Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 58
BURAK KİPER
Geçen yazımızda modüllerle ana program arasında veri alış-verişi için ikinci yol olarak genel değişkenleri kullanabileceğimizi söyledik. Bu uygulamanın bir sakıncası bulunuyor. Eğer modülle ana program arasında veri alış-verişini PARAMETRE değişkenleri sağlarsa bir bakışta hangi değişkenlerin veri taşıdığını, hangi değişkenlerin etkilendiğini görebiliriz. Ancak veri alış-verişinde genel değişkenler kullanırsak, programımızı yaptıktan bir süre sonra programımıza baktığımızda hangi değişkenlerin modüllerle veri irtibatı sağladığını anlamakta güçlük çekebiliriz. Eğer PARAMETRE değişkenlerini veri alış-verişinde ön kapı olarak düşünürsek genel değişkenlere de veri alış-verişinin arka kapısı diyebiliriz. Genel değişkenleri modülle ana program arasında veri alış-verişinde kullanmak düzensiz bir program hazırlamamıza neden olur. Bu yüzden veri alış-verişlerinde PARAMETRE değişkenlerini kullanmamız iyi bir program hazırlamamız açısından doğru olur. Buna rağmen karşılaşabileceğimiz iki durumda GENEL değişkenleri veri alış-verişinde kullanmak daha faydalı olur: (1) Eğer bir modülü çağırdıktan sonra modüldeki bazı değerleri korumak istiyorsak bölgesel değişkenlerle amacımıza ulaşamayız. Modüller her çağrıldıklarında bölgesel değişkenler için özel bir hafıza alanı ayrılır. Modülden çıkıldığında modüle ait bölgesel değişkenlere yüklenmiş değerler de kaybedilir. Modül tekrar çağrıldığında yeni bir hafıza alanı ayrılır. Kalıcı olmasını istediğimiz bir değer varsa GENEL değişken kullanmamız gerekir. (2) Bazan birçok modül aynı veri yapısı üstünde çalışır, mesela büyük bir tablo üstünde. Böyle bir durumda birçok modül tarafından kullanılan değişkeni GENEL değişken olarak tanımlamak daha uygun olacaktır. Bu yazımızda anlattıklarımızı pratik olarak uygulayabilmek için geçen sayıda yayınlanan Program Döküm Eki'ndeki iki programı inceleyebilirsiniz. Genel değişkenleri kullanmamız için iki durumun mevcut olduğunu söylemiştik. İlk programımız böyle bir duruma örnek olabilir. Bu programımızda rastgele sayılar üreten bir fonksiyon tanımlanıyor. Tanımladığımız fonksiyon kullanılarak bilgisayar 0 ile 100 arasında değişen sayılar tutarak bu sayıyı bulmanızı istiyor. Rastgele sayı üreten fonksiyonumuz pek profesyonel bir fonksiyon değil ama birçok oyun tipi uygulamada işinizi görür. Fonksiyonumuza çekirdek bir rakam gerekiyor. Fonksiyonumuz aldığı çekirdek sayıyı kullanarak yeni bir çekirdek sayı üretiyor. Yeni üretilen çekirdek sayı bir sonraki hesaplamada kullanılıyor. Çekirdek sayıyı taşıyan değer GENEL değişken olarak tanımlandığından fonksiyon her çağrıldığında çekirdek sayının bir evvelki değeri kaybolmuyor. 0 ile 100 arasında bir sayı elde etmek istediğimiz için çekirdek sayımızı 100 ile çarpıp elde edilen sonucun tam sayı kısmına 1 eklemek yeterli oluyor. İkinci programımız ise bir hesap makinesini taklit ediyor. Hesaplatmak istediğiniz işlemi belirli bir yapıya göre girmeniz gerekiyor. Aksi takdirde hata mesajı ile karşılaşabilirsiniz. RECURSION (kendi kendini çağırma)
Bir alt program veya fonksiyon başka bir alt program veya fonksiyonu çağırabilir. Eğer bir alt program veya fonksiyon kendisini çağırırsa buna RECURSIVE (kendisini çağıran) alt program veya fonksiyon adını veririz. Recursive şekilde programlamayı, döngü tipi programlama yerine kullanabiliriz. Gerçi döngü tipi programlama ile karşılaştırıldığında daha fazla zaman ve hafıza harcanmasına neden olan bu uygulama bazen döngü tipi ile çok zor yapılacak programların çok kolay bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlar.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 59
