Gameshow sayı 37, sayfa 62

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 62

1- Ne dedin? Duymadım? Ayın 15'inde çıktığımız ne zaman görülmüş? Aaaa sen de bi acayipsin ayol (ayın 15'iyle ilgili her soruya bu ve bunun gibi cevaplar verilecektir. Eh konuşma sırası bizde artık). 2- Keyfini kaçırmak istemem ama sen asla Fifa 98'i oynayamayacaksın çünkü a- Fifa sadece 3DFX hızlandırıcı kartı destekliyor, b- 3D hızlandırıcılı istiyorsan aldığın yere veya aldığın oyunun kutusuna

AAA!

Zebani: Anlaşıldı sen kavga istiyorsun. Peki son bir soru soruyorum sonra defol olduğu biline biline devam edecek, işte sana gerçekçilik. Geri sayım mı? Nerde? Ben görmedim? Bilmiyorum, bilen de tanımıyorum! Zebani: Yani Cheat'lerin denenmemesinin yanlış olduğunu kabul ediyorsun. Yani sana bile bile yanlışında ısrar eden hödük dediğim zaman haklıymışım. Bu konu kapanmıştır. Seninle şiire olan düşkünlüğün hakkında konuşalım biraz. Bunları sen mi yazıyorsun yoksa başka yerlerden alıntı mı? Yoksa şiir yazmak Mert: Yayınlanan şiir ya da yazıların altında yazarın adını yayınlamaya özen gösteriyorum. Kimi alıntı, kimi ilaç. Şiir olması gerekmez duyguların tasvirini, git artık işim var. Şampuana ayrı saç kremine ayrı zaman mı?

Walla aldığım duyumlara göre Juyuz olurum bu duyum lafına. Şimdi diyeceksin ki “uyuz oluyosun o halde niye yazıyosun”, ben de “aslında bu bir tepki. Bilinçaltı'nın rahatsız olup istemediği şeyleri yüzeye püskürtmesi” diycem o zaman sen de “bize ne senin tepkilerinden, hoşlanmıyorsan yazmassın bu kadar basit” diycen ama ben de “bak kardeşim bu insan beyninin normal bir reaksiyonudur hem böylece...” derken sen sözümü

Noyun al demek istiyorum aslında Kamer bilgisayara gelerek!!), sağına, soluna bak. Üzerinde “Utopia 3D kartını destekliyorum lütfen beni al” yazan her oyunu oynayabilirsin (çok az rastlayacağına eminim, en acil tarafından UTOPIA 3D kartını 3DFX'le değiştir İkamer'den tabii ki), d- Thomas Moore'un Utopia'sını okumayı da ihmal etme tabii söyleyeyim dedim). Bu kitap da var Kamer'de... 3- “Designed for MMX” sadece MMX çip seti olan bilgisayarı destekleme anlamında değil, MMX çipsetli bilgisayarlarda da oynanabilir demek (Türkçesi çok uzun gördüğün gibi). Sende çalışmamasının sebebi Utopia diycem olmayacak şimdi. Sen bol data gönder bana bence (Türkçe katliamına kaldığımız yerden devam ediyoruz). Dur bu cevabı bide İngilizce yazmak istiyorum... 4- Cevabını sorular soruyorsun sen şimdi bana. Y.S.Y'yi yazan şahsiyetsizi bende harıl harıl aramaktayım. Hıyar herif kadında olabilir) hiçbir şeyi beğenmiyor. Kronik tatminsizlik diyorum ben. Bi bulsam (ve bulduğum kadın çıksa)... neyse, geri sayım konusunda ise sürekli baskı ve tehdit altında kaldığımdan ne bildiğimi de unuttum. Ama sanırım geri sayımın sonunda Meg..... 5- Sıkı'dan kastın sert olması mı yoksa melodilerin seni alıp götürmesi, mest etmesi mi? Akılda kalıcı olması mı? Neyse ben yinede cevabını vereyim: Hemen Kreator, Dismember ve İn Flames (özellikle bu) bul ve dinle. Memnun kalmazsan yanıma gel ben senin kulağına bağırırım artık. 6- Holy'nin suratı için iyi bir estetikçiden çok iyi bir kaportacı lazım. Bildiğin varsa söyle bize. Hem biz artık Holy'nin sırtından para bile kazanıyoruz. Görmek istiyorsan GameShow banka hesabına 1 dolar yatırıp dekontunu Ihlamurdere cad. cart curt... 7- Lords of the Clans'ın eli kulağında, her an çıkabilir. Starcraft çıktı. Fakat

