Gameshow sayı 33, sayfa 56

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 56

- Buz üstündeki performansın şaşırttı beni doğrusu, aferin. - Vujil, zvijji...) ehe, nasıl kayıyorum ama, ehehe, bak bak buna da salto diyorlar, hoop, şurdan da geçerim... Kıyafetlerim nasıl ama hepsi özel, 'create player' deyip kendim diktim. - Güzel... Çok güzel. Kafana patates mi koydun sen? - Vüji...) Ha? Ne? - Yok bişey... Soyun, otur yanıma. - Vijii, zbaaam!) Aaaaahhh! - Giy bakayım şu şortu, t-shirt'ü, tam saha press'den aradılar, NBA98 gelmiş. - NBA'ye mi çağrıldım hokey oynarken? - Sus. - Peki. - Gidelim. Ayakkabılar? - Ayakkabı da alırız sana, elin parkesini çizme. - Tamam. Havalı olacak ama tamam mı? Hani şu numara 89'unkinden. - Sus. - Peki. Geldim. NHL98'den sonra, bu ayda sizlerle bir başka 98'li oyun olan ('aha gitti işte yazı baştan, koskoca EA, koskoca NBA98'i yapmış, adamın kullandığı sıfata bak, 98'li oyun diyor' falan diyenleriniz olabilir. Onlara da bir kere faul yapıyorum ama teknik.) NBA Live üzerine yoğunlaşacağız. Hala (4 almayan arkadaşlar olabilir, o yüzden hemen alın gelin de öyle gireyim yazıya diyorum ve iki satır bekliyorum. O sırada size bu iki satırcık içinde oyunun genelinden bahsetmek istiyorum. Şöyle ki; “süper” tamam mı? Öyleyse devam edelim. Geç kalan olursa ilk beşe sokmam, yeri gelir sokarım ama pas verdirtmem. Yine sade görünüşü altında oldukça kapsamlı, mükemmel bir spor simülasyonu hazırlayan EA SPORTS'a teşekkür ettikten sonra

NBA

— geyiğimiz olan “Menüler vs vs” geyiğine başlıyoruz. “Müthiş demoyu izledik ve havaya girdik” demosunun ardından, sade dizayn edilmiş, ana menü ekranıyla karşılaşıyoruz. Game Setup'dan ne oynayacağımıza karar veriyoruz ki, çeşitler şöyle; Exhibition, takımları seç maça başla stili, amaçsız maçlar. Amaçsız dediğim, bilgisayara karşı ya da bir arkadaşınıza karşı

— KART oynuyorsunuz, öyle amaçsız yani. Madalyası ama zevki çok hesabı. Season, adından da anlamış gibi yapıp seçip de başlayınca “neler oluyür, ba ba baa” diyeceğiniz yer. Takımını seç, seçerken offense gücüne yani atak gücü, defence yani savunma gücü, overall'i, yani, genel'de kaçıncı olduğuna da dikkat edebilirsiniz, ama NBA'yi uzaktan yakından takip eden herkes genelde takımları da az çok tanır, gider Bulls'u alır -bu seneki version: 97- 98: “ah bulls vah bulls” olmasa da- 1, 28, 4 56 ya da 82 oyun; kararını verir çok uzun, imkansız), schedule'a şöyle bir bakar zaman kime yenileceğim listesi). — Şimdi yandaki seçeneklerden standings'i bilirsin

(sıralama), önemli olan, Sim (simüle et maçları, oynat geçir ba'bında), Rules / Options az sonra), Playoffs (direk playoff'ları Stats ki, oldukça geniş bir database), Rosters (sabır, az sonra ve Save. Onları da şimdi öğrendin ki, hemen 4 sezona başlarsın sen. Ya da dur bak, bir de şundan verebilirim sana: Playoffs; Playoff heyecanı başka hiç bir şeye benzemez bence NBA'de. Batı, Doğu, maç sayısı, takımlar falan derken, gel bir dene istersen... Bak bir de GM var; Güzel Maçlar. Yani Lig. Takımları ve dört sen seçiyor ve ayarlıyorsun. Sürükleyici... Özellikle anneleri güne falan yollayıp herkesi ayrı division'a koyup playoff heyecanını yaşayıncaya kadar ki mücadeleler çok zevkli (nası bi cümle oldu ki şimdi bu). Şimdi durduk yerde annemizi neden güne yolladık? Onu da başka zaman tartışalım. GM yaparken önemli olan hususlara geldik, uyumayalım, sahaya çıkmaya az kaldı (yalan), biraz daha sabır; season length (ligin uzunluğu, short, medium, long ki, biz bunları Türkçe'de uzun lig, çok uzun lig ve hiç bitmez lig olarak çağırırız) ve en önemlisi de draft; Yes derseniz bilgisayar bazı şeyleri (takımları) kafasına göre düzenler; bir gün Bulls'u seçip de Stockton'la turnikeye gireyim derken

