Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 13
Yine ne desem bilmiyorum, sanırım yerinde bir laf olabilir. Oyunu hazırlayan kişi patronuna gidip 'bir pizza yapmaca oyunu yapmayı düşünüyorum' dediği zaman orda olup adamcağızın suratındaki ifadeyi görmek isterdim. Ben de Özgür'den (o şimdi asker) böyle bir oyun geldiğini duyduğumda bayağı şaşırmıştım. Bu ilk şaşkınlığı atlattığınızda sizi bayağı kapsamlı bir strateji oyunu bekliyor. Pizza Tycoon'da birinci kural ciddiyet diye bir şey olmaması. İlk karşılaşacağınız kişi olan bankacının hamamböceği suratlı olmasından rakiplerinizin MAD karakterlerine benzemesine kadar her şeyde bir cıvıklık mevcut ama bu oyunun stratejik yönünü etkilemiyor. Aslında aramızda geleceği esnaflık yönünde görünenler için iyi bir antrenman aleti bile olabilir. Dükkan kiralamaktan, mobilya seçimine, eleman aramaktan yerel mafya (haraç falan) ilişkilerinize kadar aslında her şey gerçeğe az çok uygun. Bir de pizza yapma bölümü var. Ben aslında stratejimi sulandıran ara bölümlerden nefret ederim ama Pizza Tycoon'un mutfak bölümü hem eğlenceli hem de oyundaki başarınızı direkt olarak etkilediğinden en azından bir işe yarıyor. Burda olmak zaten başlı başına bela. Firmanız rayına oturduğunda yapabileceğiniz bir dolu gelişme ve gidebileceğiniz daha lüks semtler ve daha zorlu şehirler var. Onun için Pizza Tycoon'dan hemen sıkılacağınızı sanmıyorum. Daha önce bahsettiğim yerel mafya ve rakiplerinizle yapacağınız yarışmalar da oyunun sonunu biraz geciktiriyor. Komik grafikler ve genel ciddiyetsizlik sizi rahatsız etmezse gönül rahatlığı içinde alabilirsiniz. Keşke zamanında bu oyun olsaydı da biz de Açelya'nın sahibine oynatsaydık.
İ alıp iflas etmezdi (Açelya'yı bıldırcın ve kuzu çevirme lokantası yapmayı denedi), biz de hala her Allah'ın günü keyifle tavuk döner yiyor olurduk.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 12
TYCOON
Şu: Burda Railroad Tycoon'dan gibi bir şey söz konusu değil. Kendi şirketinizi tamamladıktan sonra rakiplerinkine göz dikmek, kilit şehirler için diğer firmalarla kapışmak gibi tabi. Eskiden oldu, mazide kaldı diye, ekstralar sayesinde oyunun ömrü ama aynı zamanda biraz da acılı, o da uzadıkça uzuyor. Tabi zamanla bazı özlüyorum, karlı Beşiktaş sabahlarında hileler öğreniyorsunuz, tedbirinizi gözlerim kan çanağı, Antwerp'den Berlin'e manufactured goods taşıdığımı düşündükçe içim sızlıyor diye. Biraz da utanıyorum haliyle, CD, PC falan derken böyle eski bir dostu ihmal ettim diye.
alıyorsunuz ama yine de her Railroad Tycoon seansı bambaşka olabiliyor. Emin'in, Şahin'in falan da RT hayranı olduklarını bilmesem kendimden şüphe ederdim. Belki bazı
Railroad Tycoon'u ilk elinize aldığınızda yeni yetmeler için Deluxe versiondaki herkesin oynayabileceği bir oyun gibi yeni gelişmiş grafikler bile yeterli gözüküyor. Raylar döşeniyor, trenler olmayabilir. Onlar bu ayın kadersiz oyunu gelip gitmeye başlıyor. Zaten insan ve tren arasında psikologların bile açıklayamadığı garip bir bağ olduğu kesin (öküz-tren bağlamından farklı). Biraz daha kurcalayınca Railroad Tycoon'daki Sid Meier parmağı ortaya çıkıyor. Diğer ucuz hissederken onları alt taklitlerin aksine ne etmenin verdiği zevk kadar oynarsanız oynayın, ne kadar öyle anlatarak anlaşılmaz, mutlaka ama başarılı olursanız olun (tıpkı mutlaka bir denemeniz lazım. Civilization'daki gibi) sıkılmak, ya da oyunun ölü noktasına gelip kalmak
Transport Tycoon'a bir baksınlar ama dediğim gibi Tycoon'u diğerlerinden ayıran asıl özellik bir Sid Meier dizaynı olması. 90-100 zorlukta rakiplerinizin nefesini ensenizde