FRP: FANTASY ROLE PLAYING
Retro bilgisayarFANTASY ROLE PLAY
Bu akşam Morimoto, Denthanal, Amrahuana ve benim Lost Valley'deki ilk gecemiz. Burasının geçmişini çoğu ırk bilmez. Ama bizler burasının elfler için kutsal olduğunu biliyoruz. Burada elflerin ataları yatıyor. Her elf hayatında mutlaka bir kere buraya gelir. Kendi ailesinden ölmüş ve buraya gömülmüş birinin ruhunun gelerek kendisine görüneceğine ve ona yardım edeceğine inanılır. Bu peri masalına(?!?) kim inanır derseniz. Bu bir gerçektir ve biz bu akşam, hepimiz eski ruhlarla konuşmak için çoğu elfin bilmediği, çok çok eski bir ayin yapmayı planlıyoruz: Bunu size söylersem duymayan kalmayacağı gerçeğini düşünürsek o isteğinizi geri çevirmek zorundayım. Morimoto'nun bir insan olması ve benim bir human tanrısına tapıyor olmam ayinin işe yaramaması için yeterli olsa da kardeşlerimiz için geçmişte yapmış olduğumuz iyilikler ve fedakarlıklar ruhlar tarafından unutulmuş değil. Bu kutsal görüşmemizde herkesin merak ettiği gerçekler açıklanacak. Ama hepimizin içinde garip bir his vardı. Sanki bu akşam kaldırabileceğimizden çok büyük şeyler olacakmış gibi hissediyorduk. Rüzgar esmiyor, böcekler bile ses çıkarmıyordu. Bunca yıl macera peşinde koştuktan sonra artık hiçbir şey bizi heyecanlandırmıyordu. Ama bu... Heyecandan daha çok açıklanamayanın verdiği bir gizem ve korku... Sadece gözlerimizi kapattık ve mırıldanmaya başladık... "Haliba, Haliba, Sulessha-man Haliba"... Hepinizle daha mutlu bir ayda beraber olmak isterdim ama kısmet değilmiş. Bu ay benim de okulum açılıyor da. Alttan dersler, yağmurlu ve kasvet dolu günler, erkenden kararan havalar, trafik, sorunlar... Daha da başka bir şey kalmadı herhalde. Bunun yanısıra. Nasılsınız? Umarım hepiniz iyisinizdir. Ben değilim de bari siz iyi olun. Bu ay aylardır söz verip de teknik aksaklıklar sonucu yayınlayamadığım AD&D dışındaki diğer oyun sistemleri hakkındaki yazıyı sunuyorum. Dikkat edin bu oyunların hiçbiri TSR'ye ait değildir. Bu yazı tamamıyla arkadaşım ve oyuncum Emre Arın tarafından hazırlanmıştır. Kendisine teşekkürlerim sonsuzdur. Şimdi arkanıza yaslanın. Elinize bir bardak sıcak kahve alın (ee havalar soğudu artık size bol buzlu kola alın diyemiyorum) ve bakın bakalım Forgotten Realms, Dragonlance ve diğer AD&D dünyalarından başka RPG dünyasında neler varmış. Vampire: The Masquerade: Kan yaşam kaynağınız, karanlıksa dostunuz. Artık ölümsüzsünüz. Size son ölümü tattırabilecek sadece iki şey var; ateş ve güneş. Ne yazık ki avcıları da avlamak isteyenler var. Her vampir kan ister, özelliklede başka vampirlerinkini; ama sadece yaşlı ve güçlü olanlar alır. Sizse genç ve tecrübesizsiniz. İnsanlar da sandığınız kadar zavallı değil. Engizisyon hala var. Hem de meşalelerini atmış, alev makineleri ile geliyorlar... İçinizdeki “canavar” da sizi ısırıyor. Kana susadıkça canavar kuduruyor, kan içip öldürünce de susuyor. Canavar olmamak için canavar oluyorsunuz. Hepsinden kurtulsanız da Gehenna yakın; Caine geri dönecek ve tüm çocuklarını tek tek öldürecek. Belki de şimdiden toprağa yatıp doğan güneşi selamlamalısınız. Vampire: The Masquerade “undead” olmanın zevkini en iyi şekilde alabileceğiniz tek oyun. Büyülü güçleriniz (vampirler nasıl yarasa oluyor sanıyorsunuz?), vampir ve insan toplumu üzerindeki