HEART OF DARKNESS
Retro bilgisayarGeri sayım sona erdi, herkes patladı ve foyamız ortaya çıktı. Değil mi? Doğru bilenleri tebrik ediyorum. Zebani'yi halen "Serkan UYBAŞ"
Hayat biz olmadan nasıl olacak? Siz bizsiz ne yaparsınız onu bilemem ama ben GameShow'suz devam etmeye çalışacağım. Güzel bir rüya, çalar saatin sesiyle sona erdi farz edin. Ya da annenizin sesi... ne düşünmek isterseniz. Acı tatlı günleriyle geçen şu üç yılı ben unutmayacağım, sizlerin de unutacağını zannetmiyorum. Ben çok eğlendim ve umarım sizler de eğlenmişsinizdir... Bir gün başka bir yerde belki tekrar buluşuruz. Ve işte son kez PERDE.... Bu ayki oyun HOD yani Karanlığın Kalbi. Hepimizin korkuları olmuştur. Belki halen vardır. İsmi ve niteliği değişse de günlük hayatımızı etkileyen şeylerden biridir korku. İşte bunlardan biri de KARANLIK korkusudur. Karanlık özellikle "karanlık" ve "aydınlık" arasındaki farkı kavrayamamış genç beyinleri çok kolay etkiler. Çünkü her yeri net görebilirken bir anda her taraf siyah olmuştur ve buna anlam veremeyen genç ve taze beyin, olanları algılayana kadar karanlığa karşı korku duyar. İşte bazılarımızın karanlık korkusunun temeli budur. İşte oyunumuz HOD ile bu kez karanlığın tam kalbine yolculuk yapan küçük bir çocuğu oynuyoruz (Arnie). Köpeği (Whisky) kötü yaratıklar tarafından başka boyuta kaçırılan Arnie, köpeğinin peşinden gider ve karanlık ve aydınlık arasında kıyasıya bir savaş yaşanan bu korkunç (!) boyutta Whisky'yi bulma mücadelesi verir.
zannedenlere ise gülüp geçiyorum.
Evet, kabul ediyorum. Cidden çocuk filmi konusu gibi konu bulmuşlar. Oldukça salak gelebilir size. Fakat platform - arcade türüne getirdiği yenilikler ile bu yıl içinde çıkmış en iyi platform oyunlarından biri. Oynanış, oyun kaydetme, grafik kalitesi vs. açısından birkaç ay evvel açıklanan Oddworld'e oldukça benziyor. Daha çok küçük kardeşinizi eğlendirecek bir oyun gibi gözükse de başına oturup kalkamama durumu da söz konusu olabiliyor. Oyunun açılış demosu konuyu bize kısaca özetledikten sonra (oyunda bol bol demo izleyebileceksiniz) karşınıza ana menü geliyor. Play diyerek oyuna başlayabilirsiniz. Eğer ilerlemişseniz en son geldiğiniz ekrandan başlar. Tabi aradaki bölümleri tekrar oynamak isteyebilirsiniz. Bunun için oldukça güzel düşünülmüş Options menüsüne girmek gerek. Options'ta bir sürü seçenek var. Her biri ağaç evin bir parçası olarak hazırlanmış. İşte options menüsü: (Bilgisayar): Controls: Oyunu nasıl kontrol edeceğinizi belirliyorsunuz. Difficulty: Zorluk derecesi. Sound: Sesleri stereo mu mono mu ve bunun gibi ayarları yapıyorsunuz. LOAD GAME (Film Makinesi): Buradan daha önce geldiğiniz bir bölümün kaydedilmiş bir ekranını yükleyebiliyorsunuz. Önce Level seçimi yapıyor (toplam 8 level var), ardından başlamak istediğiniz ekranı da seçip (her bölümde 8 - 10 kaydetme ekranı var) oyuna başlıyorsunuz. Her bölümde bazı önemli noktalarda oyun otomatik kayıt oluyor. Ayrıca levellar arasında demoları izleyebilirsiniz. Oddworld'dekiler kadar güzel demolar var oyunda. CURRENT GAME (Eşya Dolabı): Bu seçenekle en son oynadığınız oyuna geri dönebilirsiniz. NEW GAME (Uçak (!)): Adı üstünde yeni bir oyuna başlamak için. SHOW CINEMATICS (Slayt makinesi): Bununla oyun sırasında izlediğiniz demoları tekrar tekrar izleyebilirsiniz. Yine ODDWORLD'den arak bir seçenek. :) QUIT GAME (Elektrik Şalteri): Bu da oyunu kapatmak için. OYUNUN MENÜLERİNİ BİZ DE ÇIKARABİLİRDİK... SEN BİZE OYUNU ANLAT! SUS ULEN! Yetti ama.. Kaç aydır başımın etini yediğin yetti! Ne yani... Oyunun birinde menüleri anlatmadık diye bizi ipe çeken sanki sen değildin! Menüleri çıkarabilirmişmiş de oyunu anlatmışmış... Eleştirinin ve küstahlığın da bir sınırı var! Oyun, platform - beceri vs. türü bir oyun. Yani oradan buraya zıplarken zorlanabilirsiniz. Bayağı beceri gerektiren yerler var. Bana eski AMIGA oyunlarını hatırlattı. Özellikle sonradan PC'de de çıkan
