BİLGİSAYAR KAM

Çev: Balaban TOZAN

Gelişmiş Batı ülkelerinde yaz aylarında öğrenciler için çeşitli etkinlikler düzenlenir. Son yıllarda özellikle Federal Almanya'da kurulan ve yaygınlaşan bilgisayar kampları da bu etkinliklerden biri, Federal Almanya'da yayımlanan en önemli bilgisayar dergilerinden biri olan 64'er, bu kamplardan birini ziyaret etti ve yöneticileriyle görüştü. Aşağıda 64'er yazarlarından P.Pfliegensdörfer'in Kuzey Bavyera'daki Benediktbeuern bilgisayar kampındaki izlenimlerini okuyacaksınız.

Çevre, daha kampa girmeden yeterince umut veriyordu. Tarihi ve saygıdeğer görünümlü Benediktbeuern Manastırı'nın arka planındaki karla kaplı tepeler, ressam elinden çıkmış bir peyzaj izlenimi yaratıyor- Binanın yan bölüklerinden biri 150 yataklı gençlik oteli “Don Bosidi. Yaz tatillerinde otelin büyük bir bölümü Hamburg merkezli seyahat organizasyonu “CompuCamp” tarafından kiralanıyordu. Böyle bir bilgisayar kampında neler yaşandığını gözlerimizle görmek için büyük bir heyecanla binaya girdik. Pek şaşırdığımız söylenemez. İçerisi aynen bir manastırda bulunan bir gençlik otelinin nasıl olabileceği hakkındaki varsayımlarımıza uyuyordu. Tahtayla kaplı ve büyük bir bölümü rengarenk boyalı kalın duvarlar rahat bir ortam sağlıyordu. Compu- Camp organizasyonunun yönetici asistanlarından Jens Behrmann ile bir söyleşi yaptık: 64'ı Benediktbeurn, Compu- Camp'in Federal Almanya ve Avusturya'da organize ettiği altı bilgisayar kampından yalnızca biri. Sizin gibi üst düzey yöneticilerinden birinin burada ne işi var? Jens Behrmann: Ben hiçbir zaman bir masa başı adamı olmadım. Şu sıralar Boomerang Workshop'u yönetiyorum. Rutin ziyaretlerimin dışında, böyle özel bir durum olduğunda da buraya gelmem son derece normal. 64'er: Şu sırada kampta kaç misafir ve gözlemci bulunuyor? Jens Behrmann: Şu sırada kampımızda yoğun spor kursları nedeniyle bir tür “olumlu istisna” durumu var. Otuz misafir ve dokuz gözlemci bulunuyor. Normal koşullarda 5-6 misafire bir gözlemci düşüyor. 64'er: Gözlemci olarak kimler görev yapıyor? Jens Behrmann: Tatil gözlemcilerini, spor öğretmenlerini, bilgisayar öğretmenlerini ve kamp yöneticisini ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Genellikle konuyla bağlantısı olan ve gençlerle ilişki kurmasını bilen üniversite ve doktora öğrencileri görev yapıyor. Genç bir ekibin görev yapıyor olması, kampa son derece gerekli olan bir dinamizm kazandırıyor. Kamp yöneticilerimizin çoğu daha önce kamplarda gözlemci olarak çalışmış kişiler. Bunlar genellikle hep aynı kampta görevli oluyorlar, böylece hem çevre hakkında daha çok bilgi sahibi oluyorlar hem de otel yöneticileriyle daha köklü ilişkiler edinmiş oluyorlar. Bu çok önemli. Burada Benediktbeurn'de kamp yönetici liğini Gesa Sellmann yapıyor. Kendisi geçen yazdan beri üç ayını burada geçirmiş durumda. 64'er: Bir tür gündelik plan kullanıyor musunuz? Jean Behrmann: Tabii. Saat 7.45'- te kalkılıyor. Kahvaltı saat 8.00'de. Kurslar 9.00'da başlıyor ve 12.00'ye kadar sürüyor. Sonra öğle tatili var. Öğleden sonra spor kursları veya serbest saatler var. 64'er: Bu, bize yatılı okul disiplinini hatırlattı biraz?! Jens Behrmann: Katiyen. Her konuda son derece esneğiz. Hava koşullarını, mevsimi, katılımı ya da özel istekleri her zaman gözönüne alabili- Tiz. İsterse bunlar çok kısa vadeli olsun. 