SYNDICATE WARS
Retro bilgisayarSyndicate Wars yakınlarda buralarda olur demiştim hatırlarsanız geçen ay. Divination'ım tuttu ve Syndicate Wars gerçekten de burada! Aslında ben o sözü söylerken pek de umutlu değildim (bkz. Dungeon Keeper). Neyse geldi ya biz de tadını çıkaralım. Aslında Syndicate Wars'ın çıkacağını duyduğumda bu mükemmel oyunu daha ne kadar iyi yapabileceklerini düşünüyordum ve Bullfrog gerçekten de ummadığım kadar iyi bir oyun çıkarmış. JA: Deadly Games gibi zaten tutmuş bir oyunu olduğu gibi bırakmak yerine (sitem) sistemi yeniden ele alıp günümüz şartlarına uydurmuşlar (aferin). Sonuçta çok daha rahat, çok daha güzel, sonuçta mükemmel ötesi bir sistem yaratmışlar. Bu arada bu yazı geçen ayki yazıya bir bakıma update oluyor. O yüzden geçen ayki yazıyı da okuyun. Prensip olarak aynı. Değişikliklere gelince: eskisi gibi Cyberpunk ortamında geçiyor (gereksiz bir açıklamaydı). Eidos oyunu olduğu için bir sürü demoyla doldurmuşlar. Artık bazı görevlerin başında ve hatta Equipment bölümünde bile kısa demolar var. Müzikler gelenek olsa gerek CD-Audio. Kısaca bu oyunu CD'de alacaksınız. Zaten rip'inde save edilemiyor (hehe) ve 90MB gibi 'küçük' bir yer kaplıyor (ha ha ha). CD'ye verdiğiniz paraya değer. Hi-res olmuş. Bunun dışında strateji bölümüne pek yeni bir şey eklenmemiş. Eskiden menü değiştirmek için yüz kere ok tuşuyla ekran değiştirirdik artık menülere ekranın altındaki ikonlardan kolayca erişebiliyorsunuz. Büyük sürprizi sona sakladım. Artık oyun ekranı 3D! Hayır, hayır Doom gibi ajanlarınızın gözünden görmüyorsunuz. Sadece oyunu oynadığınız ekran artık izometrik değil texture kaplanmış ve binalar, adamlarınız büyütülmüş. Yani her şeyi daha yakından görüyorsunuz. En güzeli de ekranı çevirebiliyorsunuz, zoom yapıyorsunuz (3D sağ olsun). Hem hi-res hem de lo-res olarak oynayabiliyorsunuz. Sesler çok çok güzel. Grafikler harika. Genelde bütün bunların ardından pek iyi bir haber gelmez ve ne yazık ki bu Syndicate Wars için de geçerli. Mendillerinizi hazırlayın. Evet bildiniz 486 bu oyunu lo-res'de bile yeterli hızda çalıştırmaya yetmiyor. Göz yaşlarınızı silin dergiye damlayacak. Ama yine de tüm detayları kapatınca 'biraz' hızlanma sağlanıyor. Aslında oynanmayacak kadar yavaş değil hani Amiga'da Dune 2 oynamak gibi (oynayanlar bilirler (ben bilmem benim Amiga'm olmadı en büyük Commodore 64)). Herhalde oyunu yeterince tanıttım? Şimdi detaylara girelim: Oyunu çalıştırınca Login diyerek yeni bir oyuna başlayabilir ya da restore ile..... (Ana ekrandaki network geyiği iyi olmuş.) Aşağıda beş tane ikonumuz var; System: Multinet access modemi olan insanlar için yapılmış. Beni ilgilendirmiyor. File storage save, load gibi şeyler için yapılmış ve Rip'te çalışmıyor (oh olsun). Interface tuşları ayarlamak için kullanılıyor (bir sürü tuş var). Oturup uğraşın, save edemeyin kıl olun (rip'te). Audio, volume ayarları için bir şey. Visual
WAR
Depth'te ilk yapmanız gereken şu sinir projector'ü kapatmak olmalı (ne o öyle yarım saat). Res ise bizim gibi 486 sahibi zavallıların dokunmaması gereken bir seçenek (yine de bir deneyip nasıl oluyormuş bir görün). Details'in On ya da Off olması pek bir şey fark ettirmedi. Anlayacağınız ne kadar kapalı o kadar hızlı.... Map: Harita!? Cryovat: Ajanlarınıza ek parçalar takmanızı sağlıyor (bkz. geçen ay). Bir değişiklik yok. Sadece şirin şirin animasyonlar eklenmiş. RAD: İlk görevden sonra çıkıyor. Research yapıyorsunuz. Konuyu seçin, bulmak istediğiniz şeyi de seçip submit deyin. Durdurmak için Suspend.... New mail: Hoş geyik.... Görevleri buradan oynuyorsunuz. New mail'den oyuna başladık. Demin interface'ten biraz bahsetmiştim. Şimdi ikonları anlatayım. Bir kere üstte 1, 2, 3, 4 ajanları temsil ediyor. Altlarındaki kutular kullandıkları şeyi gösteriyor. Üstüne click edip basılı tutarak aşağı getirirseniz diğer eşyalara ulaşırsınız. Kullanmak için bir click yeter. Rakamların olduğu yerde çizgilerden üstteki enerjiyi gösteriyor aşağıdaki ise bir önce oyunda adrenalin, zeka gibi 3 ayrı şeyin birleştirilmiş hali yani ortaya getirince adamlar otomatik ateş ediyor. Kullandıkça çizgi geriliyor. İlerletmek için geriye doğru getirin. Farkındaysanız kurşundan bahsetmedim. İsterseniz size soldaki Power'dan bahsedeyim. Bu çizgi silah kullanınca azalıyor. Ayrıca adamlarınızı da yavaş yavaş onarıyor. Yaptığınız her harekette biraz azalıyor. Ama kendi kendine doluyor. Bunun dışında aldığınız Persuadeatron veya kalkan gibi şeylerde buradan yiyor. Alttaki 3 çizgi diğer ajanları temsil ediyor. Seçtiğiniz ajanlar bir arada yürüyorlar. En altta haritamız var. Gitmemiz gereken yerlerden kırmızı sinyaller geliyor. Oyun ekranıyla etkileşim çok basit. Bir kere sol tuş yürütme, iki kere click koşma (nihayet!) ve sağ tuş her zamanki gibi destruction! Keyboard'ı değiştirmediyseniz B tuşu binaları yok eder (adamlarınızı görebilmeniz için) ve P tuşuyla ses ayarlarını yapabileceğiniz, detayları kapayabileceğiniz veya oyundan çıkabileceğiniz menü gelir. Ve böylece benim oyunla ilgili söyleyebileceğim şeyler biter.
