Gameshow sayı 41, sayfa 54

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 54

İlah'ım nedir benim bu dövüş oyunlarından çektiğim bea? Bıktım ulan bıktım! Hep aynı, klasik, monoton, tek düze, sıradan, vs. vs. oyunlar! Hepsinde esas oğlanlar, büyük göğüslü ve aynı zamanda kıçlı "dişi" savaşçılar ve son adamlar, yani boss'lar... Ne kadar ilginç değil mi? Heh! İnsanların artık bunları yemeyeceğini, daha değişik bir şeyler

— beklediklerini anlamalılar. Aralarından ancak

Mortal Kombat ve Street Fighter gibi bir kaç üst düzey oyun sıyrıldı şimdiye kadar. Koca oyun piyasası bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda kaliteli dövüş oyunu yapmış demektir bu. "Efendim üç boyutlu dövüş oyunları da var" diyenleriniz vardır kesin.

İyi, güzel de kardeşim ne kadar değişiklik getiriyor ki bunlar? Söyleyebilir misin yeni bir çığır açabilecek kadar yaratıcı olduklarını? Cevap şimdiden belli, hiç kasmaya gerek yok. Oh... Biraz içimi döktükten sonra artık sözde "efsane" haline gelmiş oyunumuz hakkında bir şeyler çiziktirelim isterseniz. Street Fighter (SF)... Şaka ve de maka bu ismi duymamış olmanız olanaksız diye bir düşünceye sahibim. Şöyle, öyle, hatta bi de böyle sölüm SF, bilgisayar veya arcade oyunları tarihinde devrim yaratan oyunların başında gelir. SF1 çıktığında her zamanki gibi atari (bu da iğrenç yanlış bir kullanım ama yerleşmiş bir kere, ne diyeyim) salonların birinde görmüştüm ve çok senfonik (bknz. Yazı başı açıklaması) gelmişti daha dün gibi hatırlarım. Neyse efendim, çok ilgisini çekince gençlerimizin, Capcom firması SF2'yi yaparak bu sefer çok büyük bir adım atmıştır arcade makinaları piyasasında. Hah buraya kadar iyi, güzel hatta mükemmel... İşte sorun zaten bundan sonra çıkıyor. Eğer arcade salonlarına az da olsa aşinalığınız var ise, SF 99, SF 2.1, SF 31/69 gibi versiyonları sıkça duymuşsunuzdur. Garip ama gerçek... Öyle değil mi ya? Ben bu saçmalığa bir son vermek için oldukça kapsamlı bir araştırmaya girdim ve gerçekleri siz istemeseniz de (nası ya?) bir bir ortaya çıkardım. Tahmin ettiğim kadarı ile, SF serileri 1, 2, 3 ve daha sonra ise Super Street Fighter 2 olarak devam etti. SSF 2 yeni karakterlerle ve daha iyi grafiklerle revize edilmiş bir oyundu. Bir çeşit Special Edition yani. Bunu da geçtik ve bir saçmalık da burada patlak verdi. Bilirsiniz sayılar 1, 2, 3, 4, 5 diye gider ve anlayacağınız üzere belirli bir sıraları vardır. İşte, bu Capcom'da çalışan amcalarımız sanırım oyunlarının başkaları tarafından kırılmasından dolayı kafayı sıyırarak Street Fighter Zero ve Alpha gibi trajedilere imzalarını attılar. Benim de size deminden beri çaktırmak istediğim gibi oyunumuz Street Fighter Alpha - Warriors' Dreams. Kendilerinin isimleri pek bir fiyakalı olmasına rağmen içi tamamen boş ve hoş olmayan bir oyun. Beğenmedim. Beğenmedim kardeşim zorla mı? SSF2'nin eline su dökemez. Üzerine hiç eğilinmemiş ve özenilmemiş bir oyun. Her tarafından bayağılık fışkırıyor. Bu 1, Toshinden 2 (yine patlattım aradan ;)), ««« söyleyeyim (ne şekilde söylemek istiyorsanız boşluğu ona göre doldurunuz). Bu iğrenç mavrayı geçtikten sonra gelelim gameplay'e. Zaten sınıfı geçtiği tek kısım da orası. O da eh işte, vasat gibin bir şey. Grafiklere bakacak olursak ise, tam ekranda düşük çözünürlük, diğer iki mode'da ise yüksek çözünürlüğe geçilebildiğini anında görürüz. Şahsen gördüm, sizi bilemem Sesler çok kötü, iğrenç, kalitesiz ötesi. Ben zor dayandım, siz hiç dayanamazsınız (nasıl bir insanım ben ya). Genel özellikleri geçtikten sonra bir de şu salak, klasik, eskiyeni karakterleri tanıyalım arkadaşlar ne dersiniz? Tamam dediğinizi var sayaraktan tanıtıyorum efendim: Oyundaki Karakterler: Ryu: Bunu tanımayan varsa gelir oraya o bireyi döverim. Arcade oyunları piyasasının gelmiş geçmiş en tanınmış elemanlarından biri olmakla kalmaz, kazandığı her round sonrası yardımcılarına bir vantilatör getirterek saçlarını havalandırır. Ee, ünlü olmanın da böyle olayları yok değil tabi. Ken: Aslında Ryu için söylediklerimin hemen hemen hepsi bunun için de geçerli bir kaç "küçük" fark dışında. Bu farkların başlıcası ise Ken'in yankee, Ryu'nun samurai olması. Bunu yine Ken round kazandığında yumruğunu tam bir kapitalist amerikalı tavrıyla yukarı kaldırışından anlayabiliriz.

Sagat: Bu da demirbaşlardan. Ü!

lü tiger uppercut'ını bilmeyen yoktur. Onun için on tiger gücünde derler (çok bayat oldu ama idare durumları işte). Tayland'lıdır (yoksa Tayvan mıydı bea?). Guy: Çok sakat elemanlardan. Ne zaman ne yapacağı belli olmuyor. Gençten bi de yazık. Beni en çok zorlayanlardan. Acaip hareket bolluğu var. Amerikalı olması büyük bir ihtimal. Ertunç dikkat! :) Chun Li: Kendileri oldukça eskilerinden olurlar SF serilerinin. Kadın kısmısı olsa da hiç hafife alınacak biri değildir. M Bison tarafından öldürülen babasının intikamını almak için falan katılmış bu olaya. Charlie: Pek tekin değil bu meymenetsiz de. Çatlak gibin. Zaten kılık kıyafet devriminden bihaber falan takılıyor etrafta. Yine tabii ki bir yankee. Bunun babası da böyleydi esprisini yapmamak için zor tutuyorum kendimi ama yapmıcam işte. İrade! Birdie: Bu ismi görünce hemen kafamda bird, birdie olmuşsa eğer, Charlie'nin de gerçek adının Charles olma ihtimali çok yüksek gibi gözüktü bana birden. Çok hızlı ve çevik (1) olmakla beraber, bir o kadar da Canis Lupus Lupus'tur. Adon: Afedersiniz sayın okuyucular ama

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.