Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 87
tAZe hAberleR
Bradbury'yi bilir misiniz? Peki Fahrenheit 451 romanını? İşte bu ünlü (ve ilk mükemmel) romanı cesuryürek Mel Gibson filme çekme aşamasında. Daha önce Fransızların ünlü entelektüel yönetmeni François Truffaut tarafından çekilen film (bir türlü seyredemedim ya ona yanıyorum!) şimdi de Mel amca tarafından Braveheart gibi nefis bir film çıkaracak mı bilmem ama lütfen bu filmi hem çekip hem de başrol oynayacaksa kitaptaki Montag karakterini oynamasın. Mel Gibson'ın enerjisi için Montag birkaç numara küçük. Ha Braveheart'ın görüntü yönetmeniyle çalışmasını umuyorum tabii... Göreceğiz!! * George demiş ki “şimdilik 6 Star Wars yeterli, daha fazlasına gerek yok. Zaten bu yeni seri bitene kadar ben de iyice yaşlanmış olacağım”. Evet Lucas'ın kendisi ve bilimkurgu filmleri içinde en popüler olan Star Wars projesi için söyledikleri böyle. 2005 yılında bu yeni 3 filmlik seri tamamlanmış olacak. Hayır filmi çekmenin yaşla ilgisi olmaması gerek değil mi? Bakın Stanley Kubrick'e: herif 300 yaşında ama hala film çekiyor. Mezardayken bile "Lights, camera, action" diyeceğine eminim. Yeni filmi "Eyes Wide Shut" gelse de seyretsek artık (konuyu çok iyi değiştiririm). Bilimkurgu dalındaki "best visual effects” Oscar adayları belirlendi. İster beğenin ister beğenmeyin ama işte şöyle: Armageddon, Godzilla, Mighty Joe Young, Small Soldiers, The Truman Show ve What Dreams May Come. Sizce kim kazanacak? Bence Armageddon (New York hiç bu kadar estetik bir biçimde yok edilmemişti!) 2000 Problemi (Y2K) vakası adı verilen ve 2000 yılında tüm sistemlerin göçeceğini ve dünyanın sonu olacağına ilişkin uğursuz kehanetlerin hala üretilmeye devam edildiği bir sırada Apple firması Macintosh bilgisayarların böyle bir problem yaratmayacağı konusunda garanti veriyor. Çünkü yeni nesil Macintosh'lar (mesela iMac'ler) hardware dizaynı 2000 yılını tanıdığı gibi 29940 yılına kadar da (Oha) sorun çıkartmayacağını söylüyorlar. E tahmin edersiniz ki bize de yeni model iMac almaktan başka bir seçenek kalmıyor: Windows'dan da kurtulmuş oluruz. Hiç Macintosh kullandınız mı? Mükemmel bir bilgisayar. Korkmayın! Kullanın... (reklam sloganı gibi oldu) “Bu arada Millennium Bug uyarısı için Apple firması 2001: A Space Odyssey romanının kötü kahramanı HAL 9000'i (bu bir bilgisayar) kendi sitelerine koymuş. HAL'a tıkladığınız anda size soğukkanlı sesiyle (daha doğrusu Dave'e) Millennium Bug'ı anlatan ve Apple Macintosh'ları öven birkaç şey söylüyor (QuickTime Plugin'iniz varsa). Bir uğrayın ve HAL 9000'e selamımı söyleyin, Ben DAVE, Frank Poole'un peşinden gidiyorum... “Dokuzuncu Star Trek filmi: Insurrection bir türlü sinemalarımıza gelmedi. Bizim gerizekalı sinema salonu ve distribütör (yanlış yazdım gibi geliyor bana ya da her neyse artık) anlayışına göre bu tip filmler herkesin İstanbul'da olduğu zamanlarda gösterime girmelidir. Gavur diyarlarında film bir milyon yıl önce oynadı da bitti bile, Üff çok sıkılıyorum bu ülkeden... “Bir başka gelmeyen ve bu gidişle gelmeyecek film varsa o da sevgili okuyucular; ha ha ha (bu gülme efekti başka bir diyalog içindi ama idare edin). Neyse, bu filmde uzaydan gelen son derece tehlikeli bir virüsün uygarlığımızı tehdit etmesi anlatılıyor. Yabancı kaynaklara göre film çok güzelmiş. Jamie Lee Curtis çok güzel, şey.. yani çok güzel oynuyormuş. Bir an önce Türkiye'ye gelse kendileri de çok memnun olacakmış, et cetera, et cetera.. Yeni Star Wars filmi The Phantom Menace 21 Mayıs'ta Amerika'da gösterime giriyor. Bilin bakalım tatil havasına giren ve yaz sineması gibi son önemli bir kavrama sahip olmayan lanetli 36-42 kuzey paralelleri ve 26-45 doğu arasında kalan topraklarda, sayfiye insanlarının tam 4 ay eğlenip, yiyip, içip, sıçıp, yüzdükten sonra çok iyi anladıkları bu bilimkurgu destanını seyretmesini sağlamak için sinemalarda ne zaman gösterime girecek? Bu arada yeni serinin ilk filmi için detaylı bilgi almak isteyenler www.starwars.com adresine bir bakın. Hem yeni DVD almayı ve seyretmeyi ihmal etmeyin.
