HACKER'LAR (KIRICILAR) Cinayet Şüphesi Altında

Tedirginliğe kapılan Paul David Almanya'daki dostu Felix Dennison'a telefon eder. Dostu ona şunları söyler: “Ortadan kaybolmalısın David. Onlar şimdi senin peşine düşecekler. Hemen çekip git ve umutsuzluğa kapılma. Bu işin arkasında kimlerin olduğunu henüz bilmiyorum, ama bu kişiler çok güçlü olsalar gerek.” David ise şöyle der: "Lanet olsun! Ama haklısın, Felix. Geliyorum.”

Programa sızma gerçekleşmiş, ama Paul (Peter Sattmann) aslında kimin yanında?

Bu telefon konuşmasının hemen ardından Paul David yola koyulur. Ama daha havaalanında cinayet zanlısı olarak tutuklanmıştır bile. Paul suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışırken bu kez kriminal bir komplonun çarkları içine düşmüştür. Paul "Bastard” (Piç ??) (Melez ??) adını taşıyan sadık bir köpek aracılığıyla gizli bir parolayı eline geçirir. Bu parola ona bir suç örgütü olan “DATORG"un bir veri dosyasına erişim imkânı sağlar. Paul'un orada bulduğu şey ilk bakışta onu bilmecenin çözümü konusunda doğru yola götürecek gibidir. Paul DATORG'a sızar ve orada, bilgisayarın bütün inceliklerine vakıf eski bir hacker olarak, görünürde kendine bu örgütün bir maşası süsünü verir. Paul sonunda bilgisayarının başına geçer ve gözlerini monitöre diker. Zaten küçük ve rahatsız olan mekân sigara dumanıyla büsbütün ağırlaşmıştır. Odada sıkıntılı bir hava hüküm sürmektedir.

“Lanet olsun. İçeri giremiyorum bir türlü.“ diye söylenir Paul. Ama sinirli bir izlenim Uuyandırmamaktadir. O nedenle sesi ile içinde bulunduğu durum birbirine uymamaktadir. “Durun! Baştan alın! Bu iş böyle olmaz, çocuklar! Sen şimdi stres altındasın ya da en azından sinirli olman gerekiyor. Çün'cü karanlık işlere koşan bir adam telâş içinde hareket eder. Bir kez daha dene bakalım Peter.” Bunları söyleyen kişi yönetmen Ulrich Stark'dır, Peter ile kastedilen ise gerçek adı Peter Sattmann olan Paul David'den başkası değildir Şu anda Münih'teki Bavyera Film- Stüdyosu'nda gerçekleştirilen bir film çekimi çalışmalarında bulunmaktayız. Bu nedenle de çok şükür burada olup biten her şey sadece bir filmdir ve muhtemelen iyi bir şekilde-başka nasıl olabilir ki? sonuçlanacaktır. Buradaki “muhtemelen” tâbiri bu yılın sonunda ya da 89 başlarında Alman televizyon ekranlarında neler ortaya çıkacağgının beklenmesi gerektiğine işaret etmektedir. Yani ancak o zaman altı bölümlük polisiye dizi "Bastard” ARD-programında gösterime girecektir Bu bilgisayar-polisiye dizisi şu günlerde Bavyera stüdyolarında ve Münih, Frankfurt, Mayorka gibi değişik yerlerde filme alınıyor. Filmin zengin bir kadrosu var: Boşrollerini Gudrun Landgrabe ve Peter Sattmann'ın oynadığı bu yapıtın diğer rollerini Diether Karebs ile Ernst Jakobi paylaşıyorlar. Bu zengin kadro film duyulan merakı kamçıliyor. Paul David'in öyküsünün nasıl sonuçlanacağının ve bu arada filmin diğer iki oyuncusu olan bilgisayar ile köpeğin hangi önemli roartık bilgisayarı konu alan bir filmden kaçınmak bizim için neredeyse mümkün değildir. Böyle bir şeyin niçin denemeyelim? — Bilgisayar dolayısıyla ortaya çıkan en büyük engeller neler oldu? Braditseh-Bilgisayar benim için bütünüyle yeni bir alandı. Bu durumda bilgisayarlardan iyi anlayan bir danışmanın yardımlarını rica ettik. O zaman bu danışman dizi için ayrıca bir oyun da programladı. Ama biz önceleri büsbütün değişik sorunlarla karşılaşmıştık. Çünkü bilgisayarın filmini çekmek pek öyle kolay olmuyordu. Teknik açıdari ve kameramanlarımız için, resimlerinin lü üstlendiklerinin heyecanla bekleneceğini söyleyebiliriz

C-64 başındaki oyun programcısı acaba bir katil mi?

