Commodore sayı 35, sayfa 18
Sayfanın metni

Sayfa 18

Bugün, teknoloji sürekli bir değişme içinde ve günlük yaşantımız bu değişmeden gün geçtikçe artarak etkileniyor. Bu artış pek çok nedenden kaynaklanıyor: Daha çok sayıda uzman, belli araştırma konusu problemlere harcanan büyük paralar, yeni sorunları ortaya çıkaran daha büyük bilgi kaynakları ve diğerleri.

Ancak teknolojik değişimdeki hızlanmayı meydana getiren zorunlu öğelerden birisi de bilgisayar. Bilgisayarlar, araştırmacıların yeteneklerini genişleterek araştırmanın ilk aşamalarında daha büyük ve karmaşık teorik taslaklara ve araştırma ürünü dönüştürüldüğünde daha etkili dizayn ve tasarımlara olanak sağlıyorlar.

Bu taslak yapma olayının bugün büyük bir kısmı bilgisayarın kendisi üzerinde odaklaşmış durumda. Bilgisayarın geçen 20 yıldaki evrimi hayret uyandırıcı. Önümüzdeki iki on yıllık süre daha da şaşırtıcı gelişmeler vaat ediyor. Bu yazıda, geride bıraktığımız 1988 yılı içinde açıklanan veya bugün sabırsızlıkla beklenen ilerlemelerin olduğu altı farklı alandan söz edeceğiz. Bu alanlardan bazıları -hypertext, süperiletkenler- bir süredir en azından teorik olarak biliniyorlar. Diğerleri -optik disk depolama, çağırma sistemleri ve süperçipler- şimdiden büyüyen dev endüstriler. Paralel işlem çoktan bilgisayar pazarında yerini bulmak üzere; sinirsel bilgi ağlarının geliştirilmesi ise hâlâ laboratuvarlarda ilk aşamasında gerçekleştirilebiliyor. Düz ekran sadece bilgisayarları değil teknolojinin en yaygın şekli olan televizyonu da değiştirecek bir ilerleme. Altı heyecan verici teknoloji; bu sayı kolaylıkla altmış veya altıyüz de olabilir. Gelin, değişen teknolojinin bilgisayarları ve yaşantımızı nasıl değiştirdiğine bir bakalım.

1. GÖREN, DÜŞÜNEN BİLGİSAYARLAR

Hesap yapmak amacıyla tüp ve kablolarla büyük salonları dolduran aletlere düşünen makine anlamında elektronik beyin denmişti. Kırk yıl önce de insanlar bilgisayarın ne zaman kendileri gibi düşünebileceklerini merak ediyorlardı.

O makinelerle başlayan yol, yani dijital bilginin analog aletlerde elektronik olarak işlenmesi, bizi bugünün bilgi devrimine getirdi. Bugün de, şimdi dijital makinelerde işlenen dijital bilgiyi kullanmaktayız ve günümüzün bilgisayarları beynimizin yapabildiğinden çok daha büyük hızlarla işlem yapabiliyorlar. Ancak gerçek anlamda düşünen veya bilgiyi beynimizin yaptığı gibi işleyen bir makine henüz yapılmadı. Ve beynimizin özelliğinden kaynaklanan önemsemediğimiz ve olmuş varsaydığımız bazı şeyler var ki, en basitinden bunları bilgisayarlar yapamıyorlar.

Görme Üzerine Yapılmış Araştırmalar

Görme buna iyi bir örnek. Milyarlarca dolar harcanarak yıllardır üzerinde araştırmalar yapılmasına rağmen, yapay görme daha bebeklik çağında. En iyi teknoloji ile üretilmiş yapay gözlerle donatılan bilgisayarlı robotlar sadece dikkatle ve özel olarak yapılmış alanlarda saatte bir veya iki millik hızlarla hareket edebiliyorlar, ancak daha önce karşılaşmadıkları bir şey görür görmez duruveriyorlar. Biz insan olarak bir şey gördüğümüzde, yapılan iş, gözlerimizle verinin alınmasını, bu verinin sinir hücreleriyle beyne iletilmesini, bilginin beyinde çevrilmesini ve daha önce gördüklerimizi saklayan bellek depomuzdaki -hepsi sadece bir anlık değil aynı zamanda ekli meydana gelen ilişki ve tepkilerin toplanmış bir envanteri- verilerle benzeşen görsel şekillerin tanınmasına dayalı yorumlama ve yanıtlama işlemidir. Bilgisayarlar da bilgiyi beyin gibi işleyip sıralarken pek çok bilgisayar bir defada yalnızca bir bilgi parçası üzerinde çalışabiliyor. Bilgi yükleniyor, üzerinde çalışılıp saklanıyor ve işlemci başka bir bilgi parçası üzerinde çalışmaya koyuluyor. Beynimizdeki nöronlar, bununla birlikte, bilgiyi beyin içinde ortaklaşa kullanarak binlerce aksona bağlı diğer nöronlarla ilişki halinde birer işlemci olarak düşünülebilir. Bu aksonların kümelenmeleri sonucunda dentrit denilen lifler meydana geliyor ve bu lifler uzayıp dallanarak bir ağacın dolaşık köklerine benzer bir ağ görünümü alıyorlar. Beynimizde milyar-

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.