64'er: Çalışılacak dersler haricinde çocuklara neler veriliyor? Jens Behrmann: Birazdan göreceğiniz gibi burayı sadece ders yapılan bir yer olarak almak yanlış. Örneğin bir kampta bugünlerde bir kayak, bir tenis bir de yakın savunma kursu sürüyor. Ayrıca Bavyera Film Stüdyoları, Olimpiyat Köyü, Deutsches Museum (Federal Almanya'nın en büyük müzesi) gibi yerleri görmeleri için Münih'e turlarımız var. Ayrıca burada Benediktbeurn'de de bazı etkinliklerimiz var: Banyoları gezme, Kochel gölünde kanoya binme, gece yürüyüşleri vb. Her cuma otel binamızda disko da var. 64'er: Bu tür etkinliklerin ücreti eksıra olarak mı alınıyor, yoksa başta ödenen ücretin içine mi dahil? Bu tür masrafları nasıl ahsil ediyorsunuz? Jens Behrmann: Kampa katılan her çocuk, bu tür etkinlikler için başta 30 Mark ödüyor. Bu para, spor ve bilgisayar kurslarının ücretlerine dahil değil. Hangi çocuğun hangi etkinliğe katıldığı titizlikle not ediliyor ve kamp süresi sonunda masraf hesap edilerek ailesine bildiriliyor. Zaten bu tür etkinliklerin toplamında kişi başına 30 Mark'ı aşmamaya dikkat ediyoruz. Altışar yataklı odalardan birini inceliyoruz. Odada bir sürü disket, doystickler, bir Commodore 64 ve yanında 1541 disket sürücü göze çarpıyor. Benzer manzaralara diğer odalarda da rastlamak mümkün. Odadaki C-64, yuvasından uzak bir kampta geçirdiği gecelerde sevgili bilgisayarından ayrılmak istemeyen bir çocuğun. Jens Behrmann: Aslında böyle bir şey tamamen gereksiz, ama yine de çok sık rastladığımız bir durum bu. Gerekli donanım ve yazılım tümüyle organizasyonumuz tarafından karşılanıyor, ama çocuklardan biri evinden AMIGA monitörünü buraya kadar getirmişti bir defasında. Neden böyle yaptıklarını bilemiyorum. Gençler çoğunlukla birbirlerini burada tanıyorlar. Karşılaştıklarında sordukları iki soru: İlk olarak “Bilgisayarının markası ne?”'. Pek soğukluk yaşamıyorlar, kaynaşma hemen sağlanıyor. Tabii biz de kamp sakinlerinin ya da en azından oda sakinlerinin yaklaşık aynı yaşlarda olmalarına dikkat ediyoruz. Tüm çocuklar 11 ila 16 yaş arasında, yalnız bu hafta bir 9 yaşında bir de 17 yaşında misafirimiz var. Daha önceki dönemlerde bir defa 8 yaşında bir misafirimiz oldu. Üst limit ise 19, 20. ama bu istisnai bir durumdu. Odadan bir protesto sesi geldi: “Hiç kız yok!”. Hiç kız yok mu? Bu kamplar konusunda tecrübeli olduğu anlaşılan başka bir gençten geldi cevap: “Yoo, Westensee'deki kampta iki tane vardı”. Jeans Behrmann: Kızlar büyük bir istisna oluşturuyor, kamplara katılım oranları belki yüzde üç civarında. Asfinda bunun mantıklı bir açıklaması yok. Belki bunun nedenleri hakkında birtakım varsayımlarda bulunabiliriz: Ya kızlar farklı nedenlerden dolayı bilgisayar konusuyla pek ilgilenmiyorlar, ya da erkek sayısının çokluğu onları katılmaktan vazgeçiriyor. Ama biz gerçekten kamplarımıza daha çok kızın katılmasını istiyoruz. Eğitim odasının kapısından baktığımızda, Jeans Behrmann'ın biraz evvel kampın niteliğiyle ilgili sözleri ne hak verdim. Aslında burada da “önde”' durup ders anlatan biri vardı, ama “öğrenciler”” koltuklarında son derece rahattılar. Bir okul der hanesi havasının hüküm sürdüğünü söylemek insafsızlık olurdu. Jeans Behrmann: Aslında veliler çoğunlukla uygunsuz fikirlere sahipler. Bazıları, yavrularını son derece yoğun bir eğitimle bilgisayar uzmanı haline getirmemizi istiyor. Halbuki daima gözönünde bulundurulması gereken buraya gelen kızların ve oğlanların yaz tatilinde oldukları gerçeği. Burada eğitim sıkı bir disiplinin dışında verilmeye çalışılıyor. Birden fazla bilgisayar kursunu aynı anda devam edilmesini tavsiye etmiyoruz. Çünkü bu durumda çocukların tatili heba oluyor. Bir bilgisayar ve bir spor kursu burada birarada, ayrıca yeterince boş zaman da var. Bu yeterli, hem en keyifli durum bu. Kamp dahilinde yaptığımız izleme turu sırasında rasladığımız her gence kampla ilgili izlenimlerini sorduk. Giderek kafamızda netleşen fikir, ezici bir çoğunluğun hayatından memnun olduğuydu. Bir konu dışında:

