ? İçinde bu kadar lafı geçen bir sorudan sonra da bana da bulaştı. )...Evet korkarım sen... sen...yani nasıl desem...YÜZÜNDEKİ SİVİLCENİN PATLAMA SESİNDEN BİLE KORKABİLECEK KADAR ÖDLEK BİR YARATIKSIN!!!.....Oh biraz rahatladım...Evet şimdi yardımcı olabiliriz bir bakalım.... Her şeyden önce bana mektup yazabilecek kadar cesursun aferin sanar (Şımarma çocuğum!!) Ancak biraz daha kendine güvenmeli ve korkunun üstüne gitmelisin. Haydi korkunun üstüne git...Evet git hadi...Biraz daha...Evet oluyor...Bak hiç de zor değilmiş...Bu şekilde, üstüne üstüne git...git git git...( Oh be gitti!! İki saattir ondan korkuyorum bundan korkuyorum 4Bir de erkek olucak..) Eveeet bir diğer sorumuzu aliyoruz : 2- Sevg...CadıLoz...Daha gideyim mi? Rumuz : Yine Cesur Yürek Sen?1.. Evet sen gitmeye devam et... Ben'de gidiyorum zaten... Haydi görüşürüz. Siz de bakıp durmayın öyle....Hiç mi kafanıza takılan bir şey yok...O kadar mi sorunsuzsunuz. Öyleyse
Derdse 89
Pis bir cadı bu!
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 90
Rauf Olcay gururla sunar
SANAL OĞLAN
Uzay gemimle bu lanet U gezegenin bu acayip ülkesine düştüğümden beri şöyle aklı başında bir adamla karşılaşmış değildim. Ta ki Mehmet Emin Gür adlı zatla karşılaşıncaya kadar. Uzay gemim düşünce ben de kendi halinde bir robot olduğum için Kasımpaşa'da ev tuttum. Gemi tamiriyle alakasız bir robot olduğum için de (Bizim orda okulda “gemi tamiri” seçmeli dersti) geri dönüş ihtimalim kalmadı. Burada esasen ne yapabilirim diye düşünürken yolda arabasının lastiği patlamış Mehmet Emin Gür kardeşimle karşılaştım. “Yardım edebilir miyim?” diye sordum. Çok geçmeden sağ kolumun 8-16 alyen anahtarı olduğunu fark ettik. Emin'e devrelerim hemen ısındı. Bana “ekibi tekrar topluyoruz" dedi. Ben de dedim. Hemen anlaştık. Nasıl oldu hala değiliz. Neyse efendim bana dedi ki Kasımpaşa'dan taşın Beşiktaş'a gel. Ben de geldim. Sonra beni odasına çağırdı. Discworld Noir'e git. Orda bi adventure oyunu varmış. Kap gel dedi. Ben de oyunlara fiilen girebilen yegane Game Show yaratığı olarak araştırmak üzere gittim Discworld'e.
Orda beni tanırlar ve saygı duyarlar. Ama son gittiğimde oralar iki boyutluydu. Espriler kaliteliydi. Bu yeni gelen belediye başkanı olaya resmen yeni bi boyut getirmiş. Üç boyutlu grafikler kart gerektiriyor. Tek güzel şey — yengeniz olur. Carlotta adındaki dilber. Ben oraya ben olarak gidebiliyorum. Yazık ki siz fani insanlar olarak bilgisayarla olaya girdiğinizden, “Lewton” adındaki her yerinden karizmalar fışkıran bir adam olmak zorundasınız. Lewton'u eskiden de sevmezdim. Çocukluğumuz beraber geçti. O zaman üstünde o salak pardösü yoktu. Hani burnunda sürekli sümükle dolaşan çocuklar vardır ya.. O sümük nedense orda sabit durur ne kısalır ne de uzar. Şimdi sanıyorsunuz ki şey diycem. Lewton o sümüklü çocuktu. Hayır efendim. Lewton o sümüğün ta kendisiydi. Yıllarca ne kısaldı ne uzadı. Bu dedektif bozuntusu, yani siz, oyuna girdiğiniz gibi Carlotta'yla karşılaşıyorsunuz. Carlotta Mundy diye idamı, arayın bulun sizi paraya boğayım diyo. Ben sinirlendim tabe. Biz Discworld'e gelmiş daha siftah etmemişiz, Lewton amcam paraya boğuluyo. Neyse sonra yengeniz benle sırra kadem basıyo. Siz orda davanın peşinde sürüklenirken ben de Carlotta'yla ikili temaslarda bulunuyorum. Gözünüz arkada kalmasın oyunu oynayın rahat rahat. Neyse Lewton amcam dünyadaki Newton örneğinde olduğu gibi sunar bir sanal oğlan macerası: DISCWORLD NOIR bir sanal o
Bak yiğenim bu Carlotta. Yengen olur. demem, alırım ayağımın
Aman dilin Sunal” abim Gönül ferman O açıdan, zaten,
Mezara kadar geldin. Ne türbi adamsın son kısmetimi kapama de mi?
Oyun kötü bir, Kızın peşini bi bırakmadın bu ikiiij Aklını alırım. bu üç.
sürekli evreka evreka buldum tadında ortalıkta dolaşıyor. Sonunda Lewton, yengenize sarkınca icabına baktım. Döndüm Kemer'e. Salak bi daha canlanır “beni kim öldürdü" diye araştırmaya çalışır. Bunu da size yeni bir adventure oyunu diye satarlar. Neyse Kemer'e döndüm ekip yeniden toplanmış aslanlar gibi çalışıyor. Amatör ruhu kaybettiler zaten diyenlere, en içten dileklerimi sunar, Gameshow hala Gameshow'dur çekinmeyin alın derim. Ve eklerim; internet adlı sanal alemde yeni bir çocuğunuz oldu. Her hafta Pazar günleri yenilenen akıllarda durgunluk dimağlarda deprem yaratıyor. Diğer iş arkadaşlarımın hazırladığı ve sonra özellikle sizleri güldürecek. Güldürürken de düşündürecek, düşündürürken örseleyecek, örselerken sarsacak kudurtacak yarabbi Son olarak sizleri sanal oğlanın felsefesiyle baş başa bırakıyorum. “Ha uzaktan kumanda, ha uzaydan kumanda". Kalın sağlıcakla.