Rodman'dan bi blok yerseniz, a yes dediğinizi anımsayıp, hafifçe sırıtın, bozmayın. Injuries belli, “aman bi sakatlık çıkmasın abi” diyenler, Off yapsın diyeceğim, bu espriyi de yapmayayım. Zaten çok mavra yapıyorum bunu da yaparsam Fizan'da horoz beslerim mi diye düşünmedim değil. (Horoz ve Fizan sizlere beynimin nasıl çalıştığını gösteren anahtar kelimeler burada). Neyse, Trade deadline; transfer (takımlar arası adam değişmeceler) için bir deadline (sınır, tarih olarak) olsun mu on, olmasın mı off mu? GM modunu da yarı sahadan koşarak geçiyoruz ve geliyoruz 3 sayı çizgisine. 3'lük atma yarışması için (gerçekten çok zevkli) 3pt. Shootout'u seçip, katılacak oyuncuları da seçtikten sonra yarışmaya başlayabilirsiniz. Son modumuz, multiplayer ki, onu da biliyoruz, modem, network ya da seri kabloyla uzaktaki birine de bizi yenmesi için bir şans vermek için kullanırız. Ama garibi yeneriz, bu da ayıp bir şey tabii ama olmuyor, yenilemiyorum bir türlü. Seçebileceğimiz ve aylarca başından kalkmadan oynayabileceğimiz modlar bu kadar. “Pekiii, oyunun kuralları nelerdir hocam, bilmeden rakibin ayağına basarsak ne olur mesela?” demiyor musunuz hiç? O zaman dinleyin; Rules: 1) Rakibin ayağına basarsan o da senin kafana vurur. Her iki taraf da acır bu işte. Yapmayın, etmeyin, adımlarınızı güzel atın, olmadı kitapla yürüyün daha olmadı kafanızın üstüne GAMESHOW koyun, 80 sayfa dergiyiz, kolay değil, ehehehe. 2) Dur bak açıklıyorum evladım, okusana açıklamayı daldın gittin yine amigo kızlara... Ana ekrandaki Rules'da üç seçenek var, arcade ki, saha dışına çıkabilme, topu elinde tutup senelerce bekleyebilme, 3 saniye mi o da ne diyebilmek için. Yani, tüm basketbol kuralları: OFF. Simulation; tam tersi, 'resmi NBA kuralları bunlar abi' dedi Alper ama ben emin değilim. Tam ilgilenemedim Alper'le, kendi kendine konuşuyordu amigo kızları düşünürken ben. Custom'a gelince, sizin belirleyeceğiniz kurallar. O olsun bu olmasın gibisinden kendinize kurallar bütünü yapabilir, mutlu olabilirsiniz. Hazır kural geyiğinin boynuzlarına asılmışken, out of bounds'un, çizgi dışına çıkmama olduğunu, backcourt violation'ın, geri pas yapamama ya da rakibin sahasına girip de, yok arkadaş ben geçtim, Kendi sahama gidiyorum — dememe olduğunu da bilip kısa kısa da bunlardan devam ediyorum: Traveling derler ona, hani topu alırsın da, tutarsın sonra potaya atarsın, işte o tutup da havaya zıpladığın ve topu elinden bırakıp yere indiğin süreye travel (yolculuk) derler demiyorum da, şöyle bak, kafan karışmasın, elinden topu çıkarmayıp hoplar zıplar bir de üstüne yerçekimine kapılıp yere tekrar elinde topla buna derler traveling. imi arı soksun emi. Goaltending; bunu uzun anlatmayacağım. Şöyle şimdi: bilmiyorum. Ama uzaktan yakından topu alıp gitme, basket atma eğilimiyle bir ilgisi olduğunu hissediyorum da tam alakayı çözebilmiş değilim. Nobody's perfect isimli bu maddeyi de hemen uçup kaçıp, 3 in the key maddesine bağlıyorum ki, ona da hücum halinde 3 saniye koridorunda (uzay yolu gibin) 3 saniyeden fazla kalamaz senin oyuncun, kalırsa çalarım düdüğü denir.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.