Gameshow sayı 38, sayfa 72

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 72

ünler ve geceler geçmek bilmiyordu. O garip çölde geçirdiğim ilk akşam düşündüğümün aksine çok zor geçti. Garip dememin sebebi durup dururken yağmur benzeri A renkli bir sıvının gökte aniden ortaya çıkan deliklerden yağmaya başlaması veya bir anda yerden onlarca renkli çiçeğin çıkması değildi! Faerun'un devasa çölü Anauroch'da olmadığımı, daha doğrusu Aber- Toril gezegeninde olmadığımı anlamam da çok uzun sürmedi. İlk gece Mystra'ya büyü için dua ettiğim zaman onun varlığını hissedememiştim. Bir öğle vakti, vakitten emin olamıyordum, çünkü tam tepede duran mor güneş batmaya başlarken bir anda gökyüzünde ondan daha küçük başka bir renkte güneş beliriyor ve akşama kadar bu böyle devam ediyordu, hocam Pryonet'den öğrendiğim şeyleri hatırlamaya çalışarak sonu belli olmayan yoluma devam ediyordum. Kafam, hocamın boyut teorileri kumum bir anda yerden yükselerek ayağımı kavradığını çok geç fark ettim. Sol ayağımda bir çekiş hissettiğimde refleks olarak kendimi hemen sağa attım. Kumun ayak bileğimi kavrayışı normal bir kumdan daha sertti ve dengemi sağlıyamayıp burun üstü yere düştüğüm zaman üzerinde ki kum yüzünden sesi biraz bastırılan ayak bileğimin kırılma sesini duydum. Ahhhhh! Acı dayanilmazdı. En son bir yerimi böyle kıralı ne kadar olmuştu, 100 yıl mı?... Ayağım ilk tuzağa düştüğü şekil ve yönde! dururken ben 90 derece kadar yamulmuştum. Beni tutan şeyin ne olduğunu incelemek için baktığımda hiçbirşey: göremedim. Fakat bir anda yerden devasa bir şey çıkmaya başladı. Kumun altında yaşayan ne gibi yaratıklar vardı? Hafızama hiçbir isim gelmiyordu. Kum yavaş yavaş yükseldikçe kumun altında birşey olmadığını, ortaya çıkan şeyin tamayle kumdan oluştuğunu gördüm. Boyu dört metre civarındaydı. Şekli insan şekline dönüşmüştü ama yüzü dümdüz, el ve ayakları da şekilsizdi. Yüce Mystra... Bir Sand Elemental'di bu. Bana ortaya çıkan ağzından "Nnierdreeece" diye bağırdığında kalbim yerinden çıkıcak sandım. Bu heyecana daha fazla dayanamazdım. Orada kalıp beklemeyede niyetim yoktu. Aramızda tanıştığımıza memnun oldum tarzı bir Muhabbet geçmiyeceğine de emindim. İki kolunu bana doğru uzattığı zaman yerde yuvarlanıp kendimi uzağa fırlattım. Ayağım zonklamaya başlamıştı. Elemental'in ellerinden büyük bir kuwvetle.çıkan kumlar benim az önce olduğum yeri bombardıman ederken, toz duman arasında, oraya düşürdüğüm dagger'ımın erimeye başladığını gördüm. Bu.nasıl bir saldırı şekliydi böyle. Yüksek ısılı kum bombardımanı! Ayağa kalkıp kaçmaya çalıştım ama başaramadım. Bane'in oğlu!!! Birşey beni olduğum yere mıhlamıştı. Hareket edemiyordum. Hayır! Hayır! Herşey böyle bitemezdi. Büyülerim ve hiçbir şeyim yokken kendimi nasıl savunabilirdim. Haayılırr!!! Oradan kurtulmak için herşeyi yapabilirdim. Fakat hareket edemez bir halde, büyü materyallerimden ve büyülü eşyalarımdan arındırılmış bir şekilde ne yapabilirdim. Kapana kısılmıştım... O panik içinde aklıma birşey geldi. Onun varlığını kafamdan o kadar uzun bir süre atmaya çalışmıştım ki orada olduğunu bile unutmuştum. Ellerinde hiçbir büyü materyali kalmayan büyücülerin kendi yaşam enerjilerini kullanarak büyülerini yapmalarındaki sır... Çok az büyücü ve cleric tarafından bilinen ve çoğu tarafından yasaklanmış olan "Ritual of Da'Shakkul"... Bu durumdan kurtulmak için bunu bile göze alabilir miydim acaba? Yerde hareketsiz bir şekilde düruken yerden iki tane daha elemental çıktığını fark ettim. İlkinden daha kısaydılar. Bana az önce saldıranda ellerini havaya kaldırmış garip hırıltılar çıkarmaya başlamıştı. Hop beraber bir tarafa doğru bakıyorlardı. Mor gökyüzünde uçan ve bize doğru yaklaşan birşey vardı. Kırmızı pelerini rüzgarla savruluyordu. Bu herneyse benim için geliyordu. Belki beni buraya hapseden kişinin veya şeyin ta kendisiydi. Ama bu durumda ona karşı hiçbirşey yapamazdım. Yaralı ve büyüsüz bir durumdaydım. İkinci defa düşünmeden "Ritual of Da'Shakkul"'a başladım. Sağ baş parmağımı avucuma bastırdım. Tırnağımla avucumu kesip akan kani üzerime ve yere sürmeye başladım. Sol elimlede aynı şeyi yaptım. üzerine kanlanan sağ işaret parmağımla sadece benim görüp anlıyabileceğim minik semboller çizmeye

