Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 32
Eylül 1944, II. Dünya Savaşı, Birleşik Kuvvetler Ana Karargahı. - Evet beyler, General Montgomery'nin hazırladığı bu plana itirazı olan var mı? - Ike, neydi bu planın ismi? Ben kaçırmışım da. - Deniz Kuvvetleri Komutanı'yla amiral battı oynayacağına Montgomery'i dinleseydin papucumun generali. - Yok yahu. Amiral battı falan oynamıyoruz. Sadece Japonların batırdığı gemilerimizi işaretliyorduk hepsi o işte. - Hadi len. Yeme şimdi bizi. Görmedim mi sanki? Ben bakınca hemen sakladınız kağıtları. - Tamam lan, oynuyorduk naapalım? Montgomery planı sen de General Patton'la isim-şehir oynuyordun. Biz bir şey dedik mi? - Sus len. Çay da dem, askerde kıdem. Almayayım ayağımın altına şimdik çömez! Plana itirazı olan var mı onu söyleyin... Yok! O halde uygulamaya geçilsin. Bu arada "O" dan şehir bilen var mı?
- Oosterbeek.
- Aferin lan Montgomery, bak hazırladığın plan şimdiden işe yaramaya başladı hehehe...
Diye kabul edildiği kanısındayım Operation Market-Garden planının. Amacı ise birleşik kuvvetler birliklerine destek sağlanarak, yılbaşından önce savaşa bir nokta koymaktı. Operation Market-Garden, tarihin en büyük hava indirme operasyonuydu ve iki safhaya ayrılmıştı: Operation Market: Hava indirme operasyonu. Operation Garden: 2'nci Ordu Komutanlığı'nın kara operasyonları. Bu operasyon dahilinde 35.000'den fazla paraşütlü asker, Hollanda'daki önemli geçitleri ve köprüleri ele geçirmek için hava indirme harekatıyla bölgeye sevkedildi. Ama planlar umulduğu gibi yürümedi ve bu çarpışmalar II. Dünya Savaşı'nın en kanlı çarpışmalarından biri oldu. En büyük talihsizlik ise indirme bölgesi yakınlarında Almanların dinlenmek ve eksiklerini gidermek için muharebe alanlarından çektiği mekanize ve piyade birliklerinin olmasıydı. Biz bu planı uygulamaya koyup, iyi bir sonuç elde etmek için, tarihsel konumunda pek çok talihsizlikle zora girmiş bu planı en başından düzlüğe çıkarmaya çalışacağız. Bunun pek de kolay olmayacağını şimdiden söylemek isterim. İşin kolay yanına da kaçabiliriz aslında. Almanlar ilk başta biraz gafil avlanmış olsalar bile bir kaç gün içinde oldukça güçlü panzer birlikleriyle olaya el koymuşlardır. Oyunu Almanların tarafında oynayıp şu meşhur "Alman Panzerleri" teriminin ne anlama geldiğini öğrenebilirsiniz. Microsoft imzalı bu oyun, firmanın çıkardığı son oyunlar gibi kendi dalında oldukça iyi. A Bridge Too Far'ı; real-time taktik ve strateji oyunu olarak tanımlayabiliriz. İlk başta bir anlamı yokmuş gibi gelebilir, ama oyun aynen bu tanıma uyuyor. Ne bir real-time strateji kadar hızlı, ne de bir strateji oyunu gibi turn-based. Oyunda birliklerin hızı o kadar güzel ayarlanmış ki; hiç aceleye getirmeden çok güzel taktikler kurulabiliyor. Yöneteceğimiz birlikler ise kara birlikleri. Bunlara piyade birliklerinden, ağır makinalıcılara, hawancılardan tankçılara pek çok çeşit birlik dahil. Oldukça geniş bir birlik türü yelpazesine sahip oyunda, II. Dünya Savaşı'nda kullanılmış pek çok araç ve silaha yer verilmiş. Bu da oyunu, oldukça zevkli hale getirmiş. Oyun içinde adamlarımız, gerçek birer asker gibi davranıyor (zaten hepsinin bir ismi-rütbesi var ve muharebe atlattıkça tecrübe kazanıyorlar). Mesela karşıdan gelen yoğun makinalı tüfek ateşine doğru saldırmalarını emrettiğiniz de önce yerlerinden fırlıyorlar, sonra sürünerek tekrar geri dönüyorlar. Böyle bir saldırı yapabilmek için, sizin de karşı makinalı yuvasına yaylım ateşi açmanız gerekiyor. Ayrıca oyun sırasında her askerin o anda ne yaptığını ve moral durumunu alt taraftaki panelden görebiliyoruz. Oyuna ilk başladığımızda 4 değişik seçenek çıkıyor karşımıza: Boot Camp: Burası bir eğitim kampı niteliğinde ve niteliğine uygun, anlatımlı-uygulamalı görevler mevcut. Battles: Tek bir haritadaki çarpışmayı yönetmek için. Operations: Birbirine bağlı Battle'ları yönetmek için. Campaigns: Anlayacağınız gibi birbirine bağlı