Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 18
(Sl Sozumz»o
- Muder? - Efendim Abi? - En son ne zaman ilk onbire girdin?... - Ha?.. - Yok bir şey, var da yok yani. Seni Fransa'ya gönderiyorum. Al ayakkabı aldım, giy hemen, krampon diyorlar bunlara sen anlamazsın... - Ayakkabıyla mı giriyoruz? Nasıl oluyor ki şimdi abi? İlk onbir? Fransa? - Sus ve giy, git ve oyna ve en güzelini yaz, o kadar yaz ki ayakkabılarının içindeki çorapların terlesin, terden ıslansın, ıslansın ki hakkını ver o ayakkabıların, koş, terle ve unutma ki, terli terli su içenin sonu güzelce boğazını ağrıtmaktır, gerekirse ağrıt boğazlarını ama kendine iyi bakmayı da ihmal etme sakın. - Ha? Abii... Canım abicim... Anladım ben seni... Ben susunca senin çorapların terliyor, koşup oynamak istiyorsun ama ayakların terli ve bu kokan çoraplarla Fransa'ya gitmek istemiyorsun, benden de ödünç çorap istiyorsun... Canım abicim al yaa, feda olsun sana, al al... - Hala mavradasın sen. Benimse gözlerimden alevler çıkacak az sonra... Çek şu pis çoraplarını da ağzımdan, otur yazını yaz! Geyiksin olm - Peki abi de, bak güzelce istesen verirdim yani... Sana canım feda. - Sus bi adam suuuuuusss!!! - Peki. Sen bilirsin... Ben susunca terler çorapların ama. -Lan! - Peki tamam yaa... 98 geldi böyle oldu... Ağzım kulaklarımda, hokey'den (Kasım: NHL98), basketbola (Aralık: NBA Live 98) oradan da futbola (Hemen şimdi! Fifa98) koşa seke çıktım geldim karşınıza bir kez daha. Bu kez bir efsane var altında. Yaşayan efsane, her sene kendini yenileyip bir kez daha piyasaları alt üst eden, gelmiş geçmiş en mükemmel futbol oyunu, Fifa98, şimdi, hemen... Hem bu kez, orijinal ambalajında, Türkçe başvuru kartı ve Türkçe kullanma kılavuzu ile birlikte... Artık EA oyunları Türkiye'de orijinal olarak satılacak, satılıyor, üstelik de dediğim gibi Türkçe kılavuzlarıyla, bizim için özel hazırlanmış kutularda, bize özel fiyatlarla... Çorbada tuzu bulunan herkese teşekkürlerimi sunuyor, darısı diğerlerinin başına diyor ve yazıma giriyorum: Efsane'yi anlatmak zordur, yine de neresinden başlasam nasıl anlatsam tribine girmeden önce, bir kaç çarpıcı özelliği elime alıp savuruyorum gökyüzüne, hepinizin üstüne: Gelişmiş animasyonlar... Hem de öyle gelişmiş ki, yumuşak ve gerçek insan hareketlerine yakın, detaylı canlandırılmış futbolcular. Kontrollerin güzelliğinin ötesinde, örneğin top ayağınızdayken dribling yaptığınızdaki o göz dolduran canlıymış, gerçekmiş, bir Ronaldo'ymuş, Vialli'ymiş, Muder'miş havası veren hareketler, belden atılan çalımlar, şutlar, top sizde değilken attığınız depardaki, rakibin ayağına kayışınızdaki o mükemmele yakınlık gerçekten etkileyici. Kontrollerin güzelliği ile kastettiğim şeyse, paslar, voleler, kafa vuruşları gibi hareketlerin daha seri, daha güzel yapılabilmesi için geliştirilmiş teknikler ve bunun yanı sıra bu hareketlerin de oldukça geliştirilmiş olduğu... Peki bunları az çok biliyoruz, daha başka ne var bu oyunda bizi çekecek derseniz, derim ki, 172
FIFA ROAD TO WORLD CUP
