Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 14
Bekleyişlere son ve derin bir bakış, kaç detay vermek lazım!!
Yazdıklarımla, ne saçma sapan yazdığıma kendimi bile şaşırtmışımdır. Ayrıca buradan siz sevgili süper gençliğimiz/umudumuz! biricik her şeyimize de ne gibi siyasal düşünceler de iletebildiğime ben bile inanamıyorum. Hatta buradan bu konuların yıkılmaz düşünürü Ertunç'a da kafa tutuyorum ve düşüncemi açıklıyorum: “Eskimolar'ın son planı Kuzey Kutbu'ndan başlayarak tüm dünyayı ele geçirmektir...”. Bunu da neyle yapacaklar, içi taş dolu kar topu atarak değil, değil mi? Tabii ki launcher, lightning gun'la yapacaklar.
Ben de diyorum ki, onlara karşı arkadaşlar bir çoğunuzun bildiği, pek çoğunuzun da kısa zamanda onların silahlarıyla, sanal ortamlarda anlayacağı üzere yazarlık geçmişim bir kaç ayla sınırlı. Ben de hazırlanalım. İşte bu gayet bunun üzerine tecrübeli ve pek bilgili yazar abi ve kardeşlerimin bağlama olayıyla, fikrini aldım. Yazıya nasıl başlayayım diye sordum ve cevaplar şöyle asıl konumuza geliyoruz. Tam versiyonu geldi; Allah aşkına okuyun: çıktığında FPS tarihinin gelmiş geçmiş en iyi ve “Aklına ne geliyorsa onu yaz.” bu önerisine göre kaliteli oyun olacak olan Quake 3 Arena yazı, o anki düşüncem olan “Acaba tuvalete şimdi mi gitsem?” ID Software seneler önce Wolfenstein: Spear of sorusuyla başlayabilirdi. Bilmem bu kardeşimin yazarlık kapasitesi Destiny'yi çıkartarak bizleri FPS'yle hakkında kafanızda bir şey oluştu mu?) tanıştırdı, ki bu oyun çeşidi bence Polat: “Şeker istiyorum." (Polat'a göre odaya girerken söylediğim ilk şu anda bilgisayar oyunlarının kelime bir yazının başlangıcı için çekirdek oluşturabiliyordu, önce bizlere sunmaya çalıştığı Polat'a, sonra da zavallı okuyucularına acıdım...) sanal ortamın en iyisini Emin: “Saat bilmem kaç, yerlerden Kamer...” (Arkadaşlar şu noktayı bir getiren, en mükemmel irdeleyebilir miyiz? “Yerlerden Kamer” Emin buradan sana okuyucularla idi: birlikte soruyoruz: “Yerlerden Kamer” ne demektir? Mesela Çilem şeklidir. Neyse, daha telefonda, neredesin diye sorduğunda, “Yerlerden lahmacuncudayım." diye mi cevap verirsin? En son ne zaman Türkçe konuştun? Konuşabildiğine ve yazabildiğine inanabiliyor musun?..) Büyüklerimizin Amerikan emperyalizminin pençesinde, “otantik” ve “cutting edge” girişlere özeniyor olması (Polat) ve yabancı dillerin etkisinde güzel dilimizi yozlaşma sürecinde bir kademe daha ilerletmesi (Emin), küçüklerimizinse ergenlik çağının etkilerinden kurtulamayarak “Just do it” felsefesini benimsemesi bu derginin de varlığının “düşünsel erozyona” uğramadan daha ne kadar süre dayanabileceğinin bir işaretidir. Ve ben şu
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 15
Şöyle söyleyeyim: Sıkıldım, gelsin artık. Sonra aşmış firmamız işi iyice ilerleterek Quake 1 ile FPS'lerin ne gibi noktalara gelebileceğini herkese kanıtladı. Quake 2 de oldukça kaliteli olmasına rağmen sayısız bug'ları, single player oyunun bir noktadan sonra tekdüze olmasıyla bence Quake 1'deki başarısını gösteremedi. ID uzun süre sessiz kalırken, diğer firmalar Unreal, Half-life gibi grafiklerin ve yapay zekanın birer şaheser niteliği taşıdığı oyunlar piyasaya sürdüler. ID'deki amcamlar da çıkış yolunu buldular: Quake 2 dünyada oynanan multiplayer FPS'ydi ve diğer firmalar single player oyunların gerek senaryo, gerekse dizayn bakımından olsun tam anlamıyla suyunu çıkarmışlardı. Dolayısıyla tek bir seçenek kalmıştı, o da en iyi ve mükemmel multiplayer FPS'yi yaratmaktı. Ve Quake 3 Arena'nın şu anda elimizde bulunan beta versiyonu bile bizi 4 haftalarca hiç sıkmadan oyalayabilecek kadar muhteşem... Demin de yüz elli kere söylediğim üzere Quake 3 sadece multiplayer olarak oynanabiliyor. Peki Quake 3'ü bu kadar güçlü kılan -en azından Quake 2'den güçlü kılan- öğeler nedir? Bir kere grafikler kesinlikle şimdiye kadarkilerin en iyisi. Sadece 640*480 çözünürlükte bile tek kelimeyle muhteşem. Duvarlardaki texture'ların neredeyse hakikaten üç boyutlu olması, HUD'ınızdaki -kullandığınız cephanenin resminin bile- sürekli sağa sola dönüyor olması gibi ayrıntıları bir kenara bırakın; sadece özel efektler bile üç gece rüyalarınızı süsler. Renkler, ışıklar, desenler başka hiçbir oyunda bu kadar iyi kullanılmamıştı. Artık roket attığınız zaman rakibinize iri bir kurşunu andıran bir obje değil, etrafa dumanlar ve ışık saçan gerçek bir roket atıyorsunuz. Machine Gun'la hedefinizi vurduğunuzda kurşunlar gri tozlar yerine, kıvılcımlar çıkartıyor. Işıklandırma efektleri de yine şimdiye kadar yapılanların en iyi ve gerçekçi olanı... Tahmin ettiğiniz gibi ses efektleri de sizi bu dünyadan alıp savaş alanının ortasına bırakıveriyor. Artık “herhangi bir” silahla ateş etmek zevkli. Hatta şöyle söyleyeyim, oyuna başladığınız silah olan machine gun'la ateş etmek en zevklisi...