ANI

bi tane vardı burda onu da satmış gıcıklar. Detayları önümüzdeki ay aktarırım (bu arada yaz da geldi. Kuşlar böcükler..). 8- Ben de daha fazla bişey söylemiycem. 9- Madem duymak istemiyorsun!!!

kesip “yaw bi sus, saçmalıyosun işte” diyeceksin ve o anda sana bi çakacam o zaman görüceksin gününü. Hem sen ne kesiyosun ki sözümü. Bağırma, elini çek...) Overdose başarılı, hem bi dakka sana ne ki bundan. Hem sözümü kes, hem de hayret bişey!!!! gönder, Ödülü kazan). Selamlar Zebani Naber? İşler nasıl kız işleri? Bizim buralarda havalar karlı. Mart bitiyo ama hala güneş yüzü göremedik. Dergiyi 18. sayısından beri aralıksız takip ediyorum. Dergide en çok hoşuma giden şey biz okuyuculara karşı samimiyetiniz. Bu kadar geyik yeter. İşte istek ve sorularım. 1- Ha şu kapaktaki geri sayım konusuna gelelim. Meraklanma. Sayımın sonunda ne olacak diye sormayacağım. Bu sorudan sıkılmışsındır heralde. Benim düşüncem sayımın sonunda Game Show her şeyiyle yenilenmiş bir dergi olarak karşımıza çıkacak. Doğru mu? Yoksa hayalgücüm fazla mı geniş? 2- Tavsiye Sormayın köşesine niye hiç platform-shoot'em up türü oyunlar koymuyosun? Tavsiye sormazdım ama başka çarem yok. Bir iki tane önersene. 3- Biraz özel bir soru?!?1? En çok hangi reklama kıl kapıyosun? 4- Herkese disket yaz diyorsun. Sorması ayıp o kadar disketi ne yapıyorsun? Soru ve isteklerim bu kadar. Engin Abla'yı benim için yanaklarından öp. Kızlara kafayı fazla takma (kafayı yersin). Kendine iyi bak klasik. Tolga “BOBO” İYİOĞLU Zebani: Normalde iyidir de kız işleri çok kötü yaw. Şu yalnız kalbi sevecek tek bir bayan çıkmadı karşıma. Benim güzin ablam olur musun? Çok sorunlarım var. Hem bak senin her mektubunu yayınlarım. Hatta hayat hikayeni bile basarım. Tamam mı? O zaman anlaştık. Şimdi benim çok hoşlandığım bi kız var fakat bi türlü... 1- Bu sorunun sadece “yoksa hayâlgücüm fazla mı geniş” kısmına cevap verebilirim ki o da senin hayal gücün... (alçak oluyorum bazen farkındayım). 2- Fazla Shoot'em up oyunu olmadığı için Tavsiye köşesine koymuyoruz. Malum devir Real-Time strateji devri. Dur sana bi kıyak yapayım (neyseki haklısın): Eskilerden çoook güzel “Raptor” diye bir oyun var. Onu al bi kere. Sonra yenilerden (yenilerden dediğime bakma bir tane aslında) The Reap diye bir oyun var. Fakat bu da yüksek bir config istiyor. Bir Shoot'em up oyununun yüksek config istemesine sebep olan şeyin ne olduğu ise tamamen başka hikayedir. 3- İşte güzel bir soru. Öyle ya fazlasıyla reklam bombardımanı altında kaldığımız şu günlerde milyonlarca reklam bilincimizi ve bilinçaltımızı sürekli meşgul etmekte. Bi kere her türlü deterjan reklamına sinir oluyorum. Birbirinden pek farkı olmayan bu deterjanları bi de bilim adamları onaylamıyorlar mı, iyice sinir oluyorum. Sanki halkımız bilimsel analizlere çok önem veriyormuş gibi. Sonra araba reklamlarına sinir oluyorum. Bi tane araba sürekli yolda gidiyor ve farklı kamera açıları arabayı her yerden gösteriyor. Sanki arabanın jantları veya kaportası bizi çok ilgilendiriyormuş gibi. Şampuan reklamlarına çok çok kıl oluyorum. Manken ajansından fırlamış bir kadın/erkek hiçbir zaman olmayacak bir saç hareketi yapıp söz konusu şampuanın çok güzel olduğunu 32 dişiyle birden ispatlıyor. Sanki reklamı yapılan şampuan bir mucizeymiş gibi. Gördüğün gibi hiçbir reklamı sevmiyorum (ulan baştan söylesene şunu). Sen en iyisi “reklam spotları altında yaşam” adlı kitabımı oku (ne zamandır beri kitap yazmıyormuşum)! 