Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 11
cılar, en iyi demo programcıları, grafikerler, müzisyenler ve en iyi demolar bu sahnedeki herkesin verdiği oylara göre sıralanır. Sahne terimi gerçekten de çok geçerlidir. İngilizce'de de SCENE olarak geçen bu kelime C-64 ile demo, oyun ve diğer programlar alanında ilgilenen kişileri ve grupları kapsar. Disk dergileri de ne kadar iyi olurlarsa grupları yeri de o kadar iyileşir. Sonuçta Avrupa'da artık neredeyse kurumlaşmış olarak çalışan bu gruplar bilgisayar dünyasının yani sahnenin başrol oyuncularıdır. Bilgisayarda en önemli unsur programcı olduğuna ve birçok iyi programcı bu alanda çalıştığına göre C- 64'ün gidişini bu programcılar etkileyecek gibi görünmektedir. Biz şimdilik grupları bırakıp demolarımıza geri dönelim. Dediğim gibi dergimize gelen arkadaşlarımızla demolar hakkında konuştuk fikirler yürüttük ve ben basit olarak amacımı onlara da anlattım: C- 64 ile neler yapılabileceğini göstermek ve az da olsa bunların nasıl yapıldığı hakkında bazı fikirler vermek.
Gruplar ve Demolar
Yazılarımda nasıl bir yol izleyeceğimi düşünürken bazı farklı fikirler çıktı ortaya. Acaba tek tek demo mu alıp incelemeli ve bu demodaki tekniklerden mi sözetmeliydim? Yoksa belli bir teknikten bahsettikten Sonra örnek olarak bir demo mu göstermeliydim? Bu arada grup kavramı çıktı ortaya; grupları nasıl tanıtacaktı? Sonunda tanıtım sırasında önce bir gruptan bahsetmeyi, hazırlamış olduğu demolardan örnekler vermeyi ve bu demolardaki çeşitli teknikleri anlatmayı uygun buldum. Bu sayımızdan itibaren yerimiz elverdiği oranda bilgisayar gruplarını tanıtım demolarındaki teknikleri açıklayacağım,
Crest
Crest, Avrupa'nın en iyi demo gruplarından biridir. Her çıkarttıkları demo genelde ilk beşe falan girer. Crest'in şu anda elimde olan dört demosundan ikisi bir diskin iki yüzünü birden dolduran mükemmel programlara sahip. Ne yazık ki grubun ilk demosuna sahip değilim, ama kısa süre sonra bu da ele geçirmeyi başaracağım. Crest'in demoları, program tekniğinin yanı sıra ekran tasarımı ve programlaması
Saver Rec,
A Dy. Pg
KAPAK çok zor olmayan orijinal fikirlere dayanır. Tarihsel olarak Crest'in demolarını şöyle sıralayabiliriz: — Red Hot Chili Peper — Mc.Donald's restaurant — Bubble Tale — Two Years Crest — İce Cream Castle Şimdi Crest'i biraz bırakıp demoların genel sistemlerinden biraz bahsedeceğim. Genelde demolar arka arkaya birbirlerini yükleyen programlardan oluşur. Bazı demoların ara yüklemeleri sırasında hızlı yükleme rutinleri kullanılır ve izleyicinin çok bekleyip sıkılması önlenir. Bazıları ise yükleme sırasında hem hızlı programlar kullanırlar hem de izleyicinin sıkılmasını engellemek için yükleme sırasında da küçük programlar çalıştırırlar. Demolar ister hızlı yüklemeli ister ara programlı olsun belli bir sırayla gitmelidirler. Yani en mükemmel programlar başa sıradan programlar sonlara konursa izleyici yine sıkılır. Ayrıca demonun tamamına bakıldığında da belli bir bütünlük olmalıdır. Yüklenen programlarda olmasa da bunların isimlerinde bir bütünlük sağlanması demoya ayrı bir hava katar. İşte Crest'in en iyi başardığı şeylerden biri de bu: tüm demoları olan Mc.Donald's Restaurant'ta izleyici bir grubun üyesidir ve hangi grubun adını yazarka ona göre belli bir krediyle başlar demoyu izlemeye. Demoda yüklenecek her programın adı bir yiyecek türüdür ve belli bir fiyatı vardır. Üçüncü demo olan Bubble Tale'- de ise bir oyunla başlanır demoya. Bir labirentte dolaşan bir kabarcığı temsil eden oyuncu kapıları buldukça buralardan demo parçalarına geçebilir. Crest'in ikinci yaşgünü için çıkardığı demo sadece böyle bir bütünlüğe sahip değildir. Son demoları olan Ice Cream Castle'da ise anlatım çok güzeldir. MAD dergisinin çizerlerinden olan Don Martin'in çizgileriyle yapılmış bir adam ekranda yürüyüp bir dondurmacıya gelir ve istediği dondurmaları seçer. Tahmin edeceğiniz gibi her bir dondurma türü bir demo parçasıdır. Daha önce de belirttiğim gibi grubun ilk demosu elimde yok, bu yüzden ikinci demoyu