Gameshow sayı 9, sayfa 13

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 13

AY gözlerim yaşardı, içim bir hoş oldu, zaman ne çabuk geçmiş. Daha şundan 6-7 sene önce İstanbul'a yeni gelmiş tecrübesiz ve fakir bir taşralı genç olarak tesadüfen 64'lerin (Ahhh ahhh) kapısından içeri girmiştim. İşte o mabette ilk oyunlardan biri de Player Manager'dı. Aradan geçen onca yılda Sierra her serisinde 7., 8. bölüme gelmeyi başardı ama Anco anca Player Manager 2'yi çıkardı. Bunca zamandan sonra açıkçası daha iyi bir şeyler beklerdim. PM2, birincisinin iyi özelliklerini karışık menülerin altına ustaca gizliyor ve pek de yeni bir şeyler getirmiyor. Basın, taraftar gibi süslemeler de ne yazık ki çok yüzeysel, oyuna direkt bir etkileri pek olmuyor. Eski günlerin hatırı için (ilk aşklar unutulmazmış) maç ekranlarının (özellikle izometrik olanın) bayağı güzel olduğunu söylemeliyim ama ne yazık ki hepsi bu. Yalnız unutmayın, eğer yönettiğiniz takımda aynı zamanda oynamak istiyorsanız (ona menajerlik değil arcade deniliyor) tek şansınız Player Manager 2.

Vizeyi alamadınız di mi? Eee Almanca da öğrenemeyeceksiniz, yani size Bundesliga Hattrick haram bu durumda. O zaman siz de mecburen The Manager oynayacaksınız. Hemen üzülmeyin, durum aslında o kadar kötü değil (vize konusu başka, orda durum kötü) The Manager da bayağı iyi oyun aslında. Temiz menüleri (bu konuda çok titizimdir, menü dediğin temiz olmalı) ve müthiş maç ekranları var. İsterseniz bu konuda yoğunlaşalım. The Manager bence bir menajerlik oyununda olabilecek en iyi maç grafiklerine sahip. Hani şu ekranın altında çıkan animasyonlar var ya, işte onlardan bahsediyorum. Kaç sezon oynarsanız oynayın bunlardan sıkılacağınızı sanmıyorum. Aynı zamanda işe de yarıyorlar, bu ekrandan performansını da takip edebiliyorsunuz. İlla en son çıkan oyunu oynamak gibi saplantısı olanlar burun kıvırabilirler ama eski meski, The Manager iyi bir oyun. Ona bakarsanız Mona Lisa da eski...

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.