Editörden
Retro bilgisayar2CD'lik simulasyon nasıl olurmuş demeyin. Cebinizi ve kafanızı zorlayacak bir oyunla karşınızdayız.
Ağzı bozuk, konusu karanlık, grafikleri de high-res harbi bir adventure isteyenler için ideal bir oyun.
Doom'unuz bol olsun arkadaşlar, bu kez geleceğin karanlık günlerinde robotlara karşısınız.
mi olmuş, karar tamamen size kalmış.
Son anda yetişen bir sayfayla klasik köşemiz bu ay da sahipsiz kalmadı. Legend of Kyrandia 2 ile macera devam ediyor yazıları doğum parmağı görürsünüz. Şu anda kontrol altında.
Şaşkın tavana bakarak kendi kendine terapi yapma metodunu icat etti. Şu anda hala terapiye devam ediyor.
Nereye kadar? Evet, bu ay bu N soruya cevap arayacağız. Yalnız en başta söyleyeyim, bu ayki editör köşesi tamamıyla şahsi sorunlara reserve edilmiştir. İsteyen pas geçebilir (ters psikoloji yaptım size). Şimdi başlayalım bakalım, içimize ata ata biriktirdiğimiz dertlerimiz nelermiş... Bu sayfanın yanında sol üst köşede derginin sahibi M. Emin Gür yazıyor ya Bir de örneğin Aktüel'in kimlik sütununun en üstünde, sahibinin yanında Dinç Bilgin yazar. Siz sanıyor musunuz aralarında en ufak bir benzerlik var. Aksine alakası bile yok. Ben bu derginin sahibi değil direkt olarak kölesiyim. Yük bindirilmiş (bunların bazılarını kendi isteğim ile kabul ettiğimi itiraf ediyorum) bir köle. Bir ay boyunca it gibi çalışarak şu dergiyi çıkarmaya çalışıyorum. Maddi manevi birçok şeye rağmen bu dergiyi tutmaya çalışıyorum. Ama dün akşam Murat'ın bir sorusu, bende şok etkisi yaptı. 'Sen daha sıkılmadın mı?' demişti, düşüncesiz. Telefonu kapattıktan sonra düşündüm. Sıkılmıştım, hem de çok sıkılmıştım. Yazarlara her ay bin kere yazılarınızı yazın demekten sıkılmıştım. Engin'e reklam veren şirketleri ara demekten, Timur'la uğraşmaktan usanmıştım. Almanya'ya giden pakette her ay çıkan belalardan bıkmıştım. Birçok yerde tek başına kalmak artık bana koyuyordu. Hele hele matbaa ve mücellitte çıkan sorunlar beni canımdan bezdirmişti. En kötüsü ise sürekli sorulan 'dergi neden geç çıkıyor?' sorusu ve olması muhtemel bin beladan sadece birkaç yüzünden dergide oluşan hatalardan dolayı aldığımız eleştiriler. Evet sıkılmıştım, hem de çok sıkılmıştım artık. Peki, neydi bu gayret, niye uğraşıyordum bu kadar ve daha ne kadar devam edecekti? İşte tam bu noktada karşımıza kocaman bir bilinmezlik çıkıyor. İşin kötüsü, benim de en ufak bilgim yok ama ahdım var bu dergiyi renkli çıkartmayı başaracağım. Hiç olmazsa bir sayı...
düşünüyor.