Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 62
TANILE
ise Upgrade olunca aynı miktarda yağdan elde ettikleri kredi miktarını arttırıyorlar. Power Station'dan en fazla dört tane üretebiliyorsunuz. Üretim işinde olay bu. Genelde sizin bir ana binanız olabiliyor (Outpost - Clan Hall - Barn). Bu binanın pratik hiç bir önemi yok. Üs kurmaya yarıyor. Bunun yanında bir Piyade Üretim Binanız olabiliyor. Bu binada hafif silahları üretiyorsunuz. Bir de Tanksal Ünite Üretim Binası var. Burada ise daha ağır techizatları üretiyorsunuz. Normalde bunlar Upgrade Level 0'dalar. Sizin onları upgrade etmeniz lazım. Bunun için ise Research Lab, Alchemy Hall, ya da Technostudy üretmelisiniz. Sonra bu binaya basıp Upgrade etmek istediğiniz binanın üzerine getirip bir ok işareti çıkınca ona basıp tamamlanmasını beklemelisiniz. Upgrade limitleri ise her harita ekranında bölüm seçerken gösteriliyor (Tech Level diye). Repair Bay, Healing Tent, Maintenance - tamir işlerine bakıyor. Savunma kulelerinin ne iş yaptığı zaten belli. Üçüncü Teknoloji level'ında ise alternatif güç kaynakları çıkıyor. Bunun gibi bir şeyler işte. Anlayacağınız yine bir tank ve piyade fabrikanız var, bir mavrester'ınız var. Savunma kuleleri falan da var. Adam biriktirip saldırıyorsunuz. Savaş alanında kaos doğuyor. Kimin nereye ne attığı belli değil. Daha çok askeri olan kazanıyor. Bölümleri geçiyorsunuz. Ufak bir değişim bu upgrade sisteminde var. Sizin Research Lab denilen binanız tek tek diğer binaları upgrade etmek zorunda. Upgrade edilmiş Power Station'lar size daha çok kredi kazandırırken, tank ve piyade üretim merkezleri yeni üniteler üretebiliyor. Tamir istasyonları daha çabuk ve ucuza tamir edebiliyor. Fakat gıcık bir oyun ile kaliteli bir ayıran bir özellik de burada kendisini gösteriyor. Sadece bir adet Research Lab yapma şansınız var. Yani aslında bunun hiç bir önemi yok. Oyunun başında bu teknolojiler olmasa, sonra zamanla gelseler hiç bir şey değişmeyecek. Yani bunun hiç bir önemi yok. Sadece "Bakın oyunumuza yeni bi şeyler koyduk. Nasıl olmuş?" demek için yapılmış bir işlem. İşte bu yüzden bu oyun bir strateji değil. Bir strateji oyununda risk alırsınız. "Oynarsın. Kazanırsın... Oynarsın. Kaybedersin... Oynarsın". Bu oyunda böyle bir durum yok. Sizin iki tane Research Lab yapıp da daha hızlı gelişip daha çok para harcama, fakat bu süreyi atlatınca çok güçlenme gibi bir seçeneğiniz yok. Sizin tek seçeneğiniz oyunun sizden beklediğini yapma seçeneği. Tek iyi oynama yolunuz ise bunu yaparken Mouse'unuzu hızlı kullanma yolu. Zeka yok, hata yok, başarı yok. Manasız bir oyun. KKND 2 hakkında daha oyun gelmeden yaptığım yorum bakın (B Bölgesi - 02.): "Oynandı, beğenilmedi. Oyunda ciddiyet eksik.... resmen bir asker yap, biriktir, saldır oyunu..... ciddiyetsiz ve basit bir oyun..... beyin kullanılmıyor, el yoruluyor". Yapay zeka hakkında ise diyecek hiç bir şeyim yok. Çünkü zaten oyunda yapay zeka diye bir şey de yok. Böyle bir şeye ihtiyaç da yok. Düşman tam olarak bir kod kölesi gibi davranıyor. Her bölüm için yapması gereken bir adam sayısı var. Bu belli. Bunların kaçını kaybedince saldırıyı durduracağı da belli. Nereden yağ üretmeye çalışacağı da belli. Size saldırıyor. Kalenize gelince savaş oluyor. Sonra kaçıyor. Yeniden geliyor... Yeniden kaçıyor. Bu sırada siz de biraz daha çok adam üretiyorsunuz. Saldırıp yeniyor - ya da yeniliyorsunuz. Yapay zeka yok. Verilmiş emirler var. Bunlara uyan bir kod kölesi var, Şimdi niye bu oyuna öfke kusuyorum onu da söylemeliyim sanırım. Çünkü gerçekten çok sıkıldım. Yeni bilgisayar almış olanlar bilir mi bilmem. Eskiden bilgisayarcılarda Dune 2, Warcraft falan gibi oyunların karşısında "Arc.Strateji" yazardı. Arcade - Strateji. Ama Dune 2 ve Warcraft bile KKND 2'den daha güzel ve bunun yanında daha çok strateji gerektiren oyunlardı. Örneğin Warcraft'ta kaç tane Peasant (ya da Peon) yaptığınız, Dune 2'de kaç tane Spice Refinery yaptığınız, Uçak yapıp yapmadığınız falan çok önem taşırdı. Oyunun ilk başında düşman dalga dalga saldırırken bizim