Gameshow sayı 40, sayfa 74

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 74

TKP Azargathe'yi öldürmem çok kolay olmuştu. Szass Tam tarafından Eltab'a kurban edilecekken kurtardığımız ve o zamandan beri benim dostum ve sırdaşım olan tatlı "GA Azargathe. Ya da benim onu çağırdığım adıyla Az'ar. Benim o güzel bahar akşamı onu öldürmek için geldiğimi nereden bilebilirdi ki. Evinin çatısına çıkmış gökyüzünde bir o yana bir bu yana hareket eden Selune'un gözyaşlarını izliyordu. Ona seslendiğim zaman yüzündeki o gülümsemeyi hatırlıyorum. Beni tanıyınca damdan bir tüy gibi inip yanıma gelmişti. Ama ben içimden haykırıyordum. Hayır Azargathe gelme! Kaç kaç! Ben senin dostun olan Nierdre değilim. Nevron seni öldürmem için gönderdi beni. Hayır yaklaşma yaklaşma bana... Az'ar büyük bir özlem ve sevinçle bana doğru koşmaya başlarken beynimde Nevron'un sesi yankılandı. "Şimdi Nierdre!" Kollarını açmış bana hoş geldin demek üzereyken sadece kollarımı ona sarılacakmış gibi açtım ve ağzımı açıp olanca gücümle bağırdım. Kollarımı ne kadar geniş açarsam büyünün alanı ve verdiği zarar da o kadar artıyordu. Zavallı ve masum Az'ar... Kollarımı sonuna kadar açma sebebim sana özlemle sarılmak değildi. Az'ar ne olduğunu anlamadan beş altı metre kadar geriye savrulmuş ve evinin duvarına çarpmıştı. Bu büyüyü yapmaktaki amacım üzerinde kendisini korumak için kullandığı bütün büyülü eşyaların kırılmasını sağlamaktı. Az'ar'ın en büyük hobisi yaşları en az bin yıl olan ve eski Netheril'den kalmış olan büyülü eşyaları kullanmaktı. Bunlar normalden çok daha narin olduklarından onları parçalamak benim için bir Doppelganger'ın şekil değiştirmesi kadar kolaydı. Üzerinde biraz oynama yaptığım "Dust Scream" büyüm bütün işi halletmişti. Az'ar düştüğü yerden doğrulmaya çalıştığında vücudunun her yerinden mavi-yeşil ve mavi-beyaz ışıklar çıkmaya başladı. Sanki minik minik fireball'lar vücudunun çeşitli yerlerinde patlıyordu. Bunların ne olduğunu ikimiz de biliyorduk. Az'ar'ın üzerinde ki tüm büyülü eşyalar parçalandıkları için içlerindeki tüm büyü enerjisini dışa vermeye başlamışlardı. Bu enerji maalesef belli bir hedefi yok etmek için gerçekten fazlaydı. Hatta çok yakınında durursam beni bile yok edebilirdi. Ama Nevron en başta buna karşı beni uyarmıştı. Vücudumu dolaylı yollardan yok etsem de kısa bir süre sonra tekrar ortaya çıkıyordum. Ona toparlanması için fırsat vermedim. Veremedim... Az'ar acıdan bağırmaya başladığı zaman içimden bir parçanın koptuğunu hissettim. Kendi dostlarıma nasıl böyle bir şey yapabilirdim. Lanet olsun sana Nevron! Seni öldüreceğim! Ne pahasına olursa olsun öldüreceğim. Bu derin düşüncelere daldığım zaman Az'ar'ın parmağındaki yüzüğe uzanıp bir şeyler mırıldandığını fark etmedim. Üzerinde sağlam bir büyülü yüzük kalmıştı. Şükürler olsun... Bir anda yüzükten çıkan yeşil bir ışık sol elinden başlayarak Az'ar'ı kapladı ve birkaç saniye bile geçmeden beraber kayboldular. Az'ar kaçmayı başarmıştı! Şükürler olsun... Şükürler olsun... Belki gücünü topladıktan sonra bana yardıma gelebilirdi. Beni bu esaretten kurtarabilirdi... Bu hayallerim çok kısa sürdü. Birkaç saniye sonra Az'ar karşımda tekrar belirdi. Yalnız vücudu tamamıyla