BİLGİSAYARLAR KÖTÜ

OYUNCULARDIR

Bovarla film setinde prodüktör Peter Bradatseh'a rastladık. Bradatseh bize bir filmin yapımı sırasında ortaya çıkan problemler den söz etti — Niçin bir bilgisayarı eksene alan bir polisiye yapıyorsunuz? Bradatsch- Bugün bilgisayar yaşamımızın öylesine doğal bir parçası olmuş ve kabul görmüştür ki, senkronizasyonunda çok büyük sorunlar ortaya çıkmıştı. Herhalde buna şeritler ve monitördeki istenmeyen efektler yol açmaktaydı. Böylece biz önce büyük bir bilgisayar firmasını bu sorunumuzu çözmekle görevlendirdik. Bu belki de başlıbaşına bir işti. — Köpek bilgisayarla nasıl uyum sağlayabildi? Oyunculardan daha iyi olanı hangisiydi? Bradatsch-Köpek ile hiçbir sorunumuz çıkmadı. O kendine düşeni çok iyi yapıyordu ve köpekli sahneler çoğu kez bilgisayarlı sahnelerden daha çabuk bitiriliyordu.

ene ıp Hareket Kayıt Hareket İptal i İLERİ

Bordro No

Biz Bordro Tarihi : 13/12/88

ÖDEME YERİ VADESİ ÇEK NO — TUTAR

ÇEK TAKİP KARTI

1 251453 POYRAZ

Grafikerler, mimarlar, mühendisler, doktorlar, tasarımcılar, eğitimciler ve müzisyenlerden sonra şu harika alet AMIGA'yı kullanabilme sırası şimdi işadamlarında. AMIGA, Türkiye'de faal olarak pazarlanmaya başladığı 1987 yılından bugüne kadar belirli meslek gruplarında başarıyla kullanılmış, fakat işletmelerde yeterince faydalı olamamıştır. Bugün Batılı ülkelerde yazılımlar öylesine ilerlemektedir ki, her yeni bir güne yeni bir yazılımla günaydın diyebilmek mümkün hale gelmiştir. Bu program ve yazılımlara gelince AMIGA için hazırlanmış dış kaynaklı yazılımların hem Türk ticari yapısına uymayışı hem de Türkçe açıklamalarının bulunmayışı, kullanım güçlükleri çıkarmaktadır. Ama şimdi artık ülkemizde de ciddi yazılımlar üretilmeye başlanmış olup, sonuçları da hızlı ve emin adımlarla alınmaktadır.

Vade Tarihi : 13/12/88 $/ YENİ AYDINLAR

Tutar

Evet! Biz AMIGA'cıların ortak sorunu bu mini devimizi büromuzda, işletmemizde nasıl kullanacağız? İşte bu sorunumuzu yazımızda tanıtacağımız ticari paketle çözebileceğimiz inancındayız. Bu ticari paketle hem AMIGA'nızı daha verimli hale getireceksiniz hem de işinizdeki zaman kaybını önleyeceksiniz. Severek kullanacağınız ticari paket tamamen Türkçe bir yazılım olup ASPERKAN LTD.ŞTİ. tarafından üretilmiştir. Yazılım iki program disketi ve data disketinden oluşmaktadır. Ayrıca alacağınız paketin içinde tüm isteklerinizi bulabileceğiniz bir de kullanım kitapçığı verilmektedir.

PROGRAM: 1- CARİ MODÜL (Cari Hesap - Çek/Senet) 2- STOK MODÜLÜ (Stok - İrsaliye/Fatura) diye ayrılmaktadır. Programlar ayrı ayrı kullanılabildiği gibi birbiriyle entegre olarak da kullanılabilmektedir.

1- CARİ MODÜL

TANITIM KARTI: VERSİYON - KAYIT DEĞİŞİKLİK - İPTAL HAREKET KARTI: ÇEK TAKİP KARTI - SENET TAKİP KARTI - HAREKET KAYIT - HAREKET İPTAL

TAHSİL/TEDİYE: TAHSİL - TEDİYE

DEKONT: BORÇ DEKONTU - ALACAK DEKONTU LİSTELER: C/H EKSTRESİ - DURUM LİSTESİ - TAHSİLAT LİSTESİ - TEDİYE LİSTESİ - ÇEK/SENET ARAMA - (ÇEK/SENET LİSTESİ - MÜŞTERİ ÇEK SENET DÖKÜMÜ - ADRES LİSTESİ) Modülde bir cari hesap tanıtım kartı açılarak, burada müşteriyle ilgili şirket adı ve ünvanı, adres, tel, telex, fax, vergi dairesi, vergi nosu, dönembaşı borç-alacak gibi bilgileri girilir. Aynı zamanda kartta tanımlanan müşteri kodu tüm program içerisinde kullanacağınız bir referans numarasıdır. Müşteri kod tanımlaması yapılmazsa o müşteriye ait hareket giriş, çıkış ve rapor alma mümkün olamaz. Eğer stok modülü kullanılmıyor ise giriş ve çıkışlar hareket kartı vasıtasıyla yapılabilir. Tüm bu kayıtlar üzerinde daha sonra silme, düzeltme ve buna benzer esneklikler sağlanmıştır. Bu modül üzerinde cari hesapla entegre olarak çalışan bir çek/senet menüsü vardır. Burada çek/senetleriniz hakkında tüm bilgileri girebilir, yazıcıdan giriş ve çıkış bordroları düzenleyebilirsiniz. Yine borç-alacak dekontları ile tahsil ve tediye makbuzlarının yanında müşterinin durum raporunu ve cari hesap ekstresini yazıcıdan veya ekrandan alabilirsiniz. Tüm bunların yanında kayıtlı müşterilerinizin adres etiketlerini yazıcıdan almak da mümkündür.

