Commodore sayı 52, sayfa 47

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 47

Bir Cracker'ın Hatıra

defteri

Dergimize gelen mektuplardan bir tanesi bizi hem sevindirdi, hem de duygulandırdı. Bu duyguyu sizlerle paylaşmak için Çağtay Benhür arkadaşımızın mektubunu yayınlıyoruz. Çağatay kardeşimize ilgisinden dolayı teşekkür ediyoruz.

Sayın Commodore Dergisi Yetkilileri, Önce size çalışmalarınızda başarılar dilemek istiyorum. Evde eski sayıları karıştırırken 43. sayıda yayınlanmış olan “Bir Cracker'ın Hatıra defteri” adlı yazıyı gördüm ve tekrar okudum. İlgimi çekti; bende ona benzer ama içerik olarak değişik bir yazı gönderiyorum. Eğer yayınlarsanız çok sevinirim.

BİLGİSAYARLARLA ON YILIM

Yıl 1980 ilkokul 1. sınıftayım. Bir akşam evde otururken Almanya'da oturan amcam bize geliyor. Bak sana ne getirdim diyerek gösterdiği bir paket hayatımı değiştiriyor. Amcamın bana getirdiği şey o günlerde ülkemizde çok kimsenin bile haberdar olmadığı Japon malı bir Atari'ymiş. İşte hayatımın ilk virajını dönüyorum. Atarili yıllar oyun dolu ve neşe dolu geçiyor. Yıl 1984 Atari'min başına bir kaza geliyor ve Atari'm kırılıyor. Ne çok ölmüş ne çok ağlamıştım. Yıl 1985 ilkokul 5. sınıftayım teselliyi yeni yeni ortaya çıkan “Computer Salonlarında” Pacman'i canavarlardan kaçırarak, Soccer'da rakiplerimi yenerek buluyorum. Nede olsa Joystick alışkanlığım var. İki yıl böyle geçiyor. Yıl 1987 Orta ikinci sınıfa başladım; ikinci dönemin ilk günü bir arkadaşımın evine gidiyoruz. Arkadaşım tüm sınıf arkadaşlarına o muhteşem aleti Commodore 64'ü gösteriyor. Herkes oyun oynarken sıra bana gelince tuşlarla oynuyor, adımı uzun uğraşlardan sonra yazıyorum. O günden sonra babamın başı ağrımaya başlıyor ve babam çok dayanamıyor. 87 Mayısında benim de bir C-64'üm oluyor. İşte hayatımın ikinci virajı. Artık ben geleceğe hazırım. Yıl 1988 Orta sondayım ve taktirlik bir öğrenciyim. Tüm bilgisayarcılarla senli benliyiz. Artık sadece oyun oynamıyor bilgisayarımla küçük programlar, müzikler yapıyorum. 88'in sonlarında artık bu işi iyice öğrendim. Yıl 1989 işte lisedeyim zaman ne çabuk geçiyor. C-64 ile hem futbol takımımızın forma, taktik çizimlerini yapıyor hem de oyun oynuyorum. Nedense şu oyunlardan bir türlü vazgeçemedim. Basic artık benim için çok kolay. İşte 1989'un en önemli olayı: Bir gün gazete bayinin önünden geçerken vitrinde “Commodore” görüyorum ve merak edip alıyorum. (41. sayı) Alış o alış artık ben ve Commodore arasında iyi bir dostluk başlıyor. Hem de ne dostluk ömür boyu süreceğe benzer, hem de ne dostluk vefalı; “unutulmuş birer birer eski dostlar” demedim ve elimden geldiğince iki üç sayı hariç tüm sayıları topladım. Artık Commodore Dergisi okuyorum, kafamda yeni düşünceler oluşmaya başladı; Commodore Dergisinden öğrendiğim özellikleriyle ve oyun mükemmelliğiyle artık hedefim AMİGA-500. Yıl 1990 Lise ikideyim ve artık zayıf bile alıyorum. Özellikle matematiksel derslerim zayıf. Okulda bilgisayar dersi görüyorum. (Çok şanslıyım.) Amacımı biliyorsunuz. A-500. Bunun için önce kardeşimi kafaya almalıyım. Kardeşime fikrini soruyorum; kızıyor o C-64 ve 560 oyunundan memnun. Hemen onu bir bilgisayarcıya götürüyorum ve iki Amiga Oyunu gösteriyorum. Hemen ikna oluyor. Sıra babamda. Ne demişler “Tarih tekerrürden ibarettir.” Üç yıl önceki olaylar yine başlıyor, babamın kafası yine ağrıyacak. Babam yine fazla dayanamıyor ve Mayıs 1990 artık bir Amiga 500 sahibiyim. Oyunlar, virüsler, çizimler hepsiyle ilgiliyim. Müzik bile yapıyorum. Şu ara bir grup kuruyorum. Şimdi sizler, bunlardan bize ne diyebilirsiniz, elbette size ne. Bu yazdıklarım sizi ilgilendiriyor mu? Hayır. Ama bence çok önemli çünkü ben bu yazıyı yazarken hem geçmişi andım hem de çok sevdiğim dergime bir yazı yolladım. Ama aşağıdaki sözleri bu yazıyı okuyan herkesin içtenlikle söyleyeceğini ve katılacağına eminim. Ben Commodore Dergisini seviyorum. Ben Commodore 64'ü seviyorum. Ben Commodore ürünü olan Amiga'yı seviyorum. Ben COMMODORE'u seviyorum. En içten sevgilerimle. Çağatay BENHÜR

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.