SU Şişesi
İşte artık sırf biz 64'çülere ait dergimizde yepyeni bir köşe. Uzun zamandır siz okuyucularımızla direkt konuşup gerek bazı sorularınıza yanıt bulmak, gerek sizler için karanlıkta kalan bazı noktaları çözmek, gerekse hepimizin merak ettiği konuları aydınlatmak için bir şeyler yapmayı düşünüyorduk. Artık çoğu kişinin "C-64 ölüyor" çığlıkları attığı ve bu eski arkadaşımızın pek bir işe yaramadığını savunduğu günlerde bunun gerek yanlış, gerekse bu sözleri söyleyenlerin biraz erken panik olduklarını göstermek istedik ve çoğumuzun ilk bilgisayarı olan C-64'ü sizlere her yönüyle tanıtmak ve açıkça söylemek gerekirse biraz da propagandasını yapmak amacıyla bu köşeyi açmayı uygun gördük. Bu ve bundan sonraki sayılarımızda sizlerle beraber olacağım, umarım bundan hem siz, hem de ben hoşnut kalırız. Bu daha ilk yazım olduğundan biraz boşluk olacak, ancak bundan sonra sizin mektuplarınız geldikçe konuşacak ve sohbet edecek birçok konumuz olacak. Sizlere şimdiden bu köşenin anahtarını vermek istemiyorum, işin doğrusu bunu ben de bilmiyorum. Bu köşe TAMAMEN (bakın, büyük harflerle yazdım!) sizin sorularınız ve öğrenmek istediklerinizle oluşacak. Makine dilinden donanıma, bilgisayar gruplarından anlamadığınız terimlere, dergimiz hakkındaki düşüncelerinizden önerilerinize, her şey ama her şey bu köşede yer alabilir. Bizim esas amacımız, karşımızda koca bir Türkiye dolusu öğrenci varmış gibi durmadan anlatmak
Can Yalçın değil, sizin sorularınıza cevap vererek özellikle öğrenmek istediğiniz noktaları aydınlatmak. Mesela Sinan arkadaşımızın "64'ün demoları" yazısında anlamadığınız terimler mi var? Bana yazın! Vedat Usta'nın makine dili köşesinde geri kalıp daha basit bir şeyleri mi öğrenmek istiyorsunuz? Bana yazın! Hâlâ döküm ekindeki altı ve üstü çizgili harflerin ne olduğunu öğrenemediniz mi? Bana yazın! Kendi bilgim, onun yetmediği takdirde araştırarak sizlere cevap vermeye çalışacağım. Bakın ne kadar istekliyim, bu halim sürerken hemen sorunlarınızı bana anlatmaya başlayın. Sizin sorularınızın bittiği yerde ben cağım, C-64 dünyasından son haberler, ilginç konular ve çoğunuzun takıldığını tahmin ettiğim konularda konuşarak yazımı tamamlayacağım. Kısa bir başlangıca ne dersiniz? Gelin sizlere bu bilgisayarı yapanları bile şaşırtan bazı olaylardan konuşalım. Yıllar önce, C-64 yeni piyasaya sürüldüğünde kimbilir ne kadar yankı uyandırmıştı. Aslında o zamanlar karşısında Sinclair ve Amstrad gibi birçok rakibi vardı, ama birçok özelliği ile onların arasından sıyrılmayı başardı. Zamanında dört duvar arasında sıkışmış yazı ekranı günümüzde tüm ekrana yayılmış durumda. Bu bilgisayarı aldığınızda yanında verilen el kitabını hiç okudunuz mu? Orada SPRITE adını verdiğimiz ve ekranda her şeyden bağımsız olarak hareket ettirebildiğimiz nesnelerden aynı anda ekranda 8 adet gösterebileceği söylenir. Ama daha geçenlerde elimize geçen bir gösteri programında (bu gösteri programlarına DEMO denir) 600 adet sprite aynı anda ekranda yer alıyordu. Düşünün bir kere, bu makineyi yapanlar yazmış o kitabı ve yayınlıyorlar! Bu ne demek? Bu, 64'ün sınırlarının daha bu makinayı yapanların bile bilmediği anlamına gelir ki, mükemmel bir olaydır. Başka bir örnek vereyim. Normalde bir cursor (bilmeyenler için