Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 64
yoruz ki bu da oldukça kolaylık sağlıyor. Oyunumuz yalnızca Camelot'da da geçmiyor. Kadehi bulmak için gemiyle Kudüs'e bile gidiyoruz (kaç kral bunu yapardı acaba?). Zaten bütün olaylar da burada çözümleniyor. Burada Galahad'ı ve kadehi buluyoruz ve mutlu sona ulaşıyoruz. Bir başka güzel husus da herkesin (Camelot'da) bize saygılı davranması ki bu oldukça gurur okşayıcı. Kime giderseniz hemen duruşunu değiştiriyor ve m'lord lafı ile hitap ediyor. Ne yazık ki bu dışarıda pek geçerli değil, bilakis herkes bize karşı. Son olarak sizlere birkaç ipucu vereyim ve daha fazla bayılmadan oyunu oynamaya başlayın. Camelot'dan çıkarken dua etmeyi (tanrılara rüşvet vermeyi) unutmayın. Merlin'in odasından Lodestone'u almayı unutmayın çünkü Kudüs'te işimize çok yarayacak. Para kesenize her çeşitten para alın ve duadan sonra tekrar doldurmayı unutmayın. Her zaman önce savaşı ve öldürmeyi değil iyiliği düşünün.
Hepinize bu muhteşem oyunda başarılar diliyorum.
İşte hepimizin ekranlarından uzun süreler eksik olmayan bir oyun. Oyunun çıkış tarihi biraz eski ama ben yine de tam çözüm vermeyi gerekli gördüm. Oyunumuzun kelime haznesi biraz eksik kalmış ama bu oyunun zevkinden bir şey kaybettirmiyor. Oyunda bir bilmece için Sierra'nınkiler gibi farklı farklı cevaplar da veremiyorsunuz. Yani tek bir cevap tek bir kelime vermek zorundasınız. Grafikler ise fi tarihinden kalma gibi, ekranın dörtte biri, yani yetersiz. Ya müzik? O da vasat. Peki ne var bu oyunda? Oyun, konusu itibarıyla adventure dünyasında tek sayılır (Secret of the Monkey Island çıkana kadar). Yani korsanlık hikâyeleri ile dolup taşıyorsanız ve Pirates sizi tatmin edememişse bu oyun ideal. Ama bu oyunu oynamak için bence keçi gibi bir inat lâzım. Neyse beni yeterince dinlediniz şimdi oyuna geçiyorum. Oyunun başında tek kişilik bir adada yalnız bulunuyorsunuz. Amacımız bu adadan kurtulup altınlara ve oyunun sonundaki güzel kadına kavuşmak. “Climb tree” ile ağaca çıktığımızda bir gemi görüyoruz. Burada signal ship ile işaret verirseniz bir sandal size doğru geliyor. Ağacı
“shake tree” ile sallayınca ağaçtan düşen “coconut” adamı yere yıkacaktır (artık onu da ölü halde kurtarırız). Siz de hemen aşağı inip elbiselerinizi çıkarın korsanın elbiselerini giyin. Sonra “enter boat” ile gemiye yönelin. Gemidekiler sizi tanımadıklarından seslerini çıkartmıyorlar. Önce tayfaların odasına inip (yerleri de siz bulun artık) uyuyan korsanı bulun. Burada adamı yastıkla öldürün. (Bunu yapabileceğiniz tek komut “Press pillow on pirates face”) ve “iron key”i alın. Şimdi geri yukarı çıkıp o ne işe yarıyor diye merak ettiğimiz zili çalalım (Sierra olsaydı kesin ölmüştük). Sonra aşağı inip güneydeki daha önce muhafızın koruduğu odayı “unlock cell door with iron key” ile açın. İçeride hazine mi bekliyordunuz? Bunun yerine içeride kafayı iyice yemiş biri
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 65