ülke takımı var, seçip de dünya kupasına gidecek, şampiyon edecek... Milli takımlar da güzel de ben yerel takımlarla oynamak isterdim derseniz, 193 yerel takım hiç de fena bir skor sayılmayacaktır eminim. Ya o stadyumlara ne demeli? 16 değişik stadyum. Diyelim seçiyorsunuz takımlarınızı maça başlayacaksınız, seçin oynamak istediğiniz stadı, seyirci kapasitesine, havasına suyuna, atmosferine göre artık İngiltere'mi olur (seksen bin kapasiteli 112'ye 80 metre) Meksika'mı olur (yüz otuz bin kapasiteli "afedersiniz 'hayvani" boyutlarda 118x85m gibin) neresi olursa, nerenin çimleri ayaklarınızın altına gelsin isterseniz, 16 değişik stad, ülke. Onu geçtiniz, ben dışarda bu soğukta dediniz, üstelik çim leke yapar triplerindesiniz, seçiyorsunuz indoor stadium'u paşa paşa beşer'den maçınızı yapıyorsunuz... Üç değişik uzmandan yorumlar, oyuncu transfer edebilme ve saire ve saireee, anlatılamayacak kadar uzun ayrıntılar... Başlayalım hadi: Artık alışmış olduğumuz oyun öncesi demomuzu afiyetle izledik ve geldik ana ekrana. Yine sade dizayn edilmiş (bu da benim klişem oldu) bir ana menü ekranımız var. Options'dan sonra en önemli seçenek Match Select, hemen ondan girelim konuya: Friendly ile dostluk maçları yapabilirsiniz. / Klasik mod, takımlar seçilir maça girilir. Girilir de nasıl girilir sorusuna 'dabıyatıylan' bir yanıt veresim geldi ki, sonradan ben takımları seçtim ama maça giremiyorum, ıslatamadık çorapları diyen biri çıkar ben de onu örselemek zorunda kalabilirim. Her ihtimali düşünen bir yanım vardır, eksik kalmasın, olmasın, yazacağım, tutulmasın: Kendi takımınız (örnek: İtalya), rakip takım
(örnek: Dominik Cumhuriyeti) seçilir. Kontroller (klavyeyi ben CPU'yu sen al) ayarlanır, gelinir stadyum seçme yerine; hayret yoksa burada da stad mı seçeceğiz diye mavra yapmadan önce weather'dan hava durumuyla oynanır. Açık-güneşli, sıcak, yağmurlu, sulusepken yağmurlu (sleet, sulusepken ve bi de hö?)|, karlı-soğuk gibi seçenekler mevcut. Gece ve gündüz de tabii... Demo izlenip de kadrolara şöyle bir bakıldıktan sonra maça geçilir, iyi oynayan kazanabilir, belli olmaz. Maçlara böyle başlanıyor. Ayarlar hemen her yerde aynı, değişik bir şey çıktığı zaman ben size söylerim ellemeyin, basmayın girmeyin oraya diye. Road to World Cup 98: Oyuna adını veren seçenek. Oyunun amacı, anlamı... İlk olarak karşımıza üç seçenekli bir menü çıkıyor. Qualifying Round, First Round, Final Round... Oyuna başlamak için ilk adım, eleme turunu geçmek. Bunun için de, tek seçenek olan Round'a katılmak gerekir tabii. Katılmadan geçen görmedim dersem öyle bir yalan atmış olurum, öyle bir yalan ki, Brezilya ve hatta evsahibi Fransa kafama yıkılır. Ne güzel mesajlı anlatıyorum bugün, sevdim... Ne diyordum, eleme turunu oynayıp geçiyoruz. Bir kez geçtikten sonra kaydedip, farklı bir takımla farklı bir eleme grubunda farklı bir tat peşinde koşmak da mümkündür, neden olmasın...
Gruplar ve karşılaşmalarla ilgili tüm bilgileri, olanca ayrıntısıyla "Kullanma Kılavuzu"nda bulmak mümkün. Bunu da takdir ettim, çok
* güzel hazırlamışlar doğrusu.