tank fabrikası kurup üretime mi geçeceğimiz, yoksa azıcık birim ile savaşı idare etmeye çalışıp da bi yandan yeni bir Refinery için para mı harcayacağımız bir risk idi. Başarılı olmanın mükafatı zafer, başarısızlığın cezası Mağlubiyet idi. KKND 2'de ise en ufak böyle bir durum yok. Oyunun bir tek gerçekten beğendiğim yanı var o da şu: Bir makinalı tüfek kullanan adam bir piyadeye rahat rahat damage vururken, aynı adam bir zırhlı araca çok az zarar verebiliyor. Yani herkesin belli bir saldırı potansiyeli var ve bunu herkese karşı aynı güçte kullanıyorlar diye bir durum yok da, her birimin her birime saldırı gücü farklı. Bu sayede oyuna bir savaş meydanında ani karar verme ihtiyacı eklenmiş oluyor. Ama tabii savaş ekranında ne olduğunu anlamak için dokuz yüz seksen sekiz buçuk göze ihtiyaç duyduğunuz için bu da pek bir işe yaramıyor. Ben KKND 2'ye tek başına bir oyun olarak bakmıyorum. Onu bu şekilde değerlendirmiyorum. Ben KKND 2'yi bütün türevleri ile birlikte, oyunu yapanların çiğ para kazanma hırsı ile birlikte, bilgisayar piyasasına dökülen paradan başka bir şey düşünmeden yapılmış diğer oyunlar ile birlikte, insana zevk vermeyen ve de teknolojinin nimetlerini hiç bir işe yaramayacak yerlere kullanan herkes ile birlikte eleştiriyorum. Ve bu eleştirilerin sonunda elimde tek bir gerçek var: Keşke herkes bu oyunu alıp oynayacak olmasa da ben de burada bunu açıklamasam, iki sene sonra gerçekten çok güzel oyunlar oynasak. KKND 2'nin getirdiği bir yeniliği de eklemeden edemeyeceğim: Constructibles. Yeterli Tech Level'ına geldiğinizde sağ taraftaki menüde "Constructibles" seçeneği beliriyor. Bu seçenek sizin elinize verilmiş şasi ve silahlar bütününü kullanarak yeni birimler yaratma şansı veriyor. Diyelim ki sizin bir "Small" şasiniz var. Bunun taşıma kapasitesi "5", Siz onun üzerine "5" birimlik ünite ekleyebilirsiniz. Bunlardan bazıları silahlar. Radar, APC (ZPT- Zırhlı Personel Taşıma. Tercüme de yaparım), Plasma Turret falan olabiliyor mesela. Siz bu taşıma kapasitesinin sınırları içinde üzerine bir şeyler ekliyorsunuz. Örneğin hız birimi, ya da APC'nin üzerine oturtulmuş bir makinalı tüfek, Zırh falan gibi. Bu ekleyebileceğiniz birimlerden her biri ayrıca ünitenin fiyatını arttırıyor. Ama size bu oyunda tek seçim şansı veren menü burası olduğu için değerli.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 63
PANITE
Benim tavsiyem bu menüde yarattığınız birimleri kullanmanız çünkü kesinlikle zevkli ve yaratıcı olabiliyor. Oyun ile ilgili verebileceğim tavsiye: Almayın. Alanlara verebileceğim tavsiye: Oynamayın, Oynayanlara verebileceğim tavsiye: Asker yapın saldırın. Bu oyun açıklaması: Burada bitmeli. Ama: bitmeyecek. Neden: Çünkü daha yazılacak bin kelime var. Peki o zaman: Bilmiyorum. (B)İLMİYORUM..... -Nasıl olmalı bu işler... -Ne zaman dertli başım "siz" ekinin manasını öğrenecek... -Ne zaman oyun firmaları adam gibi oyun yapmayı öğrenecekler... -Ne zaman Dünya'da GameShow'u hatırlayan kimse kalmayacak... -Ne zaman Kahve içmek hayatıma ciddi hasarlar vermeye başlayacak... -Tuz yememe kararım iyi bir karar mıydı... -Aranızdan birileri Hoyle Classic Card Games'i veya Board Games'i oynadı mı... -Oynamadıysa bile bu oyunların çok güzel olduğunu biliyor mu.... -Ben Might and Magic VI Strategy Guide'ını yaparken sorduğum sorulara gelen mail'lerden bazılarının üzerindeki o "Zavallıya yardım edelim bari" havası hangi etkenlerden kaynaklanıyor... -Aynı sorularıma yardım etmek için cevap verdiği her açıdan belli olanlar ile sırf üstünlük taslamak için yazdığı belli olanlar arasındaki farklar neler... -Bana Ankara'dan yazan Seçkin Kara'nın disketini niye okuyamıyorum... -Tekirdağ'dan yazan Rayman'ın mektubunda adres yokken nasıl cevap verebilirim... -Acaba tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan... -Önemli bir hatanın mı yoksa mutluluğun mu eşiğindeyiz... (bu yazıyı yazdığım günden (iki gün önce) bu güne kadar geçen sürede (12 Eylül) anladım ki sanırım yine bir hatanın eşiğindeymişiz. Umarım yanılıyorumdur) -Game Show niye kapanıyor...