FANTASY ROLE PLAYING

başladım. Birkaç saniye sonra buradan kurtulmuş olacaktım. Büyünün üzerimdeki etkisini hissetmeye başlamıştım. Kaslarım kasılmaya nefes alıp verişim hızlanmaya başlamıştı. Biri kafama çekiçle vurmuş gibi başım ağriyordu. Son bir kez daha düşünmeden büyülü sözlere başladım. Katoz... Malmimnan... Amantos... Konsantrasyonum bir anda uzaktan gelen bir çığlıkla bozuldu. Uçan kırmızı pelerinliden gelmişti ses. Bize daha da yaklaşmıştı. Sand Elementalleri bana karşı uyarıyor gibiydi. Ne yaptığımı anlamış olamazdı. Bu imkansız... Hemen son sözleri söylemeye çalıştım fakat çok geç kalmıştım... Bir anda Sand Elemental'in elinden çıkan kumlar ağzıma ve burnuma girip son sözleri daha ağzımda oluşmadan yök etmişlerdi. İçimde oluşan, bir büyüye çeviremediğim saf büyü enerjisi beni içten yok etmeye başlarken ağzıma ve burnuma giren kumlarda beni boğmaya başlamıştı. Demek ki sonum böyle olacaktı. Denthanal... Morimoto... Ambrahuana... İntikamımı alın dostlarım... Size en sonunda kavuşmuş olduğumuz bahar ayından merhabalar diyorum. Havalar ısındı. Okullar kapandı sayılır. Benim okul Haziran sonu kapanıyor da. Yaz tatili ile aranızda ÖYS veya benim gibi 13 tane final var. Tabi hiçbirşey de olmıyabilir. Bilmiyorum fark ettiniz mi? FRP köşemiz artık daha çok sayfa. MEG geçen hafta research'ünü tamamladığım son Power Word büyüme dayanamıyaraktan sayfa sayımızı artırdı. Bunun dışında Mağic oynayanlar için bir sürprizim daha var. O da artık dergide Magic köşesinin de olduğu. Büyüm bayağı işe yaramış di mi? Sayfa sayımız da arttığına göre ben şimdi herşeyi istediğim gibi kısattmadan yazabilirim. Bir rehavet çöktü üzerime valla. Geçen ay ilk kısmını yazdığım Red Wizardların hikayesini bu ay Uzanın koltuğunuza ve ulaşılamaz doğunun büyücülerinin sırlarını doğru bir adım daha atın. Red Wizard'lar bağımsızlıklarını sağladıktan sonra kendi krallıklarını kurma çalışmalarına girdiler. Yaptıkları ilk iş savaşta kullandıkları Demon'u geldiği yere geri göndermek oldu ki bu çaba en az birkaç tane büyücünün ölmesine sebep oldu. Bundan sonra ilk yaptıkları şey kendilerine bir başkent seçip adını Eltabbar koymak oldu. Kimileri bu adın savaşta kullanılan Demon'ın adı olduğunu söyler. Red Wizard'lar başkenti de kurduktan sonra yeni ülkelerini yönetmeye başladılar. En başta Red Wizard'lar bir konseyde toplanıp gerekli kararları vererek. ülkeyi hep beraber yönetiyorlardı. Neredeyse tüm büyücüler yeni çıraklar alıp başka büyücüler kiralayarak kendi güçlerini arttırmaya çalışıyorlardı. Hala Mulhorand'da olan ve isyanda rol almamış birçok büyücüde daha özgür yaşayıp büyüye daha çok vakit ayırabilmek için Thay'e göç etmeye başlamişti. - İlk yüzyıl içinde büyücülerin sayısı o kadar artmıştı ki artık ülke bir konsey tarafından yönetilememeye başlamıştı. Tamam birçok şey hala tartışılıp yeni kararlar alınabiliyordu ama bu haftalar sürüyordu..Bundan başka büyücüler çok da iyi devlet adamları değillerdi. İyi büyı olabilmeleri için sürekli araştırmalar yapmalı ve yeni büyü sistemleri geliştirmeliydiler. Tabi bu da devlet yönetimine kafa patlatmak için çok az zaman bırakıyordu. Bütün Red Wizardlar aynı sorundan dert yandığı için şu anki sistemi geliştirdiler. Thay 11 adet bölgeye yani Tharce'lere bölündü ve bunların başına da onları yöneticek Tharcion veya Tharcionessler getirildi. Onların başına da büyücülerin arasından seçilen Zulkirler getirildi. Yani her bölgenin başında sadece bir Zulkir, onların emrinde bölgeyi yöneten de bir Tharcion veya Tharcioness vardı. Thay'in bağımsızlıktan