BİLGİSAYARLAR İNSANLA
Pek çok kişi bilgisayarı yalnızca yararlı bir aygıt olarak görüyor. Ama kişisel bilgisayar bundan daha fazla bir şey aslında. Bilgisayar bizim düşünmemizi, duygularımızı ve davranışlarımızı etkilemekte. Aşağıdaki yazıda, insan ile “zeki makine”nin karşılaşması durumunda neler olup bittiği anlatılıyor.
Bilgisayarlar ve insanlar temelden farklı varlıklardır. İnsan yavaştır, davranışlarında açık-seçiklik ender olarak görülür onun, güvenilmez bir varlıktır, ama son derece yaratıcıdır. Buna karşılık bilgisayar hızlıdır, onun tepkileri hesap edilebilir, mutlak bir güvenilirlik içinde çalışır, yaratıcılık yeteneğinden ise bütünüyle yoksundur. Bu karşıtlıkları mükemmel bir ortak-yaşam (sembioz)'da olağanüstü bir tarzda birleştirmek neden mümkün olmasın ki? İnsanın ve makinenin anlaşabilmeleri koşuluyla bunlar birbirini enfes bir biçimde tamamlamış olmazlar mıydı? Ama birbirine bu denli yabancı olan varlıkların anlaşmaları nasıl olacak? İnsanlar birbirleriyle yüz yüze ilişki kurarlar. Bilgisayar ve insan ise aralarındaki ilişkinin kurulmasını İngilizce'de interface olarak adlandırılan bir “ara-yüz” ya da bir meslektaşın ifade etmiş olduğu gibi “ilişki-yüzü” aracılığıyla gerçekleştirirler. Almanca bilgisayar jargonunda ise buna, -burada bağlantı-yeri kastedilmiş olmasına rağmen- “Schnittstelle” (kesim-yeri) adı verilmiştir. Schnittstelle kelimesi ise kuşkulu bir biçimde bıçak, kan ve acıyı çağrıştırmaktadır. Bu kelimenin içinde gizli bir mesaj mı saklıdır acaba? İnsan bilgisayarla bağlantıya girdiğinde kendi kendisinden bir şeyler kesip çıkarıyor olmasın sakın? Acı veren bir şeyler? Bu konuya yine döneceğiz ilerde. İnsan bilgisayarın başına geçtiğinde ve ekran üzerindeki klavye girdileri ya da simgeler yoluyla bilgisayarla iletişime girdiğinde bir şey elde etmek ister. O bir insan olarak kendi isteğini bilgisayara yaptırtmayı arzular. Ama o kadar da basit değildir bu. Bilgisayar ne bakışlardan anlar ne de bir gülümsemeden. İnsan sesiyle ilişkili olarak da son derece büyük güçlüklerle karşı karşıyadır o. Bilgisayar genel olarak neyi anlamaktadır? “Hesap makinesi” tanımına analog olarak hesap mı yapmaktadır bilgisayar? Acaba hesap yaparak mı düşünmektedir? Hayır, bunun böyle olduğunu o kadar kolaylıkla söyleyemeyiz. O halde, bilgisayarla çalışırken ben mi düşünmekteyim? O ise benim yerime mi düşünmektedir, ben onun klavyesinin başına geçtiğimde ve onu kendi bilgisayar diline uygun olarak kullandığımda? Bilgisayar mı konuşmaktadır, yoksa ben mi onunla kendi dilinde konuşmaktayım? Ne tuhaf, insan ile bilgisayar arasındaki ilişkileri dil ve düşünce gibi insanın varlık yapısını göz önüne seren kavramlardan başka türlü kelimelerle betimlemek güç görünüyor. Ama bilgisayar bir insanın düşündüğü gibi düşünmemektedir. Bilgisayar dilleri de hiç de Almanca, İngilizce ya da Fransızca gibi birer dil olmayıp kodlama sistemleridirler. Bu diller, eğer bilgisayarla anlaşmak istiyorsam uymak zorunda olduğum programlar olarak biçimlendirilebilen sistemleridir. Böylece ben, bilgisayarın başındayken, önceden oluşturulmuş bir simgeler sisteminin kurallarına göre düşünmekteyim. Bir makine olan bilgisayarın dili de aynı şekilde bir makine gibi işlev görmektedir. O halde ben bilgisayarı kullandığımda bile-isteye bir makine gibi mi görev yapmaktayım? Çünkü aksi takdirde bilgisayarın işlevini yerine getirmemesi mi söz konusudur? Bir makine olarak bilgisayarın hiçbir iradeye, hiçbir özgünlüğe, hiçbir duyguya ve bedene sahip olmadığını söylemeye bile gerek yok. Bilgisayar planlı, bir amaca yönelik olarak rasyonel ve güvenilir bir biçimde çalışır. Ama bunu ancak kendisine dışardan verilen enerji aracılığıyla yapar o. Bilgisayar, her şeyden önce, uygulamaya geçirilmiş doğabilimsel düşüncedir. Doğabilimsel düşüncedekine benzer bir biçimde oluşmayan, dolayısıyla da açıkseçik, yeniden üretilebilir ve hesaplanabilir olmayan bir şeyin bilgisayarda işlenmesi mümkün değildir; bu şey doğabilimsel anlamda mevcut da değildir zaten. Bilgisayar cansızdır, ölümü tanımaz ve hiçbir gizemlilik taşımaz. Gene de, onun iç yapısını ve onunla ilişki kurmayı iyi bilmeyen bir kişi için giz dolu bir varlıktır. Ama ilke olarak bu makinenin künhüne varılabilir. Peki bilgisayarın düşündüğü söylenebilir mi? Muhtemelen hayır, fa-