etkinizle (onlar her yerdeler gerçekten) karşınızda çok az şey durabilir. Peki ya güç her şey mi, kan kurtuluş mu, öldürmek sandığınız kadar kolay mı? İşte bu yüzden Vampire'ye “kişisel korku oyunu” deniyor. Kendi iç çekişmeleriniz ve “canavarla” olan savaşlarınız bu oyunun en etkileyici kısmı olacaktır. Werewolf: The Apocalypse İnsanlar değer bilmezler, düşünmezler. Sadece yok etmeyi bilirler. Para için, güç için ağaçları kestiler, suyu bulandırdılar, güneşi ammed fabrikalarının dumanlarıyla kapattılar. Onlar ne yaptıklarının farkında değiller; Wyrm için toprak anayı, Gaia'yı öldürdüklerini bilmiyorlar. Biz şekil değiştirenlerin en büyükleri ve onurlularıysa son ana kadar bekledik. Artık vakit kalmadı, sonuna vardık. Apocalypse geldi ve biz Garou ırkı Wyrm'i ve piyonlarını durdurmak için her şeyi yapmalıyız. Ruhlar bizimle, Luna'nın ışığı ve Helios'un ateşi bizimle. Artık Gaia'nın çocukları son savaşa hazır. Ama düşman kanı dökmek kendi aramızda akan kan nehirlerini durdurmalıyız. Artık Gaia, Wyrm kanının topraklarını suladığını görmek istiyor; hem de bizim pençelerimizle! Werewolf: The Apocalypse dünyayı Wyrm'e (yok oluş) karşı korumaya çalışan Garou'nun hikayesi. Kurtadamlara göre Wyrm çıldırdı ve toprak anayı -Gaia- öldürmeye çalışıyor. İnsanların içine kötü ruhlar sokuyor, canavarlarını dünyaya salıyor. Garou da bu arada birbirini öldürüyor.
Binlerce yıllık kabileler arasındaki kan davaları, onur ve haysiyetleri için birbirlerine karşı anlamsız meydan okumaları yüzünden Wyrm'le uğraşamıyorlar. Değişen dünya ve törelerle, kanunlar arasında sıkışmış olan Garou savaşmaktan çok var oluş mücadelesi veriyor. Savaşı kaybediyorlarmış gibi görünseler de her zaman umutları var. Çünkü her şeyin özü olan ruhlar onlara güçler bahşediyor. Werewolf; kan, şiddet ve destan sevenlerin oyunu. Mage: The Ascension: Ben hayal ederim, iradem gerçekliği şekillendirir, Avatar'ımsa istediğimi gerçek kılar. Gücümün sınırı yok, istediğimi yaparım. Hava, toprak, su, ateş; yaşam, ölüm, zaman, mekan... Hepsi benim emrimde. Kuşlar beni dinler, ruhlar bana gelir, şeytanlar isteklerime boyun eğer. Çünkü ben “Büyücüyüm”. Gerçek benim kabul ettiğimdir. Fakat yalnız değilim, başka irade kullananlar da var, hep de oldu. Kendi hayalleri uğruna bebekleri lanetlediler, krallara yardım ettiler, kediler kurban ettiler. “Yükseliş” yolunda kimse yalnız değildir ama her zaman en hızlı yükselen sadece bir kişidir. İşte okült, büyü ve büyücülerin oyunu: Mage: The Ascension. İster hala tozlu kitaplardan çalışıp yere pentagramlar çizin, ister hedefinizin kalp atışlarını bilgisayarınızla yeniden programlayın. İkisi de büyü. Yol değişmedi sadece yöntemler değişti. Bilim, büyüyle farklı bir şekilde birleşti. Büyüyle cyborglar, genetik canavarlar yaratıldı. Bir savaş var: Ascension War. Taraflar belirlendi. Kaos isteyenler (Marauder), geri dönüşsüz yok oluş isteyenler (Nephandi), tüm tehlikeli elementlerin yok edilip hayatlarımızın stabil ve steril olmasını isteyenler (Tech) ve dünyada denge isteyenler (Traditions). Size sadece cephenizi ve yöntemlerinizi seçmek kalıyor. Mage: The Ascension asaların ve lazer toplarının çarpıştığı tek oyun. Gücün sınırı yok, büyü yapmanın sonu yok, asla yorulmayacak, asla uyumak zorunda kalmayacaksınız çünkü gerçek olan