Gameshow sayı 40, sayfa 12

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 12

yazılarını okumanın, deniz, kumsal, güneş, kızlar, soğuk kola ve dostlarla beraber "deve güreşi" yapmak kadar eğlenceli veya bazen, gece yarısı tek başına denize girip de yosunlarla dansetmek kadar çılgınca, delice, doluca, 'extreme' ve de angutça olduğu kahramanınız Muder geri döndü. Nerden döndü, niye döndü, pek mi lazımdı gibi soruları yanıtlamadan önce oyunu açıklayıp gideceğim. Böylece bu sorular sonsuza kadar yanıtsız kalacaklar. Bu da normal insanların anlayamayacağı deli diye adlandırılanlarınsa kısmen anlayıp asla anlatamayacağı derin bir haz verecek bana. Soğuk kolanızı içmeden önce diyeceğim o ki, "Micro Machines". MM hem de V3! Top down Racer. Onu diyorum, diyoruuuum ki, Microooo diyoruuum, Machiiiineees diyoruuum. Her neyse. Codemasters diye bir grup, bir şirket -ya da, bir "yapımcı firma" dersem daha doğru olur kanımca - vardır. İşte onların yeni oyunu MM V3. Eskiden de bir Micro Machines vardı sanırım şimdi tam hatırlayamıyorum ama bu '98 yapımı ve daha bi mikro... Olmadı bunu saymayın, her Bu isimleri daha önce duymuş olan ve beni tanıyan dostların sanırım ki ağızları ile kulakları arasındaki mesafe epey bir azalmıştır. Gülmeden önce düşünmek gerek. Bu yaşa gelmiş, böylesine olgun, karizma sahibi bir insan neden böyle biraz daha genç bir kesime hitap edecek (bak baaaak) hem de Micro Machines gibi bir oyunu açıklar diye. Hemen yanıtını vereyim, çünkü bu oyun çok zevkli ve eğlenceli. Çünkü bu oyun bir klasik. Çünkü bu oyun herkese hitap edebilir. Çünkü bu oyuna ben de aynı önyargılarla yaklaştım ama oynadıkça yargılarımın yarıldığını gözlemledim, beğendim ve açıklamak istedim. Bu oyun şu günlerde, inanın, "tatile gidemedim ama, aaaa oyuna bak ne kadar eğlenceli, haydi ben de burda böyle eğleneyim, ne kadar eğleneyim, bu kadar eğleneyim, heyoo" gibi bir tat verecektir sizlere. bir-beraber çok eğlendik. Micro Machines adından da anlaşılacağı üzere, küçük, minik, miniminnacık yarış arabaları, 4x4'ler, sürat motorları, tank ve buna benzer bir çok çılgınca düzenlenip oyuna eklenmiş, küçük makinenin, aracın diyeyim daha doğrusu, ki otuz iki çeşit, polis arabaları, değişebilen araçlar falan dahil, birbiriyle yarışmaları ve bundan çıkarılacak zevke dayalı, üstten görünüşlü bir yarış oyunu.

Her neyse, uzun yoldan geldim. Oturup bir neyse...

Bana öyle oldu, Biz, 300

Asıl olayı multiplayer, yani çoklu oyunculu seçeneklerinin oldukça gelişmiş olması ve bundan mütevellit oyundan alınacak zevkin oyuncu sayısına göre katlanarak gitmesi. Otoritelerden, multi-player oyunlar arasında, epey yüksek bir not ortalaması tutturmuş ve sınıfını geçmiş bir oyun olan MM V3'de kırk sekiz ev ve bahçe pisti var. Ne demektir bir ev ya da bahçe pisti kısaca açıklayayım. Şöyle ki, masa üstü FRP'yi bilmeseniz de duymuşsunuzdur :) oyunda da masanın üstünde yarışıyoruz. Hem de ne masaların ne üstleri, bir restoranda örneğin, kaşıkların, tabakların arasında... Bir kahvaltı masasında, süt kutusunun yanından alıyoruz virajı örneğin, dökülen marmelata girmemeye çalışarak. Sonra bir bilardo masasının içinde, toplar arasında ve tabii masanın kenarlarında, düşmemeye çalışarak yere. Sonra bir okulda, (müdürün odası olabilir, her yerde uzun cetveller var) masaların arasında, öyleki, iki masa arasında o uzun cetvellerin üzerinden ilerliyoruz. Sonra bir kumar masası, iskambil kartlarının üzerinde zıplayarak ve bir laboratuvarda... ve plajda, kumdan bir kalenin kapısından girip penceresinden fırlıyoruz, şemsiyenin sopasının (copyright Muder Co. '98) yanından, frizbinin altına girmeden havlunun üstünden, şezlongun altından ilerlemeye Sonra bahçede... tam kırk sekiz değişik çılgın mı çılgın pist. Tüm pistlerin 3D modellenmiş olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Öyle bir uçak simülasyonundaki gibi, ya da "kadart çok çok başarılı ahım şahım değil ama sonuçta eğlence için yeterli. Patlayıcı silahlar ve mayınlar da ayrı bir tat oyunda. Örneğin tankla yarışıyorsanız (M1 Tank Platoon'a benzettim ama çoooook uzaktan), rakibinizi vurma şansınız var. Sonra giderken yoldan (yol mu?) alabileceğiniz, makas benzeri bir silah var. Bunu aldığınızda, önünüzde giden rakibi buna da fair play® deniyor. Bu da 'yarışmak' oluyor, "centilmenlik' oluyor. Ama zevkli oluyor o başka :). Vurmak kırmak demişken, hemen kontrolleri anlatmak istiyorum: Tek kişilik oyunda, sol için X, sağ için C, fren için Sol Shift'i kullanırken, çözemediğim bir nedenden çalışarak...