4- Hepsini geri gönderiyorum ayol!! Birincisi senin için Engin Ablayı yanaklarından öpmem, sen de öpemessin (Türk erkeği kıskançlığı), iki, Engin Ablayı sadece ben öpebilirim o da yanaklarından değil (Türk erkeği sahiplenme cinsel konulara kayma eğilimi). Kızlara kafayı takamam zaten Engin Abla yeteri kadar kafayı yedirtiyor bana (bir kadınla beraber olma zorunluluğu olupta buna dayanamama). Aaaa Engin sen mi geldin sevgilim hiiiç, bişey yazdığım yok. Dur okuma orayı (“Aaaa Engin” den sonra abla'yı koymayı unuttum, yanlış anlama olmasın aman diyim, bırrr). (Hikaye gönder, Ödülü kazan). SEVGİLİ ZEBANİ; Sana bu ilk mektubum olduğu için merhaba nasılsın diye başlamak istiyorum. Daha fazla güncel laflar kullanmayarak ve senin de canını sıkmayarak hemen sorularıma geçiyorum. 1- Derginizde şu şifreleri verirken ana menüye çıkıp bir sözcüğü devamlı yazıcaksın diye bir laf geçiyor. de). Benim sorum ise bu sözcüğü büyük mü yoksa küçük mü yazıcağımız? (DOGMATICI) 2- Peki benim computerim pentium 100. Ben bunu 133 veya 166 yapmak istiyorum. Birde CD-ROM umu 24 hızlı yaptıracağım. Şunların bir fiyatlarını dergide veya cevapta yayınlarsan sevineceğim. 3- Birde CD vermenizi biz GameShow kolikler olarak istemiyoruz!!! Eğer birşey vermek istiyorsanız küçük bir kitabcık yapıp extra oyun çözümleri verebilirsiniz. İlk mektubumun sonuna geldim. Galatasaraylı olduğun halde sana bol öpücükler. Bu arada ben de koyu olmasada fanatik bir FENERBAHÇELİYİM. Cimbomlularla iddiaya girmeyi severim. İstersen seninle soğuk bir kolasına iddiaya girebiliriz. Benim en çok sevdiğim tarafım ise hiçbirzaman veda sözcükleri kullanmamamdır. Başarılarının devamını dilerim. Saygılarımla; VOLKAN (FULL THROTTLE) ÇİFLİK Zebani: Yaw yüzbaşı Volkan, ben muhabbet isteyen bir yazarım. Muhabbet olunca kolay kolay sıkılmam. Sen yap muhabbetini, sıkılma. Gerisini bana bırak. Bak şimdi muhabbet yapmadığın için mektubunu yayınlamıycam. Yaaaaa. Hadi sana hoşçakal, bay baaayyyy: Bundan sonraki satırlarda muhabbet yapmadığı Yüzbaşı Volkan arkadaşımızın sorularına yanıt verilmeyecektir. Bu durum artık.... Yaw ne var Meg? Ne? Yayınlim mi? Ama abi görüyosun? Tamam, tamam, üfff 1- El insaf be Yüzbaşı, yani bu durum soru niteliği taşımıyor ki? Buna verilecek herhangi bir cevabı 3 ay bekleyeceğine (Tüh yine çuvalladık), yani posta da mektubun 3 ay bekleyeceğine dene her iki şıkkıda olsun bitsin. Ya küçüktür, ya büyük (önemli olan boyutu değil işlevi gibi kötü bir espri yapsam olur mu acep?). Yani 6 ay cevap bekleyecek kadar sabırlı olmana inanamıyorum (he he!!). Bu arada gönderdiğin mektubun üzerinde 01 Kasım 1997 yazıyor o ne abi 2- Bu tip sorular için sana vericeğim en iyi rakam: 260 02 25 (yani Kamer). Bu arada dikkatli ol karşına ben çıkarsam “Overdose disket gönder, orada cevaplanır” diyebilirim (pislik damarlarım kabardı). Aslında ben bu mektubu yayınlamıycaktım yaaa!!! 3- Sanki her an CD verecekmişiz gibi bir anlam yakaladım mektubunda (ve diğer çoğu mektupta). Ben size gerçeği söyliyim mi: Bizim Meg size çok güzel bir süpriz yapıp Haziran ayında.... Bu kadar küçük bir bedel için hayatta iddiaya girmem. Soğuk kolayı bende alırım. Şöyle bi 3DFX kartına iddiaya girmeye ne dersin? Tamam? O zaman ben diyorum ki Fenerbahçe şampiyon olacak (hö?). Benden de sana saygılar. Bak bu defa Meg sayesinde yıttın ama bir sonraki Disketinde muhabbet etmessen yayınlamam Yüzbaşı, ona göre. Ne dedin? (Hikaye gönder, Ödülü kazan|. Sevgili Zebani Umarım bu disket bazı kötü niyetli postacıların cebine değil sana ulaşır. Disket almaya üşendiğimden mektubu Amigamdan kalan taze formatlanmış bir diskette yolluyorum (Markası Maxell, formatlar kulanırsın) Neyse şu an dersteyim, almanca hocası ötüyo ama boşuna. Geçelim müstakbel sorulara: 1- Fallout'ta mutant ininde en alt kata nasıl geçilir? 2- CD vermeyin, disket verin! 3- Chat'e hangi nickle giriyon, niye karşılaşmıyoz? Senle bigün AOE çevirelim. 4- Oddworld'de (Amiga'dan kalma platform ruhu kayboldu tabii; nerde Beast 3) 2. aşama nasıl geçilir? (kısa çözüm) . 5- MegAmiga'nın sahibi sen miydin?