sizin isteğiniz! Wraith: The Oblivion. Ölüm sandığınız gibi bir son değil, hatta her şey yeni başlıyor bile denebilir. Hayat çok kısa ve öyle basit ki. Halbuki ölüm sonsuz ve kaybedilemeyecek kadar güzel. Underworld'de ölüm bambaşka. Çok zengin ve canlı(!?!), renkli ve sınırsız. Evet belki ilk başta bir cennet ya da cehennem bulamamak insanı kırıyor, aldatılmış olmanın acısını hissediyorsunuz ama düşündüğünüzden farklı bir dünya bulmak heyecan veriyor. İnanın insan ölümü bile sevebilen bir varlık. İşin acı kısmı nedir biliyor musunuz? Bir şey var ki sevgiden öte tutkuyla, aşkla bağlandığınız bir şey: yaşam. Fakat ona asla ulaşamıyorsunuz. Canlılar dünyasında bir gölge bile değilsiniz, yapabileceğiniz tek şey sadece seyretmek ya da rüyalardan, eşyalardan veya başka insanların vücutlarından oraya etki etmeye çabalayabilirsiniz. Fakat nereye kadar; bir daha asla kör hissedemeyeceksiniz. Ve yaşamla ölümün ötesinde de The Oblivion sizi bekliyor. Tamamen yok oluş, unutuluş, siliniş... Ölü kalabilmek için çırpınıyorsunuz, yaşama tutunuyorsunuz, hayattaki amaçlarınıza bağlanıyorsunuz. Ama pek çoğu bu yükü kaldıramayıp kendini The Oblivion'un sonsuz ve soğuk boşluğuna bırakıyor. Sizce de ölüm bu çabaya değer mi? Wraith: The Oblivion role playing dünyasına oldukça ilginç bir cümleyle girdi. “Cennet yok, Cehennem yok, Tanrı yok, sadece Oblivion Var...”. İnsanlar öldükten sonra anlıyorlar ki - sadece direk olarak Oblivion'a gitmeyecek kadar şanslı olanlar- ölüm sadece bir başlangıç. Artık bir hayalet olarak eskisinden de canlı(!?!) ve sorunlu bir hayatınız var. Bir yanda hayatta hep yapmak isteyip de yapamadıklarınızın verdiği acı, öbür yanda sizi kendine çeken kesin yok oluş The Oblivion, içinizde de sizi Oblivion'a sürüklemeye çalışan “gölgenizle” mücadele etmek zorundasınız. Evet ölümlüyken sahip olamadığınız güçleriniz var. Belki artık insanların içine girip onları kullanabiliyor ya da rüyalarından kendinize bir kılıç yapabiliyorsunuz. Peki ya bunlar ölmeye değer miydi? Wraith: The Oblivion bir korku, tutku ve ölümün öyküsü. Changeling: The Dreaming: Sabaha kadar televizyon karşısında koyunlar gibi oturup eğlendiklerini sanıyorlar. Çocukları bilgisayar oyunlarında kan saçmaktan zevk alıyor. Yaşlıları peçete koleksiyonu yapıp, örgü örerek son günlerini geçiriyorlar. Hayvanları kısır, öylece patates çuvalları gibi yatıp duruyorlar. Şehirleri taştan ve ölü. İnsanları boğup adeta yutuyor. Sonuçta bunların hepsinin cezasını biz “periler” çekiyoruz. Açıkçası içimdeki “peri” uyanmadan önce birisi bana bunları anlatsa ya da ben önceden fark edebilsem insan olarak kalmayı yeğlerdim. Arcadia'nın kapıları bize kapandığından beri tekrar tekrar, yeniden doğup bu işkenceleri çekiyoruz. İnsanların banalliği bizi ezip yavaş yavaş öldürüyor. Peki neden hayal kurmayı bıraktılar? Neden “öldüler”? Neden bizi de aynı çukura çekmeye çalışıyorlar? Eskiden periler ve insanlar bir arada yaşardı. Şimdi ne oldu ne değişti? Yoksa birden çok zeki, mantıklı ya da ciddi yaratıklar mı oluverdiler. Hiç sanmam. Bana sorarsanız sonlarını “hazırladılar”. Büyük kış geliyor ve geldiğinde bir daha asla gitmeyecek. Yazı, güneşi göremeyecekler. Ve ne mi olacak? Düşünmenin, hayal kurmakla başladığını bilmeyen bu aptalların o ciddi ve sağlam dünyası