DARKNESS
bir oyun vardı "Flashback" diye. Bunlar o zaman "Another World" ve "Flashback" diye iki genç ve güzel kardeşti. Daha sonra tekerlek devrimi ile ortayı saran topo oyunları takip eden üçüncü kardeş "Fade to Black" çıktı. İşte o zaman işin tadı kaçmıştı ve bu tür beceri oyunu severler o gün bu gündür türün güzel örneklerini özlemle bekliyordu. İşte bu oyun (arada çıkan bir Fransızca oyunu da unutmamak lazım) o zamanlar özellikle Flashback'teki doğal animasyonlar ve güzel arkaplan grafiklerinden (o zamanlar bizde sadece grafik vardı, animasyon için millet Amiga alırdı) hoşlananlar için biçilmiş kaftan. Ayrıca yakın zaman önce çıkan ve pek yakında ikincisi de çıkacak olan "ODDWORLD: Abe's Odyssey" oyununu sevenlere de hitap edebilecek bir oyun. Oynanış sırasında
TE dikkat edilecek bazı noktalar var. Bunlara değinmek gerekirse: Hareketler ve kontroller çok kolay. Mesela zıplarken tekrar zıplama tuşuna basarsanız havada takla atarsınız. Girdik, hareketlerden devam edelim. Havada bir yere tutunmak için (duvar, halat vs.) zıplama tuşuna basılı tutmak gerek. Çelik silahınız değişince kullandığınız ateş topları çok daha kullanışlı ve işlevsel. Mesela yerde gördüğünüz küçük meyvemsi toplara special fire ile ateş ederseniz büyüyüp ağaç oluyorlar. Tabi ağaçlara aynısını yapınca meyve oluyorlar. Bu yeşil şeylerin küçüğü sadece küçük yaratıklara etkili. Büyük et yiyen bitkilere karşı yine special fire kullanılmalı. Sersemletici etkisi var. Suda yüzerken bir nefes sınırı yok. Rahat olun, kasmayın. Silahınızın enerji sınırı, devam hakkı, enerji gibi dertler de yok. Ölürseniz (ki çok kez böyle olur) en son kayıtlı ekrandan tekrar başlar oyun. Enerji veya silah değiştirme olmadığı için
INTERPLAY
PLATFORM
Pentium 133 16 MB RAM 4 CD 150MB HARDISK toplanacak obje de yok. Grafikler ve sesler çok çok güzel. Benim tercihim olan el çizimi grafikler kullanılmış. Ara demolar ise kaliteli render grafikler ile yapılmış. Belki siz önemsemiyorsunuz artık ama bunlar eskiden çok önemli şeylerdi! Yine yazının sonunu getirdim. Ama bu sefer çok farklı. Bir sonraki defa olmayacağına göre biraz farklı bir kapanış yazısı yapayım dedim. İşte veda ve kapanış yazım. Hoşça kalın..... "Hiç unutmam... Bundan tam 3 yıl önceydi. Yine yaz sonu falandı ve Ağustos sayısı çıkmıştı derginin. Benim ilk yazım vardı içinde. Adı "İnterrupt", bir platform oyunu. İlk yazımdı ve ne mutluluktur ki son yazım da olmamıştı. Hatta bu oyun yüzünden MEG'in, Mert'in telefon rehberlerinde adım şöyle geçer "Burak (interrupt)". Ama kader ağlarını öylesine garip bir şekilde örüyor ki... Kim derdi ki ilk ve son oyunun aynı tür olacak? Kim derdi ki bu dergi bir gün hiç çıkmamak üzere kapanacak... Üç koca yıl, 41 dergi, birkaç ek, bir disket, gelenler, gidenler, kalanlar... Açılan ve kapanan köşeler... İlk günümde derginin bu hale geleceğini söyleseler güler geçerdim... Ama A4 çıkmaya başladıktan sonra da kapanacağını söyleseler ona da inanmazdım. Dönüp baktığımda ilk aklıma gelen şeyler MAC ve Serkan'ın ayrılması, A4 çıkmamız, Efe ile ilk kapışmamız, dergi için sabahlanan geceler, TOMB RAIDER belası ve daha pek çok şeyi... Daha fazla lafı uzatmadan son kapanışımı yapıyorum. Haydi bana eyvallah..." EIBurak "EvilOne değil İNTERRUPT" Bayburtlu NOT: Gameshow'a yazar olmak isteyip de olamayan irc dostlarım... Cevabınızı aldınız mı? *<:0)