sonraki bu yılları tamamiyle iç çekişme, komplo ve komşu bölgeleri ele geçirmek için bir araya gelmek gibi olaylar zincirinden ibarettir. Bunların dışında ortaya çıkan ilk büyük sorun Thay yeni sisteme geçerken çıkmıştı. Thay'in sadece Zulkirler tarafından yönetileceği kararına isyan eden diğer büyücüler güçlerini birleştirerek bu sistemi daha ortaya çıkmadan yok etmeyi denediler. Fakat çok düzensizlerdi. Kendi aralarında savaşanlar, hepsini m alt edip kral! olmak isteyenler..: Zulkirler yıllarca onlara karşı savaşarak ve bazılarını da kendi aralarına sokarak mücadele ettiler ve kendi düzenlerini yaklaşık 40 yıllık bir süre zarfında kurdular. O günden bu yana Red Wizardlar yaşamları için gerekli gördükleri şeyleri ticaret yaparak veya çalarak elde etmeye başladılar. Aslında ihtiyaç duydukları şeyleri üreten yerleri ele geçirip yönetmeyi tercih ederler. Bu yüzden de Zulkirler ve Tharcionlar sürekli ordu toplayıp bir yerleri ele geçirme planları yapmaktadırlar. Bu ele geçirilicek yerler düşman toprakları olduğu gibi diğer bir Zulkir'in bölgesi de olabilmektedir. Bazı Tharcionlar'ın, emrinde bulundukları Zulkirden habersiz planlar. yaptıkları da olmuştur ama bu gerçek ortaya çıktığı zaman yaşamları pek de uzun sürmemiştir. En azından bir insan olarak! Şu an Thay'de diğer bölgeleri ele geçirme planı yapmayan büyücüler, devamlı dış bölgelere savaş planları yapan büyücülerin aslında Thay'i komple ele geçirmeye çalıştığını ya da savaşma bahanesiye büyük ordular toplayıp diğer Red Wizardları öldürmeye çalıştığını düşünürler. Bunun dışında kalan büyücüler ise Böyle bir planın varlığından haberdar olurlarsa onu sabote 4 etmeye veya planı asıl yapan kişiyi yok edip sonunda kendilerini galip çıkarmaya çalışırlar. Yani kısaca bu Zulkirlerin hayatı paranoyak bir kısır döngüdür. Aslında onların tek sorunları birbirlerine güvenmemeleri. Bu korkunç güçlerini birleştirip kendi kişisel çıkarlarını bir kenara biraksalar onların karşısında çok az krallık durabilir. Belkide bütün Faerun'u onlardan kurtaran tek şey de bu güvensizliktir... Aylar önce Red Wizardların oyun istatistiklerini vermiştim. Şimdi yeri gelmişken ufak bir hatırlatma daha yapayım dedim. Red Wizardlar her zaman için bir sınıfta specialist'dirler. Normal specialist büyücülerin aksine her level başına bir değil iki bonus büyü alırlar ama ezberliyecekleri bu iki bonus büyü onların specialist oldukları sınıftan olmalıdır. Yani 1. level bir Mage 1 büyü yapar, 1. level bir specialist 2 büyü yapar ve 1. level bir Red Wizard da 3 büyü ezberliyebilir. Eğer bu sınıflar 5. seviye olsaydi sırayla 4/2/1, 5/3/2 ve 6/4/3 adet büyü ezberliyebileceklerdi. Kendi sınıflarından bir büyüye save atmak zorunda olurlarsa saving throw zarlarına 42 bonus alırlar. Bir Red Wizard'ın büyüsüne maruz kalan da -2 penaltı ile save atmak zorunda kalır. Kendi sınıflarından bir büyü öğrenirken 42596 bonus, diğer sınıflardan büyü öğrenirken ise -2596 penaltı alırlar. Normal specialist büyücüler gibi zıt bir sınıftan hiçbir zaman büyü öğrenemezler. Zulkirler ise her level başına iki değil tam üç fazla büyü alırlar. Onların yukarıdaki örnekte olduğu gibi saving throwları 42/-2 değil 4*3/-3 olur. Bütün Red Wizardlar ve Zulkirler kendi sınıflarının zıttı olan bir büyüye karşı save atmak zorunda kalırlarsa -3 penaltı alırlar. Mesela bir Necromancer'a ilüzyon büyüsü atarsanız -3 ile save etmek zorunda kalır. | Bunun dışında bir avantajları daha var. O da uzman oldukları büyü sınıfına zıt olan büyü sınıfına giren büyülü eşyaları kullanabilmeleri. Yalnız bu eşyayı kullandıkları zaman aletin 9625 çalışmama veya bir Wild Surge yaratma i imkanı var. Çoğu Red Wizard kendisini büyüde usta'olarak gördüğü için kullandıkları bir eşyanın çalışmaması onlara büyük utanç getireceğinden en | zor durumlar dışında pek bu olaya yanaşmazlar.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.