Gameshow sayı 26, sayfa 65

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 65

Film dünyasının kendine has bazı hileleri vardır. Bunlardan birisi, bir filmi bitiren yönetmenin, montaj sırasında bazı yerlerini kesmek zorunda kalışıdır. Bu kesilen bölümler ya insanların her gün yatakta yaptıkları şeyi alenen gösterdiği için kesilmiştir, ya da film şirketinin patronu “Mr. Bilmem Kim” beğenmediği içindir. Sonra yönetmen bunları tekrar bir araya getirir ve etkili bir reklamla piyasaya sürer veya tekrar sinemada. İşte buna Amerika'da kısaca “Director's Cut” deniyor. Bu hile şimdi de oyun firmalarına bulaştı galiba. Team 17 de, iki sene önceki süper oyunu Worms'un her nedense “Director's Cut” versiyonunu piyasaya sürdü. Yine Amiga makinalarda, yine üç disket. Fakat bu sefer bazı şeyler farklı. Bu farkları anlatmaya başlamadan önce, Worms'un nasıl bir oyun olduğunu bilmeyenler varsa kısaca şöyle bir tanımlama yapayım ve oyuna geçeyim: Worms, hangi sapık bilinçaltından çıktığı belli olmayan, sırf komiklik olsun diye solucanların birbirini katlettiği ve her ne hikmetse insanların da bu işten zevk alıp kahkahalar attığı bir Team 17 groteski... pardon oyunudur. Bilenler zaten bilir (ne?). Neyse yerimiz dar (Meg hıyarı kulakların çınlasın!!), bu yüzden oyuna geçelim bakalım farklar neymiş: Aslında tabii ki fark var da öyle abartılı bir şey yok. Mesela hala bölüm aralarındaki Ray-Trace animasyonlar ve Allah'ın PC'sinde bile yapılan Zoom yok. Solucanlar yine aynı komik sesler çıkarıp birbirlerini sebepsiz yere öldürüyorlar (tıpkı insanlar gibi diyeyim de parantez arası ciddiyet olsun!). Esas farklar ise daha ilk girişte, menü bölümünde başlıyor. Burayı söylemeyeceğim sürpriz. Options'a girerseniz karşınıza 1000 tane alt menü çıkıyor. Sakın bu menüleri yazmamı beklemeyin çünkü daha onlara bakarken içimi efkarlar bastı (ne demekse!!). Girin Options'a görün eb....!, Worms'un yeteneklerini. Diğer bir fark da çok değişik ve bol dünyalar olması. Ayrıca kullandığınız araçlar/silahlarda da bir gelişme söz konusu. Oyun sanki ilkinden daha renkli gibi geldi bana; oturup renklerini sayamadım ama öyle gibi (kötü espri olduğunu düşünenlerin derileri kemerimi süsleyecektir!!). Oyun ise aynı: solucan takımı kur ve düşman solucanları parçala... Ben esas zoom tekniğini aradım ama bulamadım. Eğer öyle bir şey varsa ve siz bulursanız beni haberdar edin. Yeni yapılmış dünyalar ise sürprizlerle dolu. Öyle ilki gibi solucan gebertmek kolay değil. Bilgisayara karşı oynuyorsanız işiniz bu sefer daha zor (ama yine de yeniyorsunuz çünkü insan beyni strateji kurabilir. parantez arası ciddiyet - 2). Umberto Eco oyunu çok beğenmiş, tabii hemen ardından Mert de... Aslında oyun çok zevkli, hele 2-3 kişi oynuyorsanız. Ne diyeyim, hemen alın ve hadi çekilin gidin artık çok sıkıldım. CİNE5'te Spielberg'in “Batteries not included” isimli filmi var, onu seyredeceğim zaten. Ondan sonra da Ridley Scott'ın “Director's Cut”lı, “Blade Runner” var sırada. Önümde abur cubur, arkamda kuş tüyü yastık, sağımda sigara, solumda çay; keyfim iyi gibi. Stop.... NOT: Bu köşede açıklanan oyunları ve daha fazlasını Kadıköy JOY BİLGİSAYAR'da bulabilirsiniz. Adres ve telefon aşağıdaki reklamda...

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.