ÖNEMLİ AÇIKLAMA..... Bildiğiniz gibi, benim uzun süreden beri tanıdığım Can Kantarcı Starcraft yazısı ile birlikte GameShow'a yazar olmuştu. Ve daha sonra benim Starcraft Strategy Guide'ını yaparken yazdığım şeyler onu gerçekten kırmış. Zaten geçen ayki yazılarında da bundan bahsetmiş. Ben o satırları büyük bir ciddiyet içeren cümlelere ev sahipliği yapsınlar diye yazmamıştım. Ancak sanırım Can bunu yanlış anlamış. Ben de başka bir yanlışlık yapıp böyle ufak bir yanlış anlamayı büyütmek istemiyorum. Kesinlikle Can benimle şu anda dargın falan değil. Daha demin konuştuk hatta. Ama yine de GameShow kapanırken böyle bir yara ile bitsin istemiyorum. Starcraft'ı bitirdiğini ve gayet de güzel oynayıp açıkladığını bildiğim Can Kantarcı'dan burada, yine okurların önünde, özür diliyor, yalnız benim samimiyetimi yanlış anladığı ve arkadaşlığıma çok da güven duymadığı izlenimi uyandırdığı için ona hafiften kırıldığımı belirtiyorum. Ayrıca her türlü Starcraft müsabakasında onu evire çevire yeneceğimi de bildirir, MK 4'teki başarısını tebrik eder (benim kaburgalarımı kırdı da), evindeki ufak çaplı santral çalışmasını kınarım. Bir de geçen ay isimlerimizin arasına yazdıklarımız kesinlikle tesadüfen böyle büyük bir başarıya imza atmıştır. Can'a açık yorumum: MK4 çalışıyorum harıl harıl, aynı anda sekiz buçuk tuşa basmaya başladım artık. Büyük müsabaka için gün 8 Ekim. Kurallar: Starcraft'taki puan 0.9 ile çarpılacak, MK4'teki puan 0.2 ile çarpılacak. Yalnız eğer Starcraft'ta beni yenersen Panzer General 2 ve Dark Reign'de yarışmaya dahil edilecek. — HÜSEYİN'E BİR NOT Bu gidişin gerçekten üzdü beni. Keşke birazcık daha kalsa idin. Ama ne yapalım. Ben daha İstanbul'dayım. Belki bir iki sene içinde tekrar görüşürüz. Umarım görüşürüz. Bu süre içinde, geceleri Beşiktaş - Üsküdar motorunda, aynı yerde seninle yaptığımız müthiş mavraları unutmayacağım. Çabucak dön. EMİN GÜR'E BİR NOT Bilmem kaç ay önce telefonda mavra yaparken bana öylesine söylediğin "GameShow'da yazsana" cümlesi, ve benim bundan aylar sonra sana "Warlords 3 oynuyorum" demem bizi bu noktaya getirdi işte. Ben açıkçası bana duyduğun güveni unutmayacağım. Kimi zaman bu işlerden elimi eteğimi çekmeyi düşündüğüm zamanlarda bu güveni kırmamak için yaptıklarımı da unutmayacağım. Hani herkesin hayatında bir an olur, o an böyle bir şeyin bir daha asla gerçekleşmeyeceğini anlarsın ya. İşte GameShow bana bunu hissettiriyor. İlerde ne olursa olsun bu günleri, bu dergiyi, bu Age of Empires'da beni yenişlerini unutmayacağım diye düşünüyorum. Sana yakında çok büyük bir değişime uğrayacak hayatının geri kalanında iyi şanslar diliyorum. Önümüzdeki üç ay içinde seni Age of Empires'da kesin yeneceğim. OKUYUCU'YA BİR NOT On ay süren Game Show macerası burada son buluyor işte. Bana ulaşanlara, mektup yollayanlara, okuyanlara teşekkür ederim. Bu GameShow'a yazdığım son yazı. B Bölgesi'ni daha önce yazdım. Her şeye rağmen sizinle beraber olmak çok güzeldi. GameShow'u unutmayın. Ben unutmayacağım. Hepinizle belki bir gün başka bir yerde karşılaşırız. Kendi yazılarımdan birinden yaptığım bir alıntı ile bitiriyorum yazımı. Ve de gidiyorum gökyüzüne doğru. Giderken aşağıdan bana bakan gözler görüyorum. El sallıyorum. Bir gülümseme ile bakıyorum aşağıya. Sonra yıldızların arasında kayboluyorum, ve gözler de kayboluyor. Ve de gökte ay ışık saçmaya devam ediyor, yıldızlar yerinde, karanlık aynı karanlık, siyah aynı siyah, soğuk aynı soğuk, ben ise durmadan gidiyorum, nereye diye sorarak kendime... Beşiktaş'ta
Burçak Caner