Bilgisayar tatili için ideal: Benediktbevern manastırı ve

anında “Don Bosco” gençlik oteli.

Jeans Behrmann (CompuCamp yetkilisi): “Burası bir yatılı okul değil”.

Yemekler. Bu konuda bazı gençlerin şikayetleri vardı. Kendi gençlik oteli anılarımızı ister istemez hatırladık. O zamanlar da bu otellerde yemek sorunu en yoğun tartışmaların ana konusunu oluşturmaz mıydı? Hatta bazı durumlarda bu tartışmalar, yemek boykotuna kadar şiddetlenmez miydi? Aslında anlaşılan bu kampta durum o kadar kötü değil, 14 yaşında bir genç, “gençlik oteli ölçülerine göre iyi” derken, bir başkası “ama tabü daha iyi olabilir” demek gereğini duyuyordu. Fiyatlar konusu açıldığında ise suratlar biraz uzuyordu. “Allah'tan benim masraflarımı babamlar ödüyor. Kurs ücretlerini biraz yüksek bir genç. Bir diğeri ise halinden memnun: “Saçma, para veriyoruz ama karşılığını da alıyoruz.” Birden fazla kursa devam edildiği takdirde oldukça yüksek bir maliyete erişiyor olmasına karşın, biz de bu incelememiz sırasında ikincisinin kanısını paylaşma eğilimini edindik. 64'er: Birden fazla kampınıza devam eden köklü müşterileriniz oluyor mu? Jeans Behrmann: İki müşteri türü aslında bir denge oluşturuyor. Bazıları yalnızca bir hafta için çekinerek geliyor. Bazıları ise tutarlı bir şekilde tüm kursları takip ediyor ve bunlar bir sonraki yıl çoğunlukla başka bir kampımızda yine bizimle birlikte oluyor. 64'er: Tabii okurlarımızın en çok ilgisini çeken konu, bilgisayarlar. Bu kamplarda en çok kullandığınız bilgisayar tipi hangisi ve başka ne tür bilgisayarlar kullanıyorsunuz? Jeans Behrmann: Açıktır ki, en çok kullandığımız bilgisayar, Commodore 64. Buradaki bilgisayarların yarısı C-64, dörtte biri Commodore 128 ve geri kalanı da AMIGA. Diğer kamplarımızda kişisel bilgisayarlardan da yararlanıyoruz. İstisnai olarak bir Commodore 16 sahibi kampımıza gelecek olursa, onun için kampta bir C-16 olmasını sağlıyoruz, ya da bazen bir Scheider CPC. Aralarında Atari kullanıcıları da olmasına karşın, kamplarda pek Atari ST talebiyle karşılaşmıyoruz. Tabii hemen en büyük tartışma başlıyor: AMIGA, Atari ST'ye karşı. Hangisinin daha iyi olduğuna ilişkin sonu gelmez tartışmalar. Bu noktada gözlemcilerin biri