Commodore sayı 15, sayfa 40

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 40

67 kablonun yaratacağı sorunları siz düşünün. Öyle bir sorunun farkına varan bilgisayar tasarımcıları matris bağlantısı adında bir yöntem önermişler. RESTORE tuşu dışında kalan tuşları 64 tuş olarak görebiliriz, çünkü SHIFT LOCK tuşu soldaki SHIFT tuşu ile paralel bağlıdır. Böylece bu 64 tuşu 8 x 8'lik bir matrise bölebiliriz. RESTORE tuşu oldukça özel bir tuş olduğundan yalnızca kendine özel iki hatta sahiptir. Böylece tuş takımından bilgisayar plaketine yalnızca 18 hat taşıyarak bütün tuş takımının bilgisayar tarafından algılanmasını sağlayabiliriz. Bundan başka kullanılması gereken arabirim ünitesi kanal sayısı ise 64'ten 16'ya inmektedir. Tuş takımından gelen sinyaller CIA'lere girer. İşletim sisteminde matris tipine uygun bir alt program, hangi tuşun basıldığını belirler. Bu programın dikkat etmesi gereken başka bir husus da tuşların tek mi, SHIFT ile birlikte mi, Commodore ile birlikte mi, yoksa CTRL tuşu ile mi basıldığıdır. Çözüm şöyle bulunmuştur: Her tuşun belli bir numarası vardır. Fakat bu numara kendi başına hiçbir işe yaramaz; bu rakamın basılan tuş kombinasyonuna göre belli bir ASCII koduna çevrilmesi gerekmektedir. Bu çevirme işlemleri için işletim sistemi ROM'unda dört tane (her kombinasyon için bir tane) deşifre tabloları bulunmaktadır. Böylece basılan tuş kombinasyonuna göre hangi ASCII karakteri gerekiyorsa elde edilir. Buraya kadar işletim sistemi hangi tuşa bastığımızı algıladı ve istediğimiz karakteri ekrana basması gerekiyor. Önce bu ASCII kodunu ekran koduna çevirir ve 1024'ten 2023'e kadar adresler arasında uzanan ekran hafızasının belli bir yerine yazar. VIC çipi ise ekran hafızasından bu kodu alır ve KARAKTER SETİ ROM'undan (6) bu karakterin şekil olarak tanımını alır ve elektron tabancasını kontrol ederek bu karakterin görünür olmasını sağlar. Gayet düzenli ve birçok işin yapılması gerekiyor; yalnızca tek karakterin görünür hale gelmesi için. İlgi çekebilecek başka bir işlem de bilgisayarın disketten bir dosyayı okumasıdır. Görülüyor ki işletim sistemine burada da birçok iş düşmekte. Diyelim emri verdiniz. Bu emrin doğruluğu kontrol edildi, analizi yapıldı ve artık bilgisayar tam olarak ne istediğinizi biliyor. Artık sıra bilgisayarın kolları sıvayıp işe gelmiştir. Ana işlem ünitesi, işletim sistemindeki bu işle ilgili bir alt programa gider. Bu alt programda yapılan işlem arabirim ünitelerini aracı olarak kullanmak suretiyle disk sürücüsüne bir emir kanalı açar ve istenilen tipte ve addaki dosyayı hazır etmesini emreder. Bu arada emre gelen cevabı değerlendirerek dosyanın başarılı bir biçimde açılıp açılmadığını kontrol eder. Dosya başarılı olarak açılmışsa göstergeçleri kullanarak dosyayı hafızaya okur. Bunu şöyle gerçekleştirir: Arabirim üniteleri vasıtasıyla tek bir Byte'ı alır. Şimdi bu Byte'ı bir göstergecin gösterdiği adrese yazmak gereklidir. Adres bus'ına bu adres'i, data bus'una aldığı Byte'ı gönderir; bu arada R/W sinyalini yazma durumuna geçirir. Böylece dosya Byte Byte okunup hafızaya alınır. Dosyanın sonuna gelindiğinde ise disk sürücüsüne dosyayı kapatması için emir gönderir. Böylece dosyayı okuma işlemi biter ve ana işlem ünitesi diğer emirleri yürütmek için yorumlayıcıya geri döner. Sonuç olarak görüyoruz ki işletim sistemi bizim için çok sıkıcı ve hassas işleri üstleniyor. Genelde işletim sistemlerinin yapıları da budur. O bilgisayarın standart ve en gerekli, en çok kullanılan işlemlerini üstlenirler. Bu işlemler genelde o bilgisayarın genel özelliklerini belirler.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.