Gameshow sayı 31, sayfa 24

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 24

Gece, kahve ve monitörden odamı prestijliyorum. Netal i... CD'yi yerleştiriyorum. Install C:... West Way'in sıcaktan eriyen asfaltı... "Setup complete"... Show başlıyor, az kaldı: Birazdan asfaltın tozunu kaldıracak olan motosikletlerin motor sesleriyle yarılacak sessizlik... Patinaj seslerini duyuyorum, çalınıyor kapım... Delphine'in, Electronic Arts etiketiyle çıkardığı, gelmiş geçmiş en iyi motor yarışı, Moto Racer gelmiş. Alıyorum içeri... Simülasyon tadında yarış oyunu var, arcade tadında olanı var. Moto Racer ise, 'arcade makinalarını eve getirme' deyimini haklı olarak kullanabileceğimiz belki de tek motor yarışı. Açıkçası, Need For Speed'den bu yana çıkan yarış oyunlarında, o 'yarışmak' zevkini yakalamak epeyce zor. Arada, iddialı yapımlar, F1'ler, NFS'ler falan geldi geçti ama, yine de çok zor... Moto Racer ise, o hep aranan hızı, heyecanı ve estetiği sunuyor bizlere. Yalnız, baştan şunu söylemek isterim ki, Pentium 90, Win95, 2Mb ekran kartı gibi kelimeler acıtıyorsa sizi; bilgisayarcınıza gidince bu oyunla gözgöze gelmemeye bakıyorsunuz. Önceden söyleyeyim dedim, sonra ağzınızın suyu akınca öyle apışıp kalmayın. Bir de, kesin istenmiyor ama bir efsaneye göre, 3D hızlandırıcılı bir kartla oyun mükemmel oluyormuş.

Neyse, koştum geldim sadede, hızla: Pistlere şöyle bir göz atarak oyuna ısınalım. Başlangıçta, ikisi şehirde, ikisi de motocross pisti olmak üzere dört değişik yerde yarışma imkanınız var. Bu yerler Speed Bay (Körfez pisti, bir yanda şehir, bir yanda deniz, alıştırma için güzel bir yer çok zor değil ama baştan söyleyeyim, kolay diye bir pist de yok oyunda), West Way (Batı Yolu, Speed Bay'de olduğu gibi yine normal motorlarla yarışıyoruz ve yine çok zor olmayan bir pist, yine de başlangıç için Speed Bay daha iyi), Snow Ride (Karin

kışın ortasında, motocross heyecanı yaşamak için ideal. Moto Racer'ın önemli bir özelliği de, hem şehirde normal motorlarla, hem de şehir dışında, Snow Ride gibi yani, motocross tipi motorlarla yarışma imkanını sunması: Bu, oyuna gerçekten yeni heyecanlar katıyor. Örneğin, şehir pistlerinde hız çok önemliyken ve diğer özellikler ayrıntı gibi kalırken -yol tutuş vs...- , motocross tipi pistlerde, motorunuzu seçerken yol tutuş, hızlanabilme kabiliyeti gibi etmenlere çok dikkat etmeniz gerekiyor). Dirt Arena (*Yağmur demem çamur demem, motoruma atladım mı kimse tutamaz beni demek güzel de, daha ilk virajı alamayıp çamura saplanmak pek hoş olmasa gerek... Bu pist de anlamış olduğunuz gibi motocross tadında ve "uçmalı- kaçmalı"...) Başlangıçta yarışabildiğimiz dört pisti şöyle bir tanıdıktan sonra, gelelim motorlara. Seçtiğiniz piste göre 'beni al onu alma' stili önünüze çıkan, sekizi normal (asfalt için), sekizi de motocross tipi motor (dirt arena, snow ride vs için) olmak üzere onaltı değişik 'canavar' var. Hepsi de güzel de, motorunuzu seçerken siz yine de, acceleration (hızlanabilme), top speed (maksimum hız), brakes (fren davaları), grip (yol tutuş, kavrayış) özelliklerine dikkat edin. Hızlı bir motor iyidir ama, hızlanıp hızlanıp "tepeden yuvarlanarak zepline çarpan (nasıl oluyor sormayın, çalışın olur) bir motor, seyirci için güzel bir show olsa da, size yarışı 'kaybettirebilir. Dikkat etmek, asfalta, virajlara, kasise, dereye tepeye, uçan kuşa, zepline, yerden giden böcüğe göre motor seçmek gerekir. Örneğin, Speed Bay için, maksimum hızı ve hızlanabilme kabiliyeti yüksek olan bir motor seçmeli, Dirt Arena içinse, oldukça 'pis' bir pist olduğundan yol tutuşu yüksek ve yine iyi hız kazanabilen bir motor seçilmeli. Çünkü, fiziki engeller (viraj, tepe vs) zaten tümüyle top speed'e (max. hız) ulaşmayı oldukça zorlaştırıyor, önemli olansa, bu pistte ayakta durabilmek (yolu iyi kavrayarak mesela) ve virajlardan sonra ya da atlayışların hemen ardından çabukça hız kazanabilmek. Menülere geçmeden önce, bu dört pistten başka, oyunda birbirinden güzel dört pist daha olduğunu da söylemek istiyorum. Örneğin, Great Wall'da Çin Seddi üzerinde yarışıyorsunuz.

Gerçekten görülmeye değer. Lost Ruins'de de harabeler arasında... Red City ve Rock Forest da yine mükemmel dizayn edilmiş pistler. Great Wall'un o inişleri çıkışları, Lost Ruins'deki mağaralar, Red City'deki yokuşlar, Rock Forest'ın ağaçları, onların arasından son hızla geçmek... Gerçekten çok güzel. Yeri gelmişken, oyunun grafiklerinin oldukça iyi olduğunu da belirtmek istiyorum... Tabii bunları görebilmenin yolu, oyunu iyi oynamaktan geçiyor. Oyunu iyi oynamak içinse daha doğrusu 'oynamak' içinse, az çok menüleri bilmek gerekir. Lafı güzel menülere getirdim, gelmişken bir inceleyelim, görelim neymiş olay: Play solo/ Play link seçenekleriyle başlıyoruz oyuna. Play Link,

oyunu modemle iki kişi karşılıklı ya da seri kabloyla yine iki kişi karşılıklı ve ya internet üzerinde, sekiz kişiye kadar falan oynayabilme imkanını sunan seçenek. Tecrübeyle sabitleyemedim ama, yakında deneyeceğim, bilumum fantazim hazırda bekliyor bu konuda. Play Solo ise asıl kısım. Burada karşımıza, 3 değişik mod çıkıyor: Practice, seç motorunu, seç pistini yap pratiğini, öğren nasıl binilir motora adlı

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.