yıkılıverecek. Bizse cenazelerinin başında durup onlar için dua bile edemeyeceğiz çünkü çoktan Kış'ın karları altında kalmış olacağız. Eskiden insanlar hikaye anlatırlardı. Ejderhalarla dövüşen kahramanlardan, bebekleri kaçıran Baba Yaga'dan, gökkuşağının altındaki hazineyi koruyan cücelerden bahsederlerdi ve hayal ederlerdi... Küçük periler de bu hayallerle yaşarlardı. Birden insanlar hayal kurmaz oldular. Büyük okullara gidip, büyük şehirler yaptılar ama rüya görmeyi unuttular. Arcadia'nın kapıları kapandı ve dünyada kalan zavallı periler insanların içinde saklanıp, yaşayabildiler. Hayal kuranları aramaya, güzel olanı bulmak için çabalamaya başladılar. Arcadia'yı yeniden açmak için uğraşmaya başladılar. İşte Changeling: The Dreaming bu kahramanların öyküsü. Kahramanların güvenebilecekleri tek şey ise umutları ve Dreaming adlı hayal dünyaları... Hmm... Fena değil değil mi? Bahse girerim en az birini beğendiniz ve oynamak için can atıyorsunuz. Peki sizi tutan ne? Şimdi mektuplara geçmeden önce birkaç şey daha söyleyeyim. Birincisi geçen ayki buluşmaya gelemedim. O gün gelip de beni bulamayan arkadaşlarım, hepinizden özür dilerim. Gelecek buluşma 18 Ekim Cumartesi günü. Bir de sürpriz. FRP yarışması bu ay tekrar başladı. Yazının sonunda ki sorunun cevabını 1 Aralık tarihine kadar gönderin ve çekilişe katılıp hediyenizi kazanın. Bi dakka bi dakka hemen yazının sonuna atlamayın. Arada biraz büyü ve büyülü eşya falan da okuyun bi bakiim. Dimi yani... Helm Of Darkness: Experience Point Value: 2,500 Gold Piece Value: 45,000 Helm Of Darkness veya diğer adıyla Nighthelm sanki savaştan yeni çıkmış, çok eski bir görünüşe sahiptir. Helm Of Darkness'ın tam ön tarafında tam tamına 500,000 Gold Piece değerinde (evet yanlış okumadınız tam beş yüz bin) siyah bir safir bulunur ve 12 tane de küçük siyah opaller helm'in etrafını çevreler. Helm Of Darkness'ı giyen biri direk olarak onun güçlerinin ne olduğunu anlar. Her sınıftan ve her alignment'den kimseler bunu giyebilir. Güçleri ise; Büyük safir 99 kere darkness yapabiliyor. Bu 9 turn sürüyor ve bu yapan istese de darkness'ı dispel edemiyor. Küçük opaller ise, helm'i giyen bazı büyülere karşı saving throw'ları tutturamazsa, onu o büyüye karşı bir kere koruyorlar ve koruduktan sonra da yok oluyorlar. Koruma sağlanan büyüler; Death Spell, Disintegrate, Magic Jar, Energy-Drain büyüleri, Petrification ve Polymorph büyüleri. Yani bir Disintegrate yer ve save edemezseniz opallerden biri yok oluyor ve siz kurtuluyorsunuz. Opalleri helmden çıkarırsanız yok oluyorlar ve büyük safiri çıkarırsanız da safir kendisi ile beraber 4 feet alanındaki her şeyi Disintegrate ediyor. Helm Of Darkness aynı zamanda onu giyene karanlıkta görme gücü, Fear büyülerine karşı dayanıklılık, Ghostların yaşlandıran güçlerine karşı dayanıklılık, Speak With Dead büyüsünü yapabilme (9. level cleric gibi) ve etraftakilerin çü aaa kendisini görmesini engellemek için etrafına Curtain Of Blackness yapabilme gücü veriyor. Üzerindeki bütün taşlar yok olduğu zaman Helm Of Darkness da yok oluyor. Biraz da büyü... 2. Seviye Büyüler Resist Energy Drain (Abjuration): Range: Dokunma Menzili Components: V,S Duration: 1 turn/level Casting Time: 1 turn Area Of Effect: Dokunulan Kişi Saving Throw: Yok Resist Energy Drain, Clericlerin Negative Plane Protection'ının daha güçsüz bir kopyası. Resist Energy Drain undeadlerin energy (level) drain eden saldırılarına karşı koruma sağlar. Koruduğu kimse böyle bir saldırıya maruz kaldığı zaman Death Magic'e karşı bir saving throw kazanıyor. Eğer save ederse level drain'den kurtuluyor. Aman dikkat bu büyü 9. level Energy Drain büyüsünü karşı koruma sağlamıyor. 