Gameshow sayı 35, sayfa 73

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 73

Almam, alana da mani olurum! 2- Flatbed scanner: Masa üstü de denir. Demin de söylediğim gibi şu anda en çok kullanılan scanner çeşidi. Fiyatları 150$ civarından başlıyor. Nereye kadar gittiğini ne siz sorun, ne de ben söyleyeyim. Ev kullanımı için 600 dpi olanları fiyat ve kalite bakımından ideal. 4800 dpi gibi çözünürlükler görürseniz kanmayın. Optik çözünürlükleri 600 dpi'dır. 800, 1200 ve 2400 dpi olan modeller daha pahalıdır ve ev kullanıcıları için neredeyse gereksizdir. Çoğu modelleri bir ek parça vasıtası ile dia ve film tarayabilmektedir. Paranız sınırlı ise Mustek 600 II, çoksa Umax'ın herhangi bir modelini tavsiye ederim. 3- Page scanner: Bu tarayıcılar tıpkı inkjet printer görünümündedir. Otomatik kağıt besleyicisi olması nedeni ile seri tarama yapan yerlerde işlere hız kazandırmak için tercih edilir. Dezavantajı ise tarayacağınız dökümanın tek sayfa halinde olmasının gerekmesidir. Örneğin bir kitaptan bir sayfa taramak istediğinizde o sayfayı yırtmanız gerekir. Tarafımdan tarafınıza tavsiye edilmez! 4- Tamburalı scanner: Hani bazı şeyler için "sanayi tipi" derler ya, işte bu da o çeşit. Profesyonel kullanımlar ve çok kaliteli çıktılar içindir. Dökümanı bir tamburun etrafına sarıp o tamburun hızlı olarak dönmesi ile yapar taramayı. Sizin için gereksizdir, hatta çok gereksizdir. Genelde büyük reklam ve grafik ajanslarında kullanılır. Fiyatları acayip pahalıdır (100.000$'ın üzerinde olan modelleri mevcut). Tarafımdan tarafınıza hiç ama hiç tavsiye edilmez! Yeni bir PC alacağım. Markalı mı olmalı, toplama mı? Bu soru herhalde bilgisayar piyasasında en çok tartışılan, daha doğrusu tartışmaya en açık olan sorulardan bir tanesidir. İkisinin de birbirlerine göre avantajları vardır. Tabii ki bu biraz da bilgisayarınızı ne amaçla aldığınıza bağlı. Örneğin: Bir iş yerine bir (veya birçok) bilgisayar alınır. Bu alınan bilgisayarlarda çalışan muhasebe, stok, fatura gibi işlemlerin çok hızlı işlemcilere ihtiyaçları yoktur. Bu gün alınan standart bir PC bile Pentium 166 MMX, 16 MB RAM'dir. Bu işyerinin bu özelliklerde markalı bir PC aldığını düşünürsek en kötü ihtimal ile hiç upgrade yapmadan bu PC'yi 2 ya da 3 sene kullanır (hatta daha bile fazla çünkü bu işlemler için şu anda piyasada kullanılan bilgisayarların 680'i 386 ve 486 işlemcilidir). Bir de kendinizi düşünün. Bu gün aldığınız bilgisayar 6 ay sonra çıkan bir oyunu yavaşlıktan dolayı oynatamıyorsa veya 2 gün sonra çıkan oyun "ben 3DFX isterim" diye ortalığı yıkıyorsa sizin bu bilgisayarınızı sık sık upgrade ettirmeniz ve içini açtırmanız gereklidir. Bu işlemleri o markanın yetkili servislerinde yaptırmanız çok masraflıdır. Hatta bir çoğu iddia edilenin aksine upgrade'e o kadar da açık değildir. Ayrıca bozulan bilgisayarınız 1 yerine 3 günde onarılırsa siz 3 gün oyun oynayamazsınız ama bir iş yeri 3 gün para kazanamaz! Bu önemli bir farktır. Bir de en önemlisi markalı bir PC alırken benim şu parçam şu marka olsun deme şansınız yoktur. Standart bir toplama bilgisayarda bile ekran kartı 4 MB S3 Virge iken, markalı PC'lerde standart olarak böyle bir şey görmeniz mümkün değildir. Bir küçük örnek daha vereyim. Adı önemli değil, bir markanın önümde duran bayi fiyat listesinin aksesuarlar bölümünde 16X internal CDROM drive'ının bayi fiyatı 169$. Artık kararı siz verin! Genç adam evinin önünde yere eğilmiş vaziyette bir şeyler arıyormuş. Bu oradan geçen yaşlı bir adamın dikkatini çekmiş. Hayırdır delikanlı demiş, bir şey mi kaybettin? Genç adam evet demiş, yüzüğümü kaybettim de onu arıyorum. Yaşlı adam haydi ben de yardım edeyim de beraber arıyalım demiş. Başlamışlar aramaya. Aradan bayağı uzun bir zaman geçmiş ama ortada yüzükten falan eser yok. Yaşlı adam dayanamamış, yahu delikanlı demiş, sen bu yüzüğü burada kaybettiğinden emin misin? Genç adam kafasını yerden kaldırmış ve yoooo demiş, yüzüğü burada değil evin içinde kaybettim. Yaşlı adam hiddetlenmiş ve öfke ile genç adama sormuş: iyi de o zaman burada niye arıyordun? Genç adam ihtiyara bakmış ve iyi de içerisi karanlık demiş! Diyeceğim odur ki; ne arayacağınızı iyi bilin, nerede arayacağınızı daha da iyi bilin. Gideceği yönü bilmeyene hiçbir rüzgar yardım edemez! Kalın sağlıcakla... Bir aksilik olmazsa inşallah Mart'ta Windows'95 hataları geliyor (yeni yazı dizisi). Bir iki ay sürer herhalde. Sonra yine bu sıkça sorulan sorular olayına gireriz. Bekleyin, görün, kazanın (:)). Gün gelir de Age of Empires oynarsanız; * Hemen tekerleği keşfedip atlı okçular (biz pıh pıh deriz) üretin, * Upgradelerinizi hızlı yapın (çabuk olan kazanır), * Milletin altınına sulanmayın (yoksa Emin'im gibi canınız yanar), * Rauf'u eş olarak almayın (3-5 altına anında satıyor kerata eheheh), * Mümkünse Emin'le oynamayın (hemen çamura yatıyor :)), * Birilerini yenmek istiyorsanız Hüseyin ile oynayın. Yeni başlamış olmanız bile fark etmez (kolay rakip ehehe), * Oyunu iyi oynuyorsanız tatlısına oynamayın (mesela benim gibi, neredeyse şeker komasına gireceğim :)), * Mutlaka zın zın yapın (çok önemlidir, ayrıntılı bilgi için raufolcay©superonline.com adresine mail atın. Cevabı en kısa sürede gelecektir!), * Dar alandan kısa paslarla çıkın (öyle işte ehuehe). EJENGİN "aaa... countdown 1 olmuş!" ABLA

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.