2- STOK MODÜLÜ

TANITIM KARTI: VERSİYON - DEĞİŞİKLİK - İPTAL HAREKET KARTI: HAREKET KAYIT HAREKET İPTAL İRSALİYE KARTI: İRSALİYE KAYIT - İRSALİYE DÖKÜM - İRSALİYE İPTAL

KAYIT et

FATURA KARTI: FATURALAŞTIRMA - FATURA İPTALİ LİSTELER: STOK HAREKET DÖKÜMÜ - FİYAT LİSTESİ - SİPARİŞ LİSTELERİ Modülde stok için bir tanıtım kartı açılarak, tüm stok birimleri için bir kod verilerek bu kod altında stok adı, miktarı, minimum seviyesi, birimi, KDV'si, alış ve satış fiyatı ile ilgili tanımlamalar yapılır. Eğer stok kod tanımlaması yapılmazsa o stoka ait hareket giriş, çıkış ve rapor alma mümkün olamaz. Bu modülde yine irsaliye, fatura menüsü kullanılmadan stok hareket kartından giriş yapılabilir. Bir irsaliye kesildiğinde stoklarla ilişki sağlanarak stoklardan düşülür veya ekleme yapılır. Bu aşamada irsaliye kesimi esnasında stoklarla ilgili çeşitli uyarıları ekranda görebilirsiniz. Kesilen irsaliyeler faturalaştırıldığında eğer cari modülü kullanıyorsanız, cari hesaplarla sağlanır, ilgili cari hesap borçlanır veya alacaklanır. Stoklardaki mallarla ilgili bir fiyat listesini yazıcıdan alabilmek mümkündür. Ayrıca stok kartında gerekli girişler yapıldığından stokların içerisinde minimum seviyesinin altında düşenler için bir

KAL : VER ÜTNETLERİ TARIN ACIKLAMA 1777 NO'LU çi

, Mez no'lu no'lu SENET BOR 1792 NO'LU FATURA

12456 NO'LU BORÇ DEKONTU 67834 NO'LU ALACAK DEKONTU 26547 NO'LU BORÇ DEKONTU 32456 NO'LU BORÇ DEKONTU 32134 NO'LU BORÇ DEKONTU sipariş listesini yazıcıdan alabilmek mümkündür. Her iki modülün de tüm aşamalarında klavye olduğu kadar Mouse'ta kullanılır hale getirilerek AMIGA'nın kullanım kolaylığı kullanıcının hizmetine sunulmuştur. Ayrıca menülere girilirken bu harika aletin

—

Alacak Bakiyı

konuşma yeteneği de göz ardı edilmemiş ve sesli uyarı mesajları konulmuştur. Kısaca size her aşamada yardımcı olabilecek konuşabilen bir ticari paket sunulmuş olup, programı kullanacak AMIGA'cılara ileriki tarihlerde yazılımın yeni versiyonları da ulaştırılacaktır.

Disketlere doğru davrandığınız takdirde hem zamandan kazanırsınız, hem de boşuna sinirlenmekten kurtulursunuz.

Ekranda koskoca bir ifade: "FILE NOT FOUND ERROR". Defalarca yinelenen denemelerden sonra sonuç değişmiyor. Disketten tek bir baytı bile alabilmek mümkün değil.

Bir diskete kaydedilmiş olan verileri silmek için oldukça düşük bir manyetik alan bile yeterli olabilmektedir. Bu tür manyetik alanlar, disketten mutlaka uzak tutulması gereken manyetik metallerde bulunur. Bir bilgisayara bağlı televizyon ya da monitörde, bobinlerin yarattığı güçlü manyetik alanlar vardır. Eğer gerekli izolasyon yapılmamış ya da yetersiz yapılmışsa, ekranın üzerine ya da yakınına konan bir disket zarar görebilir. Tavsiyemiz, veri taşıyıcılarını

genel olarak içlerinde elektrik motoru, bobin ve mıknatıs bulunan hoparlör, telefon apareyi vb. aletlerden uzak tutmanızdır. Posta ile yollanan disketlerin okunamaz hale gelmesi, sıkça rastlanan bir olaydır. Bunun nedeni, büyük posta merkezlerinde kullanılan tasnif cihazlarındaki mıknatısların disketin içeriğini silmesidir. Bu tür zararlara karşı en iyi önlem, disketi postaya vermeden önce alüminyum folyo ile kaplamaktır.

