Gameshow sayı 11, sayfa 46

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 46

de her şey tam 1000 yıldır bir barış içindeydi. Ta ki o kara gün gelip de bir bulut gibi güneşi kaplayıp, her şeyin üstüne kabus gibi çökene kadar. İnsanlar ilk defa yüzüne baktıklarında güneşi Sonra o kara haber duyuldu. Radiant Order Şövalyeleri'nin kalesi nereden geldiği belli olmayan yaratıklar tarafından basılmış hemen hemen hepsi öldürülmüştü ve yaratıklar hızla Aden'a yayılıyorlardı. Radiant Order Şövalyeleri, kıtaya diğer kıtalardan herhangi bir şekilde istenmeyen canlıların geçişini engelleyen bir kalkanı korumakla görevlilerdi. Ama her ne ise onların aşılmaz gibi görünen gücünü aşmış ve artık kıtaya gelmişti. Kimsenin ne olduğunu ve neye benzediğini bile bilmediği bu canlı her neyse bazı yaratıkları; ki bu yaratıklar masallarda bile olamayacak kadar acayip ve korkunçtular; kontrol edebiliyor olmalıydı. Halk bu yaratıkların zulmünden kaçmaya başladı. Kıtada bulunan Troll'lar da artık o kadar dost değillerdi. Sanki Kralları Droog da bu yaratıklarla işbirliği yapıyor ve halkın kaçışı işine geliyordu. Kesin olarak kanıtlanamasa da Troll'lar artık düşmandı. Kalkanın asıl gücünü aldığı kristaller yerlerinden çıkarılmış olmalıydı. Birisi onları tekrar yerine koymalı ve çok geç olmadan kalkanı tekrar aktif hale getirmeliydi. Bu görev uzun zamandır barış yaşayan bir halk için neredeyse imkansızlık derecesinde zordu ama mutlaka birinin bu işi yapması gerekiyordu. Radiant Order Şövalyeleri'nin geriye kalan üyeleri aralarında bir seçim yaptılar ve Theros'u bu işe gönüllü olacak kişilere yardım etmekle ve onlara yol göstermekle görevlendirdiler. Theros da hiç inmeden bu görevi kabul etti ve yola koyulup bu işi başladı. Bu arada olanlardan habersiz ama kendi aralarında bu işin bir şekilde halledilmesine gönüllü olmuş kişiler bir araya gelmişlerdi. Rom kıtada yaşayan insanlardan biriydi bu olanlar onu da şaşırtmış ve canını sıkmıştı. Ama bir atasözünün de dediği gibi cesaret (bravery) barış zamanında kanıtlanamaz, savaş zamanı kaybolabilir, ama asıl yerini savaşçının yüreğinde bulurdu. Asla korkmuyor hatta arkadaşı Dori ve Ariel'i ikna etmeye çalışıyordu.

Aslında onlarda kesinlikle korkak değillerdi ama bu iş için sayılarının çok az olduğunu düşünüyorlardı. Dori bu kıtanın marifetli ve çok zeki bir ırkı olan Elf'lerdendi. Çocuk yaşından beri büyü ile uğraşmış geleceği oldukça parlak bir yeniyetme büyücü olmuştu. Ama ustası olan köyün bilicisi ona daha çok ama çok pişmesi gerektiğini söylemişti. Acaba o zaman gelmiş miydi? Tam o sırada ona hafifçe arkasından dokunduğunu hissetti ve yerinden inanılmaz bir hızla fırladı. Ariel farkında olmadan yine o garip yeteneğini göstermişti ama Ariel, Rom ve Dori'den çok farklı bir görünüme sahipti. Kendisi bu kıtanın kesinlikle en sessiz hareket edebilen, en hızlı ırkı olan

THUND

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.