parlayan gözlerle konuşmamıza katılıyor. ve büyük bir coşkuyla, kendi yanında getirmiş olduğu şahsi ST'siyle kamp üyelerinden birinin SI'sini V24 ve MIDI aracılığıyla birbirine nasıl bağladıklarını anlatıyor. Kabloyu pencerelerden geçirerek manastırın duvarı boyunca uzatmışlar ve geceleri kendi odalarında oldukları halde beraberce Flight Simulation ve MIDI Maze oynamışlar. Anlatışından çıkardığımız, bu kampta yaşanan key- Jin yalnızca öğrenciler tarafından olmadığıydı. Dergiye dönerken kamp hakkında olumlu izlenimlere sahiptik. Misafirler son derece mutluydu, kursları da oldukça başarılı bir biçimde sürdürüyorlardı. Çoğu şimdiden Westensee ve Benediktbeuern'de açılacak (1988 sonbaharında) kampın hayalini kuruyorlardı. Gençlerle yaptığımız konuşmalarda sorun olarak ortaya konan iki konu, yemekler ve ücretlerdi. Fakat yine de gençler son derece mutluydular. Bizi kızdıran ise, 14 yaşımızdayken böyle kamplara gidememiş olmamızdı. Her türlü gerginlikten uzak bir atmosferde oyun içinde bilgisayarla tanışmak ile her şeyi evde kendi başına halletmeye çalışmak arasında tabii ki çok büyük fark var.

En genç kampçı: Sebastian Schlagwein henüz dokuz yaşında.

Kampta sunulan olanaklar ve fiyatlar

CompuCamp'ın organize ettiği kampların fiyatları haftalık 595 Mark'tan başlıyor. Ek bir kursun fiyatı ise 315 Mark (uzun süreli kalanlar için üçüncü haftadan sonraki kurslar ücretsiz). Bir defada yapılan iki rezervasyona 30 Mark iskonta uygulanıyor (üçüncü rezervasyondan itibaren her biri için S0 Mark iskonto). Ayrıca her katılan gence kampın bir T-Shirt'ü veriliyor. Benediktbeuern'de bir haftalık kampın kişi başına fiyatı 675 Mark. 3.1.-8.1.1989 arasındaki kısa hafta için 495 Mark'lık özel bir fiyat uygulanıyor. Geziler, incelemeler, müzeler gibi özel etkinlikler için peşin olarak 30 Mark alınıyor. Her misafirin katıldığı etkinlik gözönünde bulundurularak yapılan hesap sonucunda para artmışsa, üstü iade ediliyor.

Keşif gezisinde: Kamp, katılanlara rahat bir atmosferde okul baskısı olmaksızın öğren-

me olanağı sağlıyor.

Commodore firmasının son renkli monitörü, çok mükemmel bir ürün. Commodore 1084, C-64'ten AMIGA'ya kadar tüm Commodore ürünlerine bağlanabiliyor.

