Gameshow sayı 18, sayfa 10

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 10

Bunlar

Game-Show'da açıkladığımız ilk oyunlardan biridir diye mi, yoksa o zamanki dertlerimi (insanın her dönemde ayrı dertleri olmalı) en iyi unutturan oyunlardan biriydi diye mi bilinmez severim Hi-Octane'i. Daha PC bakiresiyken baştaki ucuz demosundan da etkilenmiş (şimdi daha zor etkileniyorum). Hi-Octane bu tür için standart olan bütün belli başlı şartlara sahip. Neymiş bu şartlar? Bakalım bakalım bakalım (zor laf). Bir kere bir tane araba yetmez. Nasıl olsa birini seçip hep onunla oynayacaksınız ama olsun, bir araba mertliğe sığmaz. Beş altı çeşit olacak, biri hızlı ama az zırhlı olacak, öbürü kocaman, çok silahlı olacak ama hantal olacak. Bol silahlı, hafif ve hızlı bir araba bu oyun türünde skandal demektir. Zinhar haram. Sonra pistlerin karakterleri olacak, biri az köşeli hızlı olacak, öbürü körün düğümü gibi karman çorman olacak, sonlara doğru birinin içinde de atlamalı zıplamalı bir yer olacak. Her iki üç tanesinin birinde de bir kestirme olacak. Kullanması, bulması da zor olacak. Bir de opsiyonel olarak silahlar olacak. Bir tane bulması kolay, bol mermili makineli tüfek tipi bir şey, bir tane de zor bulunan füze tipi bir şey. İlla abartacağım diyorsanız bir de kimsenin doğru dürüst kullanamayacağı mayın ekleyeceksiniz. İşte bu şartları alt alta yazarsanız ve elinizdeki oyun (Hi-Octane gibi) bu şartların her birine sahipse o zaman ideal stres atma yarış oyununa kavuştunuz demektir. Kalan tek sorun oyunun ne kadar hızlı çalışabildiği. Biliyorsunuz texture, mexture derken işler aldı yürüdü, artık her oyun alınmıyor. Daha doğrusu alınıyor da This Means War falan gibi sonra oynanmıyor. Hi-Octane orta halli 486'larda bile (bu bile düştüğümüz zavallı durumu simgeliyor) orta detayla gayet iyi çalışıyor. Pentium'larda ise (sanki Pentium'um varmış imajı yaratıyorum) süper çalışıyor herhalde, olan birine sorun). Çok fazla aranmanıza gerek yok, bütün testleri geçen ve genel dizaynındaki kalitesini hemen belli eden Hi-Octane ister istemez alınmak durumunda olunan anti stres yarış oyunlarından biri (CD'si safsata, RIP'ini alın). En iyisi değil ama herkese yetecek kadar iyi.

Barış yokmuş... Boşver, çevir kontağı Mahmut. İnsanlar açlıktan ölüyormuş... Yapalım, tak vitese Hasan. AIDS almış başını gitmiş... Bize ne, bas gaza Kemal. Ekonomi göçüyormuş, Mark yine fırlamış... Ölek mi, solla şunu Nuri. Hükümet krizi yine başlayacakmış. Umrumda mı, buradan sağa sap Kemalettin. Eğitim standartları düşüyormuş... Biz mi okuyun dedik, benzin alalım Haydar. Çiftçiler aç mı? Ot yesinler, süper koy ha oğlum Mehmetali. Emekliler parasız kalmışlar... Can al, lastiklerin havasını da kontrol et Cemal. Faturalar kapıya dayanmış... Para olunca öderiz, jantları parlattın mı ulan Kamil. Karı bizi terk edecekmiş... Cehenneme kadar yolu var. Oğlum debriyajı zorlama, yalama yapacan ha Ercüment. Ev sahibi dışarı atacakmış... Atabilirse atar, aç şu radyoyu Teoman. Bakkal veresiyeyi kesecekmiş... Aç kalsak ne olur yani, kapat şu tıngırtıyı, bir kaset tak Fırat. Olan ÖYS'de gümlemiş... Hali yok ya, gazla ulan biraz be. Yaş 40 oldu hala sırtımızda bir don yok... Zaten havalar da sıcak, kışa düşünürüz, pencereyi azıcık arala be oğlum Can. Maliye vergi için peşimize düşmüş... Yakalarlarsa alırlar, yalama ettin be pencereyi Tarık. Dertler bini bulmuş, napak, elbet sonunda bir şeyler olur, sonumuz hayır olsun yeter. Ben takarım bir yarış oyunu, piksellerin hızından, ekranın uçuşundan, rakiplerin kalleşliğinden, silahların patlayışından, turların çokluğundan, ondan bundan, yolun kıvrımlarından, finishin uzaklığından her türlü derdimi unuturum. Yarış oyunu demek, stres topu gibi bir şey, adrenalin başlıyor kana damlamaya, her türlü bela, sorun unutuluyor. Ne zaman kendimi boğulmuş istesem, her bir şeyi unutayım desem takarım az gerçekçilikli bir yarış oyunu, basar giderim buralardan. Ben öyle yapıyorum, Hasan, Mahmut, Cemal, Tarık, Nuri, Mehmetali de öyle yapsın. İyi geliyor.

Murat 'NoBrakes' ADANÇ

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.