Bir sürü zahmetle oluşturulmuş ve yalnızca bir kere kaydedilmiş program artık tamamen kayıp. Tek bir çare var, programın yolunu adım adım takip etmek, yeniden yazmak, denemek ve yeni bir diskete kaydetmek. Oldukça zahmetli ve çok zamana mal olan bu yol, disketin daha iyi korunmuş olması ve örneğin disket üzerinde açık bırakılmış olan yere parmak dokundurmamakla, son derece gereksiz bir işlem haline gelebilirdi.

Disketlere nasıl davranılması gerektiği konusuna girmeden önce bunların fiziksel yapısı hakkında biraz bilgi verelim: Disketin ana kısmı, polyesterden oluşan ince, yuvarlak bir plakadır. Yüzeyi, aynen teyp bantlarında olduğu gibi manyetik demir oksit zerrecikleriyle kaplanmıştır. Bu manyetik tabakanın kalınlığı ancak yaklaşık yarım mikrometre kadardır. Tıpkı teyplerde olduğu gibi, bir yazıcı kafa disketin yüzeyini manyetize eder.

Disket, sürücünün içinde saniy yaklaşık 300 devir hızla döner. Bilgisayarla çalışırken disketin üzerine yanlışlıkla bir içecek -Coca Cola, çay vb.- devirirseniz, yalnızca birkaç damla bile disketi hareketsiz bırakmaya yeter. Disket kabının iç yüzeyi, disket plakasını pisliklerden koru makla görevli bir maddeyle kaplanmıştır. Delikten içeri giren bir sıvı, bu emici madde tarafından emilir ve bir süre sonra disketin dönüşünü engel lemeye başlar. son zamanlarda tef kaplı disketlerin üretilmeye başlaması, bu tehlikeyi giderek ortadan kaldıracağa benzemektedir.

Disket plakasının kaplanmış yüzeyi oldukça ince olduğundan, çok ufak bir yabancı madde parçası bile, bu yüzeyi çizerek manyetik tabakanın bozulmasına neden olabilir. Toz ve duman partikülleri bu nedenle diske tin en önemli düşmanlarıdır. Par makla dokunmak da bazı dürümlarda disket üzerindeki verileri hiçbir şey haline dönüştürmeye yetebilir. Diske ti tutarken yalnızca diş kabi ellenme li, yazma-/okuma kafası için açılmış olan oval del asla el sürülmemelidir. Ayrıca disketi kullandıktan son ra yine kabına ve daha sonra da kü tusuna koymak şarttır.

Aşırı iklim koşullarına karşı mut laka önlem alınmalıdır. Çünkü diske tin doğrudan güneş ışığına maruz kal ması ya da bir sıcaklık kaynağının ya kınında tutulması, okunmaz hale gel mesine neden olabilir. Tehlikeli sıcak lık kaynağı olarak yalnızca soba, kalorifer radyatörü Vb. gibi şeyleri dü şünmemek gerekir, Kullananların va kından bildiği gibi disket sürücüler de uzun çalışma durumunda epey isinmaktadır. Aşırı soğuk da diskete zarar verebilir. Disketin etkilenmeyece Bi sıcaklık sınırı artı ön ile elli derece arasıdır. Havanın nemi ise yüzde on ila seksen arasında olabilir.

Verilerinizin ve programlarınızın düzenli bir şekilde saklanabilmesi için, her disketin üzerinde bir etiket yeri bulunmaktadır. Sert bir kurşun ya da tükenmez kalemin ucu, man yetik tabaka üzerinde iz bırakabilir. Ayrıca disket kabının iç yüzüne ya pişmiş bir toz zerresi, kalemin baskısı sonucunda disketin yüzeyine yapışabilir. Aynı şekilde bir silginin kullanılması da benzer bir sonuç doğura bilir Kullanılacak en iyi kalem türü, yu muşak keşe uçlu olanlardır. Eğer hiç bir sorun çıkmamasını İstiyorsanız, yeni bir etiketi önce doldurun, daha sonra diskelin üzerine yapıştırın

Disket kablarının büro mandalı ya da ataç gibi malzemelerle sıkıştırılma sı, disketin mutlaka bozulmasına ne den olur. Zaten bu tip malzemelerin disket üzerinde kullanılması son derece gereksizdir. Koruma önlemlerinden bir başkası da, disketi gereksiz mekanik basınçlardan korumaktır. Bu tür basınçlar, çok sayıda disketi üstüste yığmak, disketleri sıkışık olarak dar bir kutuya sığdırmaya çalışmak gibi nedenlerle ortaya çıkar, Taşıma sırasında disketleri uygün kütülarda bulundurmak ya da mukavva gibi malzemelerle korumak gerekir

