EXCALIBUR 2555 AD

Merhaba ey güzel GAMESHOW insanları... Geçtiğimiz şu bir ay içinde neler yaptınız? Hangi oyunları oynadınız? Dergimiz GAMESHOW artık 80 sayfa ve bundan da en çok siz okuyucuların memnun olacağını tahmin ediyorum (MEG olacak değil ya). Ayrıca gsmnet.com'a da uğrayınız. Yepyeni imajıyla ve mavra boarduyla emrinize amade. Her ne kadar daha bir yazı koymayı başaramadıysam da siz ziyaret edin. Zaten bir modem ve internet bağlantısı yeni bilgisayarlarda standart oldu (di mi YONCA). YA NE OLA Kİ ŞU EXCALIBUR DENİLEN OLAY? Oyun Excalibur 2555 A.D. Tahmin ediyorum Excalibur'u duymayanınız yoktur. Yani "Yuvarlak Masa Şövalyeleri", Kral Arthur ve kılıcı Excalibur'u. İşte bu hikayede bir de büyücü vardır: Merlin. Kral Arthur'un sağ kolu, akıl hocasıdır. Utanmasa içeceği suyu bile Merlin'e sorar. İşte bu Kral Arthur'un bir de çok meşhur bir kılıcı vardır. Bu kılıç, sahibine çok büyük güçler verdiği gibi gelen canlıları da konu alıyor olabilir. Tür olarak Tomb Raider ile çok benzeşiyor ve oynanılış şekli olarak da tam anlamıyla aynı. Ayrıca Alone In the Dark serisindeki veya