transparan bir hal almıştı. Ağzı hareket ediyordu fakat dediklerini duyamıyordum. Az'ar'ın vücudu yavaş yavaş şekil değiştirmeye başlamıştı. Sanki vücudunu bir şeyler çekiştirmeye başlamıştı. Kafası uzayıp kısalmaya, vücudu genişlemeye başlamıştı. O an neler olduğunu anlamıştım. Az'ar'ın kullandığı "Ring Of Teleportation" büyüm sonucu biraz zarar görmüş fakat tamamıyla yok olmamıştı. Ta ki Az'ar onu benden kaçmak için kullanmaya kalkışana kadar. Şimdi gücünü kaybeden yüzük onu gitmek istediği yerle şu anki yer arasında çekiştiriyor ve onu yavaşça parçalıyordu. Ah Az'ar sana hep bu antika yüzükleri kullanma dedim ama sen beni dinlemedin. Bir gün başına iş açacaklarını söylemiştim ama bunun sebebinin ben olacağımı nereden bilebilirdim. Düşüncelerime bir nokta koyamadan Az'ar'ı bu dünyadan ayıran perde yok oldu ve Az'ar çığlıklar atarak tanrısının yanına gitti... Hepinizle tekrar bu sayfalarda buluşmak beni o kadar mutlu ediyor ki anlatamam. Bu sayfayı hazırlamak artık benim için işten öte bir şey (Magic sayfasının aksine). Her ay ilginç bir şeyler yazmaya çalışmak, kitaplarımdan eski büyüler bulmak ve mektupları cevaplamak... İnanın çok zevkli. Ağustos'a geldik ve inşallah tatilin hala keyfini çıkarabiliyorsunuzdur. Siz bu satırları okurken ben inşallah Amerika'da olacağım. Bir kısmınızın sandığının aksine başkent'te malum bir bayanın kollarında olmayacağım. Ne de Fox Mulder ve Dana Scully ile X-Files'da araştırıyor olacağım. Yine tembelliğim yüzünden bu sene de Gen Con'a gidemiyorum ama size taze FRP haberleri ile gelmeyi kendime görev bilirim. Geçen buluşmaya gelen herkese teşekkürler. Dergide geçirdiğim en güzel günlerden biriydi. Buradan herkesi selamlıyorum. Ağustos'a geldik ve inşallah tatilin hala keyfini çıkarabiliyorsunuzdur. Geçen buluşmaya gelen herkese tekrar teşekkürler. Yeni arkadaşlarla tanıştık, bol bol FRP ve Magic muhabbeti yapıp ardından hep beraber Sihir Kafe'ye gittik (yoksa siz hala gitmediniz mi). Gelmeyenler çok şey kaçırıyorlar... Geçen buluşmaya gelen herkese tekrar teşekkürler. Dergide geçirdiğim en güzel günlerden biriydi. Tatilim sebebiyle Ağustos ayında buluşmamız yok. Bir de 1 Ağustos - 7 Eylül arası gelen e-mail'lere de bu süre içinde cevap yazamayacağım. Geçen ay başladığım DarkSun'ın geçmişi hikayesinin ikinci kısmı ile yazıya giriş yapıyorum. Rajaat hayat enerjisinin büyülerin kaynağı olduğunu öğrenmiş ve yaptığı deneylerle bu enerjinin en kolay çekilebileceği yerlerin bitkiler ve toprak olduğunu anlamıştı. Deneyleri sonucunda daha çok enerji barındıran belli bölgelerin olduğunu fark etmişti. Eğer böyle bir yer bulursa oranın enerjisini uzun zamandır hayalini kurduğu transformasyon büyüsünü yapmak için kullanacaktı. Bu ilk büyücünün (The First Sorcerer) seyahatleri onu Jagged Cliffs denen sivri uçlu kayalıklardan oluşan uçurumlara getirdi. Rajaat burada kayadan duvarların serin gölgesinde, yeşil ağaçların arasında hiç dokunulmamış ve kirlenmemiş bir açıklık buldu. Mavi bir nehir de bu alanın tam ortasından geçiyor ve çevresindeki toprağa hayat veriyordu. Bu bölge tamamıyla yaşam enerjisi ile doluydu. Bu enerji o kadar fazlaydı ki Rajaat bu enerjinin ayaklarının altında attığını hissediyordu. Rajaat