İm ze eder. Bu işlem sonucunda oluşan izler -tabil gözle görünmemekle birlikte- daha sonra yeniden okuna bilir. İşte disketin en zayıf noktası da bu yüzeydir. Bir disketi uzun süre ve sağlıkl kullanabilmenin tek yolu, son derece titiz ve dikkatli davranmaktan geçer. Alınan tüm önlemlere rağmen o kötü olay gerçekleşip de, disket okunamaz hale gelmiş ise, böyle bir durumdan zarar görmeden çıkacak olan, önceden o disketin bir “bacyani güvenlik kopyasını almış olan kişidir. Çünkü eğer günler boyunca o programın başında üğraş- Uysanız ve bir kopyasını almadıysa nız, herhangi bir bozulma durumun niden başlamanız gere da her şeye

Bu işin profesyonelleri a sında çok yaygın olan “her disketten bir sözü, acı tecrübelerin sonucunda ortaya çıkmış olsa gerekir. Özellikle önemli ve emek-yoğun programların mutlaka birer kopyası alınmalı ve arşivlenmelidir. Kullanıma göre ayarlanmış düzenli bir yerleştirme de önemli bir faktördür. Bu konuda en büyük yardımcı, özel olarak yapılmış disket kutularıdır. Bu kutular yalnızca koruma değil, aynı zamanda disketlerin toplu halde görülebilmesini de sağlamaktadır.

ZAMANINDA YENİSİNE GEÇMEK

Disketleri korumaya dikkat ederken, disket sürücüyu ihmal etmemekte yarar var, Sürücünün içine girmeyi başaran kirler, disketin yanı sıra aletin vazgeçilmez parçası olan yazma-/okuma kafasına da zarar verirler. Bu hassas kısımların temizlenmesi için özel bazı temizlik setleri satlmaktadır. Diğer tüm temizleme maddelerini ise özellikle kafadan uzak tutmak gerekir, çünkü bunlar yarardan çok zarar getirir. Normal kullanımda bir disketin ömrü firmalar tarafından bir yıl olarak verilmektedir. Çünkü en titiz kullanımda bile bu sürenin sonunda bazı kirlenmeler başlamaktadır. Disketin en hassas yeri, ortadaki deliğin kenarlarıdır. Burada bazı aşınmalar ya da tırtıklar farkettiğinizde disketin sonu artık pek uzak değil demektir. Hemen yapmanız gereken, disketin bir kopyasını almaktır.

Bruce Aetwick ve Stu Moment henüz öğrenimlerini bir sırada ““Sublogic”' taşıyan küçük bir firması kurmuşlardı. Aradan on yıl geçtikten sonra bir Sublogic -programı dünyanın en çok satan Ürünü oldu: ** t Simulator” (Uçuş Simulatörü) adlı efsanevi programdı bu. Happy Computer dergisi Sublogic'i ziyaret ederek bu başarının nedenlerini araştırdı.

