KORSANLAR

KORSAN ENDÜSTRİ'NİN TEMELİ

“Avrupa, 1992'lerin açık iş pazarı Margaret Thatcher'den Amstrad'ın ünlü kurucusu Alan Sugar'a kadar herkesin şimdi bize söylediği şey bu. Ama gelin de bunu Avrupa'ya dağılmış veri hırsızlarına anlatın. Onlar, yıllardan beri kırılmış oyunları ve demo programlarını rahatça dağıtmaktalar. Ayda bir kere, belki daha sık, veri hırsızı çeteleri önceden ayarlamış bir yerde o sıralar piyasada mevcut her yeni programı kopyalamakta kullandıkları boş disketlerle silahlanmış olarak toplanıyorlar. Geçen ay Venlo, Hollanda'da yapılan böyle bir toplantıda Street Sports Soccer, Aaargh ve Super Hang On oyunlarını bulmanız mümkündü. Daha da oyunlardan ilk ikisi henüz satışa çıkarılmamış ve kalan diğeri de raflara yeni konmuşken bu durum gerçekten çok etkileyicidir. : Kopya partileri, ise sadece bazı grup üyelerinin ve arkadaşlarının fikir ve oyun değiş tokuşu için değişik ülkelerde bir araya gelmeleri olayı. Ancak bu okasyonların ardında, yazılım endüstrisinin asla durduramadığı teknik kabiliyetler ve beceriklilik ile organize olmuş bir veri hırsızlığı ağı yatıyor. Yandaki harita endüstrinin karşı karşıya olduğu sorunun büyüklüğü hakkında biraz fikir verebilir. Hiç bir ülke emniyetli değil ve en az bir kaç çok iyi bilinen ismi barındırıyor. Almanya'da yaklaşık 50 çete varken bu ülkede (İngiltere) bir düzine kadar ortaya çıkardım.

- ret. Ve bazen bu yarışma çok çetin

Bu gruplardaki ana motiv oyun kırıcılığı olarak göze çarpıyor. Bu, onlara göre bir kontak, teknik hüner ve sürat imtihanı sayılıyor. Çetelerin çoğunun daha ortaya çıkmadan önce programları ele geçirme yolları ve araçları var. Başka bir deyişle, kırıcılık, bir oyun satışa sunulduğunda ve oyunlar bütün Kıta'da daima aynı anda piyasaya çıktığında ilk kimin programın korumasını etkisiz hale getireceği ve programı network'e koyacağını görme yarışı haline geliyor. Yapılmasındaki amaç ise sadece şöholabiliyor örneğin, Psygnosis'in O literator'u satışa çıkmasından sonra bir kaç saat içinde yükleyicisinde etkili korumalardan biri bulun na rağmen kırılmaktan kurtula İş burada da bitmiyor. oyunlara grubun adını iftiharla yeni yükleme ekranları kon çoğu kez sıkıştırılarak kısalt dan orijinallerine göre dal yükleniyorlar. Bazı duru oyunlar geliştirilip esas pri oldukça ötesinde bir hal lar (sonsuz hak, ipuçl dan itibaren bu oyunlar da gösterime (tabiatiyle, yanlarda) giriyorlar ki ar oradan yüklemek, çoğaltmak ve bu: ları etrafa dağıtmak çocuk oyuncağı haline geliyor. Bazılarına bu bir oyun ama çoğunluk için ciddiyetinin farkında. Bir keze yaptıkları iş yasa dışı. En hafifinden bu “sahip kimsenin zararına dağıtım” yani telif yasası uyarın-