var. Adamla boşuna konuşmaya çalışmayın onun anladığı tek şey yüzük muhabbeti. Adama “ask about ring” diye sorun ve adamın dile gelişini hayretle izleyin. Sonra hücreden çıkın ve kapıları kapatıp kilitlemeyi de unutmayın. Şimdi denediğinizde adam beni DOYUR diyor. Siz OLUR deyip ekmeği verin. Tekrar konuşun ama adam biraz yüzsüz olmalı ki bu sefer de bana balık getir diyor. Neyse burada çıkın ve hücrenin kuzeyindeki “trap” “iron key” ile açın içeri girin. Güneyindeki büyük trap door'u iterek (push trap door...) farenin yanına getirin. Fare tost şekline dönüşünce onu bıçakla kesip içinden diamond'ı alın. Sonra güneydeki kutunun olduğu odadan “hammer” ve kutunun içindeki “string” ve “straw”'ı alın. Güverteye geri çıkıp biraz dolaşalım. Geminin burun tarafından batıya gidince bir ağ ve ona takılmış balina yavrusu bulacaksınız. Bıçağınızı kullanarak “cut net” ile balinayı kurtarın. Teşekkür falan da beklemeyin hiç bir iyilik karşılıksız kalmaz. Güneyde korsanların mahkumları köpekbalıklarına attıkları yeri bulun ve buradaki çiviyi “get nail with hammer” ile sökün. Sonra da “tie nail to string” ile bir olta hazırlayın. Nail'ı “bend” komutu ile eğmeyi de unutmazsanız oltamız hiç de fena olmuyor. Artık knife ve hammer ile bir işimiz kalmadığından onları atabiliriz. Buradan anchor'un olduğu ekrana gelip “down” ile aşağıya inince kek bir yakalanmayı bekleyen bir balık görüyoruz. Hemen “catch fish with” ile onu yakalayın ve korsana götürün. Balığı ona verin ve ondan “silver coin”'ı alın. String'le de işimiz kalmadığına göre onu da atabiliriz. Top ve güllelerin olduğu yerde her şeyi bırakın (drop all) ve “get ball, go south, put ball in boat” komutlarını gülleler bitene dek (3 kez) tekrarlayın. Geri dönüp “get all” ile her şeyi geri alın. Şimdi captain'in odasına girelim ve önce kitabını bir okuyalım. Sonra artık klasik bilmece olan resmin arkasındaki eşyayı alalım (look behind painting, get key). “Unlock trunk with silver key” ile onu da açıp içindeki chest'i alın ve captain'in yanına dönelim. Elindeki yüzüğü çok beğenmediğimizden onu almak istiyoruz ama adam vermek istemiyor. Siz de “turn wheel” ile dümeni çevirip captain onu düzeltmeye çalışırken “get ring” yazıp yüzüğü alın. Şimdi suyun yüzeyinde yalnızca kuyruk görebildiğiniz ekrana gelin ve “throw coin into water” ile atın. Sudan çıkan deniz kızı sizi ve gemiyi adaya ulaştırdığını söylüyor. Hemen gözetleme kulesine çıkıp bekleyin. Ada görününce aşağı inip DİĞER BOAT'a binin. Şimdi adadayız. West ile geldiğimiz yerde mezar ziyareti yapıyoruz. Read writing ile adacağızın başına gelenleri okuyup ibret alın. Dig ile mezarı kazıp horn'u alın. Bir ekran kuzeye çıkıp “throw chest into cliff” ile chest'i fırlatın. Şimdi güneye inip mağaraya gelin. Mağaranın ortasında korsan siluetleri görünce “blow horn” ile tüm yarasaları ve onlar sayesinde korsanları kaçırın. Sahilde yukarıdan aldığınız chest'i bulup içine bakın ve skeleton key'imizi alın. Sonra en son ekran gelip “look behind bushes” ile gizli kapıyı ortaya