Operation'ları yönetmek için. Burda bilmeniz gereken Operations ve Campaigns'de; operasyonun her günü için ilgili haritalarda ayrı ayrı muharebeleri yönetecek olmanız. Yani operasyonun birinci gününde bütün haritaları teker teker oynadıktan sonra, ikinci günde aynı haritalara devam edecek olmanız. Allies veya German seçeneklerinden birini seçip hangi tarafı oynayacağımıza karar verdikten sonra, zorluk seviyesini de buradan ayarlıyoruz. ÇIKALIM ŞU SAVAŞ ALANINA, GÖRELİM RAKİBİMİZİ Bu bölümde bir muharebeyi yönetebilmemiz için gerekli her şeyi açıklamaya çalışacağım. Bu arada bu söyleyeceklerim oyunun oynanışı hakkında. İyi bir zafer için gerçekten güçlü taktikler geliştirmek gerekiyor. Çünkü oyun neredeyse bir simülasyon hassaslığında seyir gösteriyor ve bu yönüyle strateji seven arkadaşları tatmin edebilecek düzeyde. Ama unutmamak gerekir ki; hiç bir savaşta stratejiler tam olarak uygulanamamıştır, duruma göre esneklik sağlamalısınız. Askerlerinizi gözü kapalı bir şekilde alev makinalarına doğru gönderemezsiniz (belki gönderirsiniz ama nereye kadar). Oyundaki en büyük amaç, bölgeyi kontrol altına almak. Bu da; muharebe alanında görülen victory location'ları (bayraklarla temsil edilen yerler) ele geçirmek veya sahip olduğumuz noktaları elde tutmakla olabilir. Bütün her şeye başlamadan önce muharebeye nasıl hükmedebileceğimize bir göz atalım. Begin seçeneğiyle savaşa başladığımızda önümüze bir muharebe alanı ekranı gelir. Bu muharebe alanındaki; çok koyu renkli bölgeler düşman kontrolü altındadır, az koyu olan yerler tarafsız bölgeler ve koyu olmayan bölgeler de bize ait alanları temsil eder. Muharebe alanını sağa-sola kaydırmak için mouse'u istediğiniz yöne doğru kaydırabilir ya da klavyeden yön tuşlarıyla da aynı işlemi gerçekleştirebilirsiniz. Victory Locations, haritada ele geçirilmesi gereken stratejik noktaları göstermektedir. Buralar stratejik önemi yüksek binalar, arazi şekilleri veya sembolik noktalar olabilir. Birleşik kuvvetler için yıldız, Almanlar için ise haç şeklinde sembolize edilmişlerdir. Bu noktalarda aralarında 3 dereceye kadar bir önem sırasına sahip olabilirler. Sırasıyla primary, secondary ve tertiary. Mesela primary noktalar, tertiary'den 4 kat daha
CLOSE önemlidir ve ele geçirilmesi daha zordur diyebiliriz. Pek çok haritada değişik yeryüzü şekilleriyle karşılaşacağız. Tepeler, otlaklar, çalılar, ağaçlar vs. Bunu yanında insan yapımı foxhole'lar (piyade siperi), bunker'lar (güçlendirilmiş makinalı tüfek yuvaları) ve binalar bulunacak. Binaların üstündeki sayılar ise binanın kaç katlı olduğunu belirtiyor. Çok katlı binalar savunulması kolay, ateş etmek için bölgeye hakim, korunaklı yerlerdir ve iyi bir savunma için tercih edilmelidir. Bir binanın içine girip ele geçirdiğimizde askerlerimiz en üst kata yerleşiyor ve binayı savunurken üst katta olmanın avantajını sonuna kullanıyorlar (şimdi bir Alman firması yapmış olsaydı bu oyunu, kesin askerlerin hangi kata yerleştirileceğini bize sorardı, eheheh). Oyuna ilk başladığımızda bilgisayar birliklerimizi kendince en uygun noktalara yerleştiriyor. Ama bu noktalar her zaman en iyi noktalar olamıyor tabii. İstediğimiz birliği mouse'la sürükleyip kendimizce uygun noktalara yerleştiriyoruz (yeni yer kendi bölgemiz sınırlarında olmalı, yoksa birlikler aynen eski yerlerine ışınlanıyor). Bu arada muharebeye başlamadan önce bütün birliklere bir komut verebiliyoruz. Hiç bir komut vermezsek default olarak Hide (gizlenme) modunda oyuna başlıyorlar. Oyunu diğer real-time stratejilerden ayıran bu komutları ve ayrıntılarına geçelim yavaş yavaş. İlk önce bütün birliklerimizi uygun yerlere konuşlandırdığımızı (körfez savaşı hatırası) varsayarak Begin seçeneğiyle savaşın akışını başlatmış olalım. Muharebe başlar başlamaz muharebe alanındaki koyu bölgeler tamamen açılıp, gözlerimizin önüne serilecektir. Ama bu düşman birliklerini görebileceğimiz anlamına gelmesin. Eğer arazi