Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 39
Diyor. Geçen sayıda XVvT'daki saldırgan yazımı da eleştiriyor. Açıkçası daha önceden telefon ve mektup diyaloğu kurduğumuz Merter'in eleştirileri beni bir anda üzdü. Duygusal olarak düşünmeyi bırakıp kendim ve dergideki kavgaların ilki kızıl yazılarım saçlı Mert ile Amerikan Subayı hakkında Timur arasında başlar. Kavga hala sürdüğünden galibini düşünmeye bilemiyoruz ama ikisinin de ayakta kalmaya hacetleri zaman çok kalmamış gibi gözüktüğünden yakındır. Barışacaklarını ümit ediyoruz. Topçu,
Engin Abla, dergiye başka bir kadının geldiğini görür de onun saçlarını yolmadan bırakır mı hiç? Kavganın sonucunu herkesler tahmin edebiliyor herhalde.
Son zamanlardaki en büyük kavga, malum, MAC ile Gameshow arasında oldu. Ardından çok konuşuldu yerdeki, sizce hangisi?
Zebani'nin kavgası kendi kendine. Üzerindeki baskıları atabilmek için büyüler bile deneyen Zebani'ye Tanrı yardımcısı olsun diyoruz.
Meg'in kavgası matbaacı ile. Yanlış anlamayın matbaacının yarasaları ile kanı emilen hep Meg oluyor!
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 38
Herhangi bir insanım. Herhangi bir hayat yaşıyorum. Hepimizin bildiği hayat hikayelerinden birisi benim hikayem. Ne film olur ne de öykü (ne köy ne kasaba göndermesi). Anlatmaya başlasam hemen kaçarsınız. “O zaman niye yaşıyorum ben” diye düşünesi geliyor insanın!
Düşünüyorum da, düşünesim geldi ya! En iyisi 35 yaşında ötenazi hakkımı (bir gönderme daha ama boşverin siz nereye ne gönderdiğimi) kullanayım diyorum. Yok usta yaa, o da olmaz. En iyisi çarkın içine girip eriyip gitmek?!?!?...
Dertlerim bu kadar da değil. XvT yazısı çok düşündürdü beni geçen ay. Çünkü o yazımda demiştim ki: “..ben ne Tie Fighter oynadım ne de herhangi bir uzay sim'i. Bu yazıyı da mecburen (yani bir program değişikliği yüzünden) yazıyorum". Vay sen misin böyle yazan! Nasıl olurmuş da GameShow'da XvT'i daha önce hiç bu tür oynamamış bir kişi yazarmış! Vay da vay. Alla alla. Ben GameShow'un ve okuyucularının piyasadaki çarkların içine girmiş, yazarların birbirlerinden bihaber olduğu, samimiyetin mumla arandığı, yazıların editörler tarafından paramparça edildiği dergilerle arasındaki farkın bu samimiyet olduğuna inandığımdan yazmıştım o satırları. Yani demek istemiştim ki: “Beyler bayanlar, bu yazımı çok sıkışık ve önceden tahmin edilmeyen bir zorunluluktan dolayı kısa bir sürede (bunu da samimiyetle söyleyeyim yaklaşık 15 saatlik bir sürede) yazmak durumunda kaldım. Yazının bundan sonraki kısmını bu gerçekleri göz önünde alarak eleştirin.”. Ama beni pişman eden eleştiriler almadım değil hani. Gerçi somut eleştiri getirenler de oldu, yazımı beğenenler de oldu sağ olsunlar, hatta bir arkadaşımız ile multiplayer bile oynama çabası içine gireceğiz, ama bana şunları da düşündürmediniz değil hani: Toplum psikolojisi bu, kahramanlar lazım sizlere, her şeyi bilen, her oyunun piri yazarlar lazım. Yoksa affetmeyiz. Düşündüm durdum yani geçen ay: Yahu dedim, böyle mi davranayım, aslında gerçek olmayan ideal yazar modelimi çizeyim? Bilmediğim halde biliyormuş gibi mi yapayım. Cevabını da buldum: Hayır abiler ablalar! Biz öyle bir dergi değiliz. Biz öyle yazarlar değiliz. Çünkü biz gerçeğiz. Hayatımızda ve yazılarımızda aksaklıklar ve yanlışlar vardı, var ve olacak da. Çünkü hayat böyle. Mükemmellik hep aradığımız ama hiçbir zaman sahip olamadığımız kalemiz. İşte bir test daha: “Mert, Wars Of The Gods'ı yazacaktı, baksana neler yazıyor. Sayfa bitti neredeyse oyunla ilgili bir tek satır göremedim” diyebilirsiniz. Haklısınız da ama ben, bu oyunun biraz sonraki açıklamasında