Zebani: Mert gel buraya? | Mert: Ben buradayım, sen gelmiş bulundun. Zebani: Bak saçmalamaya başlıyorsan röportaj yapmayayım seninle. Adam yerine koyduk, pişman etme beni. Şimdi ilk soru: Sen neden sürekli patlıyorsun? Mert: Elimde değil be abicim. Alışkanlık yaptı biliyor musun! Her iki haftada bir patlamazsam olmuyor. Biliyorsun bulaşıcı da bu meret, Emin'e falan da bulaştırdımdı, aman diyeyim fazla yaklaşma bana! Zebani: Şimdi patlatacağım bir tane o olacak. Nasıl gidiyor GameShow'da hayat? Okuyuculardan bazıları senin bu sayfa işini kaptığını belirtiyorlar. Nasıl kaptın mı? Mert: GameShow'da hayat nasıl gidiyormuş! Bilmiyormuş gibi bana sormaz mısın bir de. Sayfa işine gelince yorum yok. Zebani: Keşke hiç başlamasaydık senle bu röportaj işine. Ulan şurada doğru düzgün soru soruyoruz gıcık! Hem ben seni mi gözlüyorum sanki günlerce. Bir soru sorduk bin ah işittik. Neden yorum yokmuş? Kendini eleştiremiyorsun galiba? Mert: Yok kendini eleştirmek yok dalgaları aşmak, bana felsefe yapma da doğru dürüst soru sor bence. Zebani: Oğlum doğru düzgün soru soruyoruz yorum yok diyorsun. Sen ne biçim bir yaratıksın yahu? Peki, dergiden bir sürü ayrılma olayı oldu, sence bunların GameShow'a getirileri veya götürüleri neler? Sosyolojik ve psikolojik açıdan lütfen. Mert: Ekonomik olarak götürüleri değil aksine getirileri oldu diyecektim, ekonomik olarak sormamışsın. Ben, GameShow'u yaşayan bir kişi olarak görüyorum. Ayrılmalar, yeni birliktelikler, evlenmeler, aldatmalar ve hatta ölüm gibi hepimizin yaşayacaklarını tabii ki GameShow'da yaşayacak. İyi ya da kötü yok. Zebani: Sana iyi ya da kötü diyen oldu mu ki soruyu kıçından anlıyorsun? Yani sence yukarıda saydığın olaylar GameShow'u hiç etkilemedi ha? Hiçbir şey olmamış gibi yani. Peki öyle olsun. Şimdi okuyucuların senden şikayeti var onu aktarayım. Bu verdiğin Cheat'leri neden hiç denemiyorsun? Senin yüzünden olan bana oluyor. Neden ki? Neden? Mert: Sen de beni hiç anlamadın bak şimdi. Etkilenmez olur mu hiç, tabii etkilendi, ama öyle ama böyle. Bu cheat sorunsalı dergi kurulduğundan beri var. Cheat köşesinde yayınlanan cheat'ler ilk sayımızdan beri denenmemiştir. Gelenek bozulmasın diye ben de bıraktım işin ucunu. İşin aslı, zor, zor olduğu kadar da sıkıcı bir iş. Cheat'leri bulmakla zaten yeterince uğraşınca denemeye hal derman ve istek kalmıyor, açıkçası! Zebani: Ne demek "Cheat köşesinde yayınlanan cheat'ler ilk sayımızdan beri denenmemiştir"? Gelenekçi bir kafayla yapılırsa iş böyle bir cevap çıkar tabii, "Arsızın kıçına kırk kazık çakmışlar, bu ses nereden geliyor demiş" işte, sende aynen böyle bir arsızsın. Peki böyle gelmiş böyle mi gidecek? Değişim olmayacak mı? Daha dikkatli olmayacak mısın? Şiir yazmakta gösterdiğin özeni bu Cheat