NAR'INDAKİ VERİ HIRSIZLIĞI

Çev.: Can ÖZTÜRK ca yüzlerce poundluk zararın geri ödenmesini ve donanımın haczedilmesini gerektiren bir suç. En kötüsü ise daha ciddi sonuçlara yol açabilecek cezai muamelelerin söz konusu olmasıdır. anda ve Almanya'da polis çea kutularına baskınlar yappek çok tutuklamalarda butur. Bu ülke ise oldukça rahat ri hırsızları için hayat kolaydı. k şimdi peşlerinde FAST (Fedeon Against Software Theft-Yazım Hırsızlığına Karşı Federasyon) “Veri hırsızlığı yoluyla kaybedilen toplam gelir önemli boyutlara varıyor... problemi abartmıyoruz,” diyor FAST”ın şefi Bob Hayes. ““Problem abartılmıyor, pek çok kişi problemin bu kadar büyük olduğunun farkında değil. Tahminler, veri hırsızlığı/korsanlığının şirketlerin satışlarının yarısını götürdüğünü öne sürüyor. Ve şirketler de bundan hoşlanmıyorlar. Çoğu bu giderleri fiyatlara ekliyorlar ve eğer kârları bu kayıplardan dolayı kısıtlanmasa fiyatın ineceğini savunuyorlar. Veri hırsızları ise bu görüşü reddediyorlar ve oyunlar yeteri kadar iyi olsa onları satın alacaklarını söylüyorlar. Bu arada bir çok veri hırsızının kırdıkları oyunları satmadığı da bir gerçek. ““Biz kâr amacı gütmüyoruz,” diyor bir grup üyesi. “Oyunları kopyalamamızdaki neden yazılımın çoğu kez satın alınacak değerde olmayışıdır.” Veri hırsızlarına göre oyunların çoğu pek iyi programlanmıyor ve aşırı pahalı oluyorlar. Özellikle, 16 makinaların yazılımların fiyatları kızgınlık yaratıyor. Onlara göre 20-25 poundluk rakamlar adaletli değil ve bu durum, disket fiyatlarını ve diğer fazladan masrafları neden olarak gösteren şirketlerle aralarındaki tartışma konusu. Pek çok kırıcı endüstrinin iyiliği için bu işi yaptıklarını söyleyebilecek kadar ileri giderken özellikle büyük bir kısmının iş dünyasında yasal ola-: rak yeralmayı reddetmesi bir başka tartışma konusunu oluşturuyor. Yeteneklerinden kimsenin şüphesi yok. Uzman oldukları demo'lardaki üstün görsel efektler ve sampling seslere bir bakmanız bunu kanıtlamaya yetecektir. Ancak yine de çoğu fikirlerini yaratıcı olarak kanalize etmeyi hatta sadece birikimleri yoluyla para kazanmayı düşünmüyorlar. Bu gerçeğe ba- Zı yazılım müdürleri inanmakta zorluk çekiyor. “Aralarında gerçekten büyük yetenekler var ancak yeter ki enerjilerini yasal olarak kullansınlar...” diyor Bob Hayes. Bu bütün endüstriyi kuşku ile izleyen pek çok kişinin ortak görüşü. Böyle bir geçiş yapan bir kırıcı da ünlü virüs'ün yayılmasından sorumlu. SCA'dan Cristian Weber. Geçenlerde bir İsviçre firması olan Linel, kendileri için yazılım hazırlaması için onunla anlaşma imzaldı. Komiktir, ilk çalışmaları bir kopyalamaya karşı bir koruma sistemi ve virüs öldürücü oldu. Bu, pek çok grup üyesi-

'nin gözünde, ihanete eşit bir davranış. Bana VAX ve IBM'lerdekilere benzer virüslerin başka bir makinada varolmayacağını söylüyordu ve ben de onların yanıldıklarını kanıtladım” diyor Cristian. “Ama asla disketteki yazılımı yok etmeyi istemedim.” Cristian Weber öbür tarafa geçti. Kırıcıların da kendi aralarında kuralları var. Endüstri ile işbirliği yapmaları ve dost veri hırsızları hakkında bilgi sağlamaları kesinlikle yasak. Bunlar ne kadar komploya benzer görünüyorsa da hepsi de o kadar gerçektir. Veri hırsızlığı ağı organize ol-