yazıyorum, cursor, bilgisayarı açtığınızda ekranda yanıp sönen kutucuktur.) büyüklüğündeki bir alana sadece 4 renk konulabilirken, geçen yıl bulunan ve FLI adı verilen bir teknik ile bu sayı 16'ya çıkarak neredeyse bir AMIGA netliğinde görüntülerin oluşması sağlandı. Bu yetmemiş gibi, geçenlerde de AFLI (Advanced FLI) adlı yepyeni bir teknikle FLI geliştirildi ve FLI'de konulan noktaların yarısı kadar daha küçük noktalarla grafikler yapılmaya başlandı. Yapılan resimlerden bazılarını görmenizi isterdim, ancak bu tür resimlerin hafızada çok fazla yer yemesi ve çok fazla raster-time yemesi yüzünden oyunlarda pek kullanılmıyor. Benim FLI gördüğüm iki oyun var, biri VİNCENT adlı oyunun başlangıcındaki resim, diğeri ise 2 ay evvel açıkladığımız LE PARC. Abartmıyorum, şu anda 64'ün en büyük eksiği sadece 16 renk kullanabiliyor olması. Aslında yine geçen bir demo'da bu renk sayısını 120'ye çıkarmışlardı, kullanılan teknik renklerde biraz neden olur ve çok güzel görünmüyordu. Yani bu 64 kısaca sınır tanımayan deli bir alet. Aranızda bu bilgisayarı sadece ve sadece oyun oynamak için kullananlar olabilir, ama neden hiç kendiniz bir şeyler yapmaya çalışmıyorsunuz? İnanın bilgisayarı her hangi bir dil ile programlamak ve ona istediklerinizi yaptırmak, bir oyunda galaksinin lideri olmaktan çok daha zevkli! Siz oyunu bitirince bilgisayarı kapattığınızda her şey bitiyor, ancak programlarınız her zaman emirlerinize amade olacaklar! Alın 64'ün el kitabı ve gördüğünüz ilk programı yazın. İnanın bana zevk alacaksınız! Sizlere 64'te herhangi bir alanda aldığım haberleri anında vermeye çalışacağım. İşte bir örneği. Thalamus firması herhalde yaptığı Creatures oyunu ile bayağı hayran toplamıştır! Gerçekten mükemmel derece şirin grafikleri ve konusu ile hepimiz çok sevmiştik. İşte olay: Creatures 2 yakında çıkıyor! Bu ay elime 2'nin tanıtım bölümü geçti ve gerçekten çok güzel, en az birincisi kadar bizleri oyalayacak herhalde! Yakında çıkacak ikinci bir oyun ise 3 ay evvel bu dergide AMIGA kısmında açıklanan The First Samurai. Grafikleri gerçekten konuşuyor! Bakalım oyunun tamamı da şu kadar güzel mi! Şimdi ise tam anlamıyla bir bomba. Bu haber pek doğru mu bilemiyorum, ama birkaç kaynaktan edindiğim bilgiye göre... Tatata!.. LEMMINGS 64'e geliyor! Aslında Shadow of the Beast ve Elvira gibi dev oyunların 64'e gelmesi de bir zamanlar hepimizin için bir hayaldi değil mi? Pratik olarak Lemmings'in programlanması imkansız geliyor, çünkü o kadar sprite'ın aynı anda ekranda yer alması olanaksız. Bildiğiniz gibi 64'ün özelliği, aynı hizada (pixel satırında) sadece 8 sprite gösterilebiliyor. Umarım yanılıyorumdur ve bu oyun çıkar. Tek yapabileceğimiz beklemek bu durumda!. Bunlar yanında Blues Brothers ve PP Hammer ve son anda elimize geçen oyunlardan sadece ikisi. Gelecek ay açıklamalarını dergimizde bulabilirsiniz! (Son anda bir değişimle Blues Brothers'ı bu ay yayınlıyoruz. Editör). Son olarak da bir kötü haber. Şu anda 64 dünyasının en iyi müzisyeni olarak anılan Vibrants grubundan Jens Christian Huus, 64'ü bırakarak PC dünyasına gitti. Bizim açımızdan gerçekten çok büyük bir kayıp bu, ama hiç belli olmaz, belki parlak iş tekliflerini reddedemeyip geri döner. Son zamanlarda onun müziklerini birçok oyunda duymaya bayağı alışmıştık.