Tam versiyonunda da her arenanın farklı bir oyun stratejisi ve dolayısıyla da farklı bir zevk vereceğini düşünüyorum. Tüm arenalar oyuncuların çok çeşitte ve sayısız olasılıkta hareketler yapmasını sağlayabilecek nitelikte dizayn edilmiş. Bir arena uzayda duran, kolayca düşülebilecek, her yerinde sıçramanızı sağlayan platformlarla doluyken, bir başka arena ise klasik tünellerde ve kapalı alanlarda geçiyor. Ve tüm arenalar oyuncuların, üç boyutluluğu en iyi şekilde kullanabilmesi için dizayn edilmiş... Ve son olarak da multiplayer'ı en iyi şekilde destekleyen yeni kurallar. Tam versiyonda nasıl olur bilemeyeceğim ama test versiyonlarında öyle yerden bir silah alıp on yüz bin kurşun almanız artık mümkün değil; cephane gayet sınırlı ve toplamak için sürekli hareket halinde olmalısınız. Ayrıca zırh artık sizi yenilmez filan yapmıyor, sadece birazcık daha zor ölüyorsunuz. Bu arada ekleyeyim bir tek roket yanınıza düştüğü an eğer zırhınız yoksa büyük ihtimalle ölüyorsunuz; yani ölüm oranı da Quake 2'ye göre çok daha yüksek. O yüzdendir ki başarınız çoğu zaman kabiliyetinize dayanıyor. Başka türlü ufak tefek değişiklikler de var. Mesela rocket jump'in zamanlaması eskisine göre daha değişik ve eskisi gibi cehennemin dibine de zıplayamıyorsunuz... Screenshot'lardan gözlemlediğim üzere sadece asker ayılarını da oynamak zorunda değilsiniz; uzaylılar, tanklar ve daha pek çok ucube size sunuluyor... Şu anda Amerika'da bir Quake 3 manyaklığı var. Siyah Quake 3 otobüsü şu anda A.B.D.'nin batı yakasını baştan aşağı dolaşıyor. Oyundaki karakterlerin minyatürleri her yerde satılıyor, hatta hiç utanmayan oyun yaratıcıları “Biz şu dükkandan çok ucuza aldık, siz de oradan alın.” gibi şeyler söylüyorlar! Sonuçta arkadaşlar ID Software, aynen George Lucas mantığında herkesi inanılmaz gaza getiriyor. Fakat adamlar bu sefer gerçekten çok iddialı geliyorlar ve şunu da bağıra bağıra söylüyorlar: “Bu oyunu biz yarattık, kimse de bizden daha iyisini yapamaz...”. Ve sanırım haklılar. Eğer bu oyunu zorlayacak bir oyun varsa, o da aylardır beklediğim ve daha uzun süre de bekleyeceğim Team Fortress 2'dir. Ama o da çok zor, çünkü Quake 3 Arena, hem Quake adını taşıyor, hem de gerçekten mükemmel... Neyse gidin evinize, neymiş öyle savaş mavaş. Anca psikopatlar bu tür oyunları oynamaktan keyif alır. Hadi siz gidin de ben de şu yeni arenada biraz çalışayım... Son bir not: Depremde sevdiklerini kaybedenlere başsağlığı ve sabır diliyorum. Herkese geçmiş olsun...
Emre “Ya Ben Bu Nick Olayıyla Dalga Geçiyordum Ama Şimdi Hakikaten Beni Baydı” Arın
Oyun arenalarına gelince. Şu ana kadar sadece üç tanesinde oynayabilmeme rağmen, oyunun
QUAKE 3: ARENA