Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 11
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 10
Toplumsal açıdan bakıldığında bu sürecin büyük bir önem taşıdığı görülmektedir: Teknik anlamda bir meta, eğer teknik olarak yeniden üretilebiliyorsa “iyi”dir. Meta bu özelliği taşıdığı takdirde, aynı teknik onu elde etme imkânını da yaratmış olmaktadır.
kastettiğim oyun programları değil. Bununla katalogların düzenlenmesini, menü programlarının tasarımlanmasını, her ne kadar her şeyi her türlü formatta basmak mümkün ise de yazıcıya başka bir sabit kopyalama rutini uyarlanmasını ve benzeri şeyleri anlatmak istiyorum. Bu tür oyunculuğu yararsız bir etkinlik olarak görmüyorum. Büyük bilgisayar oyununun temelinde yatan ilke, oyun değil, tersine, oyunun kırılmasıdır.
YALITILMIŞ BİLGİSAYAR TUTKUNLARI - BİR ÇELİŞKİ Mİ?
Ya da bu oyun, kaçak olarak kopyalanmış bir kullanım programını, sonradan asla kullanmamak üzere, rehbersiz anlamaya yönelik bir girişimdir. Kullandığım programları satabilirim de. Bu, sanıldığından daha akla yakındır. Çünkü, insan gerçekten de kullandığı bu denli çok sayıda programa asla sahip değildir. Disket üzerindeki bilinmeyen bir program karşısında kendimi tıpkı Keops piramidinde yeni bir kapı keşfetmiş bir arkeolog gibi duyumsarım. Bunun dezavantajına gelince; İnsan bu işi yaparken yapayalnızdır.
Kanımca, korsan kopyaların böylesine başdöndürücü bir hızla yayılmasının nedeni, her münzevi “bilgisayar tutkunu”nun (Freak) gerçekte “to freak” denilen etkinliği sürdürmek istemesi, yani kendi yalıtılmışlığından kurtulmayı amaçlamasıdır. Böylece yine başka bir münzeviye ziyarete gidilmekte ve hediye olarak kopyalanacak bir şey götürülmekte, daha da iyisi onun için sevgiyle hazırlanmış bir disket kendisine sunulmaktadır. Ne var ki, pek çokları hiç de kurtuluşa erişememekte, bir kaçışı yaşamaktadırlar. Karısıyla eğitim ya da daha kötüsü ilişki sorunları üzerine sohbet etmek veya A programının görüntülerinin B programına nasıl yükleneceği problemini çözmek arasında bir seçimle karşı karşıya bırakılan kişi ne yapabilir? Kim bu ikinci seçeneğin çekiciliğine direnebilir ki? Ama kişi eğer sonunda bütünüyle yalnız başına kalmak istemiyorsa, direnebilmelidir buna. Acaba bu bağlamda yeni bir insan tipi söz konusu mudur? Bunun yanıtı “Ne yazık ki, hayır.”dır. Tekniğe sığınma ve kaçış herhalde yeni bir olgu olmasa gerek. Max Frisch “Homo Faber” adlı romanında, insanları “yorucu” bulan bir mühendisi anlatır. Faber adlı bu mühendisle kız arkadaşı arasında geçen bir tartışma sırasında mühendis kendisi için hiçbir şeyin arızalı elektrik traş makinesini onarmaktan daha ivedilik taşımadığını dile getirir. Faber'in gözünde bu onarım müthiş elzem ve ertelenmesi mümkün olmayan bir iştir. Ama kız arkadaşına, dolabında hiç el değmemiş yedek bir traş makinesi daha bulunduğunu söylemez Faber. Görüldüğü gibi, bu kez suç bilgisayarda değildir; çünkü yıl 1956'dır. Kişinin insani açıdan bir ebleh gibi davranması için, gerektiğinde bir traş makinesi bile yeterli olabilmektedir.”