Oskar Werner,
the Year 2000 overDose 8 5
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 86
tarE bAşLa bAșkaâ
Neyse tekrar açılmadı zaten. Kapandıktan sonra birçok tepkiler aldık ve sizlere yeni bir dergi çıkarmaya karar verdik diycem kuyruklu yalan! Hayır bizim egomuz biraz paslandı ve kendimizi hafif boşlukta hissettik. Ne yapalım? diye kara kara düşünürken Eski Editör yeni eee... yine editör Meg: “evet beyler ekibi topluyoruz. Konu FRP ve Magic. Sen, sen ve sen onu, bunu ve şunu yazacaksınız” dediğinde bende kendimi bir anda parmak kirleriyle dolu klavyenin başında buluverdim. yine Overdose. Bilenler bilir. Fakat bu sefer size başka bir gezegenden mektup yok. Siz isterseniz yollayın ama cevap alacağınızı sanmıyorum ha ha başladım yine, Ne günlerdeki gibi) Köşenin ana teması Bilimkurgu. Bu temayla yazı dizileri, sinema kletden söz edeceğim, Neden derseniz aşağıdaki yazıyı okuyun derim. Herzamanki gibi eğlenceli olacağına inanıyorum. Geri sayım ee... Şey
Bre, şiMdi bAŞlayaBİLiriZ:
nEdeN biLimKUrGU?.!!.
Bir çağ tek bir gerçeklik(?) üzerinde yükselmiştir ve yıkılışı da bu yüzden olacaktır: üretim
Yok merhaba! evet nerde kalmıştık? Ha GameShow kapanmıştı değil mi?
tüketim, rekabet, sömürge ya da Kapitalizm. Sanayi devriminden sonra bireyler yalnızlığa itilmiş, yabancılaşma bir doktrin olarak gizliden gizliye aşılanmıştır. Gelişen teknoloji de iktidarın Kontrol Mekanizmaları için çalışmaya başlayınca bireyin yalnızlığını ve hem kendisine hem de çevresine olan yabancılaşmayı artırmıştır. Bu durumda birey iç dünyasında düşlediği gerçekler ile dış dünya arasındaki gerçekler arasında sarsıcı bir çelişki oluşmuştur. Bu, işin sosyal tarafı ve daha çok yerim olduğu zaman anlatacağım bir şey. Benim için esas önemli olan tarafı sosyo/psikolojik: Günümüz insanı için hayal gücü parayla, daha rahat bir yaşamla ya da ego'yla ilgilidir. Totaliter güçler insan hayalini, düşünü, egosunu bastırmak ve kontrol altına almak için ne paralar harcıyor bir bilseniz, Mutlu olmak ister birey fakat Totaliter Güç bireyin mutsuz olmasını ister, herkesin mutlu olduğu bir dünyada Totaliter gücünde bir anlamı yoktur. Mutsuzluk diye bir şey de yoktur ama bu sahte güçler onu yaratmıştır. Bu durumda birey hayal kurabilir, düşleriyle ama bir yerden öteye gidemez. Bir daire içinde gezinir fakat çevresinde çember çizen katil balinayı göremez. Totaliter güç ona hayal satar, düş sağlar. Dikkatini çevresinde dolanan katil balinadan uzaklaştırmak için, Nasıl mı? Kendi yöntemlerini kullanarak: Sahte bir gerçek ve mutluluk sunarak (tüket, tüket, tüket!! ve mutlu olduğunu san!) Reklamlara bakın yeter. Bilimkurgu işte böyle bir gerçeği alır, değiştirir. Neden ve Nasıl soruları eşliğinde kendince bir forma sokup bireyin önüne atar ve sorar: "evet ne yapmalıyız?" Kehanette bulunmaz, Geleceği inşa etmeye çalışır ama "işte gelecek böyle olmalıdır" demez. Gelecek formu altında toplumları eleştirir ama yön vermez. Yenilikçidir, Ütopiktir ve bilimseldir. Bilim ve teknolojiden yararlanır. Bir ideoloji peşindedir (özellikle 2. dünya savaşından sonra) ama ideolojisi ne olursa olsun bireye bunu zorla kabul ettirmez (biliyorum bazı örnekler bunun dışındadır. Özellikle politik görüşlü yazarların mesela Heinlein gibilerin kafasındaki ideolojik fikirlerini anlatabilmesi için bilimkurgu mükemmel bir maske ve zırhdır ki zaten başka bir hikayedir). İşte bundan sonra bireyin psikolojisi ve sosyal durumu devreye girer ve bu kurgulanmış dolu gerçeklik karşısında tepkisini gösterir (gerçekliğin ne olduğu ve doğası hakkında çok tartışmak gerekir belirtirim), Evet beyler bayanlar kritik bir noktadayız: Neden Bilimkurgu? Kaçış için mi? Bulunduğumuz dünyayı daha iyi anlamak için mi? Kendimizi anlamak için mi? Sorular sormak için mi? bana göre hepsi için. Kendi gerçeklerimi birinci sıraya koyuyorum, Çelişkide olan ben değil dışarıdaki dünya. Nereye baksanız bir çelişki var; Sahtelik var: Benim özümü inkar eden sahte güç yığını var. Bunlardan uzaklaşmak için Bilimkurgu diyorum. Ama aynı anda gözlemlemek ve sorular sormak için de bilimkurgu diyorum (felsefeyle beraber ki bunu ilerde bilimkurguda ne kadar önemli olduğunu anlatacağım), Bu dışarıdaki dünyayı biraz olsun anlamak ve analiz etmek için bilimkurgu diyorum. Yatağınıza yatıp da kendinizi mutlu edecek bir hayal kurduğunuzda bambaşka bir dünya tasvir etmiş olursunuz. İşte saf Bilimkurgu. Sizi dışarıdaki dünyaya kendi hayal gücünüzün altında bakmanız için çağırıyorum. Ve bunun için