FRANSCOM EO4CO muş bir durumda. Takımlar arasında rekabet olduğu halde oyunların ve demoların dolaşımında işbirliği içindeler. Hatta kendi çıkardıkları yayınlar bile var. It's Illegal (But Who Cares) - Bu Kanunsuzdur (Ama Kim Takar) gibi fotokopi ile çoğaltılan bültenler, kırıcılık dünyasında neler olup bittiği ve diğer yasadışı faaliyetler hakkında bilgi sağlıyorlar. Alman grubu TRIAD tarafından basılan It's Illegal'in Nisan sayısında çeşitli haberler, veri hırsızları ile sohbetler, Venlo'daki kopya partisi hakkında bir yazı, Rolling bir tanıtımı, 64 ile AMIGA'nın akrabalığı konusunda bir tartışma, seri ilanlar, son kırılan oyunların isimleri ve en iyi oyunlar listesi yer alıyor. Esas olarak, baştan sona endüstriyi hiçe sayarak eğlenen bu dergi aslında veri hırsızlığının arkasında yatan mantığı yeniden vurgulamaktadır. Yazılım endüstrisini tam anlamıyla küçümserken kendisi için akla bir Robin Hood imajı uyduracak kadar ileri gidebilmektedir. Mart sayısında bir sohbette İngiliz grup Fusion'un kırıcılarından Tan isimli bir genç yaptığı işin nedenini şöyle açıklıyor: “Oyunu satın almaya mali gücü elvermeyenlere bunu elde etme şansını veriyoruz.” Bu görüş, korsanlıkla ilgisi olan herkes tarafından her zaman paylaşılmaktadır. “Oyunlar aşırı pahalı, fiyatı düşsün diye her gördüğüm oyundan on tane alamam ki. Buna zaten param da yetmez.” Veri hırsızlığı piyasadaki makinalar kadar eski. 8 bit'lik makinalardaki demolar yıllardır çıkıyor ve çoğu kırıcı da 64'lerinden, tüpün dibinde kalanını çıkartırcasına, en iyisini elde etme çabası içindeler. Ancak 16 bit pazarı genişledikçe, gruplar da bin bir renkli efektler, dalgalı ekranlar ve plak ve kasetlerden alınan sampling müzik bölümlerinden oluşan demolar hazırlıyorlar. Bununla beraber asıl tehlike veri hırsızlığından doğuyor. 3 inçlik disketlerin portatifliği ve kolay taşınabilirliği ile her AMIGA'sı ve ST'si olanın disket sürücüsüne de sahip olduğu gerçeği ve bu makinaların sağladığı yeni stimülüs ile 16 bit makinalardaki veri hırsızlığı salgın boyutlarına varıyor. Bu durum kaygı ile iz-

“EL TORRO CRACKING SERVİCE

| SHARKS ACE SAP

BEASTIE BOYS

Teniyor; özellikle bu makinalara geçiş yapmış yazılım şirketleri tarafından. Bu tür korsanlığa karşı en savunmasız olanlardan birisi sadece AMI-GA ve ST yazılımı üreten Psygnosis firması. En son çıkardıkları Obliterator'un Avrupa'da satışa çıktığı saatlerde, kaderi öncekiler gibi oldu. ““Hiç şaşırmadım,” diyerek kabul ediyor programcı Dave Lawson. “«Disketi kopyalayamazsınız çünkü içinde pek çok koruma var ama bu ikorumaları etkisiz hale getirilebilir çünkü disketin üzerinde değişiklik yapabilirsiniz””. Obliterator'u düşündüğünüzde, Pysgnosis satışa çıktığı andan itibaren kayıbın 250.000 £ maliyet üzerinde Ve 50 olduğunu iddia ediyor. Çeşitli yollardan korsanlıklar sonucu ortaya çıkan bu rakam oldukça kaygı verici. Şirketlerin çoğu, oyunların yanında iyi bir ambalaj, posterler ve rozetler - insanları teşvik edici hediyeler vererek korsanlığa karşı koymaya çalışıyorlar. Psygnosis ve Magnetic Scrolls/Rainbird gibi şirketler ise sık sık içlerinde program tarafından sorulan password'lerin bulunduğu kitapçıklar sağlama yoluna başvuruyorlar. Veri hırsızları ise bu sefer bunları fotokopi ile çoğaltıyor veya bu passwordleri programdan siliyorlar. Bu sistem, yazılım endüstrisinde diğerleri pek kullanılmıyor. İngiltere'- de Cinemaware'in 16 bit'lik yazılımlarının dağıtımını yapan Mirrorsoft daha fazla kaygılı. Pazarlama Müdürü Tom Watson kaygılarını şöyle dile getiriyor: ““Esas tehlike Amerika'- da ST pazarının düştüğü duruma gelmemiz. Burada, korsan programlar telefondaki bülten bankaları yoluyla direk olarak kullanıcıya gidiyor. Şu anda orada ST pazarı ölmüş durumda ve buna en büyük katkıda bulunanlar veri hırsızlarından başkaları değiller. İşin Amerika'daki durumu önemli. Avrupalı korsanlar Kıta'da yeni satışa çıkan oyunları beklerken yazılım hırsızlığı zinciri suyun öbür tarafına, Amerika'ya uzanıyor. Sanki korsanlar telefon sistemine girerek yeni Amerika programlarını ele geçiriyorlar ve bir kaç saat içinde kendilerine kaydediyorlar. Oyunların çıkar çıkmaz kırıldıkları bir yana bir kısmının henüz piyasaya sürülmemiş olması ilginçtir. Peki bütün bunlar nereden sağlanıyor. * Avrupalı Yazılım Bayileri Oyunlar Avrupa'da ingiltere'den iki hafta önce piyasaya sürülüyor. Böylece pek çok kırıcı, oyunları İngiltere'de satışa çıkmadan önce ele geçiriyor. * Amerikan Korsanların Telefonla Yaptıkları Kayıtlar. Amerikan programları daha satışa çıkmadan önce kırılıyor. * Satış Dükkanları.