işine göstersen? Ha? Mert: Arsız ve kazık olayı komik tabii de konu ile alakası ne! Artı sen daha yenisin bu alemde bilmezsin, toplum gelenekçi bir zihniyete sahiptir. Eksi Cheat köşesine gösterilmesi gerektiğini düşündüğüm özeni gösteriyorum. Değişime ise her zaman... GameShow'un değişmediğini söyleyemezsin herhalde! Zebani: Bak şimdi Mert, yavaş yavaş çakacağım bir tane. Oğlum burada söz konusu olan şey GameShow'un değişip değişmediği değil, senin Cheat köşesinde okuyuculara yapmış olduğun duyarsızlık, saygısızlık. Hatasını bile bile savunan hödükler gibi konuşma bana. Tamam demek bu konuda böyle düşünüyorsun. Soru değiştireyim bari: Bu promosyon işi hakkında ne düşünüyorsun? Sence böyle bir şeye gerek var mı? Mert: Cheats konusunu, bana yayınlamam için okuyucular tarafından gönderilen cheat'lerin "deneyip de gönderin lütfen" uyarılarıma karşın çoğunun denenmemiş olduğunun altını çizerek noktalıyorum. Cheat'ler denenmemiştir, denenmeyecektir de! Promosyona ise her zaman... Ama GameShow'un kapasitesine yakışan promosyonlara. Yani sırf CD için dergi alanlara da satalım bu dergiyi mantığı ile CD'ye hayır. Ama anlamlı promosyonlara evet. Zebani: Tamam Cheat konusundaki dogmatik tavrınla baş başa bırakıyorum seni rezil herif. Gördünüz okuyucular siz de şahitsiniz. Peki GameShow'un kapasitesine uygun olan Promosyon'un ne olduğunu açıklar mısın bize sevgili gıcık Mert? Mert: Dogmatiklik değil gerçekçilik oğlum. Aylardan beri istenildiği halde yayınlanan cheat'ler denenemediğine göre (öyle boru mu len her oyunu yükle -eskisi var yenisi var, oyun doğru dürüst çalışsın falan filan) şimdi okuyucu karşısında gaza gelip tamam len, bundan sonra deneyeceğim mi diyeyim. Bak Engin Abla bir iki ay önce bilmem kaçıncı defa gaza gelip “tamam len deneyeceğim ben cheat'leri" dedi, alakası yok. GameShow'a göre promosyon dediğim, oyunseverlerin işine yarayacak, GameShow'a özel bir şeyler olabilir. Belki "Denenmemiş Cheat'ler" eki, belki "Adventure Çözüm Eki", belkisi düşünülür bulunur! Zebani: Bana felsefi naralar atmayı bırak bir kere. Gerçekçilikmiş. Bile bile yanlışında ısrar eden biri hangi gerçekçilikten bahsediyor? Neyse Cheat konusunu kapatalım artık, çünkü saçmalamaktan bıkmayacaksın sen. Dediğin gibi bir Promosyonu ben de kabul ediyorum. Röportajın başından beri ağzından çıkan tek doğru düzgün şey de bu oldu zaten. Peki bu geri sayım işiyle ilgili bir şeyler biliyor musun? Mert: Ne kaz kafalı herifmişsin sen yahu! Ben cheat'lerin denenmemesinin doğru olduğunu söylemiyorum ki. Doğrusu bu, ama bedeli çok fazla. Yanlış, yanlış azgın ruhun için bir ilaç mı? Nedir? paylaşılmasını destekliyorum.

Mert: Sana ayrı... Zebani: Aferin böyle efendi ol.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.