burada tam olarak ikiyüz yıl kaldı. Bu süre boyunca bitkilerden çektiği enerji ile en fazla neler yapabileceğini araştırdı durdu. Günümüz Athas'ta hala kullanılan birçok büyü keşfetmiş olsa da bitkilerden sağladığı enerji ona yetmiyordu. Rajaat daha fazla güç istiyordu. Ve bu gücü gezegenin kendisinde aramaya başladı... Rajaat gezegenin, Athas'ın hayat kıvılcımından enerji çektiği zaman o kadar yoğun ve ham bir enerjiyle karşılaştı ki neredeyse kendisini yok edecekti. Bu enerjiyi kontrol edemeyeceğini anlayınca bu hevesten vazgeçti ama bu çabaları yüzyıllardır barındığı bölgeyi yok etmiş ve o ormanlar ve nehirler gitmiş, yerlerine içinde yine Rajaat'ın deneyleri sonucu ortaya çıkan ucube yaratıkların yaşadığı bataklıklar kalmıştı. Günümüzde bile Rajaat'ın burada yaptıkları hala etkisini göstermektedir. Athas'ın buradan sızan hayat enerjisi bataklıklara ve daha ileri bölgelere yayılmakta, buradaki bitkileri ve yaşayan hayvanları etkilemekte ve yepyeni korkunç yaratıklar ortaya çıkarmaktadır. The Sundering of the Paths: Rajaat yeni yarattığı bataklığı terk ettikten sonra orijinal araştırmasının kaynağına karar verdi. İlham almak ve daha çok şeyi anlamak için eski Nature Master'ları tekrar incelemeye başladı. Maalesef Yeşil Çağ'ın halflingleri artık vahşi birer ırk haline gelmişlerdi ve o eski ihtişamlı günlerine ait sahip oldukları bilgiler folklor ve peri masalları haline gelmişti. Rajaat'ın bundan daha çok şeye ihtiyacı vardı ve bir yerden de başlamalıydı. Bütün kabileleri tek tek dolaşıp hepsinin hikaye ve törenleri inceleyip hepsi arasında ortak bir nokta buldu. Bu ipucu onu halfling gücünün son ayakta kaldığı yere götürdü. Burası hayatta kalan son Nature Master'ların ölmekte olan bir çağa karşı son savunmalarını yaptıkları yerdi. Burası Pristine Tower'dı. Rajaat, Pristine Tower'da eski Nature Master'ların neslinden olan halflinglerle karşılaştı. Atalarına göre çok güçsüz de olsalar Rajaat'ın aradığı bilginin anahtarına sahiptiler. Rajaat onlarla dost oldu; onlardan öğrendi ve kuleyi ele geçirip kendi amaçlarına kullanmak için değiştirdi. Halflinglerin de yardımıyla kulenin tüm gizemlerini öğrenip büyüyü kontrol etme gücünü artıran Rajaat, bu bilgilerle iki çeşit büyü keşfetti: Preserving Magic ve Defiling Magic (DarkSun'da büyüler iki şekilde yapılabiliyor. Bildiğiniz gibi orada büyüleri yapmak için gerekli olan enerji bitkilerden, topraklardan ve/veya yaşayan canlılardan alınıyor. Preserverlar büyü yapmak için bu gücü çekerlerken çok dikkatli olurlar. Bu çekilen güç eğer canlıya zarar vermeye başlarsa hemen güç alımını orada kesip büyülerini yaparlar. Defilerlar ise büyü enerjisini çekerken canlıları tamamıyla yok ederler. Böylece bir anda Preserverlardan daha çok büyü gücünü elde etmiş olurlar. Defilerlar, Preserverlara göre de daha çabuk level atlarlar). Bu iki büyü şeklinde de uzman olan Rajaat, çoğu zaman Defiling büyüsünü tercih ediyordu çünkü bu yolla çok çok daha fazla enerjiye sahip oluyordu. Rajaat çalışmalarını Psionic üzerinde de yoğunlaştırmıştı ve bu büyü ile birleştirince çok daha güçlü oldu. Büyü ve Psionic gücünü birleştirip çalışmalara başlayınca Rajaat bunlar sayesinde çok daha yüksek bir seviyede var