Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 55
Üç dwarf sizin üç hakkınızı temsil ediyor. Üçünün de farklı özellikleri var. Birisi bowling takımlarını, diğeri baseball sopası ve toplarını kendisi için bir silah yapmış, sonuncusu elinde shotgun ile etrafa dehşet saçıyor. İşte şimdi sokaklarda ki macera başlıyor. "Q" ve "E" tuşları ile hangi adamınızın ön planda olmasını istediğinizi seçiyorsunuz (araya gireyim oyunu üç kişi aynı anda oynayabiliyor. — gr
Gerçi ben denemedim ama oyunun menüsünde böyle bir seçenek bulunuyor). "Z" tuşu uzak saldırı, "X" tuşu yakın vuruş, "C" tuşu ise zıplama. İlk başta ufak ufak adamları döverek işe başlayın sonra adamları dövdükçe çıkan kafaları toplayın. Bu kafaları elde etmenin bir yolu da sandıkları kırıp içinden çıkan zarı almak. Bu size — tam üç kafa verecektir. Bu kafalar sizin özel saldırılarınız için gerekli. "A", "S" ve "D" tuşları özel saldırı tuşları. Toplam üç kafanız olduğunda özellikle "D" tuşunu kullanmanızı tavsiye ederim. Eğer bir adamınız vurulursa yere düşer ve sersemler. Onu ayıltmak için yanına gelip "X" tuşuna devamlı basın. Böylece o da ayağa kalkıp maceraya devam edecektir. Eğer geri dönmeyi düşünmüyorsanız içinden zar çıkan sandıklardan birini kırarsanız. Hop adamınız
PP vü
A ilk orada. Maalesef oyunun bütün bölümlerini oynayamadım. Ama oynadığım kadarıyla her bölümü bitirmek için değişik bir şeyleri çözmeniz gerekiyor. Mesela ilk bölümde elektrikli telleri geçebilmeniz için, alt kata inip elektriği kesmeniz gerekiyor ya da yeşil adamların dişisinden (Karı azmış. Tuttuğunu öpüp bayıltıyor. Kaçış yok yakalayıp öpüyor. Çok tehlikeli.) kurtulmak için başka bir yeşil adamı alıp karının üstüne atmak gerekiyor. Bunları çözünceye kadar aynı bölümü bir kaç kere oynamanız gerekebilir. Bölüm sonları güzel demolar, aralara serpiştirilmiş eğlenceli bölümler oyunu monotonluktan kurtarıyor. Bayramda 3 gerçekten iyi zaman geçirmemi sağladı. Size de tavsiye ederim. Şimdi gelelim yıldızlı notlara... #Kamer çok değişti çook... Bakalım daha neler göreceğiz. ©Azimli insanları severim. Aferin Burçak sen de yazar oldun artık. ©Levent az konuşsun. Zaten her gün başımda bir de Emin ona da yazı verdi
moralim bozuldu.
©Levent'le güreşiyorduk (İkiye tek). Kardeşimin ayağını incitti. Bayram gecesini hastanede geçirdik. Yazık zor yürüyor çocuk.
(Levent bir ayıdır. Yavrusunu severken öldürebilir.)
FRP'de oynayamıyorum zamanım yok.
Çok yazık çok... #Kızlara çok yüz vermeyin. Her ne kadar sizi peşinden koşturmak isteseler de kendilerini sizin istediklerinizi yapmak zorundaymış gibi hissederler. Alttan almayın, çok kızarsanız kodum mu oturtun. Siz olun yeni tanıştığınız insanlar için eski arkadaşlarınızı kırmayın, küstürmeyin yani). Unutmayın ki eski dost düşman olmaz, onlar sizin kötü gününüzde de yanınızdaydı. #Hayatta herkes hata yapar önemli olan hatanızı fark edip, en az zararla bu hatayı düzeltmektir. İşte bunu yapabiliyorsanız, istikbal size göz kırpıyor demektir.
Dip notlardan sonra geldik en dip nota Engin karısı içinde yukarıda bahsettiklerim geçerli. Ona da çok yüz vermeyin. Hatta hiç yüz vermeyin o sizin istediklerinizi yapmak zorunda. Bir de zebaniyi ihmal etmeyin. Duygulu çocuk, sonra mektup yazmadılar diye Emine sarılıp ağlıyor. Hepinizi çok seviyorum. Kendinize iyi bakın.
Gidiyorum dönmem, yazdan önce... Serkan "Arada bir gene yazarım" Uybaş
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 54
Selam dostlar. Görüşmeyeli nasılsınız bakalım. Ben oldukça iyiyim. Bayram tatili benim için nefes alma molası gibi bir şey oldu (arada hepinizin geçmiş Kurban Bayramı'nı kutlarım). Bir yandan ödevlerimi yaptım, bir yandan son zamanlarda yapamadığım, adına "eğlence" denilen şeyden yaptım (güzelmiş be...) bir yandan da hasret giderip dergide yazı yazdım. Her ne kadar zamanım olmasa da dergiyi takip etmiyor değilim. Bakıyorum da Polat denilen yazar müsveddesi Overdose'u iyice sahiplenmiş, yok 40 sayfa olsun bilmem ne.... Sen... yani sen, bildiğimiz Polat Karışçı, sen kim oluyorsun da kırk sayfa yazı yazacaksın? Daha şu sekiz sayfayı dolduramıyorsun. Bir de utanmadan okuyuculara "Yazılarınızı diskette gönderin, çünkü ben o yazıları okuyup bilgisayarda yazmaya üşeniyorum. Hem diskette gönderirseniz yayınlarım, yoksa yayınlamam haaa..." gibi ahlaksız teklifler sunuyorsun. Bir de bunu
Board-game oynayan üç kafadar ve bir de DM. Bu üç kafadar bizim oyunun kahramanları dwarf'ları canlandırıyor. Bu arada bir yanlış anlama ve peşinden THACO zarında atılan bir 1, dwarf'ların eski çağlardan günümüz dünyasına düşmesine sebep oluyor. Bir spor mağazasına düşen dostlarımız kendilerine uygun silahlar bularak yeni bir maceraya atılıyorlar. Oyun aynı arcade makinelerindeki oyunlara benziyor.
kampanyaymış gibi gösterip, "Disket kampanyası çok tuttu" diyerek okuyucuyla dalga geçiyorsun. Bana bak Polat efendi.... bunlar okuyucu mu yoksa yazar mı?.... Sen meydanı çok boş buldun galiba, oraya gelirsem o disketleri alır bir yerlere koyarım.. Ben Sadettin Tek... çok gaza geldim galiba bu konuyu kapatıp biz oyunumuza dönelim. Gerçi ben bir strateji oyunu açıklamak istiyordum ama güzel bir oyun bulamadık. Bu oyun da çok hoşuma gidince tamam dedim ben bu oyunu açıklarım. Oyunumuz bir platform oyunu ve konusu da üç pislik dwarf'un başından geçen maceralar. Platform oyunu sevmeseniz bile bu oyunun demosunu izlemenizi tavsiye ederim (içinde birazcık olsun çocukluk olan arkadaşlara). Demo çizgi film olarak hazırlanmış. Tamamını anlatmayacağım ama biraz bahsedeyim.
Three Di DWARV
SEGASOFT PLATFORM Pentium 75
16 MB RAM 20 MB HARDDISK