Döngülerde olduğu gibi recursive uygulama da kendiliğinden duramaz, bu yüzden programa ne zaman durması gerektiğini bildiren bir komut eklememiz gerekir. Recursive bir alt program inceleyelim:
PROCEDURE TERS(N: GER); VAR VERİ:CHAR; BEGİN İF 1 THEN BEGİN READ(VERİ); WRITE(VERİ); END ELSE BEGIN ERS(N-İ); END END;
IİNTE-
TERS, alt programımız N değişkeninin değeri kadar harften oluşan bir kelimeyi tersten yazacak. Eğer bilgisayar
TERS(5);
şeklinde bir komutla karşılaşırsa girilen beş harf tersten yazılacak. Alt programımızda yeralan,
IF N-1 THEN
komutu recursive uygulamanın durma şartını sağlamak amacı ile kullanıldı. Eğer durdurma şartı yanlışsa (N değişkeninin değeri 1'den büyükse) recursive adım uygulanacak. READ komutu ile yeni karakteri okuyup, N-1 değeri ile aynı alt programı tekrar çağıracağız. Okunmuş olan karakter ise WRITE komutu işlenemediğinden daha sonra yazılır. Şimdi bilgisayarın N-3 değeri ile bu alt programı çalıştırmaya başladığında nasıl bir yol izlediğini görelim:
N-3 değeri ile TERS alt programı çağır. VERİ değişkenine ilk karakteri oku. N-2 değeri ile TERS alt programını çağır. İkinci karakteri VERİ değişkenine oku,
N-1 değeri ile TERS alt programını çağır. Üçüncü karakteri VERİ değişkenine oku. Üçüncü karakteri ekrana yaz. Üçüncü çağırıştan geri dön. İkinci karakteri ekrana yaz. İkinci çağırıştan geri dön. İlk karakteri ekrana yaz. İlk çağırıştan geri dön.
Yukarıda gördüğümüz gibi,
TERS(3)
verdiğimizde TERS alt programı her seferinde değişik değerlerle olmak üzere üç kere çağırılıyor.
Kalıcı olmasını istediğimiz bir değer varsa GENEL değişken kullanmamız gerekir.
Alt programdan dönüş alt programın çağırılma sırasının tersi yönde gerçekleşir, yani son çağırıştan ilk olarak döneriz.
BASİT VERİ TİPLERİ
Bilgisayar programlamasını iki başlık altında toplayabiliriz: (1) İşlenecek verilerin düzenlenmesi (2) İşlemlerin gerçekleştirilmesi Şimdiye kadar işlemlerin gerçekleştirilmesini sağlayacak komutlar üzerinde durduk. Yazımızın bu bölümünde ise işlenecek verilerin düzenlenmesi üzerinde duracağız. Pascal'da veriler, veri tipleri sayesinde düzenlenir. Şimdiye kadar programlarımızda veri tipi olarak REAL, CHAR ve BOOLEAN veri tiplerini kullandık. Veri tiplerini, BASİT, YAPISAL ve BELİRTEÇ tipler şeklinde üç sınıfa ayırabiliriz. BASİT veri tipindeki bir değişkene sadece bir tek değer verilebilir. YAPISAL veri tipindeki değişkenin taşıdığı değer daha ufak parçalara ayrılabilir. BELİRTEÇ veri tipini bilgisayarın hafızasında yeralan verilerin yerinin belirtilmesinde kullanırız. Yazımızın bu kısmında sadece BASİT veri tipine değineceğiz.
ORDİNAL VERİ TİPLERİ
İlk olarak ordinal kelimesinin ne ifade ettiğini açıklamaya çalışalım. Kelimemiz, arkasından gelen, birbirini izleyen anlamına geliyor. Buna bir örnek verelim:
1234... A BC-D TRUE FALSE
BASİT veri tipi ordinal veri tipi ile REAL veri tipi olmak üzere ikiye ayrılıyor. CHAR ve BOOLEAN ordinal veri tipine giriyor.
Veri Tipi Tanımlanması
PASCAL, programcılara kendi bünyesinde bulunan veri tiplerinin dışında veri tipleri tanımlanmasına izin verir. Buna örnek vermek için ilk olarak bildiğimiz veri tiplerine farklı isimler verelim. Daha sonraki PASCAL'da bulunan veri tiplerinden başka veri tipi tanımlamayı göreceğiz.
TYPE TAMSAYI - İNTEGER; ONDALIK - REAL; KARAR BOOLEAN; HARF - CHAR;
Artık kendi veri tiplerimize sahip olduğumuza göre bunları kullanarak değişkenler tanımlayalım:
VAR TAMSAYI; X,Y,Z : KARAR; A : HARF;
Bilgisayar bu tanımlamaları işlediğinde I,J,K değişkenleri INTEGER veri tipindeki değerlere, X,Y,Z değişkenleri REAL veri tipindeki değerlere, P,Q,R değişkenleri BOOLEAN veri tipindeki değerlere, A değişkeni CHAR veri tipindeki değere sahip olacaklar. Yeni bir veri tipi tanımlamak için TYPE komutundan sonra yeni veri tipinin ismini yazıyor araya eşit koyup, yeni veri tipini tanımlıyoruz.