Bazı bayiler veya personelleri yeni oyunlar çıkar çıkmaz bunları korsanlara sağlıyorlar. * Programcılar. Programcılar ya kendi oyunlarını veya meslekdaşlarının oyunlarını isteyerek veya farkında olmadan dağıtıyorlar. Bütün bunlara inanmak zor gibi gözüküyorsa da bu hastalık endüstriyi sarıyor. Bu arada, endüstri bunu tedavi etmede ne gibi teşebbüsler- < de bulunuyor? System 3'ten Tim Best'in fikirleri şöyle: “Yazılım disketleri çok fazla değiş tokuş ediliyor ve bunlarla mücadele etmek çok güç ancak suyun aktığı delikleri kapatmalıyız. Watford'ta birisini tanıyorum,bu kimse günde en az on oyunu aldıktan sonra dükkana geri getirip değiştiriyor. Dükkândaki görevlilerde bilerek veya bilmeyerek yardım ediyorlar. Ayrıca ek bir donanıma, bir çeşit karmaşık kontrol cihazına ihtiyacımız var. Geçenlerde programlarımızı böyle bir cihaz olduğu halde piyasadaki kırıcı kartuşlarla test ettik ve sadece ikisi başarısız oldu. Programların korumaları ve kırıcı kartuşların durumu nazik bir konu.

Bu konuda konuşmak için en nazik durumda olanlardan birisi de geçmişte hem oyun hem de ünlü Expert kartuşunun yazılımını hazırlayan programcı John Twiddy. Ona, bir korsanın kendisi için bir “Hipokrat” olduğuna dair suçlamasını ilettim. “Bunu zannetmiyorum. Orijinal kartuşu bana program yazarken yararı olabilir diye geliştirdim ve kullanma amacı da budur zaten. Pek çok programcı bunu çok değerli buluyorlar. Diğer şirketler de aynı görüşteler.”

Kırıcı kartuşlar yakında kapatılmaları mümkün bir yol olarak görünüyorlar. Telif hakları ve dizayn patentleri ile ilgili Parlamento'da şu sıralar görüşülen kanuna, kopyalayıcılar gibi yağma amacıyla kullanılan araçların ve pazarlanmasını yasaklayan bir madde eklenmiş durumda. Gerçi bu