ve son sayfamızdaki kutularda WG ile ilgili aradığınız her şeyi bulabileceğinizi düşündüğümden kendime yukarıdaki satırları yazma hakkı tanıdım. Sağduyu yaptım. Dövüş oyunu bu beyler. Biraz sonra anlatacaklarımdan daha fazla ne anlatayım ben size. Karakterlerin uydurma hikayelerini anlatıp, karakter tahlilleri mi yapayım, mesela şunları mı yazayım: Kin, rahiptir ama evil rahip yani kötü rahiptir ve kabilesinin bilinmeyen güçlerini elde eder... Ya da: CY-5'in 2096 yılında bilim adamları tarafından üretilen bir cyborg olduğunu ve sistematik bir robot gibi dövüştüğünü mü anlatayım. Hatta 10 farklı karakterle oynayabiliyoruz diye hepsinin hikayelerini anlatsam sayfalarımı doldurmuş olmaz mıyım, Kabuki Jo da vardı, hani şu samurayın teki, aşırı güçlerinden dolayı çevresindeki adamlarını (müritlerini) soykırımla yok ettikten sonra pişmanlıktan gücünü dizginlemeye çalışan herif diye de devam ederim, doldururum sayfaları, yüreğimden geçenleri, beynimi meşgul edenleri paylaşmadan sizlerle bitiririm yazımı. Böylece War of the Gods ile ilgili mükemmel bir yazı mı yazmış olacağım! Yok yok, ben buna inanmıyorum. Bu dergiyi veya bu satırları okuyan dövüş oyunu meraklıları, herkesler bunların tamamen hikaye olduğunu bilir. Bir dövüş oyunun iyi bir açıklaması anca karakterlerin hareketlerini anlatmakla ve belki biraz da taktik vererek olur. Tüm bunları da bu yazıda bulacaksınız. Ama üzeri bir şekilde süslü kelimelerle kaplanmış bir şekilde değil. Başta, “War Of The Gods: Tanrıların Savaşı! Düşünsenize bir tane değil bir kere birçok tanrı var, Ve de aralarında savaşıyorlar. Tanrıların savaşı nasıl olur sizce? Çıkarlar bir meydana, bilek güçleri ile kavga ederler. Olur mu? Bence olmaz. Ama hikaye nasıl, şöyle: ...” gibi cümleler yazmıştım ama beğenmedim sonra. Oyun oynamanın alemi yok dedim, kendi kendime. Fakat samimiyet diye de bokunu çıkarmamak lazım. Mesela Combo Tekniklerini de görmemezlikten gelemezdim ya: Çünkü iki tür combo tekniği olduğunu ben biliyorum. Burada da yazmak istiyorum: Nedir peki bunlar diyelim ve devam edelim: Birincisi, Mortal Kombat 3'ün kombolarına benzeyen Combo'lar: Combo'ya başlamak için B, F ve HP (bu tuşların ne anlama geldiğini de üçüncü sayfadaki açıklamada bir yerlerde bulabilirsiniz) ile vurmaya başlıyorsunuz (Ahau Kin veya CY-5 için HK ile). Böylece 2 zincirleme hit yapmış oluyorsunuz. B, F ile başlayıp devam eden Full Combo'ları açıklamamızın üçüncü sayfasındaki karakter sayfasında bulabileceksiniz, Bu arada B, F sıralamasını F, F ile de değiştirebilirsiniz. Unutulmaması gereken bir nokta da Combo'larda zamanlamanın çok önemli olması. Peki ya rakibimiz bize Combo yapmaya çalışırsa bizim elimiz kolumuz bağlı mı olacak. Hayır tabii: Yine üçüncü sayfamızda bulunan Combo Önleyici hareket ile Combo'ları durdurabiliyoruz. Eğer Combo Önlemede başarılı olursanız her iki dövüşçü de bir arada bir boşlukta olacağından bu anda saldırmanın tam sırası olduğunu unutmayın. İkinci tür Combo'lar da benim Karışık ya da Zincirleme dediğim tür Combo'lar ki bunlar ardarda değişik vuruşlardan meydana geliyordur. Örneğin Zincirleme Combo'lar yerdeyken üst üste hızla yapılan zincirleme hareketlerin sonunda ağır hasar verebilen Combo'lardır. Karışık dediğim tür Combo'lar da rakip üzerimize atlıyorken yaptığımız özel bir hareketle rakibi havadayken yakalamaktan ibarettir. Peki kabul ediyorum: Bir dövüş oyunu açıklaması bile olsa okuyucular ve oyuncular yazardan veya açıklamadan özel ilgi bekleyebilirler. Hangi noktalarda bekleyebilirler? Oyundaki tecrübesini paylaşmak isteyebilirler. Naçizane benim W.G.'da çok çok fazla tecrübem yok