Ecstatica serisindeki gibi birçok ve değişken kamera açılarıyla da oynanabiliyor. Bunun için oyun sırasında F2 tuşuna basın. F3 ise bu modda zoom'u ayarlıyor. Hazır grafiklerinden bahsetmeye başlamışken size oyunun grafik olarak bazı üstünlüklerinden söz etmek istiyorum. Grafik modu olarak üç oynamak için harbi bir makine lazım ki o da "UPGRADE" demek. Neyse, tadınızı kaçırmayım, tekrar oyuna döneyim. Evet 3D board olarak da sadece 3Dfx chipsetli kartlara destek vermişler (ben size teknik ayrıntılar için EA'nın başını ağrıtın demedim mi? Zaten hatunun adını da hatırlayamıyorum!!!). Ve bu da size nereden baksanız 170 - 200 Amerikan para birimine patlar. Başta da söylediğim gibi, oyun Tomb Raider 2 gelmeden türün hastalarını oldukça güzel bir şekilde ve pek çok yenilikle avutacak bir oyun. Onun için açıklamanın geri kalan kısmında oyunu Tomb Raider ile fazla kıyaslarsam şaşırmayın. Bir kere oyun Tomb Raider'dan grafik olarak üstün bir oyun. Ama ne yazık ki Tomb Raider'daki bazı hareketler bu oyunda yok. Örneğin pek çok yerde "keşke bu hatun da Lara Croft gibin zıplayabilse" diyeceğinizden eminim. Bu belki de fazla zor olmayan oyununu biraz daha uzun ömürlü kılabilmek için yapılmış. Oyun toplamda 13 bölümden oluşuyor ve her yeni bölüm yeni yaratıklar anlamına sahibini yenilmez yapar. Bu kılıcı kullanarak Kral Arthur son derece büyük zaferlere imza atar(haydaa...). Yani kılıç o kadar güzel bir kılıçtır ki tabir yerindeyse "dadından yenmez" bir kılıçtır. İşte oyun bu kılıcın elbette ki güç için yanıp tutuşan kahramanımız olan güzel hatunun (Lara diyesim geliyor, yaw hakikaten neydi kızın adı ya?) baş düşmanı DELAVAR isimli gelecekten bir şahs-ı muhterem geçmişe adamlarını yolluyor ve Kral Arthur'u öldürüp kılıcına konuyor. Hani bir büyücüden bahsetmiştim size: Merlin. Merlin durur mu can yoldaşı ve patronu (MEG değil canım) Kral Arthur'un öldürülmesine dayanamıyor ve daha yeni yetme bir büyücü ve aynı zamanda da genç ve güzel bir kız olan kahramanımızı (ya dilimin ucunda adı ama, neydi Pamela mıydı yaw?) geleceğe, kılıcı bulup evreni kurtarmaya gönderiyor. Acemi diye itilip kakılmaktan bıkan bayan kahramanımız da kendini ispat etmek için fırsat bulmuşken elinden kaçırmamak için ve tamamiyle kendi isteği doğrultusunda (amma da uzattım ya) bu zorlu ve çetin göreve atılıyor. Ama elbette ki bu zorlu görevde onu bekleyen tehlikeler yok değil. Ve bu tehlikelerin hepsi bu ayki macera-puzzle oyunu EXCALIBUR 2555 A.D.'de. ANLADIK NE OLDUĞUNU AMA ADAM GİBİ ANLAT ŞU OYUNU! Oyunumuz konu itibariyle yukarıda belirtilene uygun bir şekilde ama farklı bir gelecek anlayışıyla hazırlanmış. Aslında gelecek de diyemiyorum. Başka bir boyuttan mod var. Bunları oyunun CD'sini takar takmaz görüyorsunuz. Buradaki modlardan biri FISH-8bit ve bu mod her bilgisayarda çalışıyor. Diğer modları görmek için ek donanıma ihtiyacınız olacak. D3D software- 16 bit ise MMX işlemcilerde yüksek performans veren 16 bit renk modu ve MMX yoksa hiç denemeyin. Ve 16 bit grafiklerle oynamak istiyorsanız hemen bir 3D kart alın (Kamer'de var diyeceğim sandınız ama SUBA'da da var... hehhe ilk reklamımı da yapmış oldum. SUBA ne mi? Bana e-mail atın ve görün) ve bilgisayarınıza takın. Ardından hızlı üç boyutlu ve yüksek renkli grafiklerin keyfine bakın. Yani 3D board olmadan oyunu 16 bit renkte çalıştırmayı hayal bile etmeyin. Ayrıca renk derinliği dışında bir de grafik çözünürlüğü (resolution) var. Orta halli bilgisayarlara tek tavsiyem 320'li modlardan şaşmasınlar yoksa makinalarından soğurlar. Oyunu high res geliyor. Aslında oyunun tam çözümünü vermeyi planlamıştık başta ama zevkinizi kaçırmayalım diye oyunun temel oynanış şekli ile temel puzzle tekniği konusunda sizi bilgilendirmeyi tercih ettik. Ayrıca söylemek istiyorum ki oyunun hangi bölümünde takılırsanız takılın Zebani ve ben size en güzel çözümleri vermekten zevk duyacağız. Aslında oyunun tam çözüme de ihtiyacı yok. Yani puzzlelar "adam senden içki istiyor, o zaman içkiyi bul adama ver adam da sana anahtarı versin sen anahtarla kapıyı aç ve bölümü geç" türünden bir zıvır bilmeceler. Bölümler ilerledikçe daha güzel ve kafa yorucu (örn: 5. Bölüm'deki teleporter kodları... yani nereden akla gelir ki harflerin alfabedeki sırasına göre numarasını yazmak. Yellow için de : 312... ehue) puzzlelar geliyor ama sizin gibi zeki ve kaliteli oyun sever okuyucuları zorlayacağını hiç zannetmiyorum. İYİ, GÜZEL, HOŞ AMA BEN NASIL OYNAYACAĞIM BU OYUNU? YANİ HERKES İNGİLİZCE BİLMİYOR ÖYLE DEĞİL Mİ? Evet ne diyorduk: Oyunu oynarken kullanılan default tuşlara göre oyunun oynanışı şöyle: ALT: Inventory'den seçtiğiniz eşyayı kullanmaya yarar. Bu birisine o eşyayı uzatmak ya da yere bırakmak olabilir, Bu eşyanın cinsine göre değişir. Ayrıca apple, chicken leg gibi yiyecekleri de bu yolla yiyebilirsiniz. Yemek yiyince hatunun enerjisi artıyor. Bu ölmemeniz için önemli bir faktör. Ayrıca eşyaları bir nesneyle kullanmak isterseniz o eşyayı seçip (nasıl seçileceği aşağıda) nesnenin önünde ALT tuşuna basın (bir mataraya su doldurmak gibi). Seçtiğiniz eşya bir büyüyse, doğal olarak büyüyü de kullanabiliyorsunuz. Büyü yapma teknikleri için yazıyı okumaya devam ediniz lütfen. CTRL: Silahınızı aktif hale getirir. Savaş moduna geçtikten sonra CTRL + ileri-sağ veya sol yön tuşları o taraftan kılıcınızı yaparsanız kısa bir süre için savunma yapar. Ok tuşunu bırakana kadar kılıcıyla gerilen hatun bu süreyi ne kadar uzun tutarsanız o kadar kuvvetli bir vuruş yapıyor. Ama kazın ayağı öyle değil. Başta söken bu numara ilerde karşınıza çıkan daha seri yaratıklara sökmüyor ve siz kılıçla gerilirken o size bir güzel darbeyi indiriyor. Sonuç: Bravo. Ölüme bir adım daha yaklaştınız. Silahın çok önemli bir görevine de değinmeden diğer tuşa geçemeyeceğim. Kılıcınızı şüphelendiğiniz bir yere vurarak gizli bir kapı veya geçit açabilirsiniz. İçinden hep güzel şeylerin çıkacağını garanti edemem ama örneğin üçüncü bölümde yol üstündeki bir gizli geçidi (duvardaki ışığın renk farkından anlayabilirsiniz) bulamazsanız bölümü geçemezsiniz. Space Bar: Bu tuşla birisiyle konuşabilir, düğmelere basabilir, kısaca her şeyi kullanabilirsiniz. Bir nevi USE tuşu. Çok işlevsel değil ama bu tür oyunlardaki olmazsa olmazlardan biri daha. SHIFT: Normal bir kelime işlemcide büyük harf falan yazmaya yarayan bu tuş, pek çok doom gibinde ve benzeri oyunlarda olduğu gibi bu oyunda da kahramanımız olan hatunun (ya neydi adı, çatlayacağım yaw) daha hızlı hareket etmesini sağlıyor. TAB: Açıkçası büyü yapmak ve haritaya bakmak için kullanacağınız bir tuş. Bu tuşa basınca ekran dört bölme halini alıyor. Sol üstte o an yanınızda taşıdığınız eşyalar var. Bir eşyanın üzerine gelip (ok tuşlarıyla) boşluk tuşuna basınca o eşya aşağıda sol altta görünüyor. Bir eşyayla başka bir eşyayı (mesela demir cevheri ile anahtar kalıbını) birbiriyle kullanmak için önce birinci eşyanın sonra da ikinci eşyanın üzerine gelip boşluk tuşuna basıyorsunuz. Eğer yeni bir şey oluşturacak iki eşya ise oluşacak şeyin resmi üçüncü resim olarak çıkıyor. Bir kez daha boşluk tuşuna basınca üçüncü resimdeki eşya başarıyla ortaya çıkıyor. Eğer bir eşyayı seçip dışarıda bir obje veya kişi ile kullanmak isterseniz üzerine gelip ALT tuşuna basın. Basınca eşyanın ikonu kendi etrafında dönmeye başlayacak. ESCAPE ile menüden çıkıp tekrar obje ya da kişinin yanında tekrar ALT tuşuna basın. Böylece inventory'deki bir eşyanın nasıl kullanıldığını da öğrendiniz. Tekrar inventory menüsüne dönersek, TAB tuşuna basınca diğer üç pencere arasında geçiş yapabiliyorsunuz. Bu pencerelerden birincisini demin anlattık. İkincisi ise can dostunuz, kılavuzunuz, yoldaşınız harita. Harita başta pek büyük değil ama her girdiğiniz oda, odadaki insan ve objeler haritaya kaydoluyor. Ve dolayısıyla harita genişliyor. Göremediğiniz yerleri görmek için yine ok tuşlarını kullanabiliriz. Üçüncü kutu ise o ana kadar sahip olduğunuz büyüler. Her bölümde burası sıfırlanıyor. Yani kahramanımızın (hatırladım hatırladım! Adı Beth, güzel bir ismi var di mi? Kendisi de ismi gibi güzel laf aramızda. Yani aslında o eteği hangi sarışın ve genç hatun giyse güzel olur.) hafızası biraz zayıf ve aptal sarışını oynuyor. SEN SADEDE GEL DE ÖĞRENELİM BU BÜYÜ YAPMAK NE MENEM BİR İŞMİŞ! Büyü yapmak için gerekenler, sadece büyünün tarifi ve bu tarifteki malzemeler. Bu tarifi okumanız ise şart. Okuduktan sonra büyü sizin inventory ekranınızın sağ alt köşesindeki kutuya yerleşiyor. Daha sonra daha önce bahsettiğim eşyaları birbiriyle kullanma yöntemiyle büyüyü yapıyorsunuz. Artık siz de bir büyücüsünüz (daha ayrıntılı bilgi için bkz. GSM Press/Book #13>> Nierdre's Handbook to SpellCasting and 101 Handy Spellis)! İşte büyü olayı da bittiğine göre oyunun en