tanıtmakla başlayabiliriz. Mc. Donald's Restaurant'tan ilk yediğimiz yemek olan Hamburger, göze fazla hitap etmiyordu, hatta ben ilk gördüğümde. “Bu da nesi? Niye bu kadar basit şeyler yapmışlar?”” diye meraklanmıştım. Ama hemen cevabımı aldım. Normalde çalan müziğin yanı sıra bu bölümde dijitize edilmiş ses efektleri de kullanılıyor ve bir yandan da bunlar grafiksel olarak belirtiliyordu. İkinci bölümde sıkıştırılmış halde hafızaya yerleştirilmiş yaklaşık 350 blokluk yazı okuyabilirsiniz. Bunun için de tüm ekran özelliklerinden feragat edilmiş ve tüm ekran yazı karakteri içeriyor. Bunların bir kısmı yazıda hangi karakterin kaç defa geçtiğini gösteriyor, bazıları da kayma hızı gibi parametreleri bildiriyor. Üçüncü yemeğimiz olan Royal Hamburger ise göze yönelikti. Burada multi-color grafik üzeinde o zamanlar pek moda olan multiplexer sistemi uygulanıyordu. Bu sistemi size daha önce anlatmıştım sanırım, ekranda sekizden fazla sprite gösterilmesine bu ad veriliyordu. Ekranın alt tarafında da 6x6 karakterlik büyükçe bir scroll bulunuyor. Mac Rib adlı bölümde ekranda split'ler yapılarak renk şeritleri konulmuş. Bunun üzerinde ise 25 ayrı hızda, 25 ayrı scroll geçiyor. Bu demoda benim en çok beğenimi alan bölüm ise Cheeseburger oldu (aslında yemek olarak da sevdiğim bir burgerdir bu). Aslında anlayabilmeniz için görmeniz gerekiyor ama ben yine de kabaca anlatmaya çalışacağım bu mükemmel bölümü. Border'dan geçen üç şerit var bir defa ve bunları ayrılıp birleşerek yukarı aşağı hareket ediyorlar ekranda ve herbiri yine split'ler ile aynı renk gruplarına ayrılmış. Bir de bu şeritlerin üzerine scroll mesajları eklerseniz... Aslında bununla da bitmiyor; şeritler yukarı aşağı hareket ederken aralarında kalan boşluklarda da split'lerle ayrılmış renkler var. 12
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 10
SİNAN VURAL Geçen sayımızda başladığımız demo furyası devam ediyor. Bu konuda en büyük ilgiyi dergimize kadar gelip demo soran arkadaşlardan görüyoruz. Bazı arkadaşlarla sohbet ederken ülkemizdeki C-64 kullanıcısının genel gidişattan ne kadar habersiz olduğunun farkına vardım. Bu yüzden özellikle Avrupa'daki grupların demolarından, partilerden, yarışmalardan bahsedeceğim. Bu arada demoları anlatırken yeni teknikler de duyacaksınız. Avrupa'daki grupların çoğu kazançlarını oyun kırıp dağıtmaktan sağlıyor, ancak ben bu konuya değinmek istemiyorum. Çünkü ülkemizde tam yerleşmemiş olsa da telif hakları kanunu var. Grupların faaliyet gösterdikleri en önemli alanlardan bir tanesinin demo programlama olduğunu biliyorsunuz, zaten asıl konumuz da bu. Demo gruplarındaki programcılar tek başlarına, alt grup olarak veya tüm bir grup olarak çalışabiliyorlar. Örneğin bir programcı tamamen kendine ait olan bir demoyu grubunun adıyla çıkarıyor veya grup içinde bir alt grup oluşarak bir demo hazırlıyorlar. Ancak ne olursa olsun sonuçta ortaya çıkan demo o gruba ait oluyor.
Gruplar kendi aralarında kimin en iyi olduğunu belirlemek için zaman zaman partiler düzenleyip burada yarışmalar yapıyorlar. Programcılar, grafikler ve müzisyenler partinin düzenleneceği yere geldikten sonra işe girişiyorlar. Verilen süre sonunda en iyi demoyu kim yapmışsa o grup birinci ilan ediliyor. Tabi her zaman durmadan yarışmalar yapılmıyor. Örneğin Almanya'nın Venlo kentinde her ayın ilk Pazar günü bir parti vardır ve en
son ürünler burada sergilenir.
Gruplar ürünlerini düzenli olarak burada dağıtırlar. Bu parti yasal olduğu için kırılmış oyunlar burada dağıtılmaz. Venlo Partisi'nde dağıtılanlar demolar, introlar ve disk dergileri olur. Şimdi, “Disk dergisi de nedir?” diyebilirsiniz. Açıklayayım. Gruplar kendi adları altında yayın organları kullanmaktadırlar. Disk üzerinde bulunan yazı dosyaları sayfa sayfa ekrana yazılarak, başyazı, haberler, reklamlar, adresler, mizah, grup sıralamaları gibi çeşitli bölümler halinde toplanır. İşte bu grup sıralamaları bölümü de grupların yerleri hakkında bilgi verir. Burada en iyi kırıcı gruplar, demo grupları, en iyi kırıcı programcılar