BigBEN
Retro bilgisayargeçmek bilmemişti, her yerde onun yüzünü görüyordum, her sarı saçlıyı arkadan ona benzetiyordum. En sonunda bir gece bir teselli yolu buldum. Dedim ki kendi kendime: “Ya oğlum, şimdi o da dışarıdadır ve büyük bir ihtimalle seni düşünüyordur.” Bu saatte, dışarıda, bu halet-i ruhiye ile olan bir kişi ne yapar, tabi ki gökyüzüne ay'a bakar. Bu teselli ile ben de başladım ay'a bakmaya. Bir umut onun yüzü yansır diye. Nasıl olsa aynı ay'a bakmıyor muyduk. Bu anımı ona hiç anlatmadım. Anlatmayı da hiç düşünmedim. Nedeni ise bana inanmayacağını düşünmemdi. Belki de bana has, bana özel bir olay olarak kalmasını istemiştim. Bazı geceler pencereden dışarı bakarım. Evim 11. katta olduğu için çevrenin görüntüsü bayağı hoş gelir gözüme. Işıklar, arabalar ve sayısı ikiyi geçmeyen koşuşan insanlar. Bu görüntü beni en az 2 dakika etkisi altına alır ve büyük bir hiçliğe doğru iter beni. Yine öyle bir gece, yine öyle bir an ve ben yine hipnotize olmuş dışarı bakıyordum ki Hürriyet gazetesi geldi aklıma. Ulan dedim, yıllar geçecek ve biz bir gün öleceğiz. Evet, bu kesin fakat Hürriyet gazetesi hiç ölmeyecek. Tamam, sorumlu yazı işleri müdürü falan ölecek ama Hürriyet gazetesi yine de çıkacak. Resmen inanılmaz bir olaydı bu. Bu kavramın beni nereye ittiğini daha sonradan öğrendim. Beni HİÇLİĞE itmişti bu kavram. Ve böylece hayatta yapmayı en çok sevdiğim bir işi yine yapmıştım. Hiç kimsenin yardımı olmadan ve benim de o olaydan haberim olmadan o kavramı veya buluşu icat etmiştim, ortaya çıkartmıştım. Güzel bir haz duymuştum, mutlu olmuştum. Gelelim bu ayki mektuplarınıza. Evet, geldik ve şimdi de gidelim bu ayki mektuplarınızdan. Mektup falan yok. Zaten öyle bir beklentim de yok. Her şeyin zamanla olacağı inancındayım. Zaten mektup demek okuyucunun yazara verdiği ödüldür, saygıdır, ilgidir. Herif oturmuş 4 koca sayfa yazmış, gitmiş zarf almış, pulu yalamış, kusar gibi olmuş, bütün bunların üstüne bu koca soğukta gözü dona dona postahaneye pardon Türk Telekom'a gitmiş. Bu ilgi değil, saygı değil de nedir. Sevgili okuyucularım bu aylıkta bu kadar hepinize bu yeni yılda sağlıklar, başarılar, şahsiyetler, karılar (erkeklere), erkekler (kızlara, ayy ne ayıp olur mu öyle beee...), paralar etc. Etsettira demek, yani boş verin gibi bir şey. Bye LA KAMPANYA DÖ BİG-BEN :1: BÜTÜN OYUNLAR AYNI TUŞLA BİTSİN PS: PC WORLD dergisinin düzenlemiş olduğu 123. EN İYİ EDİTÖRLER yarışmasında almış olduğum “MAVRA YAPMAYAN TEK YAZAR” ödülünden dolayı gönderdiğiniz fakslara, açtığınız telefonlara, camdan attığınız taşlara ve gönderdiğiniz güvercinlere çok teşekkürler.
Vaktin birinde sevgilimden uzak bir yere gitmek durumunda kalmıştım. Ahh Tanrım, zaman