Gameshow sayı 35, sayfa 18

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 18

* 2. FiNeison Bİ —

AKKOYUN: Çoğu futbol oyununda — Ülke takım seçmece, güncel kadrolar gibi özellikler var.

Gol sonrası sevinci

sahneleri aldı yürüdü, her oyunda “4

İ KARAKOYUN: İn: bal

ğu futbol oyunlarının zekası fazla kaliteli olmuyor.

Sakar

KIBARKOYUN: Sakar olarak Einstein sayılmaz.

KICK OFF

Fahrünisa Hanım, kliplerdeki "annane" tipine uygun, tombul sevimli, tonton (toto ismi buradan gelir) bir hanımefendiydi. Üç katlı mütevazı evi, eşinden kalan son hatırası değildi belki ama hayatta kalabilmesini sağlayan tek dayanağıydı, tabii maddi açıdan. Günlerini eşi Nikilis Beyefendinin siyah beyaz ama hayata gülümseyen resmi altında, eski bordo koltuğunda örgü örüp, eski günlerini düşünüp bir ters bir düz haroşe takılarak geçirirdi. Hayatta tek dostu vardı, siyah siyam kedisi, Pele... Fahrünisa Hanım, evinin ilk iki katını kiraya vermişti, son katında yaşardı, tüm ev halkıyla, kendisi, Nikilis Beyefendi ve oradan oraya koşan kedisi; bitmek tükenmek bilmeyen “enerji küpçüğü" Pele'yle... Evinin balkonu ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin bahçesine bakan Fahrünisa Hanım, kedisine öreceği özel kürenin, o özel yumağın nasıl bir fitili ateşleyeceğini asla tahmin edemezdi... Her şey o küçük balkondan o büyük bahçeye düşmesiyle başladı Pele'nin, yumağın ardından... Pele'ye bir şey olmadı hatta çok zevkli saatler bile geçirdi O, ve yumak ve onun peşindeki onlarca insan... Olayların bu boyutlara ulaşacağını kimse bilemezdi, ben bile... İşte böyle dostlar, şimdi bu kadar popüler olan bu oyun, futbol, böyle ortaya çıktı... Fahrünisa Hanım'a gelince, kalan yıllarını kedisini aramakla geçirdi, o unutuldu ama kedisi hiç unutulmadı. O'nun adı, çok ünlü bir futbolcuya verildi ve ona futbolun kralı denildi... Futbol'un ve hem de Pele'nin, pek fazla insan tarafından bilinmeyen öyküsünü okudunuz, ne mutlu sizlere...

Şükür devam | Hayalimin gücü kuvvetli dedikçe, çıktı

| bunlar ortaya, bir gerçek varsa yalandan biraz daha gerçek sanırım Kick Off 98 gelmiş, yeni futbol oyunu, araya onu sokayım ki, kapanası çenem sizi alıp başka diyarlara götürmesin, kalalım yerimizde, rahaaat rahat... “Atıl Muder, katıl Muder" prensibim gereği olaya tepkisiz kalamadım ve atıldım. Aslında

PLAYER MANAGER 3 PENCE

KKOYUN: Grafikler giderek güzelleşiyor, motion capture falan diyorlar adama sonra.