ama size bir kaç küçük önerim, taktiğim olabilir: “Üzerine atılanlardan yara almadan kurtulabilmek için sadece blok yapmanız yeterli olmayacaktır. Hasar almamak için ya B'ye basılı tutun ya da D ve B'ye aynı anda basın. Attıklarını bloke eden biri için de DB+BL ile karşı atağa geçebilirsiniz. Havada tekme veya yumruk ile girebilirsiniz. %10-15 daha fazla hasar vereceğinizi aklınızda tutun. “3D hareket edebilme WG'ın en önemli özelliklerinden birisi. Yeni oyuncular bu tuşu pek önemsemeyeceklerinden siz 3D tuşunun değerini bilin derim ben. “Eğer rakibiniz önleyemeyeceğiniz bir Combo ile saldırıyorsa yerden kalkarken saldırarak kalkma özelliğini kullanın. Ve hemen ardından da üzerine koşarak siz Combo'nuzu yapabilirseniz, heyt tutmayın len beni hesabı!! Eh, fena da gitmiyor yazımız bence. WG, son dönemde çıkan bütün oyunlar gibi Win95 altında çalışıyor. Ve iki kişinin tuşlarını, oyunun tüm ayarlarını ve hatta cheat kodlarını yazabileceğiniz bir menüye sahip. Artık iyiden iyiye bu cheat işini geliştirdiler, anlayacağınız. Ayrıca iki kişinin rahatlıkla oynayabileceği WG, 3D hareket edilebilirliği sayesinde oldukça hoşuma gitti. Fark ettiniz dimi, yorum da yaptım size. Daha ne yapayım, hmm şu asıl 10 karakterden farklı iki büyük tanrıdan bahsedeyim biraz: GROX Grox'a karşı dövüşürken, kafasına kafasına, ileri doğru uçan tekmeler atın. Grox üzerinize atladığı zaman 3D kayarak veya eğer ortalarda bir yerlerdeyseniz geriye doğru yürüyerek savunma yapabilirsiniz. Grox'un bazı ataklara blok halindeyken bile yara aldığı darbeleri bulup onları sıkça kullanın. Ben hangileri olduğunu hatırlayamadım şimdi. Üzerinizdeyken de aparkat vurmayı akıl edersiniz sanırım, Biraz da Grox'un hareketlerinden bahsedeyim: Shockwave: B, U, F, LK; Bel püskürtmesi: B, F, HK+LK; Aks: F, F, HP; Dev adım: Ragdoll Atma: F, B, LP (yakınken) bir de ismi lazım değil B, F, HP ve B, F, HP+LP kombinasyonları var. EXOR Exor'a karşı dövüşürken ne yapacağız hiç bana sormayın diyeceğim, yakışmayacak. Kelin merhemi olsa diyeceğim, o da olmayacak. En iyisi bir iki bir şey soralayayım bakalım size: “ Anubis olup durmadan teleport yaparak ve blokla karşılaştığınızda da geriye atlayıp tekrar teleport yaparak işi kıvırmaya çalışın., ve geriye atlamayı aklınızdan bile geçirmeyin. Exor amca lazeri ile sizi o kadar kolay avlar ki bu oyunu aldığınıza oynadığınıza pişman olursunuz. “Olduğunuz yerde durup blok yapmak da Exor'un telekinetic olayını engellemez ona göre. v Bir iki harekete zaafı olan Exor'u bu darbelerle köşeye sıkıştırmayı deneyin. Bence sadece deneyebileceksiniz zati, moralinizi bozmak gibi olmasın ama. Peki ya hareketleri, isimleri bendenize ait olmak üzere bir kaç hareketi şöyle: Teleport: F, F, LK; Direk Ore Enerjisi: B, D, F, LP; Ore Enerjisi 1: F, F, HK; Ore Enerjisi 2: B, B, HP+LP; Ore Enerjisi 3: B, F, HP+LP; Telekinetik Vuruş: F+LP; ve isimlerini bende saklı: F, D, B, HP ve F, D, B, HK ve F, F, HP ve B, B, LP hareketleri. Böylece WG hakkında dişe dokunur söyleyebileceklerim bunlar. Yorumum: bir süredir tat alarak iki kişi oynayabildiğimiz bir dövüş oyunu açıklamamıştım. Çünkü sivrilebilecek kadar iyi bir oyun pek yoktu. WG bir MK3 asla olamaz belki ama 3D hareketleri, oynanabilirliği, karakterlerin yumuşak hareketleri ve müzikleri ile tatilde arkadaşınız ya da kuzeninizle (nerdesin len Timur, huhuhu, gel de döveyim seni, WG'da tabi len!) hoşça vakit geçirebilirsiniz. Yazımın sonunu yazmaya çalışırken, biraz önce bana gelmiş olduğunu gördüğüm Merter Sualp'ın mektubunu okudum: "Oyun yazılarında kişisel problem görmek istemiyorum. Zaten herkesin yeterince sorunu var."