uygunsa ve düşman birliği yeterince tecrübeliyse, sürünerek burnumuzun dibine kadar gelebilir. Tabii aynı şeyi biz de yapabiliriz. Komutlarımızı birliğin üzerine gelip sağ tuşa basarak açabileceğimiz ufak menüden verebiliyoruz. Eğer vereceğimiz komut bir hedef isteyen cinstense, akabinde (yazarlık hayatımda bu kelimeyi de kullanmış olmanın gururunu yaşıyorum şu an) hedefi de belirtmemiz gerekiyor. Verebileceğimiz komutları ise 3 ana gruba ayırabiliriz. HAREKET KOMUTLARI: Sneak: Birliklerimizin en yavaş ve en güvenli hareketlerle hedeflerine doğru sürünerek ilerlerler. Bu yöntemden en iyi verimi uygun arazi ve örtü üzerinden sürünmekle elde edebiliriz. Asfalt yolun üzerinde sürünmenin hiç bir mantıklı açıklaması olamayabileceği gibi her halükarda düşmanın burnunun dibine kadar sürünmek imkansız denecek kadar zordur. Birliğimiz hedefine vardığı zaman otomatik olarak Hide konumuna geçeceklerdir. Move: Normal durumlarda kullanılacak hareket tarzıdır. Birliklerimiz bulundukları mevkideki sıcaklığa göre sürünerek veya yürüyerek hedeflerine ilerler ve hedefe varınca Defend moduna geçerler. Bu
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 33
© TroopStatus Hiding azn solda (Bu komutla birliklerimiz yürürken daha dikkatli olacak herhangi bir saldırı halinde Defend konumuna geçeceklerdir. Move Fast: Askerlerimizin hedeflerine koşarak ilerlemesidir. Hedefe oldukça çabuk varmak, ana hedef olacağı için pusuya düşme ve muhtelif düşman ateşinden hasar alma ihtimali daha yüksektir. Böyle bir anda yakalanırlarsa oldukça fazla zayiat verebilirler. Move Fast komutu vermeden önce düşman birliğinin başka bir birliğimizce yaylım ateşine tutulması oldukça faydalı olacaktır. Eğer birliğe, bir düşman birliğine doğru Move Fast komutu verirseniz, hedefe ulaştıklarında düşmanla birebir süngü dövüşüne gireceklerdir. ATIŞ KOMUTLARI: İki türlü atış komutumuz var Fire ve Smoke. Smoke ile birliklerimizin önüne sis bombası atıp çok etkili bir örtü sağlayabiliyoruz. Piyade birlikleri (havancılar hariç), maksimum 80 metreye kadar sis bombası atabiliyorlar. Açık arazide yakalanmış birliklerimizi uygun bir konuma çekene kadar en uygun savunma yolu budur. Bu arada cephanemiz de sınırsız değil, gerek havancıların gerekse makinalı tüfek birliklerinin cephaneleri uzun bir savaş gününün sonuna yetmeyebiliyor. İki türlü atış mevcut; nokta hedef ve alan atışları. Nokta atışı, bir düşman birliğinin hedef gösterilmesi yoluyla yapılan ateş açma yöntemidir. Alan atışı ise, düşman birliklerinin olduğu tahmin edilen yere yaylım ateşi açma yöntemidir. Yaylım ateşi düşmanın moralini azaltıp, etkisini zayıflatır. Bu arada havan birlikleri görmeden atış yapabilme yeteneğine sahiptir. Bir binanın arkasından istediği hedefe alan atışı yapabilir. Her silahın bir mesafesi vardır ve hedef göstergecinin rengine göre hedefin menzil içinde olup olmadığı anlaşılabilir (yeşil— iyi, yeterli, kırmızı— kötü ve siyah -menzil dışı). Bunun info: ALU | Outline
| ArnhemBridge
Ne kadar uğraşsam da eninde sonunda karşı tarafa gitmem gerekiyor, napak işte, eş dost akraba, sanki herkes bir tarafta otursa nolur ki ne. Tabi ilk deneme 1. köprü. “Too far abi diyo taksici. Zaten gitsek de geçemeyiz ki ne.
Bi de ikinci köprü var ki ne, kim yaptıysa eline sağlık ama birazcık too far far, hush hush eye yapmış sankime. Yani erzak falan alıp şimdi çıksak, kurbanı orda keserdik, hoş olur muydu ki ne?
Kim yapamadıysa bi de metromuz var tabii ki ne. Yani var galiba, çukurlar falan var da, gerisi nerede bilmem ki ne. Onu da yapsalar sanki taşıma suyla boğazın altından geçirebilecekler mi ki ne. Bir tünel ki suda boğulmak da var alimallah.
Ya sabır deyip gitmemek de var aslında ama madem karar verdik bi kere (ki ne?), o zaman en iyisi şen akıncılar gibi Etilerden jungle a dalıp, Allah Allah nidaları arasında Bebek'e inip tereyağıyla yağlanmış kızaklar üstünden Üsküdar'a çıkmak vardı mi ki ne? (hu?)
COMBAT
A