Şimdi daha yerim oldu isteyip de adı saklı bir tarafından kesilen şeyleri yazmak istiyorum (olay benim bilgim dışında oldu ve hayır Emin olduğunu söylemeyeceğim). Şimdi geçen ayki mavrayı aynen yazıyorum, mavra sevmeyen olgun arkadaşlarımız bu sayfayı pas geçsinler.. Öncelikle anket sonuçlarından çok memnun oldum. Doğrusu tahminimden fazla sayıda çıktım. Engin Abla'nız kıskandı (heh heh). Beni yazanları bless ediyorum attack dice roll'larınıza +1 alın bakiim. Ve ve veee bu ayın (yani geçen ayın) en şok edici gelişmesi: Bana Serkan'ın kitlesinden mektup geldi!. Aslında ne diyeceğimi şaşırdım. Hani ilk mektubumu almak anket sürprizinden sonra iyi geldi ama durum biraz hassas. Alper ve 77 arkadaşı mektupta bana övgü dolu sözler yazmışlar ama bunlar “yazıların ne güzel” şeklinde değil. Not enough dostu şeklinde geçiyorum ve Engin Abla - Gökhan ikilisine karşı savaşmam gibi bir şeyler yazıyordu. Şimdi çocuklar, ben dergide elimden geldiğince true neutral (tamam tamam bazen chaotic neutral olabiliyorum) davranmaya çalışıyorum. O yüzden size Serkan'ı övemem (Ama isterseniz Muhammed'i övebilirim). Bunun yanında Engin'in geçen ay söylemek
Abla 2 ay (3 yani) önce bana sataşmış bulunuyor.
Kobrayı falan salacakmış. Aslında o Engin karısı ve çetesine yetecek kadar snake charm büyüm var ama hazır gelmişken işi size bırakıyorum çocuklar. Gökhan konusuna gelince şimdi Dungeon Keeper'ı o yazacak eee sonra en sevdiğim firmanın en son adventure'ını ben değil
Gökhan yazdı (Gene Machine, Orion Cons.'i yapan firmanın oyunu). Benim şahsi olarak ona bir gıcığım yok (!). Bunun yanında hem Engin Abla hem de Serkan'a sataşmakta. Bu durumda birlikten kuvvet doğar hani kobra çetesi ile siz birleşip yaaa. Hani ben kimseyi kışkırtmıyorum. Kimbilir? Bir de bakarsınız Dungeon Keeper bana kalmış! Ne de olsa ben iyi niyetli masum biriyim (Ha ha haaa!). Bu ayın beni şok eden gelişmesi ise Serkan'ın kitlesinin bizim okuldan olması! Eğer yanılmıyorsam (bir yanılma payı var) Alper ve çetesi bizim okulda yani F.B.L'de... Tabii olmaya da bilir ama insan sırasının üzerinde aynı yazı stiliyle 'Fanatics * Comandos' yazdığını görünce şüpheleniyor. Eğer öyleyse ben sınıfındayım arkadaşlar tanışmak isterseniz gelebilirsiniz (öğlen oluyor). Gelmeye de bilirsiniz, siz bilirsiniz... Bu arada artık Forgotten Realms ve Dragon Lance konusunda yorumda bulunmayacağım. Dragon Lance'in story line'ı çok güzel (ve ilk dünyam) ve F. Realms'ın abartılı havasını sevmiyorum. Öyle 640 magic resistant'lı drow'lar falan ya da çölün ortasındaki bir buz veya bir round'da 4 büyü atan (Mystra's chosen one Simbul) bir kadın fikri pek hoşuma gitmiyor ama kötü de demiyorum sevenleri de var. Dragon Lance artık AD&D olmadığına göre karşılaştıracak bir şey de kalmıyor zaten. Hem bana ne beni Ravenloft ve Darksun ilgilendirir (bu iki dünyaya laf atan olursa yakarım!). Az kalsın unutuyordum, artık mavralarımı yeni internet adresimizdeki 'a page from Turtle's spell book”tan okuyabilirsiniz hepinizi beklerim... Neyse daha İstanbul Efsaneleri'ni (alın alın alın) yazacağım, bitireyim bari (bir daha 5 yazılım haftada 3 tane yazı yazmayacağım). Hadin seee yaa.... 'turtle' Mumoğlu