İnsan ilk uçuş dersini nasıl alır? Yazı kurulumuzun elemanlarından Gregor Neuman ve Boris Schneider'in aslında niyetleri sadece Sublogic adını taşıyan yazılım firmasını ziyaret etmek ve firmanın kurucularıyla söyleşi yapmaktı. Ne var ki, Sublogic'- in büroları Chicago'nun güneyinde ve arabayla yaklaşık dört saatlik bir uzaklıkta bulunan Champaign adlı ücra bir kasabadaydı. Bu iki elemanımız rahat bir otomobil yoluculuğunu planlamışlarken Sublogic'den bir telefon geldi: “Ne diyorsunuz canım! Biz özel bir uçakla karşılar, alıp getiririz sizi.” Gregor ve Boris normal sefer yapan bir uçakla St. Louis'ye uçtuktan sonra orada küçük, dört kişilik bir pervaneli uçağa aktarma yaptılar. Uçağın pilot koltuğunda diplomalı uçuş öğretmeni ve Sublogic'in iki ku- Tucusundan biri olan Stu Moment oturmaktaydı. St. Louis ile Champaing arasındaki bir saatlik uçuş sırasında Gregor ilk uçuş dersini almış, Stu'dan uçağın bütün parçaları hakkında bilgi edinmiş, hatta birkaç dakika uçağın kumandasını eline alabilmişti. Bu alışılmadık peşrev kendisini geleneksel bir çerçeveye sıkıştırmak istemeyen Bublogic gibi bir yazılımevine uygun düşmekteydi. Firmanın büroları da Kaliforniya'daki Silicon Valley'de değil, bilgisayar firmalarının merkezinden birkaç bin kilometre uzakta bulunmaktaydı. Bu firma ender olarak yeni ürünler ortaya çıkarıp, ortaya çıkanları ise sadık bilgisayarsevenler aylarca beklemiş olmaktalar. Sublogic'in gizemli bir etkiye de sahip olduğu görülebiliyor, çünkü bilgisayar dergilerinde bu firma hakkında nadiren bir şeyler yazıhyor. Hal böyle iken, en çok satan eğlendirici program bu alışılmadık firmadan çıkmış oluyor. Bu program, Sublogic'in MS-DOS bilgisayarı için ürettiği “Flight Simulator”', Adı geçen program şu anda beş yılı aşkın bir süredir piyasada olduğu halde Amerika'da en çok satan programlara ilişkin güncel listelerin pek çoğunda bugün hâlâ görülebiliyor. Yazı kurulundan arkadaşlarımız bu ziyaretleri sırasında “Flight Simulator”'ün müellifi, Sublogic'in kurucularından biri, aynı zamanda da firmanın programlama şefi ve başkanı olan Bruce Artwick ile konuştular. Bruce ilk kez 1968 yılında bir bilgisayarla ilişki kuruyor ve bu ilişki onu derhal etkisi altına alıyor. Bu sıralar 15 yaşında olan Bruce çevresiyle kurmuş olduğu iyi ilişkiler sayesinde Chicago Üniversitesi'nin bilgisayarın- * da çalışma iznini elde ediyor. O zamanlar programlar Fortran dilinde yazılmakta, delikli kartlara basılmakta ve bilgisayar merkezinin müdürüne teslim edilmekteydi. Bu iş, Bruce'un Champaign'deki Illinois Üniversitesi'nde okuduğu ve üneversitenin bilgisayarı PDP-II'yi kullanabildiği 1973-76 yılları arasında çok daha ilginç olmaya başlamıştı. Bu yıllarda Bruce pek çok öğrencinin birlikte oturduğu büyük bir evde yaşıyordu. Evi paylaşanlardan biri de daha o zamandan herkesce bilinen bir uçuş öğretmeni olan ve uçmaya tutku derecesinde düşkünlüğü bulunan Stu Moment idi. Stu ve Bruce bir iş pazarlığına giriştiler: Stu, Bruce'a uçmayı, bunun karşılığında Bruce da Stu'ya elektronik ve bilgisayarla iligili her şeyi öğretecekti. Böylece Stu ve Bruce kısa sürede çok sıkı iki dost olup çıkmışlardı. Tabii Bruce öğrenimini parlak bir şekilde tamamladıktan sonra Hughes uçak fabrikalarında iyi bir iş buldu hemen. Orada uçaklar için yeni ve bilgisayarla yönlendirilen araçlar geliştirdi, böylece de bilgisini 3D grafiği üzerine en iyi biçimde yoğunlaştırabildi. Hatta bu arada kendi bilgisayarını da bizzat yaptı. Bruce 1977 başlarında “Kilobaud Microcomputing” adlı Amerikan dergisi için 6800-işlemci üzerindeki (modern 16-Bit-Chip 68000 değil, C 64'deki 6502 ile karşılaştırabilecek basit bir 8-Bit-Chip) 3D-grafiğini konu alan bir yazı kaleme aldı. Yazıda sözü edilen listeleri özel olarak piyasaya sunmak ve böylelikle de biraz para kazanmak istiyordu. Yazının yayımlanmasından kısa bir süre önce Kilobaud'un yazı kurulundan bir yetkili Bruce'a telefon ederek kendisine şöyle bir soru yöneltti: “Sizin programlarınızın sunumunu yapan firmanın adı nedir?” Bruce ise bu konu üzerinde henüz hiç düşünmemişti. Ama kararını vermek için birkaç saniye yeterli olmuştu “Sublogic”' diye yanıtladı soruyu. Bu adın aklına nereden geldiğini Bruce şöyle anlatıyor: “Üniversitede bir süre yeni devre döngüleri üzerinde çalıştım. Biz bunlara Sublogic adını vermiştik. Bu tanım teknik alanda tutunamadı. İşte benim tamamen kendiliğinden bugün bir bilgisayar firması için iyi bir ad olduğu düşüncesine Şimdi geriye dönüp baktıklarında Stu ve Bruce bunun bulunabilecek adların en iyisi olmadığını açıkça kabul ediyorlar. Stu şöyle diyor: “İnsanlar bazen bizim aslında denizaltı botları için bilgisayarlar yapan bir firma olduğumuzu düşünüyorlar. Bizim dini bir birlik olduğumuza ya da ruh hastalarıyla ilgilendiğimize inanan bazı kişilerin bizi telefonla aradıkla- Tı da Bruce Sublogic firmasını kurdu- Bunda, rahatlık içinde programlama yapmaya devam edebilmesi için dostu Stu Moment'den ticari işlerle ilgilenmesini rica etti. Stu öğrenimini henüz tamamlamamış olduğundan nois'de yaşıyordu hâlâ ve Sublogic'- in bu biricik iki elemanının birbirlerinden birkaç binkilometre uzakta oturmaları da bundan ileri geliyordu. Sublogic'in bu biricik iki elemanının birbirlerinden birkaç bin kilometre uzakta oturmaları da bundan ileri geliyordu. Sublogic 1978 yılında açılan bir bilgisayar fuarında 3D-rutinlerinin yeni bir versiyonunu tanıttı. Bunlar bu arada Apple ve TRS-80 gibi daha popüler bilgisayarlara dönüştürülmüşlerdi. Bir programcılar formunda bu foruma katılanlardan birisi sözkonusu rutinlerin bir uçuş simulatörü yazmak için kullanılmasını önerdi. Bu öneri izleyiciler tarafından coşkuyla kabul edildi ve fuar sırasında ziyaretçilerden bazıları Bruce'a böyle bir simulasyon programını satın alacaklarını söylediler. Programın yaratmış olduğu genel olumlu yankı Bruce'u