“yine uzman olanları durduramayacaktır. Temel kaide hâlâ John Twiddy'nin ortaya koyduğu gibi “Bir oyuna koruma yapmak için aylarınızı verebilirsiniz ama mutlaka birisi çıkıp bu oyunu kıracaktır. Bunu başarmak daima onların en büyük amacı olacaktır. Commodore User'a gönderilen kırılmış bir oyun disketini yüklediğinizde şu yazılar ekrana geliyor; “Çok iyi bir korumaydı ama şimdi sizlere ömür.” Sonuçta kırıcılık onuru tatmin edilmişti. Eğer firmalar İngiltere'de de oyunları dışarıda satışa çıktıkları anda satmaya başlasalar daha iyi olmaz mı? Burada işe endüstri politikaları karışıyor. Oyunların bütün Avrupa'da aynı anda satışa çıkması durumunda İngiliz distribütörler kendileri bu pazara satış yapmaya başlıyorlar. Bu yüzden yazılım firmaları bu gecikmeyi yaratmaya mecbur kalıyorlar. Eğer bunu yapmazlarsa yabancı distribütörlerin firmalardan fazla oyun almaması ve satamaması durumu gündeme geliyor. Bundan zararlı çıkan da yine firmanın kendisi oluyor. Kökü en derinlere inen problem ise endüstriden gelen materyal. Kırılmış oyunların pek çoğu 9 75 bitmiş olarak ortaya çıkıyor ve işle direkt ilgisi olan birinden sağlanıyor. Örneğin şu anda piyasada Katakis adında, R-Type'a çok yakından benzeyen ve hâlihazırda Rainbow Arts tarafından programlanan bir oyunun demosu dolaşmakta. Sözde bizim henüz oyunun varlığını bilmememiz gerekirken Alman korsanları TRIAD disketleri bu demo ile doldurup dağıtıyorlar. Başka bir olay ise Carrier Command adlı oyunun Atari ST'deki kopyalarının network'e girmesi ve bu arada kopyalarının Firebird'ün bu oyunun bir benzerini yapan rakip şirkete gelmesi oldu. Bu şirketin çalıştığı ofis de Carrier Command'ın programcıları Real Time'ın üst katında bulunuyor. Sonuçta ortaya çıkan, birinin yaptığı dikkatsizlik. Peki, Firebird buna karşı ne yapacak? Hiçbir şey. Diğer şirket bunun üzerinde çalışacak ve üzücü olaylar meydana gelecek. Herhangi bir kimsenin onları durdurması mümkün değil. Bir İngiliz kırıcının dediği gibi kendi kendisini içten yaralıyor.” - Kırıcılar doğrudan firmaları hedef alıyorlar ve programcıları ayartmaya çalışıyorlar. “Bize yardım ediyorlar” diyor birisi. Ama şirketler de oyunları korumakta aciz kalıyorlar. “Nelerin bizden gittiğini bilmek çok zor” diyor Telecom'dan Sean Brennan. Bununla birlikte firmalar kendilerinden sızan karşı bazı önlemler almıyor değiller. En yaygın yöntem “parmak yöntemi”. Kodun

“görünmez bir kısmını değiştirmeye dayanan bu yöntemle, buna benzer bir versiyona rastlandığında kaynağı bulabiliyor. Ancak bu da tam bir çözüm değil. Bir problem serbest programcılar çalıştıran firmaların hatta takımlar kurmuş büyük yazılım evlerinin ortak problemi. Elite firması iyi bir takım kurabilmek için bir yıldan fazla uğraştı ve daha önce olduğu gibi program kaybetmek istemiyor. “Eskiden problem olan şey çalışanların arkadaşlarının haberimiz olmayan rahatlıkla buraya gelip çıkmalarıydı. Artık buna izin

-diyor Elite'in pazarlama müdürü

Bernard Dugdale. Ama ya programları evlerine götürüyorlarsa, onları kenara çekip arayamazsınız ki? “Bunu isteyerek yapan birine karşı önlem almamız imkânsız, ama onlarla kontratımız var ve bu işten pay alıyorlar. Bunları kaybetmek istemezler. Ama fiilen bazıları yapıyor ve bazı kırıcılar örneklerini gösteriyorlar. “Bir kısmı hiç dikkat etmiyor.” diyor İkari takımından bir tanesi. Bunun yanında önemli programcılar ve en kalifiye grafik sanatçılarının bile bu işin içinde oldukları dedikodularından geçilmiyor ve sık sık ispatlanıyor. Bunu sadece kendileri direkt işin içinde olanlar kesin biliyorlar ve tabiatiyle açıklamıyorlar.