9. Seviye Büyüler Eye Of Mystra (Alteration, Invocation): Range: 10 feet/level Components: V,S Duration: 1 round Casting Time: 9 Area Of Effect: 1 kişi veya obje Saving Throw: Yok Bu büyü sadece tamamiyle Mystra'ya inanan büyücüler tarafından yapılabilir. Aksi takdirde büyü tamamlandığı zaman ortaya dev bir göz çıkıyor ve dalga geçer gibi göz kırpıp kayboluyor. Eye Of Mystra normalde bir kafa büyüklüğünde çok güzel bir gözdür. Göz bebeği koyu mavi, kirpikleri de uzun ve siyahtır. Büyücü bu büyüyü yaptığı zaman hedef olarak bir kişi veya bir obje seçer. Eye Of Mystra ortaya çıktığı zaman bakışını bu seçilen şeye yöneltir ve menzil içindeki herhangi bir hedefe doğru mavi bir ışın yollar. Bu ışın hedefe çarptığı zaman o hedefteki bütün büyü yok olur, ki bunlar ezberlenmiş büyüler, koruma amacıyla yapılmış büyüler veya belli bir durum ortaya çıktığı zaman aktive olan büyüler olabilir. Eğer hedef daha önce bir büyü yüzünden yaşlanmışsa o yıllarını geri kazanır veya büyü ile gençleşmişse tersi olur. Yani Longevity yapanların başları belada. Aynı zamanda hedef bir büyü ile şekil değiştirmişse veya üzerinde herhangi bir ilüzyon varsa o özellikleri yok olur. Eğer başka bir şey hedefle ışın arasında kalırsa ona hiçbir şey olmaz. Eye Of Mystra'nın hedefi bir büyücü ise büyücünün büyü yapma gücü kaybolmaz, ama büyülü objeler bütün güçlerini kaybederler. Sadece artifactler buna tamamiyle veya yarı yarıya dayanıklıdırlar. Eye Of Mystra herhangi bir Chosen Of Mystra'ya karşı hiçbir işe yaramaz. Eğer bir büyücüye bu büyü zorla yaptırılırsa ortaya bir göz çıkar, göz kırpar ve kaybolur. 4 Ahmet Lütfi Aksoy... Yeni mektuplarını bekliyorum. Oğuz Göynü... O gün seni arayan ciddi ciddi bendim. İstediğin zaman atla gel konuşalım. Kerem Kutman... Hangi üniversitedesin şu an, bu bir. FR'de tanrılarla ilgili Faiths & Avatars'ı ve Drowlarla ilgili Drow of The Underdark'ı tavsiye ederim, bu iki. Yeni mektuplarını bekliyorum bu da üç. Mehmet... Bana arkadaşınla uğradığınızda sizinle ilgilenemedim. Bir daha beklerim. Antalya'dan FRP'ci arayanlar Emrah Altun'la görüşsünler. (Emrah bana numaranı gönderseydin de ben onu yayınlasaydım. İnsanlar sana daha çabuk ulaşabilirlerdi.) Adres: Liman Mah., 27 Sok:13/3, Antalya Şimdi gelelim sorumuza... Dexterity'si 17 olan bir Elf Wizard düşünün. Üzerinde Cloak Of Protection +1, Ring Of Protection +1, Bracers of Defense AC 5 ve bir de Elven Chain Mail -3 var. Bu büyücünün AC'si kaçtır? Cevaplar 1 Aralık'a kadar bekleniyor. Ödülde bir Forgotten Realms romanı. Harpers serisinden bir roman. Hadi bakalım cevaplarınızı bekliyorum. Bu aylık da bu kadar derken dikkat ettim de hiç mektup yayınlayamamışım. Naapsam büyüden mi kıssam nereden kıssam. Ya da her ay fiks bir mektup, bir büyü bir de büyülü eşya mı yayınlasam naapsam? Tavsiyelerinizi bekliyorum. Kendinize iyi bakın arkadaşlarım. “My Honor Is My Life...” Muhammedi 'Nierdre' Dabiri