League: İtalya'dan, Malezya'ya, oradan Hollanda'ya, İspanya'ya... On bir farklı ülke, yüz seksen dokuz kulüp arasından seçiminizi yapıp lige başlayabilirsiniz. Sistem klasik. Herkes birbiriyle maç yapar, galip olan kazanır, mağlup olansa yenilir eheuheuhe, ay bu kadarı da çok oldu. Neyse, ikişer maç her takımla ve işte şampiyon. Ayrıntılara gelince: Simulate ile oynamak istemediğiniz maçları oynatabilirsiniz. Club Transfers'den cebinizdeki K'ya göre ;0) transfer yapabilirsiniz. Team Management'a gelince; ana menüden de ulaşabileceğiniz bu seçenekle takım yönetimiyle ilgili ipleri elinize alıyorsunuz. Hangi ipler bu ipler, bir uçlarından tutalım, güzelce anlayalım bakalım: Formation, sahadaki düzen, 3-5-2 olur, 4-2-4 olur, 5-3-2 olur, rakibe, saha şartlarına, atmosfere ve kafanıza göre değişebilen bu değişimi de formation düğmesine tıklanıp yapılan ayarlarla sağlayan güzel bir seçenektir. Bir oyuncunuz hafif ilerde yer alsın ki, kaleciniz olanca gücüyle kullanınca aut atışını bu güzel oyuncunuz topu kapıp da koşa seke ceza sahasına girsin ya da rakip çok güçlü abi defansa daha çok adam lazım, ceza sahasını kendi taktiğimle savunmak istiyorum ben falan derseniz, oyuncularınızın yerlerini teker teker ayarlayabilirsiniz. Tabii, formation'a (sahadaki yerleşim) sadık kalarak. Bunu da positioning tuşuna basıp, oyuncuyu seçerek yaparsınız. Starting Line-Up'dan ilk onbir diye bir şey vardır, ona sokup ondan çıkarmak istediğiniz oyuncuların hayatıyla bu seçenekten oynayabilirsiniz. Hücum taktiğini ayarlamak için Positioning'den Attacking Bias seçilir. Defansif ve atağa yönelik arasında güzel bir yer seçersiniz artık. Takım stratejisini belirlemek de Strategy düğmesine bakar. Bizim, "Memo olm gel şu penaltıyı sen kullan bu kıyağımı da unutma" ya da "Reco'ya ver taçı da O atsın" şeklinde ayarladığımız takım içi ayarlara gavur "Kicktakers" der. Kicktaker, korneri, serbest vuruşu falan kullanacak olan oyuncunun ingiliz olanına denir yani. Tüm penaltıları Memo atsın için, Memo PK1 olarak seçilmeli, Memo "başım ağrıyor atamayacağım" derse diye de PK2, PK3, 4 ve 5 var. Bunun gibi korner atışlarını, serbest vuruşları yapacak oyuncuları da belirleyebilirsiniz buradan. Gelelim en sevdiğim özelliğe, Aggression, yani "örseleme :)". Tabii "saldırganlık" da denilebilir. Bunu da buradan ayarlarsınız. Bunu da güzelce öğrendikten sonra Match Select'den devam edelim; Training: Antrenman niteliğinde çalışma yapmak için seçeriz. Peki ne yapabiliriz? Anlatayım efendim: Takımımızı seçer, ister penaltı çalışırız, ister serbest vuruşlara yoğunlaşırız. Kornerleri de unutmayız tabii ve eğer ki takım çalışması yapmak istersek ona da yer buluruz burada. Hem de ister atağa yönelik istersek de defansımızı güçlendirmek için çalışmaları yapabiliriz. Tanrı'm ne güzel bir dünya... Penalty Shootout: Memo'yu çağırın, beş penaltı atılacak. Bir de güzel kaleci yapın kendinize, size de iadei-penaltı babında beş tane güzel şut geliyor. İşte "penaltı çekişmeceler de buradan ayarlanır" yaptım size. A ile sağdan mı soldan mı atılır şut ona karar verilir, D tuşu ile de vurulur ki gol olsun. Dönelim ana menüye. Customize Squad'dan yapılabilecek dört değişik ayar var, Team Edit'den bir takımın forma renginden tutun da ıslak çorabının üst çizgisine kadar her şeyini ayarlamak mümkündür. Player Edit'den ise bir oyuncunun tüm özellikleriyle oyunlar oynanabilir. International Selection'dan milli takımlar arası oyuncu alış verişi gibi aktiviteler de bulunurken, Club Transfers'dan kulüplerarası oyuncu alınır verilir. Highlights: Öyle bir gol attınız ki, ben diyeyim yirmi metre siz deyin yüzyirmi metre, tam doksana, üstelik kafayla, üstelik de o sırada ekrana bile bakmıyordunuz, vay babam vay amma da attınız haa. Böylesine güzel golleri, hareketleri, pozisyonları daha sonradan izleyebilmek, genç