Commodore firması uzun zamandan beri ev- ve yarı profesyonel alana uygun bir monitör üretmeyi planhyordu. Böyle bir monitör için gerekli önkoşul, farklı sinyalleri alabilen ve işleyebilen girişlerin olmasıydı. Commodore 1084, yalnızca C-64 ve C- 128'e bağlanabilmekle kalmıyor. tüm AMIGA ailesi (500, 1000, 2000) de bu monitörle çalışabiliyor. Commodore, bu yeni monitörüyle hem yeni başlayanlara hem de daha ileri aşamalara aday kişilere net bir görüntü sunuyor. 1084, detaylı bir el kitabıyla ve yukarıda adı geçen makinelere bağlanabilmesini sağlayan kablolarla birlikte satılıyor. Doğru giriş seçilip de monitör açıldığında, nefis bir ekran görüntüsüyle karşılaşıliyor. 1084'ün yansımalardan arındırılmış ve 14 inçlik (yaklaşık 32 cm.) bir ekranı var. Kullanıcının monitöre bakış açısı, alttaki bir açılır kapanır ayakla değiştirilebiliyor. Bu ayak açıldığında monitörün arkaya doğru eğimi 30 derece kadar oluyor. Bu yeni monitörü geliştirenler hakikaten her şeyi düşünmüşler. Commodore 1084, yukarıda sayılan bilgisayarların yanısıra video aletine ve televizyon tunerine de bağlanabiliyor. Elde edilen görüntü ise, televizyonunkiyle kıyaslanamayacak kadar net ve güzel. Monitörün hoparlörü, ses ve müzik dinlemek için son derece elverişli. Oyun sırasında odadaki diğer aile fertlerinin seslerden rahatsız olmamaları için, kulaklık girişi bile var. Monitörün farklı sinyal kaynaklarına ayarlanması düğmelere basılarak gerçekleşiyor. Ön yüzde ekranın altında açma kapama düğmesinin yanında, RGB (AMIGA, C-128) ve FBAS (C-64) seçimini yapmaya yarayan bir düğme var. Ayrıca Centering

(sol/sağ merkezleme), parlaklık, kontrast, renk, resim netliği ve volüm düğmeleri de sırayla burada yeralıyor. Gerekli tüm ayarlar buradan yapılabiliyor. Diğer ayar düğmeleri ise arkada. Bu düğmelerle monitörün video gerecine bağlanması, resim büyüklüğü ve resmin yatay konumu ayarlanabiliyor. Ayrıca FBAS ve RCA sinyallerinin seçimi için de bir düğme var. Monitörün görüntü kalitesini kanıtlamak için herhangi bir AMIGA oyununu görmek yeterli. Ayrıca televizyon için yayınlanan test görüntüsü de bir video cihazı ya da herhangi bir tuner üzerinden alındığında, gördüğünüzde, üstün ses ve renk yeteneklerine hayran kalacağınızdan eminiz.

delini ni acele POT NO: 4 kalite hakkında hiçbir şüpheye yer bırakmıyor. Bu olağanüstü görüntüyü sağlayan faktör, bilgisayar monitörleri hele televizyon ekranı için alışılmamış olan çözünürlük düzeyi. Nokta sayısının çok fazla olması, televizyon ekranına oranla çok daha net bir görüntü sağlıyor. Bilgisayarın başında Commodore 1084 monitörle çalışmak bir zevk. Aynı şekilde bu monitörle video ya da televizyon seyretmenin de tadına doyulmuyor. Ayrıca farklı aletlere bağlanabilme özelliği, bu monitörü vazgeçilmez kılıyor. Eğer bugün bilgisayar dünyasına ilk kez, bu işe en uygun seçenek olan Commodore 64'le adım atmak durumundaysanız, ileride de bu işi ilerletmek ve daha ileri modellere geçmek arzusundaysanız, Commodore 1084 size en iyi olanakları sunuyor. Sağladığı olanaklar ve çalışma keyfi, biraz yüksek gibi görünen fiyatını son derece haklı çıkarmakta. Ayrıca eğer evinizde video cihazınız varsa, bir Commodore 1084 satm alarak, ucuz fakat kaliteli bir ikinci renkli televizyon sahibi olmanız da mümkün.