En başta sizlerin mektupları olmadan bu bölümün biraz boş ve kısa kalacağını söylemiştim. Gerçekten de öyle oldu. Umarım bu açılış yazısı mektupsuz ilk ve son yazı olur. 64 ve bu dergi ile her konuda (bu dergiye veya döküm ekine abonelik hariç, çünkü onunla İstanbul'daki arkadaşlar ilgileniyorlar..) bana yazmayı kesinlikle unutmayın. Bu sayfadaki adres sadece ve sadece bu köşe için geçerli olacaktır, tamam? Bu dergiyi tepkisiz ve duygusuz bir takım yaratık kitlesi okusun diye çıkarmıyoruz biz! Biz yardım edelim diye çırpınıyoruz, artık siz de “yardım edilelim” diye çırpının biraz!, Hey, bak hemen yanında bir kağıt kalem var, daha niye bekliyorsun? Haydi bakalım, gelecek aya en az bunun 2 katı kadar uzunluktaki köşemizde buluşuncaya kadar 64'çe kalın!
Can Ertem Sinema ve TV'de binlerce kez seyrettiğimiz Blues Brothers ikilisi AMIGA'dan sonra C-64 ekranına da girmeyi başardı. Hem de neredeyse AMIGA versiyonu ile aralarında hiçbir fark olmadan. Her neyse. Gelelim oyuna. Sevimli karakterleriniz ve müthiş müzikle birlikte oldukça sürükleyici bir oyun. Amacınız ise oyun ekranının altında belirtilmiş olan eşyaları toplamak. Bu eşyalardan herbiri ayrı bölümlerde bulunur. Bilmeniz gereken beş bölüm ve savaşmanız gereken yüzlerce yaratık var. Elinizdeki tek silah yollarda bulduğunuz kasalar. Bazı bölümlerde, geçtiğiniz yollar üzerinde açık kapılar göreceksiniz. Bu kapılardan joystick'i yukarı doğru itip düğmeye basarak içeriye girebilirsiniz. Şimdi bu da nereden çıktı demeyin. Bazı odalarda da size hak kazandıran kalpler ya da puan kazandıran plaklar bulunabilir. Ya da bu kapılar sizi başka bir yere ışınlayabilir. Rastlayacağınız kırık plakları ise kesinlikle almayın, bunlar sizin puanınızı sıfırlar. Balonlara tutunduğunuzda sizi bir yere çarpıncaya kadar uçururlar. Ancak sürekli yükseldiğiniz ve ilerlediğiniz alan üstü kapalı bir oda olduğu için fazla ilerlemeniz mümkün olmuyor. Birinci bölümün sonlarına doğru rastlayacağınız şemsiyeler sizin daha çok havada kalmanızı sağlar. Siyah şapkalar size hak verir. Soru işaretleri ise hem iyi hem de kötü, şimdi bu da ne demek demeyin aldığınızda size artı elli puan da verebilir eksi yirmi puan ya da sizi bir süre dans ettirerek düşmanlarınızın sizi avlamasını sağlar. Bölüm için belirtilen eşyayı aldıktan sonra bölümde dolaşarak kırmızı bayrakları bulmaya çalışın bunların üzerine geldiğinizde öbür bölüme geçiyorsunuz. Daha önce müthiş dedim ama bir kez daha müziğe değinmeden geçemiyeceğim, Her bölümde Blues Brothers filminin efsanevi müziklerinden biriyle başbaşasınız. İnsan sırf müziği için bile bu oyunu alabilir. Bir de tiyo vereyim İlk bölümün istenilen eşyası yani gitar, bir odada bulunuyor. Belirtilen beş bölümü de bitirdiğinizde karakter seçiminde görülen konser salonunda sahneye giden yolu bulmanız gerekiyor. Eğer bu bölümü de bitirirseniz Blues Brothers sizi danslar eşliğinde uğurluyorlar. Gelelim oyun ekranına. Ekranın altı üçe ayrılmış. Bu iki bölümde sevimli karakterlerinizin puanları ve hakları belirtilmiş. Bu bölümlerin ortalarında ise bölüm geçmek için ihtiyacınızın olduğu eşyaların renksiz resimleri bulunur, Bu eşyalar alındığında resimler renklenir. Bence bu oyun grafik, müzik ve sürükleyiciliğiyle müthiş bir oyun, Yerinizde olsam hiç oyalanmadan Blues Brothers'ı alır ve yüklemeye başlarım.
TOP