nesillere izletebilmek için highlights derler bir seçenek vardır. Yavaş çekim sırasında, "save" deyip de kaydedeceğiniz highlight'larınızı buradan izlersiniz. Yararlı, güzel... Böylece sarhoştum hiç bir şey hatırlamıyorum sorunu da ortadan kalkmış olur. Modem/Network seçeneği ise oyunu modemle ya da modemi olan bir arkadaşınızla oynamak için... demiyorum, uyumayın modemle birebir oyun oynanmaz. Lütfen arkadaşlar biraz daha dikkatli okuyalım, bak olmuyor, güzel bir şey değil ama di mi? ehehe... Neyse, bu seçenek de bilirsiniz işte, modemle ya da network ağı üstünden oynamak için. Yine bu kısımla ilgili ayarlar da ayrıntılı biçimde kullanım kılavuzunda anlatılmış. Gelelim Options'a... Match Options, maçla ilgili ayarları yapacağınız yer. Nedir yani, süre, hava şartları, oyuncu numaraları olsun mu olmasın mı, kamera açısı gibi ayarları buradan yapabilirsiniz. Gameplay Options'da ise iki önemli ayar yakaladım sizin için; Referee Strictness; hakemin sertlik hali diyeceğim olmayacak ama anladınız ya gerisi çok da önemli değil. Değil mi? ;0) Diğer önemli ayarımız ise, Catch-up Logic: Türkçeye çevirince, mantığı yakalamak oluyor ki, hani bir taktik bulursunuz, diyelim topu alır en alttan gider orta yaparsınız da işte on numaralı adamınız da kafa vurur gol olur falan gibi. Hep aynı şeyi yaparsınız ve hep aynı şey olur. İşte bunu önlemek için bu seçeneği "on" tutmak gerekir. Bir de şu var, keşke bu kadar kasmayıp da baştan 'bilmiyorum' deseydim. Ehehe, ama mantıklı attım Allah için... e AN Options'a gelince, Audio, Video, ses-görüntü ile ilgili ayarlar... Controller Setup'dansa zorluk, topun hedefi bulmasını bilgisayar otomatik mi yapsın yoksa benim ayağımın ayarı yerinde ben kendim yaparım gibi seçenekler var... Biraz da oyunun oynanışından bahsetsem hiç fena olmaz sanıyorum. Şöyle ki, oyunu klavyeden oynayan çoğunluk için diğer 'Fifa'lardan da alışmış olunacağı gibi, ok tuşları oyuncuları sağa, sola, yukarı ve aşağı hareket ettiriyor. Yani ben herhangi bir zorluk göremedim, arada bir sağ sarımsak yerine sol soğana gittiğim oldu ama hemen ısındım, çabuk alıştım. Tabii ben çok zekiyim. O ayrı. Onu tartışmayacağım da, siz yine de pas için S tuşunu kullanabilirsiniz. Ceza sahasına girince yabancılık çekmeyin, güzel girdim de ne yapılıyordu şimdi demeyin, aradığınız tuş: D, yani şut D, D tuşu şut, şut D tuşu. Havaya şut için A tuşunu kullanırım ben hep. Hem alfabenin ilk harfi olduğu için hem de havaya şut atmak için bu tuş kullanıldığı için. Bir de rakibin ayağına kayasım gelince elim gider bu A'ya. Bir Vialli, bir Ronaldo, bir Muder olmak tabii ki zordur ama onların yaptıklarına benzer artistik hareketler için CTRL ve ALT tuşları diye çağırdığımız tuşlar vardır onları kullanırız. Bunların "Tam çözüm"ü için Mert'imin, CHEATS köşesine bi bakarsanız, neler neler öğrenirsiniz kimbilir... Gelen topa kafa ya da vole çakabilmek için A ya da D kullanılmalı derken bu D tuşuna iki kez hızlıca basıldığında da aşırtma yapılabilir diye eklerim. Bazen içim içime sığmaz ve koşasım kaçasım gelir ortamlardan, işte o durumda basarım W tuşuna, uçarım aynen mekandan. Basbayağı depar atmış olurum ama herkes beni uçuyor sanır. Şut olan D tuşu için bir şeyi unutmuşum, topu rakipten çalabilmek için de yine bu tuşla (mu ne tuşu?) münasebet kurar parmaklarım. Verdiğiniz parayı kat kat hakeden bu oyun için bir kez daha EA'ya ve onların Türkiye distribütörlüklerine teşekkür ediyorum. Keyfine doyulmaz yazım için de kendimi öpüyor, W tuşuna basıyorum. Sanmayın ki uçuyorum, yalnızca depar atıyorum.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 19
TOP TEPME
Pentium 100
BİMUDER "Islak Çoraplar" muder@gsmnet.com PS: Mert; her şey için çok teşekkürler dostum... PS2: (Zebani); (Gökyüzünde masumca parıldayan Engin Abla: "Yüzüklerin Prensesi" MEG; "Ne? Bu değil mi?"