A

Çev.: Güven Savaş KIZILTAN böylesine karmaşık bir programı gerçekten denemeye teşvik etti. Her ne kadar Bruce uçmaya ilişkin temel bilgilere yıllardır sahip idiyse de, şimdiye değin bir uçuş simulasyonunu akgeçirmiş değildi. 1979 Haziran ayında Bruce, Sublogic firmasının yazılım alanında bir tek gün parlayıp yok olacak bir kuruluş olmaması gerektiğini, ciddiye alınması gereken bir yazılım firması olabileceğini sezinlemişti. Ayrıca, verimli hizmetler için ödüllendirmelerin adet olmadığı Hughes firmasında çalışmak ona artık pek fazla zevk vermemeye başlamıştı. Sonuç olarak Sublogic'i Los Angeles ve Champaign arasında ikiye bölmek de çok masraflı oluyordu. Bruce böylece Hughes firmasından ayrıldı, yeniden Champaign'e döndü ve yeni programlar üzerinde hummalı bir çalışmaya koyuldu. Nihayet 1979 asonlarında Apple II ve TRS-80 için (tabif sadece kasetler üzerinde) “Flight Simulator”' piyasaya çıktı. Satışlar o zaman için sansasyonel bir başarı sayılabilecek bir rakama, 15 bine ulaşmıştı. Bu dönemde Stu ve Bruce uzun süre hayalini kurmuş oldukları bir şeyi gerçekleştirip 1980 Haziran'ında ilk uçaklarını satın aldılar: 18 yıllık bir Cessna 150 idi bu. 1980 yazında Sublogic firması büyümeye başlamış, ilk elemanlar istihdam edilmişti, çünkü Stu ve Bruce telefon hizmetleri, paketleme ve sevkiyat gibi işlerle ilgilenemiyorlardı artık. Ayrıca, Sublogic'in daha çok ve farklı programlar sunabilmesi için başka programcıların aranmasına da başlanılmıştı. Microsoft'un Sublogic'e başvurması da aşağı yukarı bu döneme rastlamaktadır. Tam bu sırada Microsoft, IBM'in yeni bir bilgisayarı olan IBM-PC için işletim sistemi geliştiriyordu. Ama işletim sisteminin yanı sıra birkaç hazır program da sunmak istiyordu Microsoft. Bu hazır programlar aracılığıyla yeni bilgisayarın yetenekleri göz önüne serilmeliydi. Bu bağlamda düşünülen şey elbette bir uçuş simulasyonu idi; çünkü Apple'deki “Flight Simulator”'un satışı olağanüstü olmuştu. Böylece Microsoft Bruce Artwick'den PC için bir dönüştürme programı yapıp yapamıyacağı hakkında bilgi istedi. Bruce bu yeni bilgisayarı inceledi ve bundan çok etkilendi: Renkli, yüksek çözünürlü grafik, RAM'da ve disketlerde çok fazla bellek kapasitesi söz konusuydu burada Buraya basit bir dönüştürme yapmak istemezdi Bruce. Bu durumda kendisine bir yıllık bir süre tanınmasını tercih etti ve böylece uçuş simulasyonunun ikinci kuşağı olan “Flight Simulator Il'yi programlamaya başladı. 1982 yılının sonlarında kısaca FS 2 olarak adlandırılan bu program pazara çıkmış oldu. 1983'de C 64, Apple TI ve daha sonra da Atari XL üzerindeki dönüştürmeler piyasaya sürüldü. Microsoft'un MS-DOS versiyonu yayımlandığı sırada dönüştürmeler doğrudan Sublogic'den pazara çıktı. Bu andan itibaren Sublogic'- in başarısını frenlemek artık mümkün değildi. Bugün bile her yazılım mağazasında MS-DOS, Commodore 64 ve Apple için FS 2 versiyonları bulunabilmektedir. 1983 ila 1986 yılları arasında Sublogic başka yazılım alanlarında şansını denemeye başladı. Böylelikle birkaç strateji oyunu, öğretici-yazılım ave bir de akisyon-oyunu ortaya çıkmış oldu. Ne var ki, bütün bu ürünler çok başarılı olamamışlardı. Bruce bu konuda şunları söylüyor: “İnsanlar bizi simulasyonlarımız dolayı-

