Gameshow sayı 28, sayfa 44

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 44

he ! Selam millet. Alone İn The Dark tarzı oyunlardan hoşlananlara güzel bi haberim var. The City Of Lost Children. Psygnosis'in yeni 3 D arcade adventure'i. Yalnız oyunumuz Alone In The Dark gibin arcade'den çok tümüyle adventure. Seyrettiğiniz mi bilmiyorum ama The City of Lost Children bir süre önce sinemalarda da gösteriliyordu. Ben şahsen filmi seyredemedim ama sizin için araştırdım, soruşturdum: Fransız sinemasının Şarküteri filmi ile tanıdığımız (filmi görenlerin tanıdığı, tanıyormuş sağolsun arkadaşlar) yönetmen ikilisi Jean-Pierre Jeunot ve Marc Coro'nun yönettiği film, The City of Lost Children, Avrupa sinemasının bilim-kurgu dalında önemli yapıtları arasında sayılıyormuş (sayıyorlarmış, Zebani'ye sorun isterseniz). Filmde, rüya göremeyen kötü adam Krank, kentteki çocukların rüyalarını çalmaktadır. Geceleri kaçırdığı çocukları garip gurup aletlere bağlayarak, onları rüya görmeye zorlar ve rüyalarını yine garip gurup aletlerle kendine mal eder. Küçük kardeşleri kaçırılan, beyni gövdesi kadar gelişmemiş olan dev cüsse (Ron Perlman) ile kırmızı giysili küçük kız (Judith Vittet) birlikte, Krank'ın kurduğu bu düzeni çalışırlar. Bu ikili uğraşacaklardır. Sonunda da... Sonunu söylemeyeceğim ama zaten bu filmi, sonunda ne olacağını merak ettiğiniz için değil, senaryodaki ilginç ve yaratıcı fikirlerle dolu karakterleri, mütevazi ama etkileyici bilgisayar efektlerini, inanılmaz atmosferi, hiçbir Amerikan bilim-kurgu filminde olmayan renk uyumunu, mekan tasarımlarını ve bir bilim-kurgu filminin illaki vurdulu kırdılı olması gerekmediğini görmek için seyretmelisiniz. Peki ya oyun? The City of Lost Children, filmin tüm özelliklerine sahip diyebilirim. Yapışık öğretmenler, mekan ve atmosfer ile kendimizi filmin içinde sanabiliriz. Oyunda canlandırdığımız karakter de 12 yaşındaki, kırmızı giysili küçük kız, Miette. Tüm bu olumlu özelliklerin yanında, şunu da söyleyebilirim ki oyunumuz oldukça kısa. Bu oyunun tek dezavantajı tabi! Oyunun güzel yanları da yok değil. Gerek yüksek çözünürlüklü grafikleri, gerek gayet detaylı texture mapping kaplamaları ve de gerekse ses, müzik ve efektleri oyuna birçok artı puan kazandırıyor. Evet şimdi oyunu anlatmaya geçebiliriz artık. Önce oyunda kullanılan tuşları anlatalım biraz; CTRL tuşu koşmaya ve bütün hareketleri hızlı bir şekilde yapmaya, ALT tuşu aşağı doğru eğilmeye, ENTER tuşu bir hareketi onaylamaya, PAGE UP tuşu birşey almaya ve bırakmaya (alınabilecek şeyleri zaten yanlarına gelince sol üst köşede çıkan ikonlardan PAGE DOWN

P tuşu oyunu pause etmek için kullanılıyor. Oyuna çoğumuzun senelerce dirsek çürüttüğü bir sınıfta başlıyoruz, ilk yapmanız gereken şey buradaki yapışık ikizlerle konuşmak, daha sonra kapıyı açıp dışarı çıkın ve burada oturan yaşlı adamla konuşup anahtarı alın. Sonra bu ekrandan aşağı doğru ilerleyin ve dışarı çıkın. 2 ekran sağa doğru ilerleyin ve merdivenlerden aşağı doğru inip aşağıdaki yoldan bir önceki ekrana geri dönün, devam edin, bu ekrandaki aradan (sandıkların ordan) fırçayı alın. Daha sonra merdivenlerden indiğiniz ekrana dönün ve buradan devam, iskeleye kadar gelin (aradaki bekçiyle şu an işimiz yok). İskelenin ilk ekranındaki sandıkların üzerinde bulunan demir barı alın. İskeleden devam ederek deniz fenerine ulaşın. Burada yapmanız gereken elinizdeki demir barı duvardaki control paneline atıp gene bu ekranda bulunan sandıkların arkasına saklanmak. Yalnız hızlı bir şekilde saklanmamız gerekiyor. Yoksa bekçi gelip sizi yakalar. Demir barı control paneline atın ve çıkan demoyu seyrettikten sonra hemen saklanmak için sandıkların arkasına geçin. Sandıkların arkasında ALT tuşuna basarak gözükmeyecek şekilde eğilin. Bunu yaptıktan sonra bekçi deniz fenerine giriyor. Hemen daha önce bekçiyi gördüğünüz ekrana gelin. Şimdi bekçi olmadığı için diğer tarafa geçebiliyoruz. anahtarı kullanarak kapıyı açın platonik bir ilgi duyarlar. Film boyunca (ve oynumuzda da) dev cüsse (oyunda dev cüsse pek yardım etmiyor ama neyse) ile kırmızı kız, kentin kıyısındasi zehirli denizin ötesinde Kraunk'ın kurduğu binaya gidip arkadaşlarının rüyalarını özgür bırakmaya ekranda ğer sağ üst köşede kamara ikonu yanıp sönüyorsa değişik kamera açılarından bakmaya, TAB tuşu inventory ekranına geçmeye (burdan birşey seçmek için PAGE UP tuşunu kullanın), kursör tuşları hareket etmeye, ESC tuşu SAVE/LOAD işlemleri için, ve son olarak

Işıkları, açın. İçerde yapmanız gereken dolabın içindeki altınları almak. Ama dolabı koruyan bir güvenlik sistemi var bunu devre dışı bırakmak için kasanın sürekli açık kalması gerek. Bunun için elinizdeki fırçayı kasanın üzerinde kullanın (ehe ! fırçayı böyle bir yerde

- ——— . aaa.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.