Gameshow sayı 40, sayfa 70

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 70

Bir de Serkan, Volkan, Tolga üçlüsü var idi. Aslında Tolga ile Volkan kanka idiler. Volkan'dan hiç hoşlanmazdım, itici ve ukala bir tip idi, kendisi planda ifade etme tarzından iğrenirdim hep. Tolga fena değildi ama benden fazla hoşlanmazdı. Serkan uysal biriydi, napsın... Funda ile oturdum Ozan'dan sonra, yaklaşık iki yıl galiba. Funda ile sanki 10 yıldır evli ve artık heyecan duyacak hiçbir şeyleri kalmamış bir çift gibiydik. Günaydın, nasılsın, iyidir, hadi yarın görüşürüz... Gibi... Zaten konuştukça gözüm devamlı ön dişindeki griliğe takılırdı, aklım ondan başka bir şeye konsantre olmazdı. Servis anılarım deyince bir tek bunlar gelmiyor tabii aklıma, ama aklıma ilk gelen şeyi sona bırakıyorum ve otobüs şoförümüze geçiyorum. Mehmet amca kırmızı yanaklı süper bir insandı. Resmen öğrencilerin babası gibiydi. Minibüs iken başlamıştım, 302 otobüs iken bıraktım. Allah işlerini rast getirmiştir inşallah. Okul mu kırılacak, hemen Mehmet amcadan borç, hamburger mi istendi? Bir keresinde Çamlıca tepesine çıkartmıştı bizi. Tamam işte dönem bitti, heyecan demekti Mehmet amcanın bizi bir yere götürmesi.

bigBEN

| Bir gün çok sert bir fren yapmıştı ve Volkan uçarak ön camı patlatmıştı, nasıl sağ çıktı anlamamıştım, herifte ne bir çizik ne de başka bir şey oldu. Servisimizin, hayallerimin, gençlik yıllarımın biricik gülü, tek başrol oyuncusu Songül... Ahhh Songül ahhh... Ulan be yapılır mı bu bana? Benden bir sınıf üstte idi ve cool takılırdı serviste. Ama öyle bir vücudu ve nasıl desem çekiciliği vardı ki, hayallerimin kadını haline gelmişti. Bir gün hiç unutmam, evine kitap istemeye gitmiştim ve gecelik ile karşılamıştı beni. Tanrım, kafayı yememek için neler yapmıştım. Her gece uyumadan önce onunla ilgili hayaller kurardım, planlar yapardım, fantaziler yaratırdım ama sonunu getiremeden daha uyuya kalırdım. Ertesi akşam bir daha... Ne kızdı beee. Sonra bir de Aylin vardı, Aylin'di galiba adı. Benden bir sınıf ufak, Elif Kınıkoğlu'nun arkadaşı idi. Aşıktım kıza, okula gitme jilet ile koluma adını bile yazmıştım. Sonra bir Cuma, İstiklal Marşı öncesi geldi yanıma, arkadaşı vardı yanında, arkadaşının adı Ester'di... Ester sanki sırf kendi merak ediyormuş gibi sordu bana "Kolunu görebilir miyim?" Yani Aylin merak etmiyor, yanımda kıllığına duruyor gibisinden. Büyük bir gururla, artık buradan Moda'ya çay içmeye gideriz planları ile gösterdim Aylin'e kolumu. Kesik yerlerdeki kan pıhtılaşmış, kabuk tutmak ile tutmamak arası bir iltihap arasında yamuk yumuk Aylin yazıyordu. Baktı ve "Ayyyyy !!! İğreeeennnççç" dedi. Yıktın beni Aylin o lafın ile... Emin olun... Halbuki senin ile ilgili hayallerim var idi, bir gün annemler beni zorla bir yere misafirliğe götüreceklerdi ve sen o misafirliğe gittiğimiz ailenin kızı olarak bizi karşılayacaktın ve benim gözüm düşecekti... Bizim araba bozulacaktı, sizde yatıya kalacaktık ve ben gecenin bir vakti çişe gitmek için tuvaletin kapısını açtığımda seni büyük tuvaletini paldır küldür yaparken görecektim ve senden kurtulmuş olacaktım... Ama sen önce davrandın.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.