TELESTAR ARCADE

PENTIUM 150 16 MB RAM 1CD 70 MB HARDISK can alıcı noktalarını birer birer ve hiçbir şeyi atlamaksızın size bir el kitabı olarak aktardığıma inanıyorum. Bundan sonra benden mutlusu yok artık. Haa... Bu arada

oyunun küçük sürprizini sona sakladım.

Oyunda save etmek diye bir şey yok! Oyun bölüm geçtikçe kendiliğinden save ediyor ve bu da oyun başında uzun saatler geçirmenize ve hırstan klavyeyi parçalamanıza sebep oluyor. Yani bunun sebebi olarak da aklıma gelen tek şey oyunun PSX'ten uyarlanmasıdır. Yani orijinal konsol versiyonuna sadık kalmak uğruna güzel bir oyunu oynanabilirlik olarak bayağı zayıf kılmak, cık cık, çok saçma. Eh artık oynayınca göreceksiniz. Bilirsiniz ki gönül muhabbet ister, yazmak bahane. İşte bir yazının daha sonuna geldik. Bir sonraki oyuna kadar "Hoşça kal sevgili okur, her nerede veya nasıl oyun oynuyorsan" diyorum. EHEHEHE :-)))... "EvilOne" Bayburtlu Bu ay bayağı çok IRC yaptım. Bunu hiç kimseye tavsiye etmiyorum. IRC için internet bağlantısı alanları da kınıyorum. Yani bunun saygıdeğer Engin Abla'nızın da belirttiği gibi piyasadaki tek ve en etkili yasal uyuşturucu olması tamamiyle gerçektir ve tecrübeyle sabittir. Derim ki ben IRC