Sİ tanıyorlar ve bundan ötürü de biz salt bir simulasyon-yazılım evi olarak ün kazandık. Ürün çeşitlerimizi başka alanlara doğru genişletmiş olmamız belki de hataydı. Ama her halükârda şimdi biz hemen hemen yalnızca simulasyonlarla ilgileniyoruz. Ayrıca da, bu bize çok daha fazla zevk veriyor.” 1985 yılında “Jet” adını taşıyan bir başka uçuş simulasyonu yayımlandı. Bu programda bir oyun olarak çok hareketli muharebeler simule edilebilmekte. “Jet” ilki PC'lerde, daha sonraları ise Apple'de ve C 64'de ortaya çıktı. 1986 yılının başlarında Ameri ka digitalleştirildi, çünkü ABD'nin batı yakasının yarısına ait bölgeselverileri içeren 6 disket yayınlandı. Bu “Scenery Disks”'ler hem FS 2 ile hem de Jet ile kullanılabilmektedir. 1986 yılının sonunda FS 2'nin ST-ve AMI-GA versiyonları piyasaya çıktı. 1987 ise daha az hareketli bir yıl oldu ve ABD'nin doğu kesiminden sadece iki Scenery Disks ortaya çıktı. 1988 yılı Sublogic için olağanüstü hareketli bir başlangıç oldu: Steve Setzler'in programladığı (C 64 için) “Stealth Mission”, Mike Kulas'ın, Matt Toschlog'un ve Chris Green'in programladıkları (AMIGA ve Atari ST için) “Jet” tam bu sırada tamamlanmıştı. Büroları dolaşırken yeni Scenery Disks'i geliştiren Michael Woodley ile karşılaşıyoruz. Şu anda bir Avrupadisketi üzerinde çalışmakta Woodley.

Biz onun bürosunda sözkonusu programa entegre edilmiş dört Alman kentinden biri olan Münih üzerinde açıkla bir deneme turu yapma imkânı bulduk. Bruce Artwick de tam şu sıralarda kendi uçuş simulatörünün üçüncü kuşağı üzerinde çalışmakta: MS DOS-PC'ler için bir FS 3 bu. Bu yeni versiyon yani PC'lerin donanım (hardware) yeteneklerini (EGAgrafik, daha hızlı işlemciler) takviye ederek ve ST ile AMIGA'da FS 2'ninkine benzer menülere ve fonksiyonlara sahip olacak. FS 3 ilkbaharda Microsoft'da çıkacak. Dönüş türme ise şu an için planlanmış değil. Sublogic'in kuruluşundan bu yana geçen on yıl içinde firmada çalışanların sayısı iki kişiden altmışa yükselmiştir. Ürünler bütünüyle evde oluşturulmaktadır: Programlama, talimat taslağı, paketleme, disketlerin kopyalanması, tamamlanmış ürünlerin paketlenmesi ve görülmesi gibi işler bunlar arasındadır. Örneğin paketleme kâğıdının basımı gibi çok büyük teknik masraflarla üstesinden gelinebilecek türden şeyler ve yalnızca bunlar dışında hazırlattırılmaktadır. Kendi ürettiği ürünlerinin ve bunları öteki bilgisayarlara uyarlama işlerinin yanı sıra Sublogic diğer firmalara da hizmetler sunmakta. Sublogic yine Champaign'de bulunan Actionsoft adlı yazılım-eviyle birlikte çalışmakta. Örneğin Sublogic'in programcıları Actionsoft'un verilerine uygun olarak 3D-grafiği için rutinler yazmaktalar. Gelecekte başka yazı'ım-evleriyle gerçekleştirilecek takım çalışmasının boyutlarının daha da genişleyeceği düşünülebilir. Sublogic'in programcılarını bağlayan tek şey şu oluyor: Teknikten, bu teknik ister uçaklarla isterse bilgisayarlarla ilintili olsun, zevk duymak Örneğin Bruce Artwick'in hızlı motorsikletlere düşkünlüğü var ve yaşamı boyunca birkaç düzine motorsiklet sahibi olmuş. Bruce Artwick şöyle diyor: “Ben motorsikletleri hurdaya çıkıncaya dek kullanmıyor, her zaman bunların yenilerini alıp eskilerini satıyorum.”' Stu Moment ise iş gezisi için öngörülen bir tarihte başka bir kente gitmek zorunda kaldığında Sublogic'e ait olan iki uçaktan biriyle -kuşkusuz pilot olarak- uçuyor elbette. Stu ve Bruce kendi çalışma takımlarıyla birlikte sade vatandaş için gerçeklikte çok pahalı ve tehlikeli olabilecek bir şeyi yapmaktalar evbilgisayarında.