Gameshow sayı 37, sayfa 40

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 40

Her oyunun yazılışının bir hikayesi vardır. En azından benim yazdığım oyunların var, ben biliyorum. Bazıları çok basit, bazıları beklenmedik, bazıları anlatılmaya bile değmez bazıları ise unutulmaz. Bu sefer, "Queen The Eye" için, alalade bir hikaye var. Anlatmaya bile değmez, anlatmayacağım ben de. Yazıyorum işte. Yani Queen The Eye diye bir oyun çıkmış ve ben hemen 5 CD'lik bu oyunu almışım, evdeki külüstüre yüklemiş -yaklaşık 100 MB yer istemesine rağmen "küçücük" harddisk'imde yer açmak zorunda kaldım-, oynamakla kalmamış, geçmiş karşınıza "Queen The Eye şöyle iyi, böyle kötü" gibi yorumlar yapmaya başlamışım da haberiniz yok. Oyun konusunda bilirkişi gibi hissediyorum kendimi, her ne kadar yanından oynadım, Pentium 75'imi kastırdım, o gün iştım beğenmedim, keyfim icap hoşuma gitti, takıldım geçemedim, sonunda geçtim klavyenin karşısına... Bakalım Queen The Eye'dan bizde, geceyarısı birde! Hayır saat bir olmasa da kafiye oldu, varsayın akşamüstü beş ya da bir! Ve oyunu yükleyip, demoyu her açıkladığım oyunda sıkıla sıkıla sonuna kadar seyretmeme rağmen bastım space'e atladım menüye. "New Game" hemen ve başladık kavgaya. Ciddiyim daha dakika bir iki guard sıfatlı robocop'lar saldırdı üzerime. Len tuşlara bile bakmamışım iyi mi, amatör takılacağız diye. Hemen ESC ve Modify Keys. Birçok adamın birçok yıl (22 adam 2 yıl boyunca, Queen The Eye'ı geliştirmek için sadece mesela) üzerinde emek verdiği oyunları bir kaç milyon liraya, beleşe aldığınız için kitapçık falan hak getire, nereden bulacağım ben tuşları, en uygunu Modify Keys yani. Allahtan Electronic Arts yeni oyunlarını Gameshow'a gönderiyorlar da bizim orijinal bir oyunumuz oluyor. Elimdeki Queen The Eye kutusunun renkli kapağına, kitapçığının arkasındaki tshirt'lere bakıp "amatörlükten iyice uzaklaştık len biz, amatör adam 5 CD'lik oyunun ilk CD'sini arkadaşından ödünç alır, ne kitapçığı oyunun adını bile doğru dürüst bilmez, taaki oyun vücuduna nüfuz edene kadar" diye düşünüyorum. Ekranda, A: Yumruk 1; D: Yumruk 2; Z: Tekme 1; C: Tekme 2; S: Zıplama; X: Çömel; Oklar: Yön, hareket; Del: Eşya alma; Page Up/Down: Kullanma/Moddan çıkma; Sağ Ctrl: Koşma; Space: Geçiştirme; End: Inventory gibi tuş durumunun İngilizce versiyonunu görüyorum. Kitapçıkta bu işi iyice yuvarlanma ve elimizde alış, bıçak ve sopa tutmamıza göre A, D, C, Z ile ilgili tüm kombinasyonların değişik dövüş taktiklerine karşılık geldiği gibi. Demek bu Queen The Eye'da hayatımızın uzun sürmesini istiyorsak dövüş olayını iyice çözmemiz gerekiyor. Adamımız değişen sahnelerde değişik kamera açılarından gözüktüğü için de savurduğumuz çiftli uçan tekmelerin yerini bulması için yön duygumuz da gelişmeli. Dubroc çevrede dolaşırken grafiklerin biraz ağır kalması, âh dövmeye çalışırken nerden geldiyse bu aklıma. Tabi şu hareketleri az biraz öğrendikten hemen sonra açılıştaki iki herifi dövmeye and içtim. Oyunun beni sardığını, annemin yemek yemem için yüzüncü kez bağırmasına hiç karşılık vermememden meraklanıp odama hızla girdiğinde hala Queen'in "Made In Heaven" şarkısından başka konusunda oyunun

Neyse, Eye NT, yaratıcı her türlü

P75 yüzündendir, grafik.

Pack'leri, bilimum silahları ve cephaneleri ayrı ayrı anlatmaya gerek yok. Amatörüz ya! Gerçekten de ilk bakışta sadece action sandığım The Eye'ın puzzle'ları da az buz değilmiş. Bir oyunla iyice ilgilenmeye, başında saatler harcamaya başlayınca hikayesini de sorgulamaya başlıyor insan. Ben de meraklandım ne işim var benim burda, Arena'da. Bundan sonraki durak neresi acaba? Neden ki diye. Demoyu seyretsem hiç fena olmayacak galiba. 2150. Fiziksel dünya ile sanal dünyanın sınırlarının birbirine iyice karıştığı bir yıl. Bu karışık toplumun yönetimi ve kontrolü zavallı bir Network "EYE". Siz zavallı dediğime bakmayın, Bill Gates'e zavallı demek gibi bir şey bu. Bill ne kadar tatminsizse Eye da o kadar. Güce sahip olanların "zavallı" yazgıları bu demek ki.

tehlike olarak lara ait hafızasını sırasında ağlarının derinliklerinde bir direniş ile karşılaşır: Müzik! Tehlikeli görüntülerle kısa zamanda baş görüntüleri yok edebilmek için çeşitli kontrolörler ye il il j arşivleri ile baştan çıkar. Death on Two Legs, Dubroc'a pençesini atmışken, Dubroc kendini Arena'nın ortasında bulur.

duymamamdan at Konudan konuya atlaya anlaya, amatörce ya, geçiyoruz ama Queen'in şarkısı CD Player'ımda çalmıyordu, yanlış anlamayın, oyunun Müzikleri... Daha fazla atlamayalım, geri zıplarız buraya sonra. Tabii Arena'da, ilk bölüm üzerinize afiyet "Arena" isimli, daha fazla yaşamanızı Daimi-Save 4 Taktiği ile de biraz olsun sağlayabilirsiniz. Ben sağladım ama nereye Hadi bu ikisini dövdük olacak peki bu işler? dolaş bir iki guard'la (bazıları silahlı ona göre) daha gırtlak gırtlağa geldikten sonra bir Chakta, bir Katana, bir Lodestone bulduk. Demek işin bir de bulmaca tarafı var. Chakti ya da Chakta'den biri Arena'yı terk edebilmemiz için doğru anahtar mesela. Lodestone,

Arena'daki asansörleri kullanabilmenizi sağlayan magnetik bir olay ya da. Health

Watcher'ları ile savaşmamız gerekiyor. Her bulur.

gücü eline geçirmek isteyen kötü bir güç ve ona karşı bir savaşçı: Biz! Arena'da da işimiz bayağı zor açıkçası. Arena'dan sağsalim çıkabilmek için Eye'ın

Bi özelliklere sahip Watcher'lar.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.