çıkarın. “Unlock door with skeleton key”, “open door” ile kapıyı açıp içeri girin ve kapıyı kapatın artı kilitleyin. Güneye inince bir terazi buluyorsunuz o kadar. Yalnız terazi dengede değil ve ortalıkta bizden başka kimse olmadığına göre onu dengelemek de bize düşüyor. Put ring on right slab ile dengeyi sağladık diye sevinirken karşımıza birden bir yılan, hayır hayır bir ejderha çıkıyor. Burada kalp atışlarınızı dinleyerek durumun ciddiyeti hakkında fikir sahibi olduktan sonra adamımıza (yani bize) daha fazla işkence çektirmeden get ring yazın. Gizli kapı olanca hızıyla aşağı inince siz kurtuluyorsunuz ama sevimli dostumuz marmelata dönüşüyor. Onu jiletle yerden kazısak mı diye düşünmeyi bırakıp güneye inersek nihayet hazine sandığını buluyoruz. “Look at hole”, “look at chest” ile incelemelerde bulunup “read inscription” ile de bilgiyi okuyun. Şimdi önce “put diamond in hole” ile elması yerleştirin. Ancak açmayın yoksa bütün emekleriniz boşa gider (bu arada umarım arada sırada bir save ediyorsunuzdur) sonra da “get torch” ile meşaleyi alın. Kuzeye gidip kapıyı açın. Korsanlar içeri dalıp önce size yöneliyorlar sonra da hazine sandığını görüp ona yöneliyorlar. Sandığı açmalarıyla ölmeleri bir oluyor. Bu arada da içerisinin altınla dolmuş olmasına aldırmayın bu mağaradan çıkıp doğru sahile gidin. “Drop straw”, “burn straw” ile samanı yakınca korsanlar da bizi unutmayıp hediye niyetine bir top mermisi yolluyorlar. “Drop key get ball” yazıp batıya sonra iki kez güneye sonra da üç kez doğuya gidin ve “blow horn” ile o garip sesi çıkarın. İşte iyiliğinizin mükafatı. Anne balina türerek yeterince ödemiş oluyor. “Go whale” ile balinaya binin ve gemiye geri dönün. “Put ball in cannon”, “fire cannon” komutlarını yazıp gemiyi batırın. East yazın ve captain ile karşılaşmaya hazır olun. Elimizde tabanca olmadığına göre yapabileceğimiz tek şey kaptanı meşaleyle korkutmak olacak. “Burn captain” yazdığınız zaman zavallı adam yanarak ölüyor ve siz de bir düşmanınızdan daha kurtulmuş oluyorsunuz. “Open door” yazıp güneye inin ve bağlı durumdaki kadını bulun. “Untie woman” ile onu da kurtardıktan sonra aşkınızı pekiştirmek için “give ring to woman” yazın ve bir oyunu daha bitirmenin dayanılmaz hafifliğini yaşayın.
Son olarak oyunla ilgili bir takım açıklamalarda bulunmak istiyorum. Oyun hem 512K hem de 1Mb'de çalışıyor. 512K'da grafikleri ayrı ayrı yüklüyor ki bu da insanı çıldırtır. 1 Mb'de ise grafikleri RAM'a attığından sorun çıkmıyor. Oyunda sık sık kullanacağınız komutları fonksiyon tuşlarına aktarabiliyorsunuz ki bu da sizi uzun uzun yazmaktan kurtarıyor.
Sonuç olarak grafik, ses, kelime haznesi bakımından zayıf kalmış ancak bu eksikliğini konusu ve sürükleyiciliği ile tamamen giderebilmiş bir oyun. Eğer korsanlık hoşunuza gidiyorsa ve bu konuyla ilgili adventure oynamak istiyorsanız size ilk tavsiyem Secret of the Monkey Island, ikinci tavsiyem ise Her şeye rağmen sonuçta bence verdiğiniz parayı hak eden bir adventure tavsiye ederim.