CHAOS ENGINE 2
Retro bilgisayar1- ONE PLAYER VS CPU: Bir kahraman seçip bilgisayara karşı oynamak için. 2- TWO PLAYERS: Bu da bilgisayara karşı olmayanı. 3- ENTER PASSWORD: Level sonlarında alınan kodları girmek için. Bir daha aynı bölümü oynamamak için. Geçenlerde Kamer Bilgisayar'da Chaos Engine 2'yi oynarken Meg bey yanıma geldi ve aramızda aşağı yukarı şöyle bir diyalog geçti: - Oyunu istersen kısa yaz, Omay'ın yazısı uzun olmuş. - Abi bu hit oyun. Sen merak etme ben yazacak bir şeyler bulurum. - Zaten oyun yazmaktan daha çok edebiyat yapıyorsun... Şimdi size edebiyat yapmadan, 100 oyunla ilgili, “şuraya gidin, şunu alın, bunu vurun, sağa dönün, sola dönün” gibi daha edebi(!) cümleler kurarak, bir oyun açıklamasının nasıl kuru, sıkıcı ve tekdüze olduğunu göstereceğim. Chaos Engine 2, daha önce Big Brother'ın torunları olan Bitmap Brothers (daha detaylı bilgi için bakınız George Orwell - 1984) tarafından yapılan ve çok beğenilen ilk Chaos'un devamı. Kaç, kovala, ateş et, tut, yakala, öldür... Anlayacağınız yine aynı terane. Oyunun başında, ilkinde yer alan kahramanlardan birisini mecburen seçip oyuna başlayın. İlk göreviniz anahtarı bulup, bölümün ortasında bir yerlerde bulunan kapıdan çıkmak. Eğer bilgisayara karşı oynuyorsanız bölümü bitirmeniz biraz uzun sürebilir. Arkadaşınızla oynuyorsanız tek yapmanız gereken sağdan soldan karşınıza çıkan robotları öldürmek. Genelde ilk level hep kolay olur ya, anahtar da biraz gezindikten sonra karşınıza çıkacak. Çıkmanız gereken kapı da hemen yakınlarda bir yerlerde. Bölümün bazı yerlerinde oyuncunun kafasını karıştırmak için bir takım düzenekler kurulmuş. Bunlardan bazıları kapıları açıyor, bazıları da extra ammo kazandırıyor falan filan. Oyunda en tehlikede olduğunuz an silahınızın ammo'su bittiği andır. Ya acilen bir yerlerden ammo bulacaksınız, ya da karşınıza çıkan robotumsu yaratıkları yumruklarınızla alt etmeye çalışacaksınız; yani öleceksiniz. Bu yüzden sağa sola rastgele ateş etmeyin. Bu arada mutlaka ortağınızla birebir uyum halinde olun. Teamwork yapın. Yoksa robotlar sizi öldürür (bak sen!). Bundan başka bazı kapılardan giremiyorsanız bilin ki karşınıza mutlaka bir robot (veya başka bir yaratık) belası çıkacak. Oyunda bölüm atladıkça işiniz daha da zorlaşıyor; hatta ilk oyunun zorluğunu bile aramaya başlıyorsunuz. Bu tip bölümlerde daha stratejik davranmanız gerekiyor (üfff!). İki kişi oynarken ekranın ikiye bölündüğünü ve görüş alanınızı daralttığını hatırlatmadan da rahat edemeyeceğim. Aslında gönül ister ki, daha sonraki bölümleri de “aşağı in, yukarı çık, sağa dön, silahı al, ateş et” gibi önemli ve zevk kasabı açıklamalar yapmak isterdi ama maalesef oyunu kısa yazmam gerekiyor, çünkü yer yok. Artık bundan sonraki bölümleri çözmeyi sizin kıvrak zekanıza bırakıyorum (klasik kestirip atma!). Şimdi bu son satırlar bir yazarın kendi görüşlerini açıkladığı ve yazı boyunca en özgür davranabileceği satırlardır ya, ben de bulunduğum çin işkencesinden kurtulup oyun ile ilgili gayet önemli görüşlerimi siz sevgili okuyucularım ile paylaşmaktan huzur ve mutluluk duyuyorum. Ama nasıl başladıysam öyle bitireyim bari: Edebi olmadan. Bir kere oyun bana baştan sağma yapılmış gibi geldi. İlk oyundaki o mükemmel atmosfer bu oyunda kaybolmuş. Aslında Amiga'nın bulunduğu durum itibarıyla böyle bir oyun çıkarmak cesaret istese de, fazla üzerine düşülmemiş, hem de ilkinin şanına, şöhretine gölge düşürülmüş. Çok güzel grafikler, idare eden sesler, üç disket, A1200, hareket, aksiyon, macera... Tahmin ediyorum fan'lar bu oyunu çoktan almıştır, almayanlar da gidip alsınlar. Bu arada bu yazıyı okuyanlar da acilen bu yazıyı okuduklarını unutsunlar...
“Zebani” Yarışçı