ÜZGÜNKOYUN: Minimum P166 bu ay oyun açıklamayacak ve yatıp uyuyacaktım, unutup her şeyi bütün bir ayı, kış uykusuna yatmış bir ayıcık gibin, gerçekten uyuyarak geçirecektim. Yaptım da, ama ne oldu, reenkarne oldum, daha beter bir tip çıktı ortaya, gelen gideni arattı mı, arattı... Her neyse, kime ne diyorum, düdük sesini duyuyorum, harfler birleşiyorlar ekranın ortasında ufuktan bu yana, bakayım, himm, “Kick Off" yazıyor. Güzel... Doğru yere gelmişim... Anco ve Dino Dini geyiği ister miydiniz bu arada, şöyle bol Kick Off soslu? Yapmadım kusuruma bakmayın, zaten dinozora çıkmış adım kahvede, geçiyorum hepsini bir çırpıda ve geliyorum yeni Kick Off'a... 3-D kart istemeden olduğunu iddia eden oyunumuzda en önemli özellik yeni 3D animasyon sistemi ve hız. Sittin kadar sene önce, fi tarihi zamanında C64'de International Soccer diye bir oyun vardı, bilmeyenler için anlatayım kısaca, çok zevkli ve çok basit bir oyundu (65 blok disk alanı tutardı, kasetten 6 dakikada yüklerdi "yazık belleğim" beni yanıltmıyorsa ki mutlaka yanıltıyordur), yandan görünüşlü, klasik bir futbol oyunuydu işte, O oyunda, futbolcuların animasyonları, koşma-kaçma stilleri, böyle nasıl anlatayım "Ben Pinokyo, birinci ligde bir takımda top koşturuyorum, ustam beni tahtadan yaptı, yaptı da ne oldu" biçimindeydi. "Üstelik yalan söyledikçe orta yapardım kaleye, tahtadandı rakip takımın kalecisi küt düşerdi, pat kalkardı, oysa güzel gollerim de oldu benim..." Diyeceğim, hız güzel şeydir ama koşan adam böyle olmaz dostlar, nerede Fifa nerede Pinokyo. Güzel olmuş yine de, çok gitmeyeyim üstlerine sonra başıma haller gelmesin, yeterince derdim var, benim dertli başım of aman da aman... Her neyse aman da aman... Yüz yirmi takım, güzeldir tabii, hele bir de her birinin kendine özgü oyun stili varsa daha da güzeldir kanımca, ancak yine de yetmez, yetemez bence... Haa sen dersen ki iki bin sekiz yüz seksen milletlerarası oyuncu var, o zaman derim ben de, "hımm fena değil, iyi vs

Germany )