yakalayıp, tutup, çekip arkanıza atabiliyorsunuz ve

, işte bu dolayı, gaz için Caps Lock tuşunu kullanıyoruz. Ateş etmek için ateşin A'sı diyeceğim, böyle de espri olsun mu arkadaşlaaaaar? Eeeeveeeet. Tamam, oldu yaptım bile. Haa bir de atlama var tabii, Jump, bunun için de en Caps Lock'dan sonra klavyemizde ikinci en alakasız tuş olan ters Slash yani "\" tuşunu kullanıyoruz. Oyun içinde bir karakteri ya da bir kontrolörü (©-Muder Inc.) seçmek için de ateşe (A) basmak gerekiyor. Tuşları ayarlamak için Windows'dan oyuna girdiğiniz yerde bir "Control Configuration" seçeneği göreceksiniz. Uğraşmayın onunla, default default öğrenin oyunu. Ben beceremedim diye değil. Ben herşeyi beceririm Pad Share, yani pad (klavye de olabilir tabii) paylaşımlı (pad shop boys stili), multi-player oyunda, tuşlarımız biraz farklı: Birinci oyuncu ne keyfimi bozacam bre derken, ikinci oyuncu, sola döneyim diye, Numerik klavyeden 2'yi arayıp buluyor. Sağa gideyim diye 3'e basmaya gayret ediyor, asıl olaysa fren yapmak için Insert'e basmak zorunda olması, gerçi pek bir şey değişmiyor adam bu tuşları bulana kadar yenilmiş oluyor ama olsun, maksat katılımcı ruhlar tatmin olanda zevk alanda, paylaşım yapanda.. Ateş etmek içinse Home tuşu, unutturmayın. Geçelim karakterlere... Oyun mizansenine uygun olarak karakterler de uçuk-kaçık. Favori karakterim Elvis'den bozma Spider. Jethro Jamaikalı gibin olan, Walter'sa tombiş. Haa bunlar bizi bağlar mı adam ne anlatıyorsun diyecek olursanız, yeri gelir bağlar. Çünkü neden, kendi karakterinizi yaratma şansınız var. Seçin, ismi değiştirin, yarışın ve Save edin, sonra yarıştıkça update edin, data olur hoş olur. Gelelim ana menüye. Dizayn bir pist şeklinde yapılmış, mizansene gitmiş, mizanlı bir menü olmuş. Driving School, ki, güzel bir kardeşimiz olan Cherry'dir sahibi, oyuna başlamadan önce uğrayıp, tüm detayları öğrenirken eğlenme imkanı veren bir okul. The Basics, yani temel" diye başlayan uygulamalı dersler, Obstacles (engeller), Driving Down Screen (esas sürüş teknikleri). Driving At Speed chines görcen ayıptır söylemesi seni bile geçerim, tanımam modu, iki kişi diyoruuuum, kafa kafayaa... her var, ay kur dedim gene, pist var yani, Bunlar kolaydan kolaya kolay pistler ama sona doğru zorlaşıyorlar. Bilerek saçma cümle kurdum, atlamayın hemen. Demek istediğim içten içe zorlaşsa da sonuçta pistleri kolay beginners'ın. Ardından, Tricky geliyor beş ayrı pistiyle, bunda olay biraz daha zorlaşırken, Difficulty tavsiye edersiniz, çok zor (şimdi biliyorum kafadan difficult'tan gireceksiniz ya neyse). Head to Head modunda, eğer rakiple aranızı açıp ondan ekranda görünmeyecek şekilde uzaklaşırsanız, onu patlatırsınız ve bu da size bir "bonus" (aferin) kazandırır. Bu bonus'lar yarış sonunda kupa olarak (daha büyük aferin, alkışlı) geri dönebileceği gibi bonusu tamamlayan kişi yarışı kazanmış olur. Bonus durumunu sol üst köşeden takip edebilirsiniz. Eğer ki bonus'lar eşitse, play off turu atılır, bu turda, bonus alan ya da yarışı önde tamamlayan kazanır. Çıkarılacak ders: İyi oynayan değil, bonusu çok olan kazanır. Challenge - Bildiğimiz turnuva stili yarış. Yine zorluk derecesini belirleyebilme gibi basit opsiyonlar var. Time Trial Challenge ise, zamana karşı, daha önceden kaydedilmiş olan, "target time" hedef zamanları, tutturmayı, aşmayı amaçladığımız yarış Time Trial Single da ise tek başınıza zamana karşı yarışıyorsunuz. Gelelim Multi-Player seçeneğine, yarışa kaç oyuncunun katılacağını belirledikten sonra, single' (tek) ve ya turnuva stilini seçiyoruz. Turnuvayı seçenler için "Life on the Edge",

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.