olabileceğini anladı ve yapmak istediği transformasyon içinde ilk adımlarını atmış oldu... Ayın mektubu ile mektup köşesine de şöyle bir zoom yapıyoruz. Bana mektup konusunda fikir verin. Her ay üç mektup mu cevaplamamı istersiniz yoksa iki mektup cevaplayıp geri kalan boş yeri büyüler, tanrılar ve büyülü eşyalarla mı doldurmamı istersiniz. Değişik dünyalara ait hikayeler bunlara dahil değil. Bu hikayeler artık her ay fiks olacak zaten. Ulu Bilge Nierdre, Size -ne kadar acıdır ki- ölümü beklediğim mağaradan yazıyorum. Burada üçüncü uykusuz gecem az sonra bitecek. Evet tam üç gece evvel burada kıstırıldık. Ben, savaşçı dostlarım Peregrin, Lithanal, Dermond, Evador ve güzel cleric Elysen. Burası Peregrin ve Dermond'un Al-mair'i bulmaya giderken kamp kurdukları yer. O zaman barbarların saldırısına uğramışlar ama onlardan kurtulmaları uzun olmamış. Şimdi ise Lord Horbyn Shrieklaughter'ın adamları ve fanatik elflerden kurulu ufak bir ordu mağaranın önünde. Peregrin aldığı bir ok yarası yüzünden baygın. Elysen onu iyileştirmeye çalışıyor. Lord'un adamları hepimizi istiyor. Elfler ise onlara ihanet eden Evador'u. Ama esas istenen elf kılıcı Almair. Elfler kılıcı kendi ırkları için istiyor ama her nasılsa Horbyn onları kandırmış. Buradan kurtulmak için sizin engin bilgilerinize ihtiyacımız var. İşte yardımınıza ihtiyacımız olan sorular: 1- Büyücü bir elf ne gibi bonuslar alır? 2- Drow'ların yaşayışı ve özellikleri hakkında bilgi? 3- Siz de roman yazıyor musunuz? (Saçmalamaya başladım...) 4- En sevdiğiniz büyü nedir? Benim "Fireball". 5- Büyüler nasıl research edilir? 6- DM Screen ne iş görür? (Önünü kapamaktan başka). 7- DM Guide, Players HB ve Monstrous Manual'dan sonra hangi kitap alınmalı? 8- Düşük seviye karakterlere oynatılabilecek bir boxed set? 9- Canavarların experience point'i gruba eşit olarak bölünerek mi dağıtılıyor? Yardımlarınız için binlerce teşekkürler. Mystra sizi kutsasın. Güney "Ak'shell" Soykan, Kırklareli NİERDRE: Çok geç kaldım! Çok geç! Bu mektup nasıl olmuş da büyü kitaplarım ve parşömenlerin arasında kalmış. Şu ana kadar o mağaradan kurtulamadıysanız hepiniz ölmüşsünüz demektir. Mystra için söz veriyorum bir an önce mağaranın oraya gelip sizi bulacağım. Eğer ölmüşseniz hepinizi en güçlü büyülerle hayata döndürmeye çalışacağım, buna söz veriyorum. Bu arada Elysen'in Mystra veya Azuth cleric'i olma ihtimali var mıydı acaba? Specialist olursa daha verimli olur. Ehem ehem... 1- Büyücü bir elf maalesef hiçbir bonus almıyor. Ama burada büyük bir ama var, human veya diğer ırklardaki büyücüler büyü yapmak için büyü ağından enerji çekerken, elfler bu büyü ağının zaten bir parçası oldukları için büyü gücünü etraflarında hissederler. Bu özellik şu ana kadar hiçbir kural kitabında belirtilmemiş olsa da böyle. 2- Önce Drowların +2 Dex, +1 Int, Con ve -2 Charisma aldıklarını söyleyerekten başlıyorum. Aynı zamanda tüm drowlar günde bir kere Dancing Lights, Faerie Fire yapabilirler. 4. seviyeye ulaştıkları zaman Levitate, Detect Magic ve Know Alignment yapma gücü kazanıyorlar. Buna ilaveten Drow Priestleri Dispel Magic, Suggestion, Detect Lie ve Clairvoyance yapabiliyorlar.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.