5 Portugal vs" ama sen bunların üstüne ama abi, her birinin kendine has özelliği var, fiziksel gücü var, kası var, kemiği var, derim ben de sana "hımm güzel, güzel, iyi vs vs" Yani takım ve futbolcu database'i güçlü diyeyim kısaca özetlensin... Yeni özellik değil hatta klasik bir özellik diyeceğim, kendi ligini yap, dünya kupanı bile düzenle gibin ayrıcalık olmayan ayrıcalıklar var. Olacak elbet, adam da yapmış zaten... "Practice" modları sayesinde "oyunu öğren, güzel yen" tarzında çalışmalar yapmak mümkün, dört oyuncuya kadar destek varmış da ben yalnız takıldım. Dört kişi dört dert, ben tek başıma bin dert, benim dertli başım... Yalnızım ama practice'im sağlam yine de, o ayrı... Bir futbol oyununda atmosfer bence en önemli özelliktir. Bakınız International Soccer'da süper atmosfer vardı, dün ne yaptığını, bugünün günlerden kim, aylardan hangi biri olduğunu hatırlayamayan bir adam bile o oyunu hatırladığına göre öyleydi, tartışmayalım, geyik sınırlarını bile aşarız beraber, o ayrı. Neyse efendim, adamlar almışlar ellerine recorder'ları dalmışlar stadlara ve yüzün üstünde değişik tezahüratı kaydetip, eklemişler oyuna, güzel olmuş kanımca, bir artı benden... Haa bir de gece gündüz maçları yapabiliyorsunuz diyeceğim ama yok artı puan... Hazır elimi artı torbasına atmışken, değişik çevre düzenlemeleri için de bir artı puan vereyim, adım cimriye çıkmasın. Unutmadan, değişik çevre düzenlemesi ile kastım, warm-up friendly yaparken örneğin antrenman sahasının çevresinde bir kulübe ve sahanın ormanın içinde olması gibin mesela... Enteresan değil mi? (Hayret yahu bana enteresan gelmişti oysa). Bir önemli özellik var ki, bunu anlatmadan geçemem; Kick Off'un özelliğidir, verdiğin pas direk adamın ayağına gitmez, işte bu özellik biraz daha geliştirilmiş, yani oyun için denilen, Anco'nun dediği yani, "oynaması kolay usta olması zor" prensibine uyulmuş. Bence çok güzel bir olay... Oynadım ama usta olamadım, yaşadım yani onu da... "Kendin yap kendin oyna" bölümünde ise artık alıştığımız, konuyla ilgili, hemen hemen bütün iddialı oyunlarda olan deri renginden saç stiline sakaldan bıyığa kadar kendi oyuncunuzu yapma olayı mevcut. Ben topsakaldan vazgeçmem, beni öyle çizin, köse ve kel olduğum iddialarına gelince, onları da sonra tartışırız, ay şimdi dertlerim bir kat daha arttı durduk yerde, benim dertli başım, aynam, çatalkaram, kukumanım, bir alakam... Geleyim menülere, ana menüden girip ana menüden çıkacağım, çok kolay ve basit zaten her şey... Quick Start'la hemencik maça başlıyorsunuz, takımları falan seçip de yani, bir nevi 'exhibition' da denebilir. Warm-Up Friendly, antrenmanla arkadaşlık maçı karışımı bir maç. Friendly, “gel bir yeneyim seni de dostluğumuz pekişsin" maçları yapma imkanı veren seçenektir, bilirsiniz. Network'den uzaktaki arkadaşlar bulunur, yenilir, bu da kolay, Anco Challenge, World Cup, Cup Competitions ve League Competitions oyunun sunduğu turnuvalar, ligler... Editör'den yeni adam yarat vs konularına dalınırken, View Replays'den önceden save ettiğiniz replay'lerinize bakabilirsiniz. Continue Game ise kaldığınız yerden devam anlamına gelir ki, önceden save etmeden kaldığınız yerden nasıl devam edersiniz, edemezsiniz tabii, ay ne güzel dedim yaa, al madalya Muder, aferin olm sana... Neyse, practice'i anlattım ya da anlatırım birazdan |muhaha, ay taktım ben belleğimeeee, aman da amannın... canım sıkkın zaten), bir de altta müzik ses ayarıyla quit var ama onları da anlatmıyorum artık, zaten aldım madalya, taktım madalya. Kontrollere gelince, "CTRL", “SHIFT", (Space tuşu) ve "." (nokta)... Bu arada hazır "CTRL" demişken (kayma, rakipten topu çalma), kayılan yerde iz çıkması yeni bir olay, yani ben bir oyunda ilk kez gördüm |yalancı bellek oyun yapıyor olabilir) güzel bir olaymış, kocaman Muder .' yazabilinir mi diye denedim yetmedi 90 dakika, kırıldı Yeni bir özellik daha var, o da orta hızlarını falan, kaç yarda'dan yapıldığına kadar altında yazması, replay'larda göstermesi... Yarda dediysem bir keresinde 26 yarda'dan kafamla orta yaptım da altta, bir de 9.15m kaç yarda yapar ki diye düşüneyim dedim bir an sonra geçti, unuttum... Kamera açılarına gelince, End View (yukarıdan ve dikine, açıkçası pek tutmadığım bir açıdır), Tower View (yukarıdan, eski Kick Off stiline yakın ama pek bir alaka 3D grafiklerle), Isometric View (çaprazlama üstten, eh işte) ve Side View yandan, en var. Kamerasal olarak tutmadım pek oyunu... Oyun anında "Esc" tuşu ile pause menüye ulaşırsınız, kamera açılarını da buradan ayarlayabilirsiniz. Haa bir de görüntü ayarları da yine burada... Futbol oyunlarından hoşlanıyorsanız, ya da Fifa'dan çok sıkıldıysanız, alıp bakabilirsiniz, çok fazla bir şey beklemeyin ama yine de fena değil kanımca. Alınabilir deeeee, alınmayabilir deeee, ama Fifa'yı yenemez o Ay ne klasik yazdım, olmadı burası, olsa da olmasa da diyeceğim, çünkü inanın çok zor bir aydı, ay ay ay bir de bu geyiğe girmeyeceğim şimdi, zaten kelim, zaten derdim başımı aşmış boğuluyorum... Neyse, diyeceğim;

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.