Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 10
HASBRO INTERACTIVE
Dünya devi Electronic Arts'dan sonra bir orjinal oyun firmasının hakları daha artık Türkiye'de. Gelen geliyor mu desek, Türkiye'de bu konuda ciddi değişimlerin yaşanacağının belirtisi mi desek bilmiyorum ama dış kaynaklı oyun firmaları Türkiye pazarına yavaş yavaş giriyor. Bunlardan biri de Hasbro Interactive. Genellikle board game'leri bilgisayar ortamına uyarlaması ile tanınan Hasbro Türkiye temsilciliğini Intertoy almış durumda. Ben de daha önce adını duymamıştım ve çoğunuzun bu şirketten haberdar dahi olmadığının farkındayım ama piyasaya çıkardığı oyunlar hemen hepimizin çok iyi bildiği, çocukluğumuzda oynadığı oyunlar. BattleShip (bildiğimiz Amiral Battı, ama bilmediğimiz tarafı 3D grafiklerle görsel bir şova dönüşmüş olması), Monopoly (board game'i kadar zevkli olmasa bile nostalji rullaz!), Risk (bunu herkes biliyor mudur bilmiyorum ama çok kişi oynanınca süper zevkli bir oyun, kesin denemeniz lazım), Cluedo (bu da bildiğimiz Katil Kim? konseptinden yola çıkılarak hazırlanmış ama tamamen dijital grafikli bir adventure'a dönüştürülmüş 3 CD'lik uzun bir macera). Ha, bir de Patates Kafa var ama o konuda Zam 112455. Japon gavuru Tetsuo Aids'in çaresini bulmuş, paranın canına düşmüş bir kılıcın peşine. Canım kılıç dediysem öyle alelade bir kılıç değil bu. Adı Daikatana. Japon literatüründe geçen "büyük büyülü kılıç" bu Daikatana. Demek bir tek biz Türkler değiliz adventurer kişili sahibi millet. Elin japonuna da rahat batabiliyor ve kılıç peşine düşebiliyor. Aslında Tetsuo'nun Daikatana'yı arama sebebi onu eline alarak epe ya da flöre karşılaşmasına çıkmak değil. Büyü yapmak ve zaman içinde yolculuk yapabilmek amacı ile arıyormuş (kılıçla nasıl oluyorsa!) Neyse, uzun araştırmalar sonucunda Fujiyama dağında Tetsuo ve asistanı Toshiro tarafından bir arkeolojik kazı ile Daikatana'yı araştırmasına start verilmiş. Şimdi bu kadar şeyi niye anlattım? Esasında beni bıraksalardı bir kaç sayfa daha yazardım bu oyun için, bu yazdıklarım daha hikayenin başı. İstedim ki "yahu haber olamadı Esotoria. Adının hikayesi mi olurmuş" diye düşünmeyin. Oyun içindeki entrikalar Dallas'dakinden daha fazla! Süper silahlar ve altta görülen muhteşem grafikler de cabası. Benim yorumum: Kesin alınır... Total Soccer Fifa 98 fırtınasında kendine sığınacak bir yer bulur mu bilmiyorum ama güzel grafikleri ile çarpıyor. Futbol hastalarını ürkütmem, bir kaç ay önce dergiye konsol oyunları köşesi için kara bir kutu gelmişti: Sega Saturn. Hiç birimiz bu kara kutu hakkında fazla bir şey bilmiyorduk. Zaten bunun için bizler için bir kara kutuydu (sabahın sekizinde uykusuz uykusuz kötü espri yaptım, bir daha yapabilirim, dikkatli olun!). Neyse efendim. Aldık, inceledik, evirdik, çevirdik, kurduk. Şimdi "lafı uzatma da, nereye geleceksen gel artık birader" diyenleriniz olduğunu (hatta çoğunluğun fikrinin aynı olduğunu) bildiğimden, o dediğiniz yere geliyorum hızla. Eylül ayıydı. Her ay olduğu gibi iki oyun geldi yine. İşte bu oyunlardan bir tanesi Manx TT Superbike'tı. Ekim sayısının diğerlerinden bile geç çıkmasının sebebi işte bu oyundu. Güzel grafikleri, oynanabilirliğinin yüksekliği ve -belki de en önemlisi- "Amiga'daki Super Hang On'dan iyi motosiklet yarışı olmaz olamaz" kuralını bozan tek oyun olduğu için bizim gönlümüze taht kurmuştu. Ne tatlılar yendi, ne kolalar içildi bu oyun sayesinde bilemezsiniz. Hele "Ghost Rider" diye bir seçenek vardı ki akıllara ziyan. 2 modlu bir seçenekti: best lap ve last lap. Bu seçenek sayesinde yarışta ya en son turdaki ya da en iyi yarıştığınız turdaki siz (kendiniz) ile yarışıyordunuz. Daha önce hiç bir oyunda görmediğimiz bu özellik de bizi çok etkilemişti. Bilirsiniz kulağımız deliktir (küpe takarız da (kötü espri gelebilir diye uyarmıştım!)). Aldığımız bilgilere göre PC versiyonunda da aynı özellikler olacakmış. Uzun lafın kısası Manx TT Superbike gelir gelmez motorsiklet yarışı sevseniz de sevmeseniz de ya alınacak, ya alınacak!
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.